İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, bizim buralarda (Azerbaycan'da) bazı mescid imamları Kur'an-ı Kerim'le devletin ana yasasını eşit tutarlar. Bu tür imamlara uyup namaz kılmanın hükmü nedir?

Cevap

Devlete karşı öyle gösteriyor ama kendisi öyle inanmıyorsa bir günah işliyor demektir. Tevbe etmesini umarız. Hayır, aynen öyle düşünüp inanıyorsa o zaman arkasında namaz kılmamayı tercih ederiz. Ama mümkün oldukça camileri yalnız bırakmayalım.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu meselede camiler veya namaza tahsis edilen yerler olarak durum şöyledir: İmama uymuş olmak için imam ile imama uyan arasında bir iletişim sıkıntısı olmamalıdır. İmamı arkasından görebilen, onu göreni gören, sesini net duyabilen, sesini aktaranı duyabilen açısından sıkıntı yok demektir. Bu kurala göre bakıldığında ses sitemi güzel olan bir bina içindeki namaza uyanlar imama uymuş sayılırlar. Bir üst veya alt katta olmak sorun oluşturmaz.

Camilerde namaz yasaklanınca biz binamızdaki bir mekânı mescit edindik. Saflarda
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Camideki imamın kimliğini araştırmamız gerekmiyor. Özellikle kusur aramamız ise yanlıştır. Bariz bir şekilde haram işlediğini biliyorsak daha iyi bir imam arayışı içinde olabiliriz ama onun arkasında da namaz kılınsa namaz caizdir. Haramlardan birini hafif gören yani iman açısından sıkıntılı durumu olan bir imamın arkasında ise namaz kılamayız. Yalnız bu durumu dedikodu ile tespit etmemiz yeterli değildir, kati olarak bilmemiz gerekir. Faiz de dediğiniz gibi en büyük haramlardan bir haramdır.

Cami imamlarının arkasında namaz kılınır mı? Mesela faiz ile kredi çekip ev, ara
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Caminin resmi görevlisi olmayan birinin bunu yapması doğru olmaz. Muayyen vakitlerde camilerde Kur'an okunması ise güzel bir uygulamadır. Ortasını bulma konusunda caminin görevlisi ile konuşmalısınız.

Bizim mahallemizdeki camide müezzinlik yapan bir abimiz her gün öğle, ikindi, ya
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Tevbe edenin günahından ötürü mü'min kimliği soruşturulmamalıdır. Tevbe etmemiş büyük günahlardan birini işleyenin de daha iyisi varken imam olması doğru değildir. Namaz için 'caizdir' diyebilsek de onun imam olmaması gerekir.

Selamünaleyküm hocam. 2 sorum olacak; 1- Zina yapmış birisinin arkasında namaz k
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Ayakların yerden kesilmesi dışındakiler namaza zarar vermez.

Bazen namaz kıldıran imamların secdedeyken ayaklarını kıbleye doğru büküp secde
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İtikadında arıza olan bir insanın arasında namaz kılınmaz. İtikatta arıza ise, her Müslüman'ın iman etmesi gereken şeylerden birine iman etmemeye ya da inkâr etmeye denmektedir. Bunun dışında günahkâr da olsa her imamın arkasında namaz kılınır. Fıkıh ölçüleri böyledir. İmamın seçimle gelmesi şeklinde bir kural yoktur. İnsanlar, kendileri İslam olmayan bir devlette yaşarken sıkılmıyorlarken, camilerindeki imamların tayin edenini sorgulamaları çok ciddiye alınabilecek bir düşünceyi yansıtmıyor. Keşke daha iyi imamlarımız olsa idi! Ama biz buyuz, imamlarımız da budur. Daha iyi olursak Allah da bize daha iyi imkânlar verecektir. Camiyi terk etmenin özrü bu olamaz. Cemaate devam edelim. İmamları tatlı dille ikaz edelim. Allah'a emanet olun.

