Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Kıraat hataları namazı bozar mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Namazda Kur’ân’dan bir bölüm okumak farzdır. Bu farzın yerine getirilmiş olması için Kur’ân’ındoğru, usûlüne uygun olarak okunması gerekir. Okuyucunun dilinin sürçmesi ve yanılmasına zelletü’l-kâri veya lahn denir. Namazdaki kıraatlerde sin ve sad gibi mahreç yakınlığı bulunan harflerde, harflerin tam mahrecinden çıkarılamaması durumunda namaz bozulmaz. Mahreç yakınlığı olmamakla birlikte bazı harfler yaygın olarak karıştırıldığı için ayırt etme zorluğu bulunan bu çeşit harflerin birbiri yerine geçirilmesi durumunda birçok fakihe göre namaz bozulmaz. Mesela (ض) harfi yerine(ذ), (د ) veya (ظ ) harflerinin okunması böyledir. Çünkü bu durumlarda zaruret ve kaçınılması mümkün olmayan bir durum (umûm-ı belvâ) vardır. Fakat mahreçleri ayrı harfler birbiri yerine telaffuz edilir de mana değişirse namaz bozulur. Geriye dönüp doğru telaffuz edilirse namaz sahih olur. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/78; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/630) Şâfiî mezhebine göre ise kişi öğrenmeye gücü ve imkânı olduğu hâlde namazda Fâtiha sûresindeki bir harfi başka bir harf ile değiştirirse kıraatı sahih olmaz. Ancak hemen ardından doğrusunu okursa namazı sahih olur. Bu bağlamda örneğin Fâtiha sûresindeki “وَلَا الضَّالِّينَ” ifadesindeki (ض) harfinin mahrecini öğrenme imkân ve gücüne sahip olan kimse, bu harfin yerine (ظ) harfini söylerse tercih edilen görüşe göre namazı bozulur. Ancak harfin doğru okunuşunu öğrenme imkânı ve gücü yoksa namazı bozulmaz. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 1/481) Fâtiha sûresi dışındaki diğer sûre veya âyetlerdeki okuyuş ve mahreç hatalarının ise namaza herhangi bir etkisi olmaz.
Farz olan bir namazı kılarken anne veya babadan birinin çağırması durumunda ilke olarak namazı bozmak gerekmez. Ancak anne-baba veya başka birisi ciddi bir tehlike veya ihtiyaçtan dolayı kişiden yardım isterlerse, o takdirde kişi namazını bozar. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/654-655) Nâfile namaz kılmakta olan bir kimseyi, anne veya babası çağırdığında ise ciddi bir ihtiyaç olmasa bile kişi namazını bozar ve anne-babasına itaat eder. Ancak anne-baba çocuklarının namaz kılmasına karşı olduklarından dolayı ve onun namazını bozmak gayesiyle çağırırlarsa onlara itaat etmek gerekmez. Bu istisna dışındaki hâllerde anne-babaya itaat etmek nâfile namaza devam etmekten önce gelir. Bu hükmün delili ise Cüreyc kıssasıdır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/52) Geçmiş ümmetler zamanında yaşayan bu kimsenin, nâfile namaz kılarken kendisine seslenen annesine cevap vermediğinden annesinin bedduasını aldığı ve birtakım sıkıntılara düştüğü bizzat Hz. Peygamber tarafından haber verilmiştir. (Buhârî, Ehâdîsü'l-enbiyâ, 48 [3436]; Müslim, Birr, 7-8 [2550])
İmam kıraat esnasında yanlış okur veya okuyacağı yerin ilerisini hatırlamazsa cemaatten birisinin düzeltmesi veya hatırlatmasıyla, cemaatin de imamın da namazı bozulmaz. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/62-63, Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/60-61) Cemaatten olmayan birinin imamın yanlışını düzeltmesi ve imamın da buna göre hareket etmesi durumunda ise namaz bozulur. Çünkü bu hareket bir öğrenme ve öğretme sayılır. (Zeylaî, Tebyîn, 1/156; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/99) Diğer bazı mezheplerde ise bu düzeltme namazı bozan bir davranış olarak görülmemiştir. Rivâyete göre Hz. Osman (r.a.), Makâm-ı İbrahim’de oturduğu bir sırada yanında namaz kılmakta olan bir kimsenin hatasını bu şekilde düzeltmiştir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/45)
İmam Ebû Hanîfe’ye göre namazda, sûre veya âyetleri Mushaf’a bakarak okumak namazı bozar. İmameyn’e göre ise mekruh olsa da namaz bozulmaz. (İbn Nüceym, el-Bahr, 2/11) Şâfiîlere göre de bir kimse, namazda Fâtiha sûresini Mushaf’abakarak okursa namazı geçerliolur. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/353) Bu konuda ihtiyatlı olan, kişinin namazda kıraati ezberinden yapmasıdır.
