Fetva Meclisi
Soru
Tevbe Suresinin şimdikinin iki katı uzunlukta olduğu, sahabeye bir gecede surenin yarısının unutturulduğu, şimdiki halinin surenin aslında yarısı olduğu (sahabeye atıfla ancak kaynak verilmeden) bir hoca efendi tarafından tv ekranlarında ifade edildi. Bunun aslı nedir? Kur'an-ı Kerim'in Bakara Suresi "hakkında şüphe olmayan kitap" diye başlar. Kur'an üzerinde şüphe uyandırabilecek bu bilgi doğrusu çok garibime gitti. Böyle birşeyi kabul etmemek Kur'an-ı inkar etmek anlamına gelir mi? Veya doğruluğunu kabul etmek şayet gerçekliği yok ise Kur'an'a asılsız ilave anlamına gelir mi? Bu konuda aydınlatabilir misiniz? Allah'a emanet olunuz. Allah'ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kur'an'ın bugüne kadar, tek bir kelimesinin bile bozulduğuna ya da korunamadığına dair hiçbir iddia olmamıştır. Eğer olacak olsaydı, Kur'an düşmanları cirit atıp onu bayraklaştırırlardı. Elhamdülillah kitabımız, ilk indiği günkü gibidir elimizde.
Sorduğun konu, ulemanın ihtilaf ettiği meselelerden biridir. Bu yüzden meseleye ne “kesinlikle yapılmaz” ne de “şartsız, kayıtsız sünnettir” denilerek yaklaşmak doğru olmaz. Resûlullah Efendimiz ﷺ’in kabir başında doğrudan Kur’an okuduğuna dair sahih bir hadis elimizde yok. Ziyaret ettiğinde selam verir, dua ederdi. Sahabiler de aynı şekilde hareket etmişlerdir. Ancak bu, Kur’an okunamaz anlamına gelmez. Çünkü Kur’an okumak başlı başına bir ibadettir. Kabirde değil evde bile okunsa ruhlara bağışlanabileceği pek çok fakihe göre caizdir. Özellikle Hanefî, Şafii ve Hanbelî fakihlerinden bu yönde görüşler vardır. Hatta bazıları özellikle Yâsîn Suresi’nin okunmasının hem ölmek üzere olana hem de kabirdekine faydalı olacağını belirtmiştir. Bu konuda Hazreti Peygamber’den gelen “Yâsîn okuyunuz” hadisi vardır ama kabirde değil, ölüm anındaki kişiye okunmasına dairdir. Günümüzde kabirde Kur’an okunmasını “bidattir” diye toptan reddedenler varsa da bu işi sırf ibadet niyetiyle, sevabını ölüye bağışlamak niyetiyle yapanları da yadırgamak doğru değildir. Kimse bunu dinin değişmez bir parçası gibi görmüyor, sadece Kur’an’ın rahmetiyle meyyite fayda ulaşsın ümidiyle hareket ediyor. Bu durumda mesele niyete dayanır. Riya, gösteriş, bidatleşmiş toplu uygulamalar, hele hele Kur’an’ı ticarete dökmek gibi yanlışlara bulaşmadan, sessizce okunursa bunda bir sakınca yoktur. Sonuç olarak, Peygamberimiz ﷺ bunu yapmamış olabilir ama bu, yapana günahkâr dememizi gerektirmez. Selef-i Sâlihîn’den bazı âlimler buna cevaz vermiştir. “Bu işi sünnettir.” diye değil, “Rabbim belki kabul eder.” diyerek yapanların hâlini Allah bilir. Yeter ki kimseyi itham etmeyelim, Kur’an’a da saygıda kusur etmeyelim.
Ehlisünnet demek şudur: Bu ümmetin düşünce ve iman esaslarını, ümmetin kaynakları olan Kur'an, Sünnet ve sahabi merkezlerinden toplayıp bir potada ortak ilkeye dönüştürmek. Ehlisünnet'in günahlar ve tevbe konusundaki itidalli ilkesi geneli temsil eder. Bir sahabinin farklı kanaati bu ilkeyi bozmaz. Böyle bilmelisiniz.
