İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Katılım bankalarından alınan kar payının dini hükmü nedir?

Cevap

İslam’ın getirmiş olduğu genel finans, iktisat ve ticaret esaslarına aykırı olmamak kaydıyla kâr-zarar ortaklığı adı altında yürütülen kurumsal ya da bireysel ticari işlemlerde ve bu işlemler sonucunda elde edilen kârın katılımcılar arasında paylaşılmasında dinen bir sakınca yoktur. Belirlenen esaslara uygun çalışmaları durumunda katılım bankalarının kâr hesaplarına para yatırmak ve iştirakçilerine vermiş oldukları kâr payını almak caizdir. Kâr payı oranlarının, banka faizlerine yakın veya eşit olması söz konusu işlemi faize dönüştürmez. Ancak İslam’ın genel muamelat esaslarına uymayan faiz gibi işlemler ise hangi ad altında ve kim tarafından yapılırsa yapılsın caiz değildir. Buna göre katılım bankalarının kâr dağıtmak üzere topladıkları paraları fıkhen meşru alanlarda nemalandırmaları gerekir. Misal olarak katılım bankaları ticareti ve ortaklığı esas alan aşağıdaki şu işlemleri yapıyorlarsa bu bankaların dağıttıkları kâr helal olur: 1. Müşareke: Katılım bankaları ile iştirakçilerinin ortaklaşa sermaye koymasını, birlikte iş yapmasını ve meydana gelecek kâr veya zararı paylaşmasını esas alan ortaklık yapmalarıdır. Örneğin tarafların ortak sermaye ile fabrika kurup işletmeleri, inşaat yapmaları gibi. 2. Mudârebe: Katılım bankaları ile sermaye sahiplerinin emek sermaye ortaklığı yapmaları halinde fiilen ortaklığa dayalı ticaret yapmış olurlar. Mudârabe; bir tarafın sermaye vermek, diğer tarafın da bu sermayeyi işletmek ve kârı aralarında anlaştıkları belli bir oranda paylaşmak üzere, zarar ise işletmecinin kasıt, kusur ve sözleşme şartlarına aykırı davranışı yoksa sermayeden karşılanmak üzere kurdukları işletme türüdür. 3. Murabaha: Bir malın maliyetinin müşteriye bildirilmesini takiben maliyetin üzerine kâr eklenerek satılmasıdır. Buna göre bir malı peşin olarak satın alma imkânı bulamayan bir kimsenin, herhangi bir katılım bankasına giderek, söz konusu malı satın alıp kendisine taksitle satmasını talep etmesinde; katılım bankasının da müşterinin istediği malı peşin satın alarak üzerine kâr payı da ekleyip vadeli olarak müşteriye satmasında dinen bir sakınca yoktur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; malın satışının ilk önce katılım bankasına gerçekleştirilmesi, sonra da katılım bankasının bu malı müşteriye satmasıdır. Bu alışverişte bahse konu malı satan firmanın muhatabı katılım bankası, katılım bankasının muhatabı da müşteri olmalıdır. Yani alınan malın faturası katılım bankasına kesilmeli, daha sonra yapılacak bir akitle de müşteriye satılmalıdır. Bunun mümkün olmaması halinde en azından; malı ilk önce katılım bankası adına satın alması için “katılım bankasının müşteriye yazılı bir vekâletname vermesi” ve katılım bankası ile müşteri arasında bundan sonra yapılacak sözleşmeye, “söz konusu malın, katılım bankası tarafından müşteriye satıldığına dair” bir cümle eklenmesi gerekir. 4. Leasing: Makine, teçhizat, taşıt aracı ve benzeri malların, bu mallara ihtiyaç duyan müteşebbislere bir kira sözleşmesi çerçevesinde kiralanmasını, kira süresi bitiminde de önceden belirlenen fiyat karşılığında kiralayana satışını esas alan orta vadeli bir finansman olup fıkhen meşru kabul edilmiştir. Sonuç olarak, katılım bankaları kâr-zarar ortaklığı hesaplarında topladıkları paraları yukarıda maddeler halinde yer verilen işlemler ve benzeri yöntemlerle işletiyorlarsa, o takdirde onların dağıttıkları kârları almak caizdir. Aksi takdirde caiz olmaz. Öte yandan katılım bankalarının icra ettiği işlemleri araştırmak ise bu bankalarla iş yapan kişinin kendi sorumluluğundadır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Katılım bankalarının İslam'a uygun çalıştıklarını söylemek çok zordur. Söylenebilecek doğruya en yakın söz, işletenlerinin diğer bankaların işleticileri gibi düşünmediği olabilir. Bu da bize zaruret halinde onlarla çalışmaya bir ruhsat oluşturabilir. Buna göre değerlendirebilirsiniz. Allah'a emanet olun.