Bir kasıt olmadıkça inşaallah namazda arıza olmaz. Allah kabul buyursun. Her halukarda namazı bozan ve namazın sıhhatini etkileyen meselelerle ilgili olarak aşağıdaki linkte yer alan 'Fıkıh Okumaları' başlığı altındaki 'Namaz' bölümlerinden istifade etmenizi tavsiye ederiz.: Fıkıh Okumaları
Sorunuz fıkhî açıdan değerlendirilirken iki boyut dikkat çekmektedir: 1- Farz ya da nafile bir namaz bozulduğunda hangi namaz kılınıyorsa tekrar aynı namaza niyet edilir, bozduğum, bozulan diye bir kayıt düşmeye gerek yoktur. Üç kere de bozulsa kılınmak istenilen tek olduğu için bir kere kılınır. Ancak fıkhen, namazdan çıkış öyle zihnin karıştığı anda hızlıca yapılabilecek bir şey değildir. Olağanüstü durumlarda geçerlidir. Mesela; namazda bayılmak, can tehlikesi gibi zorunlu durumlarda geçerlidir. Olağanüstü olmayan rekât karışıklığı, vesvese gibi durumlarda yapılacak bellidir: Sıklıkla mesela üçüncü mü dördüncü rekât mı diye kafa karışıklığı yaşanıyorsa az olandan, üçüncü rekâttan devam edilir. Zaten sıklıkla karşılaşılan bir durum değilse o zaman baştan kılınır. 2- Bir vakit namazını üç kere bozacak kadar vesvese yaşamanız tedavi edilmesi gereken bir durum olabilir. Uzman birine danışıp çözüm yoluna girişmeniz iyi olacaktır. Geçmiş olsun, Rabbim afiyet versin.
NAMAZ konusundaki diğer fetvalar
Namazda aslolan kulun Rabbinin huzurunda olduğu bilinciyle huşû içerisinde kılınmasıdır. Fakat elde olmayan sebeplerle meydana gelen gülmenin namaza etkisi üç şekilde değerlendirilir: a) Namazda iken yanındakilerin duyabileceği şekilde sesli olarak gülmek: Bu şekilde gülmekle Hanefîlere göre hem abdest hem de namaz bozulur. (Serahsî, el-Mebsût, 1/77; Merğînânî, el-Hidâye, 1/18) İbn Üsâme’nin babasından naklettiği bir hadiste şöyle denilmektedir: “Biz Resûlullah’ın peşinde namaz kılarken görme özürlü birisi bir çukura düştü. Biz de adamın hâline güldük. Bunun üzerine Resûlullah yeniden abdest alıp namazı baştan itibareniade etmemizi emretti.” (Dârekutnî, es-Sünen, 1/295-296 [601]; Ebû Dâvûd, Merâsîl, 75 [8]; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 1/226 [679]) b) Şâfiîlere göre kahkaha namazı bozsa da abdesti bozmaz. Çünkü namazın dışındayken kahkaha abdesti bozmadığına göre namazdayken de bozmaz.(Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/140) c) Namaz kılan kimsenin kendisinin duyabileceği kadar gülmesiyle yalnızca namaz bozulur. Kişinin kendisinin ya da yakınındakinin işitmeyeceği şekilde gülümsemesi namazı da abdesti de bozmaz. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/11)
