Fetva Meclisi
Soru
Hocam, söylemek zorunda kaldığım bir sırrımı eşime anlattım. Özellikle "kimseye söyleme" dememe rağmen, eşim bu sırrı bir başkasına aktardı. Bu davranışın dinî hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bu sözde kişinin sevdiğine sevgisini abartarak anlatma vardır. Allah Teâlâ'ya karşı imanı zarara uğratacak bir saygısızlık yoktur. Bu nedenle bunu söyleyenin dinden çıkacağı iddia edilemez. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Mümin, içinde Allah geçen sözcükleri kullanırken çok dikkat etmelidir. Mesela bu söz, kullanılmasa daha iyi olur.
Çocuk annesini ikaz eder ama ona savcı gibi davranamaz. Böyle bir konuyu incelterek ele almanız anlamlı değil. Ayrıca söz konusu yemin dinen yemin denen bir yemin değildir.
Selamünaleyküm. İki kuralı bir kenara yazalım: 1- Öyle Rahîm, öyle Ğafûr bir Rabbimiz var ki, O'nun rahmeti sayesinde hata denizlerinde boğulmadan yüzüp duruyoruz. 2- Şeriat'ımız hata ve unutmayı özür kabul etmektedir. Mü'min, hata ettiğinde Rabbi onu hatasından dolayı muahaza etmez. Yeter ki kulun hatası dalgınlıktan, bilememesi normal olan bir işten dolayı olmuş olsun. Ancak ilim erbabının idrak edebileceği meselelerden dolayı sıradan bir Müslüman, yanlış konuştu diye kınanamaz, ikaz edilir, doğrusu öğretilir. İtiraz etmez, doğruya yönelirse sorun biter. Allah'a iman, meleklerin varlığı gibi çok açık ve sıradan konularda ise ancak yıllarca dinden söz edilmemiş uzak kalmış diyarların insanları için bir özür olabilir. Haramlara karşı kullanrılan sözler için de bu temel ilkeler geçerlidir. Bir de dinimizle alakalı bir husus olarak, bu tür hataların ortaya çıkmasına karşı hepimizin tebliğ ve emribilmaruf ve nehyianilmünker gibi görevlerine dikkat etmesi gerektiğini de hatırlamakta yarar vardır.
Tebliğ her zaman “söylemek” değildir, bazen doğru zamanı ve yolu aramaktır. Senin şöyle bir korkun var: “Ya söyleyemezsem, vebale girer miyim?” Hayır, mutlaka söylemek zorunda değilsin. Asıl sorumluluk; bildiğini kime, ne zaman, hangi dille ve nasıl anlatman gerektiğini araştırmak, planlamak ve niyetinde dürüst olmak. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Kim bir kötülüğü görürse eliyle düzeltsin. Gücü yetmezse diliyle. Ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman 78) Senin gücün ve şartların dilinle anlatmaya uygun değilse, kalbinle buğz etmen seni günaha sokmaz. Özgüven eksikliği “eksiklik” değildir. Çoğu zaman kibirden uzak bir mütevazılığın aşırılığa kaçmış hâlidir. Yani “Ben kimim ki bir şey diyeyim?” demen kötü değil. Ama eğer bu hal seni Allah için konuşmaktan, doğruyu savunmaktan, iyiliği emretmekten alıkoyuyorsa, orada tedavi gerekir. Sen sadece “söylenmesi gereken yerde susan” olma. Ama bağıran, kıran, yakan da olma. Tebliğ bir sevda işidir, bir emanet taşıma işidir. Sen de bu emanete talip olmuşsun, Allah seni bu yolda muhlis kullarından eylesin. Ya Rabbi! Bu kardeşimi, ilminden, edebinden, şefkatinden ve gayretinden ayırma. Onu güzel konuşan, güzel anlatan, güzel anlayan kullarından eyle. Kalbini geniş, sözünü tesirli, niyetini halis kıl. İnsanlara söz götüren değil, hidayete vesile olanlardan eyle. Âmin.
Bu, sizin değil eşinizin sorunudur. Kaynananızın ahirete inancı olsun veya olmasın siz insanlık yapmak zorundasınız. İnsanlığı hak etmiyorsa veya dayanılmaz bir duruma geldiyse yine de nezaketle tepki gösterin. Tepki gösterin ama tartışma yapmayın. Cevap vermeyin. Siz karşılığını Allah'tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Tekrar size gelmek isterse kabul edin, mesafeli davranın bu sefer, fazla yüz göz olmayın, hakaret de etmeyin. Sabredin ve kazanın.
a- Meri yasalara uygun ve insana zulüm olmayan, Allah’ın Şeriat’ına muhalif olmayan her emre uymaya mecbursunuz. b- Sizin açınızdan net bir iyilik olmayan ama aykırılığını da belgeleyemediğiniz emirlere de uymak durumundasınız. c- Açık bir haram veya açık bir zulüm olan işlerde ise İKAZ ETMEK durumundasınız. İkazınız fayda vermiyorsa haram ve zulme maşa olmayacaksınız. Yasal haklarınızı ve benzeri fırsatları değerlendireceksiniz. Buna rağmen emir veriliyorsa itaat etmeyeceksiniz. İşinizden atılmanız aç kalmanız demek olmaz. Rızık Allah’ın elindedir.
emanet konusundaki diğer fetvalar
Online ders paketlerinin kullanımında emanet ve kul hakkı hassasiyetini gözetmek önemlidir. Hizmet sağlayıcının rızası yoksa şifre paylaşımı caiz olmaz. En doğrusu, hem sizin hem de arkadaşınızın bireysel olarak bu tür hizmetleri satın almasıdır. Şüpheli durumlardan kaçınmak her zaman daha faziletlidir. Allah Teâlâ işlerinizde kolaylık versin, sınavlarınıza ve atanma sürecinize muvaffakiyet ihsan etsin.
Aranızda bir sulh sağlanamıyorsa: Arabayı tamir ettirin. Kaza öncesi ve sonrası arasındaki değer kaybını ödeyin. Böylece yükten kurtulmuş olursunuz. Arabayı satın alırsanız da daha iyi yapmış olursunuz.
Mekke’de Kâ’be’nin varlığı hakkındaki itikadımıza benzer bir itikatla KUTSAL EMANETLERİN Peygamber aleyhisselama ait olduğunu söyleyemeyiz şüphesiz. Ancak o oranda olmasa da delaletler açısından o günlere ait hatıratımızı canlı tutmaya yarar niteliktedirler. Abartmamak kaydıyla hürmete layık bulunduklarını düşünürüz.
“Filanca kişiye selam söyle” sözü üzerine “peki, söylerim” şeklinde onay verilirse bu selam bir emanet durumunda olur. Mü'min emaneti ehline ulaştırmak zorundadır. Böyle bir söz verme yoksa ulaştırmak zorunda olmaz.
O sizde emanettir. En az bir yıl sizde emanet olarak kalması gerekir. Ondan sonra da kargo merkezine gelip almalarını söylersiniz. Onlar da bir süre sonra gelip almazlarsa ve siz de ona muhtaç bir fakir iseniz kullanabilirsiniz. Fakir değilseniz bir fakire verirsiniz.
O konudaki EMANET, Allah’ın şeriatına dair emirleri ve yasaklarıdır. Bu emanet arz etme işi nasıldır, neden böyle murat etmiştir gibi soruların ise kati bir cevabı yoktur.