Fetva Meclisi
Soru
Bir hanım kardeşimiz yıllardan beri hayız olduğu Ramazan günlerinde tutmadığı oruçlarını kaza etmiyor. Namazları kaza etmediği gibi onları da kaza etmeyeceğini zannediyormuş. Şimdi gerçeği öğrendi ne yapacak?
Cevap
Benzer fetvalar
Oruç ibadeti esnasında cünüp olacak bir iş yapılmamış ise cünüplüğün oruca bir zararı yoktur. Onları kaza etmeniz gerekmez. Namazların ise kaza edilmesi gerekmektedir. Kendisine göre yaptığı bir planla o döneme ait namazları yavaş yavaş kaza edip bitirir. Sadece farzları ve vitri kaza etmesi yeterlidir. Diğer ibadetler için kaza edilecek bir durum yoktur. Böyle bir geçmiş için de tevbe edilmeli, istiğfar edilmeli.
Aleykümselam.Bir kere, şimdi öğrendiği hakikate sarılsın. Her orucunu da böyle tuttu ise bu bilgi hatasından kaynaklandığı için keffaret gerekmemektedir. Normalde kaza etmesi yani o oruçları yeniden tutması tercih edilir. Ara ara tutarak da olsa o oruçları tutmaya çalışsın. İstiğfar da etsin, Allah rahîmdir.
İlk fırsatta kaç gün tutmadı isen o kadar gün ara ara da olsa tut. Böyle bir hata işlediğin için çok samimi bir tevbe yap. Yeni oruçlarına samimi sarıl, aksatma. Bu kadar. Allah kabul buyursun.
Kadınlar âdet ve lohusalık denilen özel hâllerinde namaz kılmazlar, oruç tutmazlar. Daha sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. Oruca niyetlenen bir kadın, gün içerisinde âdet görmeye başlarsa orucunu bozar, temizlenince bugünün orucunu da kaza eder. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/126) İftar vaktine kadar oruçlu gibi davranılması doğru değildir. Ancak Ramazan’ın hassasiyetine riâyet ederek başkalarının yanında yiyip içilmemesi uygun olur.
“Daha sonra tutarım” diye oruç tutmamak ibadeti hafife almak olur. Bunu da bir mü'min yapmamalıdır. Evet, tutmaya niyet etmeyen için altmış gün ceza gerekmiyor. Çünkü onun tavrı altmış gün ceza ile dahi kapanamayacak kadar ağır bir hatadır. İbadetleri imanımızın gereği olarak yerine getirdiğimizi bilmeliyiz ve her ibadetin karşılığı cennettir veya cehennemdir.
Şafi mezhebine göre Ramazan ayında tutulamayan oruçların kazası, gelecek Ramazan'a kadar tutulmalıdır. Bir mazereti olmaksızın kaza oruçlarını öteki Ramazan'a kadar tutamayan kişinin, hem kaza orucunu tutup hem de orucunun fidyesini de ödemesi gerekmektedir.
adet konusundaki diğer fetvalar
Kadın hayız hâlinde iken (hayız bittikten sonra tavaf etme imkânı bulunuyorsa) o hâliyle Kâbe’yi tavaf etmesi caiz olmaz, ederse günah işlemiş olur. Fukahanın görüşü bu şekildedir. Kadının başka bir alternatifi yok ve o hâliyle tavaf etmeye mecbur ise Hanefi mezhebi fukahasına göre o şekilde tavafını yapar ve bir kurban keser. Böylece vebale girmemiş ve vazifesini de yapmış olur. Bu durumdaki bir kadının ne kadar zorunluluk içinde olduğu yani temizleninceye kadar beklemesinin ne kadar mümkün olmadığı herkese göre değişik takdir edilebilecek bir durumdur. İnsan bütün imkânlarını kullanmalıdır. Buna rağmen bir çözüm bulamıyorsa fukahanın bu zaruretten ötürü gösterdiği ruhsatı kullanabilir.
Evet, adetli iken bayan oruç tutmaz ama alenen oruç yendiğini görmek veya göstermek Müslüman'ın kalbini incitir. Daha gizli ve oruca saygının yıpranmayacağı bir şekilde yemelidir.
Değerli kardeşim, sen şunu söylemek istiyorsun: Peygamberimiz ümmi idi yani okuma yazması yoktu. Ben de okuma yazmayı bıraksam, çocuklarımı ümmi yetiştirsem sevap kazanır mıyım? Ben de hasırda yatayım, çömlekte yiyeyim ve sevap kazanayım desem olur mu? Kıyafet olarak uzun gömlek, etek giyeyim ve ridam olsun. Böylece sünnet sevabı kazanayım. Kısaca bu sorularla özetledim sana verilecek cevabın eksenini. Evet, haklısın. Siyer kitaplarında yazan bazı bilgileri ilmihal kitaplarında sünnet olarak okumuyoruz. Peygamber aleyhisselam efendimizin işlerini iki grupta ele almamız gerekiyor: İbadetleri Adetleri (yani hayatın akışı içinde yaptığı işleri) Peygamber aleyhisselamın ibadet olarak yaptığı şeyler bizim de yaptıklarımızdır. İlmihal kitaplarında yazan da onlardır. Sadece bir iki ibadet yalnızca ona emredilmişti ve bize emredilmemişti. Gerisini zaten yapıyoruz. Adetleri olarak belirlediğimiz kısımda ise durum şöyledir: Yaşadığı yerin gerektirdiği şartlar, Peygamber olması için Allah’ın ona has olarak takdir ettiği işler (mesela ümmiliği), kılık kıyafeti, ev tarzı, yeme içme menüsü, kullandığı dili ve lehçesi bizim izini sürmemiz gereken hususlar değildir. Bunlarda ona uyacağız derken risk de alabiliriz. Örnek olarak bir mü'min iyi bir mü'min olmak için ümmi olmayı istese, çocuklarını ümmi yapsa Kur'an’ın ilk emri olan okumaya aykırı davranmış olur. Bunun için de ideal olan, ilmihal kitaplarının “bunlar peygamberimizin bize çizdiği çizgidir” dediği noktada kalmaktır. Daha ilerisi yürünmesi zor bir yoldur. Allah’tan ona hakkıyla ümmet olma azmini bize ihsan etmesini dileriz.
Hâşâ, “Allah yoktur” diyenler de var, ne yapıyorsunuz? Bu ümmetin en başından bu güne kadar “aybaşı durumunda kadın namaz kılmaz” diyen bir anlayışla gelinmiştir. Bugünkü iki aklı kıtın sözünü gündem yapmak bile şeytana alet olmaktır. Lütfen tekrar düşünün ne söylediğinizi.
Bu durum sizin patron dediğiniz kişi ile aranızdaki mesafe ve ciddiyeti azaltıp da nefisleri devreye sokmadıkça sıkıntı yoktur. Öyle bir şey hissederseniz işi bile terk etmeye hazır olun.
Neden böyle bir şey hissediyorsunuz ki? İlan etmenize gerek yok ama bugün ben oruçlu olmayacağım şeklinde hissettir. Allah’ın verdiğinde ayıp olmaz.