Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm, değerli hocam, Allah (c.c.) sizden razı olsun. Kayınpederime karşı nasıl davranacağım konusunda tereddütlerim var. Birlikte oturmuyoruz. Ancak görüştüğümüz zamanlarda bir iki defa Müslümanlar, Kuran-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz (s.a.v) hakkında kem söz söylediğine şahit olduk. Umreye gideceğimiz zamanda da çok karşı çıktı. "Çocuklarınızın rızkını Araplara mı yedireceksiniz." demişti. Kendisi dini vecibelerini yerine getirmeyen, kurbanı bir gelenek olarak kesen, ölen eşine vaktiyle namaz kıldığı ve dini sohbetlere katıldığı için şiddet uygulayan hatta çocuklarının ve torunlarının gözü önünde bıçakla öldürmeye kalkmış bir kişi. Eşim çok açık bir şekilde söylemese de, kayınpederimin önceleri dine hakaret ve küfür içeren sözler sarf ettiğini diğer akrabalarımız söylemişti. Yaşlı ve büyüğümüz olduğu için kendisine karşı hiçbir saygısızlığımız olmamıştır. Ancak Peygamberimize (s.a.v) kem söz söylediğini duyduğum günden beri, bizden memnun olması bile beni rahatsız eder hale geldi. Eşimin babası da olsa yanında tesettürlü durmayı düşünüyorum. (Yetişme çağında çocuklarım olduğu için zaten bol kıyafetler giyiyorum.) Çocuklarımıza da hal ve hareketleri ile kötü örnek oluyor. Daha mesafeli davranmak düşüncemde acaba şeytanın oyununa mı geliyorum? Kendi ailemi arayıp da onu aramadığımda kendimi de kötü hissediyorum. Dine karşı mesafeli ve hatta küfre düşmüş bir babaya nasıl davranılmalıdır? Bir arada yaşamamız durumunda; hem çocuklarımızın eğitimi hem de kendisine karşı tutum ve davranışlarımız açısından nasihatleriniz nelerdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz iki şeye dikkat edin: Aile içinde bu soruna şöyle veya böyle taraf olmayın, işi eşinize bırakın. Bu birincisi. İkincisi de, kendi iffetinize dikkat edin. Görmeyin, duymayın, düşünmeyin onu. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Mümin, bu zamanda önce kendisini korumalıdır. Fitne ateş gibi her yeri sarmış durumdadır. İmanımız ciddi bir şekilde tehlikededir. Önce kendinizi korumayı gaye edinin. Onlar size tesir etmesinler. İkinci göreviniz de onlara iyi örnek olmaktır. En iyi yapacağınız şey, imanınızla oluşan kimliğinizi kıskandırmaktır. Tatlı konuşan, vakar sahibi, sözüne sadık, ibadet ihmal etmeyen, ahireti hesap eden bir mümin olduğunuz zaman onlar sizden istifade edeceklerdir. Böylesi, oturup onlara bir saat seminer vermekten iyidir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm, inatlaştığı sürece onu yok kabul edebilirsiniz. Ayağımızın kaymaması için hepimiz Allah'a yalvarmalıyız.
Selamünaleyküm. Normalde kayınpederiniz babanız hükmündedir ama bu durum tedbirli olmanızı gerektirebilir. Mümkün olduğu kadar uzak durmakta haklısınız. Fakat bunu ilan edip kendinize düşman edinmeyin.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Aleykümselam. Siz neden kendinizi farklı bir kimlikle anıyorsunuz ki? Mü'minsiniz elhamdülillah. Allah, Peygamber, cennet cehennem, ibadet derdiniz var; siz mü'minsiniz, Müslümansınız. Hamdedin, şükredin. Allah yardımcınız olsun. Kesinlikle kederlenmeyin. Hemen evlenin, yuvanızı kurun. Kimse sıkıntıdan muaf değildir, herkesin kendi çapında dertleri vardır. Sizin de dertleriniz olacak. Fedakârlık edeceksiniz. Bu durumunuzla sizin sevabınız daha çok olacak biiznillah. Sakın yorulmayın, yorulmayı da aklınıza getirmeyin. Çok iyi bilin ki cennet ucuz değil. Büyük bir gayeye talip olanlar yorulmaya, terlemeye de hazır olurlar. Allah yardımcınız olsun. Size dualar ederiz.
arap konusundaki diğer fetvalar
Özellikle Mısır yöresinde yaşayan Müslümanlar arasında yaygın bir deyimdir bu. Anlamı da şöyledir: “Böyle bir namazı Harem (Mekke’de) kılasın.” Anlaşılacağı gibi bu bir dualaşmadır. Sünnette yeri yoktur. Sakıncası da yoktur. Bizdeki “Allah kabul etsin” ifadesine benzer bir ifadedir.
Ona nispet edilen divanın hiçbir ilmi dayanağı yoktur. Ali radıyallahu anhın şiir kabiliyeti bilinen bir gerçektir ama bize taşınmış “şiirleri” denecek bir birikim yoktur. Allah ondan razı olsun.
Peygamber aleyhisselamın doğduğu kabilenin adıdır bu kelime. Aslı da Nadr bin Kenane’nin çocuklarından birine dayanmaktadır.
Asıl adı Ahmed bin Hüseyin olan Mütenebbi, şiirin zirve isimlerinden biridir. Hicretin 303. senesinde doğmuştur. Siyasi tavırları başta olmak üzere pek çok tutumu tenkit görmüştür. Biz buna şahsiyet sorunlu olma da diyebiliriz. En önemlisi de şiirlerinde akideye ters ifadelerin bulunmasıdır. Bu terslik onun peygamberlik iddia ettiği noktasına kadar uzamıştır. Mü'min olarak ölmüş olmasını temenni ederiz. Şiirdeki kabiliyeti Arapça bilenler için oldukça yüksektir ama iman her şeyin aslı olmalıdır. Allah Teâlâ dilimizi, elimizi ve ayağımızı imanda sabit kılsın.