Kur'an’ımızın hiçbir ayeti bu asırdaki hiç kimseyi muayyen bir kişi olarak asla göstermez. Bunu iddia etmek akılsızlıktır. Kur'an’ımız bütün mü'minlerin kitabıdır. Kimin o kitapta işaret edilen kişi olduğunu sadece Allah Teâlâ bilir. Böyle bir iddiada bulunmak, öyle biri olmamanın en belirgin işaretidir. Bunu yapan istiğfar etmesi gereken bir hata yapmaktadır. Ümmetin büyümesinden mutlu olanlar bu ümmet adına iş yapıyor demektir. Gerisi için sadece Allah ıslah etsin diye dua ederiz.
İki türlü de olabilir; birilerinin kayıp gitmesi, birilerinin de kalması için olabilir. Zira hiçbir belge herkes için ortak belge olmaz. Bu tür konularda nihai doğrulamayı sağlamak mümkün değildir. Bu bir imtihandır, ebedi cehennemden kurtuluş veya ebedi kalış noktasında herkes imtihan olacak, başka çaremiz olmaz. Allah Teâlâ akıbetimizi hayretsin, imanımızı muhafaza buyursun. Bizi, ailemizi ve bütün mü’min kardeşlerimizi kalp kaymasından korusun.
Bunu bir trafik kazası gibi kabul edin. Şoku geçmelidir sizden. Geçmesi için de kendiniz yeni ibadet hamleleri yapın. Daha fazla Kur'an okuyun. Sohbetler dinleyin. Kendinizi vakti boş olabilecek biri olmaktan kurtarın, geçer biiznillah. Bir süre gece teheccüd namazına kalkmaya ve orada dua edip Kur'an okumaya bakın. Sesli Kur'an okuyun. Bir nebze Kur'an ezberlemeye bakın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Kendiniz kendi derdinizi ürettiğinize göre tedaviniz de biiznillah kolaydır. Çevrenizi değiştirin, gerekiyorsa semtinizi de değiştirin. Yatağa bitkin bir şekilde girecek kadar bedeninizi ve beyninizi yoracak meşguliyetler üretin. Akrabalarınız ve sizin için uygun olacak yerlere geziler yapın. Farklı ortamlarda farklı olaylara açın kendinizi. Kur'an'dan bir sureyi, tefsiri ile beraber ezberleyin. Bu herhangi bir sure olabilir. O tefsiri daha sonra kendiniz makaleleştirin. Boş odada da olsa o tefsirden konuşma yapın. Riya bile olsa yaptığınız takmayın. Çok dua edin, vird edinin. Farklı iki, üç ders ortamı bulup onları izleyin. Hangisi sizi tatmin ediyorsa orada kalın. O programı aksatmayın. Şifalar diler, dualar ederiz.
Selamünaleyküm. İhtilam olma tarihiniz sizin asıl buluğ çağınızdır. Takvimi o zamandan başlatın. Azimli bir mü'min olmanızı dilerim. Allah yolunu açık tutsun, sabrını kavi kılsın.
Selamünaleyküm. Ölüm ve ötesi için böyle sorularla meşgul olmak bize yaraşmaz. Kur'an ve Sünnet’te ne varsa onunla yetinmeye mecburuz.
Selamünaleyküm. Takılmaya değecek bir durum olduğunu zannetmiyorum. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm.Resimleri gördüm. Dikkatiniz için sizi tebrik ederim. Arkadaşlarla görselin niteliğini inceliyoruz. İnşaallah mukaddesata ait bir yazı değildir. Ama gereken ikazı yapacağız inşaallah. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Hocaefendi'nin anlattığı bir vakıadır, yabana atılabilir bir tespit değildir. Dinimizi özü itibarıyla yaşamanın mantığını izah etmektedir. Ancak sakal ve misvak örneği bir arada verilirken yanlış anlaşılmaya müsait bir üslup kullanılmıştır. Sakal, sıradan bir Sünnet değil, emir kalıbında bize ulaşmış bir Sünnet'tir. Aynı şey misvak için geçerli değildir. Keşke bu ifadede sakal örneği verilmemiş olsaydı. Fakat bu ifadelerde bir kasıt aramak zannederim doğru olmaz. Allah'a emanet olun.