Fetva Meclisi
Soru
Bana zekât olarak başkalarına vermem için bir emanet bırakıldı. O vereceğim kimseler henüz gelmediler. Onlar gelene kadar o zekât parasını kullanabilir miyim? Kesinlikle parayı yerine koyma imkânım vardır.
Cevap
Benzer fetvalar
Depozito olarak verilen para onu verenin mülküdür, depozitoyu alan kişi onun sahibi değildir. Bu nedenle de depozito olarak alınan para bir tür emanettir, elinde bulunduran tarafından kullanılamaz. Kullanılamaz bir para olduğu için de zekâtı gerekmez.
Selamünaleyküm. Erkek kardeş yani kendisine yardım ettiğiniz kişi zekât alabilecek durumda ise zekât açısından sorun yoktur. Kızlara verilmek üzere emanet maksatlı ona verilmiş ise ve emaneti yerine getirmemiş ise bu durumda o vebal altındadır, siz de yeniden zekât verirsiniz.
Selamünaleyküm. Zekât, bir görev olarak verilir. Bir görevle, bir işin karşılığı görülmemelidir. Zekâtın çalışana ücret olarak verilmesi temel ilkeler açısından doğru değildir.
Dernek veya vakıflar zekât konusunda zenginin vekili durumunda kabul edilir. Zengin zekâtını hak edilen yere ulaştırmak için bir şahsı veya dernek gibi bir kişiliği vekil tayin etmiştir. Vekil kendisine vekaleti verilen şeyden idari gider olarak adlandırılan bir yöntemle adına bir kesinti alamaz. Kişi veya kurum olması bu kuralı değiştirmez. Zekât bir ibadet olarak kısıntıya gidilmeden eda edilmelidir. Dernek ve vakıflar kendisine zekât için vekalet verenlerden ek olarak bir idari gider talep etmelidirler. Zekât veren ve vekalet eden için en iyisi böyle yapılandır. Şartlı bağışlar da böyledir, dernek şartlı bağışlardan kesinti yapmadan yerine ulaştırmakla yükümlü sayılır. Bunun bir benzeri de keffaret olarak derneğe teslim edilen paradır. Keffaret de zekât gibi kurumun kesinti yapamayacağı kalemden kabul edilir. Dernekler/vakıflar zekât, keffaret ve şartlı bağış dışındaki diğer gelirlerinden idari kesinti yapabilirler. Bazı alimler, İslam devletinin veya zekât toplamak için yetkilendirdiği kurumların böyle bir kesinti yapabileceğini söylemişlerdir. Zira bu durumda o kurum ayette geçen sarf yerlerinden biri durumuna karşılık gelmektedir. Takdir edersiniz ki yaşadığımız coğrafya için böyle bir uygulama söz konusu değildir ve olamaz da. Netice olarak dernek veya vakıflar zekât ve keffaret olarak gelen maldan idari kesinti yapamazlar. Başka türlü olmuyor gibi bir gerekçeye sığınmak da doğru değildir. Zekâttan başka idari masraf için mal bulamayan o işi yapmasın, vebale girmesin.
Muhtaç durumda iseniz kullanabilirsiniz. Vebali onun olur siz ise kullanırsınız. Muhtaç değilseniz verin bir vakfa deriz.
a- Vekalet fıkıhta yeri olan bir uygulamadır. Pek çok konuda vekalet caizdir. Mesela hacc ibadetini bile belli şartlardan sonra vekaletle yaptırmak mümkündür. Aynı şekilde zekât, fitre, kurban gibi ibadetlerde de vekalet caizdir. Şartlarına uygun bir vekaletle zekatınızı verdiğinzde biiznillah ibadet etmiş olursunuz. b- Vekalet bir mü'min kişiye verilebileceği gibi güvenli bir kuruma da verilebilir. c- Kurumlar zekât vekaleti aldıklarında büyük ve önemli bir güven devrede olmalıdır. Bu güvenin gereklerinden biri de o kurumların kesinlikle bir fıkıh eğitimi almış olmaları ve istişare ettikleri fıkınçılarının bulunmalarıdır. d- Kişiler veya kurumlar, kendilerini vekil edenlerin vekalete ait özel şartlarına muhakkak dikkat etmeleri gerekir. Mesela ‘bu zekâtı filan kişiye veya filan yerdekilere vereceksin’ uyarısı önemlidir. Yerine getiremeyecek olan vekaleti kabul etmemelidir. Ters bir uygulamada zekât zayi edilmiş olacağından vekil onu ödemek zorunda olur. e- Vekil olan biri, vekalet verenin izni veya genel müsamahası olmadan başka birine vekalet veremez. f- Vekil durumunda olanlar, zekâtı başka yerlere ulaştırırken yapacakları masrafları zekâttan düşemezler. Zekâtın ulaştırılmasına yönelik masrafları zekât verenyani vekalet veren karşılamalıdır.
emanet konusundaki diğer fetvalar
O konudaki EMANET, Allah’ın şeriatına dair emirleri ve yasaklarıdır. Bu emanet arz etme işi nasıldır, neden böyle murat etmiştir gibi soruların ise kati bir cevabı yoktur.
O sizde emanettir. En az bir yıl sizde emanet olarak kalması gerekir. Ondan sonra da kargo merkezine gelip almalarını söylersiniz. Onlar da bir süre sonra gelip almazlarsa ve siz de ona muhtaç bir fakir iseniz kullanabilirsiniz. Fakir değilseniz bir fakire verirsiniz.
“Filanca kişiye selam söyle” sözü üzerine “peki, söylerim” şeklinde onay verilirse bu selam bir emanet durumunda olur. Mü'min emaneti ehline ulaştırmak zorundadır. Böyle bir söz verme yoksa ulaştırmak zorunda olmaz.
Mekke’de Kâ’be’nin varlığı hakkındaki itikadımıza benzer bir itikatla KUTSAL EMANETLERİN Peygamber aleyhisselama ait olduğunu söyleyemeyiz şüphesiz. Ancak o oranda olmasa da delaletler açısından o günlere ait hatıratımızı canlı tutmaya yarar niteliktedirler. Abartmamak kaydıyla hürmete layık bulunduklarını düşünürüz.
Online ders paketlerinin kullanımında emanet ve kul hakkı hassasiyetini gözetmek önemlidir. Hizmet sağlayıcının rızası yoksa şifre paylaşımı caiz olmaz. En doğrusu, hem sizin hem de arkadaşınızın bireysel olarak bu tür hizmetleri satın almasıdır. Şüpheli durumlardan kaçınmak her zaman daha faziletlidir. Allah Teâlâ işlerinizde kolaylık versin, sınavlarınıza ve atanma sürecinize muvaffakiyet ihsan etsin.
Rabbimiz bizim namaz kılan, oruç tutan bir mü'min olmamızı emrettiği gibi her türlü emaneti koruyarak emin olmamızı da emretmektedir. Sır da emanet çeşitlerindendir. Mü'min emin insandır. Rabbimiz güvenli insan olmamızı istemektedir. Bize emanet edilen sırra sahip çıkmak, bir başkasına söylememek imanımızın gereklerindendir. Sır emanet edilen kişiye izin verilmedikçe o sözü başkasına aktarmamalıdır. Sırrı bir başkasına aktarmak kul hakkıdır. Tövbe etmeli, istiğfar etmeli ve helallik istenmelidir. Unutmayalım ki biz "Emin" diye anılan bir Peygamberin ümmetiyiz. Eminlik bizim karakterimizdir. Allah yardımcımız olsun.