Fetva Meclisi
Soru
Hukuk fakültesi son sınıf öğrencisiyim. “Hukuk, ormanda kurtlar ve çakallarla boğuşma ortamının adıdır” sözünüzde ne kadar da haklısınız. Fakat iş hukuku gibi işçiyi işverenin haksız fesihlerinden koruma gayeli ya da tüketici hukuku gibi zayıfı koruma amacıyla ihdas edilmiş alanlarda da avukatlık mesleğini icra etmek sıkıntılı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Avukatlık sadece faizli işlem üzerine yürütülen bir meslek değildir. Ama faiz kadar ağır olan bazı günahlar açısından kaygan bir zeminde icra edilebilen bir meslektir. Bu nedenle avukatlık için tanım yapıp 'icra edilemez' şeklinde bir kural koymayalım da, 'riskli alanlarda dikkat edilmesi gereken bir meslektir.' diyelim; daha adil davranmış oluruz. Çünkü faiz kadar yalan da ağır bir günahtır ve avukatlık açısından her adımda Müslüman'ı riske sokan bir tehlikedir. Ama sırf tehlike açısından bir karşılaştırma yapılacaksa imamlık bile sorunsuz bir meslek değildir bu düzen içinde. Kaçarak halledebileceğimiz bir iş yoktur aslı zatında. İmanımızı ve kişiliğimizi muhafaza ederek yangının ortasına dalmamız gerekebileceğini unutmayalım. Allah yardımcımız olsun.
Aleykümselam. Mü'min olarak nerede dik durabilecekseniz, para ve makamın önünde eğilmeyecekseniz onu yapın. Hiçbir meslek sıfır sorunlu değildir. Her mesleğin sorunu kadar külfeti, külfetinin ağırlığı kadar da sorunu olabilir. Siz, mesleğe değil iradenizi ne kadar kullanabileceğinize bakın. Dininizi her an yanınızda bulundurabilecekseniz en yüksek puanlı olana girin. Yoksa hiçbir işe girmeyin, tarlada çalışın.
Selamünaleyküm. Hukuk diploması ile yapılabilecek işlerin hemen hemen tamamı aynıdır. İki şeye dikkat edin: Yapacağınız iş dininize hizmet olsun. Ve harama direk gireceğiniz hiçbir iş yapmayın.
Selamünaleyküm. Mesele avukatlık veya başka bir meslek meselesi değildir. Bir meslek sahibi mesela cami imamı bile olsa imanı açısından riskli durumda olabilir. Meseleyi imanına sahip olmak, Allah’tan korkan biri olmak şeklinde bakarak karar verin.
İş yeri idarecinizin izin vermesi veya vermemesine göre değerlendirin bunu.
Selamünaleyküm. Bu, kişiden kişiye, imandan imana değişir. Para önünde eriyen imanla, ateşlere atılınca bile yanmayan iman aynı mıdır? Kim neyi neden öğrendiğini kendi bilir. Hukuk da böyledir...
avukatlık konusundaki diğer fetvalar
Önce şunu söylemeliyim size: Sıkıntısız bir meslek olmaz. İmanını yanında bulundurabilen de biiznillah her yerde güvende olur. Netice olarak da akademisyenlik sizin mesleğinizde en uygun olanıdır. Tavsiyemizi onun üzerinden alabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Danışmanlık ücreti açısından avukatlığın sıkıntısı yoktur. Sıkıntı faiz gibi harama alet olmak, zulme destek olmak, yalan ve hileye bulaşmak gibi durumlardan olur. Bir de küfür kurallarını benimseme açısından avukatlık ağır bir risk taşır.
Aleykümselam. Geciken borca fazlalık talebi faizdir, caiz değildir. Bunu talep eden, o işlemi yapan, kararlaştıran herkes faiz haramına bulaşmış olur. Tabii olarak avukat da vebale girer. Sadece avukatlık ve dava masrafları gibi harcamalar ana paraya ek olarak istenebilir. Sizin de o kalemden aldığınız işinizin karşılığı olan para helal olur.
İslam ile idare edilmeyen yerlerdeki meri hukuk ilminin öğrenilmesi ve ardından da elde edilen diplomanın verdiği hâkimlik ve benzeri mesleklerin icra edilmesi meselesini bu asırdaki ilim adamlarımızın ihtilaf ettiği konular arasında görüyoruz. Tamamen reddedenlerin yanında, değerlendirilebilir bulanlar da vardır. Erkek veya kadın ayrımı yapmadan önce bu yönünü ele almamızda yarar vardır. Şahsi kanaatimiz; itikat açısından kabul etmiyor olmamıza rağmen, şerden emin olmak açısından bu bölümlerin, dinine vâkıf gençlerimiz tarafından tahsil edilmesi ve diplomasının da kullanılması yönündedir. Evet, ortada bir risk vardır ama bu risk belki de camideki imam efendi için de vardır. Hiçbir meslek, İslam’ı merkeze almayan böyle düzenlerde el kol sallanarak icra edilebilir nitelikte değildir. Kadınların hukuk tahsilini ve tahsilin neticesi olarak hâkimlik ve savcılık gibi meslekleri icra etmelerini ise risk içinde risk taşıyan bir alan olarak görüyoruz. Çok özel yetiştirilmiş, koruma altında tutulmuş, mü'min çevresinden hiç koparılmamış ve orada bulunma maksadını imanı ile alakalı gören bir kadın için “ümmet adına kullanılmış bir zaruret” olarak değerlendirebiliriz. Avukatlık ise biraz daha olabilirliği bulunan bir alandır. Dikkat ederseniz ağır bir sorumluluğun ifadesi olan şartlardan söz ediyoruz. Bu da herkesi imanı ile baş başa bırakıp karar vermeye sevk etmektedir. Allah Teâlâ rızasına muvafık amellere hepimizi muvaffak kılsın. Yine Nureddin Hocamızın benzer bir soruya vermiş olduğu cevabı da sizinle paylaşayım; Evet, hukuk alanı “içeriği itibariyle” risklidir. Yaşadığımız ülkedeki durum itibariyle bir kere daha risklidir. Üçüncü bir risk de kadının o dikenlikte çekeceği mesleğe mahsus sıkıntılar olacaktır. Buna rağmen imanını ve Müslümanca duruşunu koruyabilen ve iyi bir çevrede kendini muhafaza edebilen bir hanım için “o işi yapamaz” diyemeyiz ama kim neye güvenerek o riski alabilir onu herkes kendi takdir etmelidir.