Fetva Meclisi
Soru
Kuran'da dabbe var mıdır? Varsa dabbe nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir harf eksik veya fazla olmamak üzere Kur'an, koruma altındadır. Bu korumanın sahibi de Allah Teâlâ'dır. 'Allah Teâlâ, koruyamıyor!' demeden o sözü söylemek mümkün değildir. Bu sözün sahibini hain değilse zır cahil kabul ederiz.
Mevcut teknik gelişmeler ve bundan önceki gelişmeler konusunda Müslüman olarak şöyle düşünürüz: Bir harama ve çirkinliğe hizmet etmek için üretilenleri dışında insanın elinde gelişen her ne varsa o, dinimizin mubah gördükleri arasındadır. İnsanların bu tür gelişmeleri sahiplenmeleri veya daha ileriye götürmek için gayret etmeleri de Allah’ın nimetlerine sahip olmak gibi görülmelidir. Müslüman olarak bizim yapay zekâ veya benzeri bir teknoloji ile direk ters düşmemizi gerektiren bir ayet veya hadis yoktur. Aksine bunları mubah sınırları içinde kullanmamız gereken ve ahirette hesabını vereceğimiz nimetler olarak görmeliyiz. Bazı hadislerde bugünkü gelişmelere dolaylı olarak da olsa işaret eden ifadeler bulunmaktadır. Tirmizi ve Ahmed bin Hanbel’in rivayet ettiği bir hadis şöyledir: ‘Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, vahşi hayvanlar insanlarla konuşmadıkça kıyamet kopmaz. O kadar ki kişiye kamçısının ucu, terlik kayışı konuşur. Uyluğu ondan sonra evde olanlardan kendisine haber verir.’ Bu veya benzeri hadisleri kıyametten önce nelerin gelişebileceğine dair bir uyarı olarak görmemiz gerekir ama her gelişmeyi de ‘işte bu hadiste geçen bilgi budur’ şeklinde acele ile yorumlamamız isabetli olmayabilir. Gelişmeler içinde bizi mubah sınırlarında bırakanlarını sahiplenir gerisini de ihtiyatla karşılarız.
Sadece farzdan sonra nafile kılınan namazlarda dağılmak için geçerli bir kuraldır o. Sabah namazında ise bu yoktur. Allah'a emanet olun.
Kur'an'ımızın okunması bir ibadettir. Okunanın anlaşılması da bir ibadettir. Bu ibadetlerden biri diğerinin şartı değildir. Kardeşlerimiz abartılı bir iş yapmışlardır. Elbette okunanın anlaşılması evla olandır ama mesela namaz kılmayanın sırf namaz kılmadığı için oruç da tutmaması ne kadar tutarlı ise bu da o kadar tutarlı olmuştur. Bunun yerine toplanma nedeninizin Sünnet olmadığını söyleselerdi daha makul bir gerekçe ileri sürmüş olurlardı. Zor bir zamandayız; herkes bildiğini tek gerçek ve tek yol gibi algılıyor. Allah yardımcımız olsun.
Azap dünyada olur, ölürken olur, kabirde olur, ahirette olur ve hem dünyada hem ahirette olur. Dünyadaki azap bedenle hissedilen azap olur, içte hissedilen manevi azap olur. Neden biz, dünyada Allah’a asi olanların azaba uğradıklarını hemen göremiyoruz sorusu haddimizi aşan bir sorudur. Biz hayata, yaşadığımız an olarak bakabiliyoruz. Ne dünü ne de geleceği bilmiyoruz. Allah Teâlâ ise ezelden ebede olan süreç içerisinde her şeyi bir hikmetle yapmaktadır. Biz, bize göre bir uygulama isteriz ama biz yok denecek kadar kısa bir zaman için varız ve sadece kendi eksenimizde döneriz. Bütün kâinat içinde biz yok gibiyiz. Allah Teâlâ ise yaratan ve idare eden olarak hükmetmektedir. Yine de neden hemen azap etmiyor sorusuna bazı cevaplar tahmin edebiliriz: - Çünkü Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir. Tevbe ederler diye asi kullarının azabını ertelemektedir. - Helim (yumuşak) olmak onun sıfatlarındandır. Azapta acele etmemek helim olmasının sonucudur. - Asi kullarının azabı kesindir, erteleme ile ne unutulur ne de azalır. Kıyamet gününe ertelenmiş olması büyük bakış açısından sonucu değiştirmez. Aksine azabı geciktikçe günahı artacağı için azabı da artacaktır. Bu anlamda da azabın gecikmesi de onlar için bir azaptır.
Kur'an ve Sünnet'te sabit olmayan bir şey hakkında fikir yürütmek gereksiz ve faydasızdır. Bu gemi hakkında da Kur'an'da böyle bir bilgi yoktur. Allah'a emanet olunuz.