Katılım bankalarına para yatırmak caiz midir? Karına ve zararına ortak olunsa di
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu bankaların bize görünen şeklinde faiz yoktur diye biliyoruz ama nasıl işliyor, ne yapıyorlar bilemiyoruz. Zaruret durumunda oralara gidilebilir diyoruz. Kâğıt üzerinde helale yakın çalıştıkları görülüyor.

Hocam katılım bankalarına para yatırıp kâr amaçlı yatırım yapmak dinen caiz midi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu bankalarla alakalı bir makalemizin veya videomuzun olmadığı doğrudur. Olabileceğini de zannetmiyorum. Zira mezkûr kurumlar, “kâğıt üzerinde” denebilecek bir helallik oluşturabilmektedirler. Bizim onları tezkiye etmemiz, muhtevasını bilmediğimiz bir şeyi tezkiye etmemiz olur ki, bu doğru bir tavır olmaz. Onları yok kabul etmeye de mevcut şartlarımız yani Müslümanların para ile ilişkiye mecbur olmaları gibi durumlar müsait değildir. Bu nedenle onların yürüttüğü işlemleri helaldir/haramdır şeklinde bir sınıflamaya alamıyorum. Bazı hoca efendiler daha sıcak bakabilmektedirler. Benim ihata alanımda kalmıyor onların işleyişleri. Belirttiğiniz ilişkideki kredilendirme için de bu muğlaklığı tekrar size beyan etmek zorundayım. Allah yardımcımız olsun.

Hocam katılım bankaları ile mülk edinmek caiz midir? Caizse şartları nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm, Bizim de kalbimiz rahat değil onlar hakkında ama kati bir belgemiz de yoktur. Bu nedenle de haramdır diyemiyoruz.

Selamünaleyküm saygı değer hocam, Ben katılım bankalarına vadeli (kar payı alara
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Borsa olduğu gibi haram değildir, orada çalışan birinin kazancı da bir faizli bankada çalışanınki gibi haram olmaz. Katılım bankalarının işlemleri fetva ile olduğu doğru olabilir ki öyledir ama o kurumlarda net bir İslam'a uygunluk da yoktur. Buna göre hareket etmeliyiz. Size ait bir parayı tahsil etmek için faizli bir bankayı kullanmak zorunda olmanızda bir sakınca yoktur.

Özel veya resmi bir borsada çalışan herhangi bir şahıstan veyahut bir yakınımızd
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. O kurumlardan elde edilen maaş için faizi kurumlar gibi haram diyemiyoruz. Ancak şüpheden söz edebiliriz. Bu nedenle kazancınıza haram muamelesi yapmanız gerekmez.

Ben bir katılım bankasında çalışıyorum ancak bankanın çalışma usullerinin İslam’

