Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben eşime sarıldığımda veya yakınlaştığımda (birliktelik harici zamanlarda) gusül abdestimin bozulduğunu düşünüyorum ve eşime çoğu kez çok sarılmamasını söylüyorum, bu durum gusül bozar mı? Ayrıca hayızlı iken haram olan birliktelikten korunarak eşimle yakınlaşma durumunda hayızlı olmama rağmen gusül abdesti alıyorum. Bu yakınlaşmadan dolayı abdest almam gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Tekrar gusül gerekmez. Yalnız bu meni vajinanın dışına çıkarsa abdesti bozar.
Şöyle yapın: İlişkiden sonra tuvalete çıkın yani idrar boşaltın. Ondan sonra gelen akıntı gusletmenizi gerektirmez.
Gusül, cinsel organların teması veya meni gelmesi dışında bir şeyden gerekmez. Eşler arasında bakmak, deri teması yapmak meni gelmedikçe bir şey gerektirmez.
Bayanın rahmindeki cinsel ilişkiden kalan meniyi mümkün olduğu kadar dışarı atmış olması gerekir. Sonra da gusleder. Gusülden sonra gelen meni kalıntısı yeni bir şehvet ve hareketlenme ile oluşmadığı için guslü gerektirmez ama abdesti bozar. Yeniden abdest almak yeterli olur. Gusül için de önce normal abdest alınır. Ardından gusledilir ve tekrar abdeste gerek yoktur.
Gusül sadece tam bir cinsel ilişkiden sonra ya da cinsel organdan meni çıkmasından sonra gerekir. Bunun dışında gusül farzı yoktur. Belirttiğiniz durumda ise kadın için guslü gerektiren bir durum yoktur. Erkek de boşalırsa yani meni çıkarsa gusleder.
Aleykümselam. Gusletmeden ilişki caiz değildir ama hata ile yapılsa aybaşı bitmeden yapılmış gibi haram olmaz. Bunun haramlığı daha düşüktür. İlke olarak gusletmeden uzak durmak gerekir.
adet konusundaki diğer fetvalar
Kadınların kullandığı pedlerin yıkanmadan da olsa uygun bir çöp sistemine atılmasının sakıncası yoktur. Yakılması gerekmez. Yakılsa da bir sakıncası olmaz.
Adet kanamaları dışında gelen ara lekelenme, kanama durumu istihaze/özür adını verdiğimiz durumlardır. İstihaze/özür hali ise namaz kılmaya engel olmadığı gibi oruç tutmaya da mani değildir. Bu sebeple istihaze hali orucu bozmamaktadır.
Hanefi mezhebi fukahası, hamile kadının aybaşı olmayacağını kabul etmişlerdir. Sizden gelen özür kanı hükmündedir. Özürlü gibi davranacaksınız yani her vakit abdest alıp namaz kılacaksınız. Hayatınızın gerisinde de bir değişiklik olmayacak zaten.
Bir bayanın bilmesi gereken en önemli din konularından birisi olarak bunu bilmiyor olması ağır bir hata olmuştur. Bu geçmiş hata için tevbe ve istiğfar etmelidir. Ezanların duyulduğu bir yerde bu kadar önemli bir konuyu bilmemesi, sormaması hatadır. Ne kadar yılda ne kadar oruç bu şekilde kazaya kalmış ise onları O GÜNLERİN SAYISI KADAR kaza edecek. İlave bir oruç gerekmez.
Özel günlerde kullanılan pedi kastediyorsanız zaten o günler namaz kılmanız mümkün değildir. Diğer günlerde ise kan ve necis olan diğer sıvılar bulaşmamış ise namaz onunla namaz kılınmasında sakınca olmaz. Bulaşma oranı ise demir para kadar bir alanı geçmedikçe bulaşmamış demektir.
Kadın hayız hâlinde iken (hayız bittikten sonra tavaf etme imkânı bulunuyorsa) o hâliyle Kâbe’yi tavaf etmesi caiz olmaz, ederse günah işlemiş olur. Fukahanın görüşü bu şekildedir. Kadının başka bir alternatifi yok ve o hâliyle tavaf etmeye mecbur ise Hanefi mezhebi fukahasına göre o şekilde tavafını yapar ve bir kurban keser. Böylece vebale girmemiş ve vazifesini de yapmış olur. Bu durumdaki bir kadının ne kadar zorunluluk içinde olduğu yani temizleninceye kadar beklemesinin ne kadar mümkün olmadığı herkese göre değişik takdir edilebilecek bir durumdur. İnsan bütün imkânlarını kullanmalıdır. Buna rağmen bir çözüm bulamıyorsa fukahanın bu zaruretten ötürü gösterdiği ruhsatı kullanabilir.