İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Bir insan ölüm meleğini gördüğünü ve kendisine ölüm zamanını haber verdiğini söylese ona inanmak gerekir mi? O kişi büyük bir şeyh olsa bunu bilebilir mi? Müslüman’ın melekleri uykuda veya uyanıkken görmesi için mümkündür diyebiliriz. Meleğin ölüm vaktini bildirmesi meselesi ise imkânsızdır. Zira kıyamet vakti gibi ölüm vakti de Allah’ın kendisinde sakladığı bilgilerdendir. Ölüm meleği bile kimin ne zaman öleceğini bilmez, nerede kaldı ki insana bunu bildirsin. Bu tür bilgilerle meşgul olmak vakit israfı ve enerji kaybıdır.

Cevap

Müslüman’ın melekleri uykuda veya uyanıkken görmesi için mümkündür diyebiliriz. Meleğin ölüm vaktini bildirmesi meselesi ise imkânsızdır. Zira kıyamet vakti gibi ölüm vakti de Allah’ın kendisinde sakladığı bilgilerdendir. Ölüm meleği bile kimin ne zaman öleceğini bilmez, nerede kaldı ki insana bunu bildirsin. Bu tür bilgilerle meşgul olmak vakit israfı ve enerji kaybıdır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsanın bir bedeni bir de ruhu vardır. Ölümle beraber bedende değişiklik olur ama ruh kalır. Ölümle değişen sadece bedendir. Ruh ebedi kalmaktadır. Bu yüzden bir mezardaki ölüye selam verildiğinde selamı aldığı kabul edilmektedir. Ölümün bizim için beden olarak en ağır yarası sekarat hâlidir. Ancak tadanın bilebileceği ve onun da kimseye çektiğini anlayamayacağı yaklaşık olarak bir on dakikalık zaman dilimi, insanın hayattaki o son on dakikası ölümün en ağır yönüdür. Öldükten sonrası ise ruhun yaşadığı acılar veya nimetlerle doludur. Sekarat hâlinin en zor bölümü, İblis’in o anda iman çalmak için gelmesi durumudur. Bu sebeple akıllı bir mü'min “son nefes endişesini” asla kaybetmez. Onun için gayret eder, dua eder. O anda meleklerin görüldüğü Kur'an ile sabittir. Bu an, insanın tıbben yüzde yüz ölmüş olduğu andır. Hayat devam ediyor kabul edilebilecek bir durum için ölüm denemez. Bitkisel hayat dense de ona biz yine hayatta deriz. Tıbbın bu konudaki kararlarını fıkıh ilmi de benimser. Yani önce kalp mi ölür, beyin mi ölür; bu önemli değildir. Kişinin hayatı bitti ise veya dini ifade ile ruhu çıktı ise öldü kabul ederiz. Müslüman, ölümün felsefesi ile değil ondan sonrası ile ilgilenmelidir. Ölüm sonrasındaki berzah âlemi (kıyamete kadarki kabirde geçecek olan zaman) her müminin derdi ve gayret konusu olmalıdır. Allah Teâlâ’dan bize o günümüzde rahmet etmesini dileriz.

Hocam, ölüm hakkında bilgi sahibi olmak istiyorum. Özet olarak bana nedir bu ölü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. - Bu hususta elimizde kati bilgiler yoktur. - Öyle veya başka türlü olması bizim için sonucu değiştirmiyor. - Ölüm için hazırlık yapmak asıl görevimizdir, akıllılıktır.

Selamünaleyküm. Ölüm melegi kaç tanedir? Eğer bir tanedirse aynı zamanda kac kiş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kıymetli kardeşim bu tür korkular ve kaygılar, insanın sevdiğine olan bağlılığından ve onu kaybetme endişesinden kaynaklanabilir. Ve kuvvetle ihtimal bahsettiğin şeyler vesveseden ibaret. Öncelikle şunu bilmelisin ki, ölümün ne zaman geleceğini yalnızca Allah bilir. İnsanlar bazen kötü bir hisse kapılabilirler ancak bu, mutlaka bir şeyin habercisi değildir. Eşinin de benzer duygular yaşaması, ikinizin de bu dönemde duygusal olarak daha hassas olduğunuzu gösterebilir. Bu tür düşünceleri beslemek yerine, dua etmek, tevekkül etmek ve anın kıymetini bilmek daha faydalı olacaktır. Ömür, dua ve sadaka ile bereketlenir. Peygamberimiz aleyhisselam, sadakanın belaları def ettiğini ve ömrü uzattığını bildirmiştir. O yüzden, bol bol dua etmeye, hayır yapmaya ve Allah’a sığınmaya devam et. Unutma ki kaygılarla vakit geçirmek yerine, sevdiklerinle güzel anılar biriktirmek daha değerlidir. Allah eşine ve sana sağlıklı, huzurlu, hayırlı uzun ömürler nasip etsin. Allah'a emanet olun.