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Trafik kurallarına uymayan kişi dinen sorumlu olur mu? Fert ve toplumun yararını sağlama (celb-i mesâlih) ve onlara gelebilecek zararları önleme (def'-i mefâsid), İslam'ın gözettiği gayelerden biridir. Bu gayeye matuf olarak din, can, akıl, nesil ve mal güvenliğinin sağlanması, korunması gereken beş temel esas (zarûrât-ı hamse) olarak değerlendirilmiştir. “Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın.” (En‘âm, 6/151; İsrâ, 17/33), “Kendinizi öldürmeyin.” (Nisâ, 4/29), “Kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın.” (Bakara, 2/195), “Şüphesiz kanlarınız (canlarınız), mallarınız ve namuslarınız birbirinize haramdır/dokunulmazdır.” (Buhârî, İlm 37) vb. birçok ayet ve hadiste bu husus ortaya konulmuştur. Yaşanan acı tecrübeler sonucu oluşturulan trafik kuralları, söz konusu beş temel esasın tamamı ile irtibatlı olmakla birlikte, özellikle insanların can ve mal güvenliğini sağlama noktasında önem arz etmektedir. Aracın genel bakımlarından hız sınırlamalarına varıncaya kadar trafik kurallarının tamamı, bu dokunulmazlıkların korunmasını amaçlamaktadır. İslam âlimleri, kesin olarak mefsedete/zarara sebep olan fiillerin önlenmesi (sedd-i zerâi‘) gerektiği hususunda fikir birliği içerisindedirler. Kamuya ait yollara çukur açmak gibi başkalarının canı veya malı için tehlike oluşturan fiillerin önlenmesi, buna örnek olarak zikredilmiştir. (Karâfî, el-Furûk, II, 32-33) Trafik kurallarına uyulmaması sebebiyle insanların canına, beden bütünlüğüne veya malına zarar geldiği tecrübe ile sabit olduğundan bu kurallara uyulması ve muhtemel zararların önlenmesi gerekmektedir. Trafik kurallarına riayet edilmesi, diğer bir yönüyle İslam’da emredilen ahlakî ilkelere uymanın da bir gereğidir. Zira Kur’an ve Sünnette, yolun hakkının verilmesi (bu meyanda trafik kurallarına uyulması), başkalarına zarar vermekten kaçınılması (trafikte kural ihlalleri yapmak suretiyle başkalarına zarar verilmemesi), yolda yürürken mütevazı ve ölçülü olunması (sürücü ve yayaların birbirlerinin haklarına saygılı olması), kendini bilmezlerin sataşmasına karşılık “selâm!” denilip geçilmesi (trafikte öfke kontrolü) gibi ilkeler yer almaktadır. (Bkz; Furkân, 25/63; Lokmân, 31/19; Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 36; Müslim, Libâs 32, Îmân 58) Sonuç olarak, yukarıda ifade edilen ilkelerden de anlaşılacağı üzere trafik kurallarına uyulması aynı zamanda dinî bir vecibedir. Aksine davranışlar, kul ve kamu haklarının ihlal edilmesi anlamına gelir.

Trafik kurallarına uymayan kişi dinen sorumlu olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir Müslüman, haram olan iş, mal veya hizmet üretimini kendisi yapamayacağı gibi bunları yapacak kişiye de gayrimenkulünü kiraya veremez. (bk. Şeybanî, el-Asl, 3/465; Serahsî, el-Mebsût, 16/38-39; İbn Nüceym, el-Bahr, 8/230; İbn Kudâme, el-Muğnî, 5/407) Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İyilik ve takvada yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” (el-Mâide, 5/2) “Kim iyi bir işe aracılık yaparsa, onun da o işten nasibi/sevabı vardır. Kim de kötü bir işe aracılık yaparsa onun da o günahtan bir nasibi/sorumluluğu vardır.” (en-Nisâ, 4/85) Ayrıca hadislerde de haram olan bir şeyin kullanımı, üretimi ve bu konuda başkasına yardımcı/destek olunması kesin olarak yasaklanmıştır. Resûlullah (s.a.s.) faizi yiyene, yedirene, (sözleşmesini) yazana ve şahitlik edene lanet etmiş, ‘Onlar (bu günahta) eşittirler.’ buyurmuştur. (Müslim, Müsâkât, 106 [1598]) Resûlullah (s.a.s.) aynı şekilde içki konusunda da sekiz kişiye Allah tarafından lanet edildiğini belirtmiş; bunlardan birinin de taşıyıcısı olduğunu ifade etmiştir. (bk. Ebû Dâvûd, Eşribe, 2 [3674]; İbn Mâce, Eşribe, 6 [3380-3381]; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/316 [2899]; 2/25 [4787]) Sonuç olarak, bir Müslüman’ın ücret mukabilinde haram iş yapması veya yaptırması caiz olmadığı gibi içinde haram iş yapacağı kesin olarak bilinen kişi ya da kurumlara gayrimenkulünü kiraya vermesi de zaruret olmadıkça caiz değildir.

Dinen haram olan işlemler için bir gayrimenkulün kiraya verilmesi caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Trafik kazaları neticesinde mahrum kalınan karlar tazmine konu olur mu? Telef edilen veya kısmen zarar gören bir mal misli (standart) ise misli ile, kıyemi ise kıymeti ile tazmin edilmesi temel ilkedir. Bununla birlikte fakihlerin bir kısmı, mala zarar gelme neticesinde mahrum kalınan karları mal olarak kabul etmediklerinden bunların tazmin edilemeyeceği kanaatindedirler. (Zeylai, Tebyin, V, 234; Ayni, Binaye, IX, 206) Bazı fakihler ise, mahrum kalınan ve elde edilmesi muhtemel karların da tazminde dikkate alınması gerektiğini ve buna hakimin karar verebileceğini söylemişlerdir. (Maverdi, el-Havi, VII, 152; Buhuti, Keşşafu’l-Kına‘, IV, 112; Zuhayli, Nazariyyetü’d-daman, s. 89-94) Buna göre mesela; trafik kazası neticesinde zarar gören bir ticari aracın tamirat süresince çalışamamasından ötürü meydana gelen kayıplar (mahrum kalınan karlar) mahkeme yoluyla talep edilebilir.