Namaz kılanın huşû ve huzur içerisinde olması esastır. (el-Mü’minûn, 23/2) Mümkün olduğu kadar namaza odaklanmak gerekir. Bunun için Allah Teâlâ’yı (c.c.) görüyormuşçasına (Buhârî, Îmân, 37 [50]; Müslim, Îmân, 5-7 [9-10]) ibadet etmek ve namazı, kılınan son namaz gibi düşünerek O’na yönelmek (İbn Mâce, Zühd, 15 [4171]) tavsiye edilmiştir. Diğer taraftan namaz kılarken, dünyevî düşüncelerin akla gelmesi, birçok insanın karşılaştığı bir durumdur. Namazda harici düşünceler ile ilgili olarakHz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Namaz için ezân okunduğu zaman şeytan, ezânı işitmemek için geriye dönüp olanca hızıyla yellenerek kaçar, ezân bitirildiği zaman gelir. Namaz için kâmet getirilince yine geri dönüp kaçar. Kâmet bitirilince yine gelir, insan ile kalbi arasına sokulur. Filan şeyi hatırla, filan şeyi hatırla, diyerek (namaza başlamadan evvel insanın) hiç de aklında olmayan şeyleri hatırlatır durur. Nihâyet insan kaç rek’at kıldığını bilemez olur. İşte herhangi biriniz kaç rek’at; üç rek’at mı, yoksa dört rek’at mı kıldığını bilmediği zaman, oturur hâlde iki kere secde (sehiv secdesi) etsin.” (Buhârî, Sehiv, 6-7 [1231-1232]; el-‘Amelu fi’s-salât, 18 [1222]; Müslim, Salât, 16-19 [389]) İslâm âlimleri bu hadis-i şeriften hareketle namazda, akla ve kalbe gelen düşüncelerden dolayı, namazın bozulmayacağını ifade etmişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/215; Şevkânî, Neylü’l-evtâr, 2/397-398 [861]) Ancak akla gelen dünyevî düşüncelerle meşgul olmamak gerekir. Zira kişinin bu tür düşüncelerden sıyrılmaya çalışmayıp bunlarla meşgul olması, namazın hem çirkinliklerden alıkoyma gücünü hem de sevabını azaltacaktır. Dolayısıyla namazda iken akla gelen haricî düşüncelerin peşine düşmemek ve Allah Teâlâ’nın huzurunda olduğunu hatırlayarak zihni toparlamaya çalışmak gerekir.
Secdenin sahih ve geçerli olması için secde rüknü yerine gelecek kadar (Sübhânellâhi’l-azîm diyecek kadar) ayak parmaklarından en az birinin yere dokunması gerekir. Ayak parmaklarının en az birisi bu kadar süre ile yere dokunmazsa secde sahih olmayacağı için namaz da sahih olmaz. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/251; Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 87) Secde sahih olacak kadar ayaklar yere temas etmiş ise bunun dışında ayakların yerden kaldırılması namazı bozmaz.
Gerek tek başına gerekse cemaatle kılınan namaz esnasında örtülmesi gereken bir organ, kişinin irâdesi dışında açılır ve hemen örtülürse namaz bozulmaz. Eğer açılan yer bir organın dörtte biri oranına ulaşmış ve bir rükün eda edilecek (Sübhânellâhi’l-azîm diyecek) kadar açık kalmış ise namaz bozulur. Kendi irâdesi ile bilerek açacak olursa, namaz fasit olur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/45)
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) çorapsız olarak namaz kıldırdığı kaynaklarımızda sabittir. (Ebû Dâvûd, Salât, 89 [653]; İbn Mâce, İkâmetü's-salavât, 66 [1038]) Bu sebeple çorapsız olarak namaz kılmakta bir beis yoktur. Ancak mescitlere çorapsız girmek sağlık, temizlik vb. nedenlerden ötürü örfte hoş karşılanmıyorsa, bundan kaçınmak uygun olur. Çorap giyenlerin de çorapları temiz olmalıdır.