Fetva Meclisi
Soru
Hocam bana gelen bir kargoyla birlikte başkasına ait olan bir kargo daha geldi. Gönderici adresi belli değil, getiren şubeyi aradım oranın yetkilisiyle görüştüm, bana kargonun toplama yerinde karıştığını ve kimin olduğu belli olmadığını, sahibi çıkarsa ararız söylendi. Yaklaşık dört ayı geçti ve sahibi çıkmadı henüz. Ben sahibini bulamadığım bu bebek arabasını kullanabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bulunan bir şeyin ilan edilmesi ve bir yıl kadar saklanması şarttır. Ondan sonra sahibi bulunmazsa bulan fakir ise onu alabilir.
Tek sorun, arabanın kredi bölümüne karşılık gelen bölümde olabilir. O bölümü de hesaplayarak hac yolundan ve bütçenizden uzak tutarsanız sorun kalmaz. Hac için borçlanmanızda bir sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Haccınız olmasına olur ama o haçta işiniz gücünüz faiz günahından tevbe/istiğfar etmek olsun.
Sizin karışmadığınız bir alış veriş sonucu banka o kişinin arabasına el koymuş. Siz de o arabayı alacaksınız. Durum böyle ise size bir sakıncası olmaz. Selametle kalın.
O kadar küçük bir meblağ için uzun inceleme gerekmeyebilir. Elinizdeki peçeteyi bir fakir çocuğa verin, yeter.
Selamünaleyküm. Siz, bayan olduğunuz için haccın size farz olması, beraberinizde götürmeniz gereken mahreminizle beraber masraflarınızı karşılayacak oranda mal varlığı ile gerçekleşir. Bu duruma göre hesap yapmalısınız.
emanet konusundaki diğer fetvalar
O konudaki EMANET, Allah’ın şeriatına dair emirleri ve yasaklarıdır. Bu emanet arz etme işi nasıldır, neden böyle murat etmiştir gibi soruların ise kati bir cevabı yoktur.
Zekât parasını başkasına vermek için emanet alan kişi vekil durumundadır. Vekil, vekâleti veren izin vermedikçe elindeki emaneti kullanamaz. Yerine koyabiliyor olmak bu hükmü değiştirmez. Şahıslar veya vakıf/dernekler için bu kural aynıdır. Dernekler veya vakıfların elindeki emanet zekât paraları da kayıtlı olarak alınmış olsa bile kullanılamaz.
“Filanca kişiye selam söyle” sözü üzerine “peki, söylerim” şeklinde onay verilirse bu selam bir emanet durumunda olur. Mü'min emaneti ehline ulaştırmak zorundadır. Böyle bir söz verme yoksa ulaştırmak zorunda olmaz.
Mekke’de Kâ’be’nin varlığı hakkındaki itikadımıza benzer bir itikatla KUTSAL EMANETLERİN Peygamber aleyhisselama ait olduğunu söyleyemeyiz şüphesiz. Ancak o oranda olmasa da delaletler açısından o günlere ait hatıratımızı canlı tutmaya yarar niteliktedirler. Abartmamak kaydıyla hürmete layık bulunduklarını düşünürüz.
Online ders paketlerinin kullanımında emanet ve kul hakkı hassasiyetini gözetmek önemlidir. Hizmet sağlayıcının rızası yoksa şifre paylaşımı caiz olmaz. En doğrusu, hem sizin hem de arkadaşınızın bireysel olarak bu tür hizmetleri satın almasıdır. Şüpheli durumlardan kaçınmak her zaman daha faziletlidir. Allah Teâlâ işlerinizde kolaylık versin, sınavlarınıza ve atanma sürecinize muvaffakiyet ihsan etsin.
Rabbimiz bizim namaz kılan, oruç tutan bir mü'min olmamızı emrettiği gibi her türlü emaneti koruyarak emin olmamızı da emretmektedir. Sır da emanet çeşitlerindendir. Mü'min emin insandır. Rabbimiz güvenli insan olmamızı istemektedir. Bize emanet edilen sırra sahip çıkmak, bir başkasına söylememek imanımızın gereklerindendir. Sır emanet edilen kişiye izin verilmedikçe o sözü başkasına aktarmamalıdır. Sırrı bir başkasına aktarmak kul hakkıdır. Tövbe etmeli, istiğfar etmeli ve helallik istenmelidir. Unutmayalım ki biz "Emin" diye anılan bir Peygamberin ümmetiyiz. Eminlik bizim karakterimizdir. Allah yardımcımız olsun.