İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, bir insanın başına dert, sıkıntı, hastalık isabet ettiği zaman, onlardan kurtulmak için ısrarla dua etmesinden Allah'ın kaderine razı gelmemek sonucu çıkar mı? Yıllarca rahat içinde yaşadıktan sonra, Allah hastalık gönderince “Ya Rab, bunu benden al!” demek isyan olur mu?

Cevap

Allah bizim Rabbimizdir. Biz ondan geldik ona gideceğiz. Her şeyimiz onundur. Her şey onunladır onun içindir. Dara düştüğümüzde veya hastalandığımızda ona sığınırız, ondan başka gerçek bir çaremizin olmayacağını biliriz. Buna iman ederiz. Kul Allah’tan istedikçe doğruyu yapar. İstemekten uzak durdukça yanlış yapar. İşin aslı budur. Gerisi felsefedir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu dünya hayatının belli kuralları vardır. Bunlara tabiat kuralları veya başka bir isim verilmesi sonucu değiştirmez; bu kurallar üzerinden biz ve diğer canlılar yaşıyoruz. İnsanların hataları ve isyanlarının yaşadığımız dünyaya ve buna bağlı olarak da hayatımıza olumsuz etki bıraktığını gözlerimizle de izleyebiliriz. İnsanların iyi olmasının hayatımızı etkileyen olumsuzlukları da iyileştirmeye katkı vereceği kesindir. Ne var ki bu iyi olma durumu bir iki kişinin namaz kılması ile sınırlı tutulabilecek kadar basit zannedilmemelidir. İnsanlık iyileşmeye doğru yön çevirmelidir ki toplu bir bereket ve iyileşme görülsün. Öyle veya böyle biz üzerimize düşeni yapar ve iyi olmaya gayret edersek en azından Allah katındaki sorumluluğumuz ve taşıdığımız vicdanımız için gerekeni yapmış oluruz. Bu da yarın ahirette azap çekmememizi sağlar biiznillah.

Hocam hataların ve günahların çokluğu arttıkça başımıza gelen bela ve dertler de
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Yarını bilemeyiz. Bizim iyi zannettiğimiz pek çok şey ters olabilir. Biz kadere teslim oluruz ve rahat ederiz. Üzerimize düşeni yaptıktan sonra endişe etmeyiz.

Selamünaleyküm hocam. Bir dersinizde "Evlilik kesinlikle kaderin sonucudur. Alla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu fani alemde söylenebilecek en gerçek söz şu sözdür: İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn / Biz Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Bu kadar. Şu anda insanlık olarak, istilası altında olduğumuz bela herkesi sarsmıştır. Kendisi gittikten sonra da izi senelerce sürecek gibi durmaktadır. Allah Teâlâ rahmeti ile hepimizi muhafaza buyursun. Belki şu anda zamanı değil ama bütün insanlık ve bütün mü'minler neden geldi, nasıl geldi sorusunu maddi ve manevi her iki yönden incelemelidirler. İnşaallah hepimiz için de büyük bir ders olur. Bu olay gösterdi ki insan, öyle sanıldığı kadar da abartılı bir gücün sahibi değildir. Hastalıktan önce hastalık korkusunun erittiği bir insan nasıl kendisini ‘Allah’ın kulu’ olmanın ötesinde bir yerde görebilir? İnsan zayıf yaratılmıştır. Herkes Allah’a muhtaçtır. Beşer olarak becerebildiğimiz kadar tedbirler alıp Allah’ın kapısında yalvarır olacağız, kurtuluş buradadır. Öldürme oranı yüzde üçü bulmayan bir hastalıktan korku her şeyi alt üst etti. Hâlbuki ölümün öldürme oranı yüzde yüzdür, ölümden korkup tedbirler almamız gerekirdi. Hastalık bulaşan kardeşimizle alakalı olarak neler yapabilirize gelince: Zaten tıbbın kontrolü altına alındığını söylüyorsunuz. Yapabileceğimiz yapılmıştır. Doktorların tavsiyesine de kulak verelim. Onunla alakalı ve çevresi ile alakalı neler tavsiye ediliyorsa o yapılsın ve asla ihmal edilmesin. O ve hepimiz, sabrederek bu sıkıntıyı sevaba dönüştürmeliyiz. Çok dua edelim. Genel dualar yapalım, kardeşimizin ismi ile de dua edelim. Biiznillah kardeşimiz iyileştiğinde günahlarından temizlenmiş olarak iyileşecektir. Bu da onun için kazanç olacaktır. Eğer kaderinde aramıza dönmek yoksa bu da onun için bir şehitlik mertebisidir ki, ne mutlu ona deriz o zaman. Bu süreçte kasıtlı veya kasıtsız ama ihmalle bir insana hastalık bulaştırmanın büyük bir vebal olacağını hiçbirimiz unutmayalım. Allah’tan umudumuzu eksiltemeyiz. Son nefesimizde bile biz onun rahmetini umarak bitiririz nefeslerimizi. Allah yardımcımız olsun.

