Fetva Meclisi
Soru
Arap şairlerinden Mütenebbi hakkında imansız olduğu söyleniyor. Doğru mudur? Hangi asırda yaşamış da imansızlık yapabilmiş?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Zamanımızın ahir veya neresi olduğunu bilemeyiz, bilmemiz de gerekmez. Biz, bugün kıyamet kopacakmış gibi heyecanlı olmaya mecburuz. Mü'min olmamız bunu gerektiriyor. Hadisi şerif hakkındaki bilginiz doğrudur. Bu ve benzeri hadisler, imanın dilde bir slogan niteliğinde kalacağını, öze inmenin düşünülmeyeceğini göstermektedir. Allah Teâlâ o hâle düşmekten muhafaza buyursun.
Şunu bilmek zorundayız: a- Allah Teâlâ ilk mü'minlere hangi cenneti vaat etti ise bize de onu vaat ediyor. Ve ilk mü'minleri hangi ağırlık ve zorlukla sınadı ise bizi de esasen o ağırlık ve zorlukla sınıyor. Nesiller arasında bir sınav farkı olmaz/olamaz. Aksi takdirde Allah Teâlâ adaletini uygulamamış olur. Bu da söylenemez. b- Bu ümmet kıyamet saatine kadar kalacak bir ümmettir. İmanı, Kur'an’ı, ibadeti ve ahlakı temelden asla bitmeyecektir. Dönem dönem gölgede kalmalar, siliniyor gibi olmalar görülse de kök itibariyle hep var olacaktır. Buna iman etmemiz gerekiyor. İman ve hayır sıfır noktasına geldi dendiğinde kıyamet vakti de geldi denmiş olur ki bunu söylemek anlamsız bir söz söylemek olur. Evet, daralma var ama bitme yoktur. Bitme olmadığına göre de umut vardır biiznillah. Kimse yoksa ben varım diyebilmeliyiz. Bunu diyemezsek kendimizi inkâr etmiş oluruz.
Hocaefendi, Bu sorun sadece sizin sorununuz değildir. Din adına ve Allah'ın dinini esas alarak hareket edecek herkes için böyle bir sorun olabilir. Bir yandan dini eksiksiz anlatmak diğer yandan da dini anlatırken dinden soğutmamak oldukça hassas bir çizgi üzerinde yürütülmesi gereken bir mücadeledir. Size tavsiyem şu olacaktır: a- Müçtehitlerimizin ittifak ettikleri meseleleri izah ederken mü'minlerin imamlarının kanaati olarak söyleyin onu. Tereddüt etmeye gerek yoktur. b- Müçtehitlerden sadece birinin veya ikisinin vardığı bir sonucu izah ederken ise 'İslam'ın son sözü' gibi değil de 'müçtehitlerden bir müçtehidin kanaati' olarak zikredin. İnsanlara konuşmak, onları ikna etmek peygamberlerin bile kolay yapabildikleri bir şey değildir. Dikkatli ve sabırlı olmak gerekir. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Evet, gayet ağır bir durum bu Mü'min için. Yalnız şerefli bir anne olduğunda kimsenin tereddüdü olmadığı gibi, Mü'min olduğuna dair de sahih bir bilgi de yoktur. Bu hususta bir yığın eser yazılmıştır ama hiç birisinde kalbi rahatlatan bir sonuç yoktur. En güzeli bu meseleleri Allah'a havale etmektir. Bir de biz, bu durumdan kendimize bir ders çıkarmalıyız.
Aleykümselam. Bu söz, sahih bir hadis değildir. Yani Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin böyle bir söz söylediğine dair elimizde kesin veya kesine yakın bir bilgi yoktur. Bu bizi iki duruma götürür. Birincisi ya bu söz, sahabeden birine ait bir sözdür ki, böyle rivayetler vardır. Ya da zayıf dediğimiz yani Peygamber aleyhisselama ait olduğunda şüphemiz bulunan bir hadistir. Her iki durumda da bu sözün din gibi algılanması çok doğru değildir. Hayatı bir denge xüzerinde yaşamanın önemini anlatan ikaz edici nitelikte bir söz olarak görmemiz en güzel olanıdır.
Selamünaleyküm. İsa aleyhisselamın inmesi ve Mehdi ile alakalı bilgiler hadis kitaplarında sağlam bilgiler arasında vardır. Kur'an'da bulunmaması bir bilginin yok olmasını gerektirmez. Dinimize ait olan pek çok husus Kur'an'da hiç bulunmadığı hâlde dini meselelerimiz arasında zikredilmektedir hatta inanılmaktadır. Herkesin kendisinden mesul olacağı bir diyara gideceğiz. Orada asırlardan beri kimin batıl bir hikâyeye inandığı kimin de batılın adamlarından etkilenerek ümmetini ayıpladığı belli olacaktır. O zamana da çok yoktur.
arap konusundaki diğer fetvalar
Peygamber aleyhisselamın doğduğu kabilenin adıdır bu kelime. Aslı da Nadr bin Kenane’nin çocuklarından birine dayanmaktadır.
Ona nispet edilen divanın hiçbir ilmi dayanağı yoktur. Ali radıyallahu anhın şiir kabiliyeti bilinen bir gerçektir ama bize taşınmış “şiirleri” denecek bir birikim yoktur. Allah ondan razı olsun.
Özellikle Mısır yöresinde yaşayan Müslümanlar arasında yaygın bir deyimdir bu. Anlamı da şöyledir: “Böyle bir namazı Harem (Mekke’de) kılasın.” Anlaşılacağı gibi bu bir dualaşmadır. Sünnette yeri yoktur. Sakıncası da yoktur. Bizdeki “Allah kabul etsin” ifadesine benzer bir ifadedir.
Selamünaleyküm. Anlattıklarınızda mübalağa yoksa en uygun olanı yapıyorsunuz. Eşinizle sorun olmamasına dikkat edin yeter. Onu yok sayın ne itin ne; çekin. Bu hususta tereddüt etmenize de gerek yoktur, kalbiniz rahat etsin. Allah size sabırlar versin. Ayağınızı ve ayağımızı kaydırmasın.