Trafik kazaları neticesinde mahrum kalınan kârlar tazmine konu olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Trafik kazasında ölenler şehit sayılır mı? Dinimizde şehitler şu şekilde değerlendirilmektedir: a- Hakikî Şehid (Dünya ve Ahiret Şehidi): İslam’ın yücelmesi, vatan müdafaası için savaşırken ölen müslümanlara denir. Bu kimseler, yıkanmazlar, kefenlenmezler, namazları kılınıp kanlı elbiseleri ile defnedilirler. b- Hükmî Şehid (Ahiret şehidi): Hakikî şehidin şartlarından bir kısmını taşımaması sebebiyle yıkanıp kefenlenen ve ahiret itibariyle şehid sayılanlardır. Birçok hadiste; deprem, yangın, sel gibi tabii afetler ve ağır hastalıklar gibi sebeplerle ölen müslümanlar hükmî şehid sayılmışlardır. (Bkz., Mâlik, Cenâiz 36; Buhârî, Cihâd 30, Tıb 30; Müslim, İmâre 164-166; Ebû Dâvûd, Cenâiz 11, 16; Nesâî, Cenâiz 14) İlgili hadislerden, söz konusu kimselerin hükmî şehid sayılmalarının nedeninin ölüm anında çektikleri sıkıntı ve acılar olduğu anlaşılmaktadır. Trafik kazası sonucu çoğu ölümler de bu şekilde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla trafik kurallarına riayet ettiği halde kazada ölen müslümanların da hükmî şehid kabul edilebilecekleri söylenebilir.

Trafik kazasında ölenler şehit sayılır mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Trafik kazası sonucu tazminat alınması caiz midir? Trafik kazaları neticesinde ölüm, sakatlanma, yaralanma veya maddi zarar meydana gelebilmektedir. İslam’da, bunlara sebep olan suçlular için düzenlenmiş müeyyideler (diyet/tazminat, keffaret vb.) bulunmaktadır. Buna göre kazada mağdur olan kişi, suçlu olan taraftan trafik kaza raporunda belirtilen hata oranında tazminat talebinde bulunabilir. Söz konusu tazminat, suçlunun sigortasından karşılanabileceği gibi mahkeme yoluyla da talep edilebilir. Dolayısıyla sigortanın ödeyeceği veya mahkemenin hükmettiği miktar diyet yerine geçer.

Trafik kazası sonucu tazminat alınması caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Devlet, sahibi olduğu menkul ya da gayrı menkulleri, hakkaniyete bağlı kalarak dilediği fiyattan satabilir. Devlet o menkul ya da gayrı menkulden akit sırasında istifade etmekte olana veya zilyedinde bulundurana satım işleminde öncelik tanıyabilir ve belli bir oranda indirim uygulayabilir. Bu menkul ya da gayrı menkullerin ister indirimli ister indirimsiz, devletten peşin satın alınmasında herhangi bir sakınca yoktur. Taksitle satım söz konusu olduğunda ise devletin, yasal mevzuat gereği akit esnasında alacağını ifade ettiği “kanuni faiz” kavramının kullanımı uygun olmamakla birlikte, bu ifadeyi fıkhen “vade farkı” olarak değerlendirmek mümkündür. Zira sözleşmelerdeki temel kural, kullanılan kelimelerden çok sözleşmeye taraf olanların maksadı ve işlemin yapısal özelliğidir. Fakihler bu kuralı “Ukûdda itibar, makâsıd ve meâniyedir; elfâz ve mebânîye değildir” cümlesiyle ifade etmişlerdir. Burada dikkat edilecek husus, menkul ya da gayrı menkullerin taksitli satış bedelinin, taksit sayısının ve aylık taksit bedelinin satıcı ve müşteri arasında satış işleminin başında net olarak belirlenmesidir. Satışa arz edilen menkul ya da gayrı menkul için istenen satış bedelinin, dışarıdan faizli kredi temin edilerek ödenmesi durumunda ise, söz konusu işlem faizli bir borç işlemi olacağından dolayı caiz olmaz.

Kamu lojmanlarının satın alınması durumunda uygulanacak olan kanuni faizin hükmü

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.