Fetva Meclisi
Soru
Ev almak istiyorum ama birikmiş çok param yok. Satacak malımız falan da yok. Biriktirsem asla birikmez, onun için krediye uygun evler var, onlardan almak istiyorum ama günah olmasından da çok korkuyorum. Ne yapmalıyım hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Önce bu günah için istiğfar edin. Evi satıp faizli paradan kurtulabilecekseniz satın kurtulun. Satmanız mümkün değilse ya da sizi faizli maldan kurtarmayacaksa en kısa yoldan faizden kurutulun ve istiğfar ederek Allah'a yalvarın. Tekrarından sakının.
Selamünaleyküm. Zaten 'kredi almak' faizle borç almak demektir.
Selamünaleyküm. Bu direk bir faiz değildir ama bereketli bir ticaret de değildir.
Sizin sattığınız evleri alanların faili bir kaynaktan para bulmaları sizin mesuliyetinizi gerektirmez. Siz faize teşvik etmeyin, faize direkt veya dolaylı olarak kolaylık göstermeyin, biiznillah mesuliyetiniz olmaz.
Selamünaleyküm. İleride ölmemek için zehir mi içeceksiniz? Para biriktirin, helali ile bir barınak edinin. Şeytanın vesvesesine kulak asmayın. Kimin yarın garantisi var?
Selamünaleyküm. Müşterilerinizin para kaynağını araştırmak sizin sorumluluğunuzda değildir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Elbette şarttır. Allah'ın cennete kabul etme şartı da budur zaten. O mürşid, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemdir. Onun dışındakiler ise hep onun kapısının kapıcılarıdır. O kapıda durma terbiyesini gösterirler. Kapıcısız olmayabilir ama kapıcıyı da ev sahibi gibi görmek yanlıştır.
Kur'an ve Sünnet esas alındığında RABITA'nın olmadığını söyleyebiliriz. Yorum yapıp ayrıntı getirerek Rabıtaya delil oluşturulabilir. Ama bir namaz gibi, bir oruç gibi delil bulmak mümkün değildir. En iyi ihtimalle söylenebilecek söz şudur: Salih kimseler olduklarına inandığımız bazı büyük şahsiyetlerin kanaatlerine dayanılarak böyle bir uygulama ortaya konmaktadır. Bu da olsa olsa içtihadî bir mesele kabul edilebilir. Dolayısıyla içtihada dayalı bir mesele bütün ulemaya, dine mal edilemez. Bunun karşılığında Rabıtayı şirk olarak vasıflandırmak da zor benimsenebilir bir tepkidir. Zira şirk, Allah Teala'ya karşı işlenebilecek en ağır suçlardandır. Şirkten daha ağır bir suç yoktur. Müslümanlardan bir Müslüman'ın kastı olmadan ihdas ettiği bir şeyi böyle ağır bir kavramla vasıflandırmak doğru olmasa gerek. Biz, Allah'ın kullarını dışlamaktan zevk alamayız. Rabıtayı kabul etmek veya etmemek açısından bakmadan, mü'minlerden bir grubu şirkle itham etmeyi konuşuyorum. Yapılan şey yanlışsa bile şirkle itham ondan daha aşağı kalır bir hata olmaz. Bizim, meşgul olacağımız kadar dış sorunumuz vardır. Onlara yönelelim.
Sizin bu anlaşmanızda faizle ilgili bir sorundan çok alışveriş fıkhı açısından bir sorun vardır. O da şudur: Borcunuz kesin bir rakamla belli değildir. Şu anda toplam olarak ne ödeyeceğinizi bilememektesiniz. Bu durum da alışverişte sıkıntı oluşturmaktadır. Ama faiz dediğimiz şey değildir. İnşaallah affedilir bir hata ile satın almış olursunuz. Bazı hocaefendilerin TOKİ'nin bu satışını uygun gördüğünü duyuyoruz; o görüşlerle amel edebilirsiniz. Allah'a emanet olunuz.
Kredi, parayı para ile satın almaktır. Paranın para ile satın alınması da faiz dediğimiz haramın adıdır. Yaşadığımız asırda neredeyse faizsiz bir iş halledilemeyecek duruma gelinmiştir. Allah'tan bizi korumasını dileriz. Faiz, nereye bulaşırsa orayı haramlaştırır. Ama bu tarım mahsülünün haramlığı şeklinde anlaşılmamalıdır. Mahsül temiz olabilir ama ondan kazanılan veya onun konduğu sofranın manevi bir kir taşıdığını bilmeliyiz. Az olsun helal olsun ilkesi ile yaşayalım.
'Öşür' zekâtın toprak mahsüllerindeki adıdır. Market sahibi zekâta nasıl mükellef ise toprak mahsulü yetiştiren de o şekilde muhataptır; ihtiyari bir durum değildir. Bir ton civarında üretilen herhangi bir mahsulün zekâtı şu şekilde hesaplanır: Üretimde sulama, gübreleme gibi ek masraflar yapılıyorsa %5, hiçbir harcama yapılmıyor sadece hasat zamanı toplanıyorsa %10 oranında zekâtı verilir. Bu zekât, o ürünün cinsinden de verilebileceği gibi toptan pazarlanan fiyatından hesaplanarak para şeklinde de verilebilir. Önemli ölçüde unutulmaya yüz tutan bu ibadeti ihya etmeye gayret edelim. Allah yardımcımız olsun.
Bir kere dövme yaptırmanın caiz olmadığını biliniz. Hem bize ait bir uygulama değil hem de onurlu bir davranış değil. Ama daha önce dövme yaptırdı iseniz yapacak bir şeyiniz yoktur. İstiğfar edin. Yenisini yaptırmayın. Bedenlerimizi bizim malımız gibi kullanma hakkımız yoktur. Bedenlerimiz bize Allah'tan emanettir. Hesabı sorulmayacak bir emanet de yoktur. Bari bu tür günahlarımız olmadan Rabbimize gidelim. Daha çok gayret ederek, nefse uymamak için sabrederek bu çetin yolu aşacağız biiznillah. Allah'a emanet olunuz.