Hocam ben normalde çok vesveseli biri değilim ama bir süredir eşimi kaybetmekten
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Herhangi bir şart ve zamana bağlanmayan (mutlak) adaklar, adama anından itibaren gerekli hâle gelir ve ilk fırsatta yerine getirilmesi uygun olur. Bir şarta bağlanan adakların da o şartın gerçekleşmesi hâlinde yerine getirilmesi gerekir. “Şu işim olursa üç gün oruç tutacağım.” gibi bir şarta bağlanan adak, şart gerçekleşmeden yerine getirilirse geçersizdir; yapılan ibadet nâfile sayılır. Şart gerçekleştikten sonra yeniden eda edilmelidir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/741) Yerine getirilmesi şarta değil de gelecek bir zamana bağlanan adaklar zaman kaydına itibar edilmeksizin önceden de yerine getirilebilir. Zira vakti gelmese de adak zimmette vâcip olarak sabit olduğu için önceden yapılması, vakti gelince yapılması yerine geçer. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/93) İmam Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre; sadaka gibi mâlî ibadetlerde bu hüküm doğru olmakla birlikte, namaz, oruç gibi bedenî ibadetler konusunda zaman şartına bağlanmış olan adak, vakti gelmeden yerine getirilmekle zimmetten düşmez. Çünkü bu tür ibadetlerin belli bir vakte tahsisi mümkündür. Dolayısıyla vakit kaydı bağlayıcı olur. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/479) Vakit belirlenmeyen adaklarda ise kişi bu adağını dilediği zaman yerine getirebilir; yerine getirmeden ölürse sorumlu olur. Kişi ne zaman öleceğini bilmediğinden bu adağını ilk fırsatta gerçekleştirmelidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/94) Adak bir tür ibadet olduğundan ve ibadetlerde de ihtiyat esas olduğundan, vakte bağlı adaklarda, vakte riâyet edilmesi daha uygun olur. Adaklarda mekân şartı bağlayıcı değildir. Bir yerle kayıtlanarak yapılan adak başka bir yerde de yerine getirilebilir. Zira adaktan maksat Allah’a yaklaşma isteğidir. Mekânın ise herhangi bir işin ibadet olup olmamasında bir etkisi yoktur. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/93) Bazı İslâm âlimleri ise ibadetlerin çeşitlerine göre farklı görüşler ortaya koymuşlardır. Bu konudaki görüşler değerlendirildiğinde, sadakalarda mekânla ilgili belirlemelere, namazda ise sadece Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ’nın belirlenmesine riâyet edilmesi daha ihtiyatlı olur. Bunun dışındaki yer belirlemeleri ise bağlayıcı değildir. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/467-468; Buhûtî, Keşşâf, 6/283-284) Adanan şey kendi cinsi ile yerine getirilmelidir. Mesela şu kadar nâfile namaz kılayım diye adakta bulunan bir kimse bunun yerine o sayıda oruç tutsa adağını yerine getirmiş olmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/92) Ancak adadığı bir ibadetin halefi (onun yerine geçecek başka bir ibadet) bulunur da kişi o ibadeti yapmaktan âciz olursa, o ibadetin halefini yerine getirir. Mesela oruç tutmayı adayan yaşlı biri, bunu yapamazsa fidye öder. Sadaka vermeyi adayan kimse ise adadığı şeyin kıymetini ödese adak yerine gelmiş olur. Mesela elbise yahut bir hayvanı tasadduk etmeyi adayan kimse bunların kendisini ya da kıymetini verebilir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 8/504) Sadaka türünden adaklarda sadakanın ciheti/verileceği kimse ile verilecek paranın tayin edilmiş olması bağlayıcı değildir. “Elimdeki şu parayı şu kimseye vereceğim.” diye adakta bulunan kimse, aynı miktardaki başka parayı başka bir fakire verse, adak yerine gelmiş olur. (el-Fetâvaî-Hindiyye, 2/65-66; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/740-741)

Zaman veya mekân belirleyerek yapılan adaklarda, bu belirleme bağlayıcı mıdır? B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel kardeşim, Bir insanın hayatı için hangi dakika “ölüm için uygun dakika” değildir? Buna ne cevap vereceğiz? Mecburen diyeceğiz ki her dakika ölüm dakikasıdır. Hayat bunun aksini söylememize izin vermiyor. Peki, ölmeden geçirdiğimiz dakikalara ne isim verelim? Kelepir dakikalar mı desek? Hayır, doğru olmaz bu cevap. Doğrusu nedir peki? Her dakikayı ölüm dakikası bileceğiz ama hayatı helal sınırları içinde yaşamayı sürdüreceğiz. Hayat budur. Ölümle düğün aynı binada gerçekleşir. Toprağı ölülerle diriler paylaşır; biri altta diğeri üstte durur. Vakti kullanırken, ibadet ederken, insanlarla ilişkileri sürdürürken mantığınız bu olsun. İmanınızı sağlam tutun. Haramlardan uzak durun. Farzları kısmayın. İnsanlıktan geri kalmayın. Serbestsiniz. Yaşayın. Allah yardımcınız olsun.

Hocam vaktin önemini araştırırken sizin videonuzu gördüm ve çok önemli bir konu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Peygamberler dışında hiçbir insan melekleri aslî şekilleri ile göremez. İnsan veya başka bir şekilde görebilir. O durumda da ‘bu gördüğüm melekti’ diye kesin bir iddiası olması mümkün değildir. Biz, melekleri görmeye değil onların dualarına talip olmalıyız.

Melekleri görebilir miyiz? Melek gördüğünü söyleyen doğru söylemiş olabilir mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.