Hocam, çok değer verdiğimiz bir yakınımız bu veba hastalığına yakalandı. Zamanın
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dert paylaşmak başka şey, Allah'ı kullarına şikâyet eder gibi konuşmak başka şeydir. Gıybet etmedikçe, yalan ilave etmedikçe, kadere asi olmadıkça dertleşmek helaldir.

Her an bir imtihanın içindeyiz, kimi zaman zor kimi zaman kolay. Bazen sıkıntıla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hepimiz dinimizi dert edinmeliyiz. Eksik kalan o eksikliği gidermek için gayret etmelidir. Bu gayret ana hatları ile şöyle olacak: İmanımızı tehlikeye düşürecek ortamlardan uzak kalacağız. Haramlardan ve haramlara iten sebeplerden uzak kalacağız. İbadetlerimizi ihmal etmeyeceğiz. Farz ibadetlere ilave olarak Kur'an okumamız yoğun olacak. Helal rızık yemek için mücadele edeceğiz. İnsanlarla sorunsuz bir hayat yaşayacağız. Anne babalarımızın dualarını almayı ihmal etmeyeceğiz. Aile hayatımızı çok önemli ve öncelikli tutacağız. Ayağımızın kaymaması için çok dua edeceğiz. Allah'a güvenecek ve ona dayanacağız.

Hocam, ben İslam davasına katkı sağlayamıyorum yani harekete geçemiyorum. Hakiki
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zihninizi kontrol sorunu yaşıyorsunuz. Acilen doktora gidin. Aksi takdirde bu sorununuz daha da ilerler. Allah şifalar versin.

Hocam içimden bir ses Allah’ın insan kılığına girdiğini söylüyor. Mesela insanla

dert konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her ikisi için de “öyledir” denemez. Sıkıntı çekmek veya çekmemek bir karine yani işaret olabilir ama belge olamaz. Ayrıca kimin ne çektiğini neyi de çekmediğini dahi bilme imkânımız tam olarak yoktur. Bu tür yan bilgileri bir işaret olarak görüp ileri taşımamak en doğrusudur.

Hocam bir insan hayatı boyunca hiçbir sıkıntıya uğramamış olsa ve işleri hep ras
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman imanından ve akıbetinin hayır olmamasından her zaman korkar/korkmalıdır. Gidişatının nereye olduğunu önemsemeyen tehlikeli bir sona varabilir. Bu da sürekli bir mücahede halinde olmak demektir. İmanımızın korunması, ibadetlerin aktif tutulması, kalp rahatsızlıklarına karşı uyanık bulunulması herkes için bir görevdir/gerekliliktir. Dua ve yalvarış mü'min biri için ibadettir. Her durumda bu ibadeti yapmalıdır. Rahat zamanlarında yapmıyor da zor zamanlarında yapıyorsa bu tamını değil birazını yapıyor demektir. Buna eksik bırakmak deriz. İbadetteki eksiklik farz olan düzeyin altına düşecek şekilde ise o tehlikelidir. Nafile olan ya da fazilet olan düzeyin altına düşmesi ise bir kayıp olmakla beraber iman zayıflığı ile adlandırılacak bir eksiklik de değildir. Eksiği gidermek, daha iyisine muvaffak olmak zaten bir gayedir. O gayeye doğru yürümelidir mü'min.