Mevcut sistemin atadığı imamın arkasında namaz kılmak caiz mi? Bazı insanlar, on

anayasa konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Değerli kardeş, Doğruluğunda tereddüdümüz olmayan ya da iki Müslüman'ın hiçbir şekilde tereddüt etmeyecekleri bir gerçeği söylüyorsunuz: Biz, kanunları İslam olmayan bir ülkede yaşıyoruz. Daha da ötesinde diyebiliriz ki, hukuk sistemi olarak İslam'ı yok sayıp, yerine kendini oturtmak isteyen bir sistemde yaşıyoruz. Bu husus tartışmayı gerektirmeyecek kadar açıktır. Ancak ne yapılması gerektiği hususu, tartışma konusudur. Yıllardan beri Müslümanlar, doğrudan veya dolaylı olarak bu konuyu tartıştılar. Sizin de bildiğiniz gibi hiçbir endişe yokmuş gibi girip çıkan da olmuştur küsüp gider gibi kendini dışlayan da olmuştur. Geldiğimiz nokta ise ortadadır. Bir Müslüman, sadece kendisini düşünecekse yani namaz kılıp evinde oturmakla yetinecekse, gerçekten onun için bir sorun yoktur. Bir de bol bol nafile oruç tutar, kandil gecelerinde de mevlit dinlerse işi tamamdır. Ama böyle bir tavır, ne kadar Ümmet olma şuuruna yakın bir tavırdır? Ruhbanlıkla cemaat adamı olmak arasındaki fark burada gözümüze çarpmıyor mu? Meseleyi daha iyi anlamamıza yardım edecek bir tafsilata da işaret edelim: Bir camide imam olan kişi, avukattan ne kadar farklı olabilir ki? Bir imamın -hususi endişeler taşımaması durumunda- avukattan daha iyi sayılabilecek hangi yönlerini bulabilirsiniz? Eğer meseleye uzaktan seyreden bir bakışla bakacaksak durum budur. Hayır meseleye Ümmet'imizin geçirdiği badirelerden biri olarak bakacaksak daha geniş bir açı çizmemiz şart olmaktadır. Meselenin başka bir boyutu da samimilik boyutudur. Hukuk ve benzeri alanlardaki 'İslam dışılık' endişesini; en az hukuk kadar 'İslam'ın dışında kalmış olma hatta İslam'la savaşma' hâlinde olan mesela ekonomiye, neden aynı şekilde uyarlamıyoruz? Yoksa faiz üzerinden servet elde etmek hafif bir günah türü müdür? Bütün suç hukukun üzerinden mi muhasebe edilecektir? İşimize gelen ve gelmeyen ayrımı yapabilir miyiz? Yoksa 'bu zorunluluk gereği' mi diyeceğiz? Ümmet adına yapılan işlerde böyle kararlar verilemez. Eğer mesele bütün Müslümanları alakadar eden bir mesele ise o zaman Ümmet adına karar verecek mercilerin yani ulemanın ve âkiller kadrosunun devreye girmesi gerekir. Onlar da böyle bir kararı verirken dünü, bugünü ve yarını düşünerek karar vereceklerdir elbette. Kesinlikle hukuk, dikenli bir ormanı andırmaktadır. İçinde dolaşıp da gömleğini dikenlere takmamak neredeyse mümkün değildir. Ama yol almak diye bir derdi olanlar, gerektiğinde gömleklerini feda etmesini de bilmelidirler. Hem gömlekten olmaya razı olmamak hem de yol almaya çalışmak kime nasip olmuş! Dinimiz ve taviz kelimelerini katiyetle bir araya getirmeye yanaşmayız. Din, üzerinden taviz verilebilir bir değer değildir. Yahudiler öyle yaptıkları için Yahudi oldular. Biz inşaallah dinimizi koruma hassasiyetiyle yaşayacağız. Fakat, dinimizin asla esnemez kuralları olduğu gibi, şu şekilde de olabilir denecek kuralları vardır. Zaruretler hâlinde ruhsatla amel edilebilecek bölümleri vardır. Sizin gibi olanların izlemesi gereken siyaset şu olmalıdır: a- Bir kere İslam'ın aslını ve ana hatlarını bilmelisiniz. Bir 'İslam' kelimesinin etrafında dönüp durmak yerine, onun iç sistemini bilmek ve bu uğurda yürümek gerekir. b- Münferit kararların hayır getirmesi beklenmez. Zaten eğer İslam ise gayemiz, İslam istişareyi mü'minlik standartlarından biri olarak önümüze koymuştur, ona riayet edelim. c- Bu meseleyi veya herhangi bir meseleyi yirmi dört saatimizin bütününü işgal edecek ve diğer görevlerimizi mesela ailemizi, günlük ibadetlerimizi ihmal ettirecek hâle getirmemiz de doğru olmaz. Her şeyi dengede ve yerli yerinde değerlendirmeliyiz. İfrat veya tefrit hatadır. d- Muhakkak bir cemaat içinde ve cemaatle hareket hâlinde olmalıyız. Bu cemaat de İslam'ı kendi idrakine göre anlayan, kalıplarını aşamayan, mü'minleri kuşatacak geniş bir yürek taşıyamayan bir karakterde olmamalıdır. Ümmet'i bütün renkleriyle ve sorunlarıyla, farklılıklarıyla, geçmişle gelecek arasında dengeli bir yerde durarak kavrayabilen bir cemaat, içinde bulunmayı zorunlu gördüğümüz cemaat olmalıdır. İslam'ın bir alanını, kendine çalışma alanı yapıp gerisini yok gören anlayıştan uzak kalmaya mecburuz. e- Biz umut ümmetiyiz. Kıldan yapılmış göçebe çadırlarında yaşayanların bile Kur'an nuruyla nurlanacağına, küfür ehlinin nihai galibiyeti elde edemeyeceklerine, durum ne olursa olsun sonunda Allah'ın yardımının bize ereceğine, dünyanın ahiretteki kazancımızın yanında bir hiç olduğuna iman ediyoruz. Bu iman, bizim enerjimiz ve çalışma aşkımızdır. Yanar eririz ama ateşe atılırken bile 'Rabbim bana yeter!' deriz. İslam'ın sistemi, hilafeti kalkmış olabilir. Bir gün daha gür ve daha müessir olarak geri geleceğine imanımız, yarın sabah güneşin doğacağına olan itimadımızdan daha fazladır. Dik durun, erimeyin, küçük düşünmeyin, küçük ve dağınık düşünenlerle mesafeli kalın. Allah'a emanet olun.

Muhterem hocam, hukuk fakültesi son sınıf talebesiyim. Allah nasip ederse bu yıl

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.