Başım sıkışınca hemen dua ediyorum. Rahatlayınca duadan neredeyse uzak kalıyorum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dert bir sınav ve derece nedenine dayanır. Dert vermediği kulunu da başka bir sebeple sınamış olabilir Allah. Böyle gaybi konularda zan yürütmek mümkün değildir.

Allah sevdiği kuluna dert verir diyoruz. Peki hocam, başına hiçbir musibet, bela
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kulun başına gelen olumsuzlukları değerlendirirken “her olumsuzluk” diye sınırlandırılmış bir ifade yanlıştır. Evet, elimizin/dilimizin/gözümüzün yaptıkları, kalbimizin kaypaklıkları netice olarak Allah’tan musibet gelme nedeni olabilir. Bunu gösteren, işaret eden ayet ve hadis de vardır. Ama buna dayanarak her musibetin bir hata üzerine ceza olarak indiği söylenemez. Ve başa gelen musibetler sanki gerekli cezası da gelmiş ve iş bitmiş gibi bir anlayışa da sebep olamaz. Peygamberler başta olmak üzere küçük bebekler ve salih insan olarak bildiklerimizden büyük musibetler yaşayanlar vardır. Onları nereye koyacağız? Bu tür meselelerde tek bir seçenek üzerinde düşünmek gayba ait bilgileri zorlamak olabilir. “Biz hata etmiş ve sebep olmuş olmayalım da…” şeklinde özetlenebilecek bir idrakle bakılmalıdır meseleye. Rabbim musibetlerden muhafaza buyursun. Gaflette olmaktan da bizleri korusun. Âmîn.

Hocam ben ibadetlerimi yapıyorum ve elimden geldiğince haramlardan sakınmaya çal
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Konuşana bir katkı sağlamak için ise dinlenebilir. Sadece laf yuvarlamalarından ibaret ise veya o dinleyenin bir şey yapması mümkün değil ise gıybete kiralanmış bir kulak sahibi olmak olur bu.

Hocam, birinin derdini dinlemek (mesela kayınvalidesi hakkında) gıybet olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımız çok açık bir uyarıda bulunmaktadır: ‘Kalpler ancak Allah’ı zikirle huzur bulur.’ Sorunuzun cevabı budur. Allah’ı zikir huzurdur hatta hayatın ta kendisidir. Peki Allah’ı zikir ne demektir? Allah’ı zikir elde tesbih ‘Sübhanalllah’ demektir dersek yanlış olur. O tesbih ile yapılan zikrin bir çeşididir. Öz olarak Allah’ı zikir, Allah’ı hatırlıyor olmaktır. Allah’ı hatırlıyor olmak/zikir ehli olmak ise hayatı İslam ile yaşama mücadelesi yapmaktır. Bunu şöyle özetleyebiliriz: - Pratik bir iman, o imanı şeytanın ve kâfirlerin saldırılarından korumak. - Haramlardan korunmuş yaşamak. - Farzlardan eksik bırakmamak. - İnsani görevlerde eksiksiz olmak. Eş olanın eşliğini, evlat olanın evlatlığını hakkıyla yerine getirmesi. - Ahlak sorunu yaşamamak. - Nafile ibadetlerden becerebildiğini yapmak. - Sosyal kimlik sahibi olmak. - Mubahlarda aşırıya kaçmamak yani nefse esir olmamak. - Çok dua ediyor olmak. - Ahireti öteler ötesi bir yer olarak değil yarından bile erken gibi görmek. - Mü’min kardeşlerle kardeşlik ahengi içinde yaşamak… Bunlar Allah’ı zikir üzere bulunmanın işaretleridir. Böylece bu işaretlerle başlangıç ve yürüyüş noktası da tespit edilmiş olur.

Hocam, bir insan nereden başlamalı? Huzuru niye hissetmez insan?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.