Fetva Meclisi
Soru
Kurban bayramında 1 aileye bir kurban kesmek yeterlidir, kurban sünnettir görüşünde olan bir aile bir vakfa kurbanını kestirmek için aşağıdaki tipte bir vekalet verse, kurban ibadetinde bir sorun çıkar mı? ‘Vacip, sünnet ve/veya bağış ya da adak ve akika kurbanımın, Türkiye ..... vakfı yöneticilerine; kesmeye kestirmeye, vekalet vermeye umumi vekil tayin etmeye ve ettirmeye vekil tayin ettim.’ Ya da ‘Kurbanımı almaya, aldırmaya, kesmeye, kestirmeye ve dilediğine vermeye, Tahsin E., Talip A., Şaban Ç. ve İbrahim D.'ın her birini münferiden umumi vekil tayin ettim.’ şeklindeki vekaletler yeterli midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İbadetler niyetle ibadet olur. Kimse kimsenin ibadetini yapamaz. Yapacaksa da, vekâlet verilebilecek bir ibadet ise onun vekâlet vermesi ile yapabilir. En başta kurbanlık alınırken verilen vekâlet kesmek için de yeterli olabilir. Özel bir daraltma yoksa o günkü vekâlet yeterlidir.
Din İşleri Yüksek Kurulu, 28/10/2009 tarihinde Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamza AKTAN’ın başkanlığında toplandı. Din Hizmetleri Dairesince ilgi yazı ekinde görüş bildirilmek üzere Kurulumuza gönderilen “Vekalet Yoluyla Kurban Kesimi” konusu görüşüldü. Bilindiği üzere ibadetler, bedeni, mali ve hem bedeni, hem mali olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır. Namaz ve oruç gibi bedeni ibadetler, ancak mükellef tarafından yerine getirilebilir; vekalet yoluyla başkasına yaptırılamaz. Hac ve umre gibi hem bedeni hem mali ibadetlerde de asl olan, bunların bizzat mükellef tarafından yapılmasıdır. Ancak yükümlünün bu tür ibadetleri ifa etmekten aciz kalması durumunda, söz konusu ibadetleri vekâlet yoluyla yaptırması caizdir. Mali ibadetler ise, yükümlünün bizzat kendisinin yapmaktan aciz olup olmamasına bakılmaksızın vekalet yoluyla da yerine getirilebilir. Buna göre, mali bir ibadet olan ve sırf Allah rızası için yerine getirilmesi gereken kurbanı, kişinin bizzat kendisi kesebileceği gibi vekâlet yoluyla kestirmesi de mümkündür. Yapılan müzakereler sonucunda vekâletin dinen geçerli olabilmesi için; 1. Vekilin, kurbanı müvekkil adına kesmesi veya kestirmesi gerektiği, 2. Vekaletin, bizzat ya da çeşitli iletişim araçlarıyla verilebileceği, 3. Vekilin, kâr amacı gütmemek kaydıyla, müvekkil adına kesilmek üzere kurbanlık satın alabileceği, 4. Kurban kesmek yerine bedelinin muhtaç kişilere ya da ilgili kurumlara verilmesi ile kurban ibadetinin yerine getirilmiş olmayacağı, 5. İbadet olması cihetiyle kesilen kurbanın amacına uygun olarak değerlendirilmesi gerektiği, 6. Kurbanda asıl olanın, kişinin bu ibadeti Allah rızası için yerine getirmesi olduğu, bu bakımdan vekaletle de olsa, kurban kesme uygulamasının amacından uzaklaştırılarak “yardım kampanyası” şekline dönüştürülmesinin uygun olmayacağı, 7. Kesilen hayvanın eti, derisi ve diğer herhangi bir cüzünün kesim ücreti olarak verilemeyeceği; ancak bakım, kesim, taşıma ve muhafaza masrafları gibi giderlerin müvekkilin parasından karşılanabileceği mütalaa olunmuştur.
Kurban, Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usûlüne uygun olarak kesmektir. Kurbanlık hayvanı veya bedelini bir hayır kurumuna veya yoksul kişilere bağışlamakla bu vecibe yerine getirilmiş olmaz. Ancak kurbanın sahih olması için kişinin keseceği kurbanı bizzat satın alması, kendisinin kesmesi veya kesilirken yanında bulunması şart değildir. Bu işlemler vekâlet yoluyla da yaptırılabilir. Vekâlet, sözlü veya yazılı olarak verilebildiği gibi telefon, internet ve benzeri iletişim araçları vasıtasıyla da verilebilir. Vekil tayin edilen kişi veya kurum, üstlendiği vekâleti gereği gibi yerine getirmekle yükümlüdür. Kurban ibadetinin hikmetlerinden biri, toplumun bütün kesimlerinin bayrama iştirak etmelerinin sağlanmasıdır. Kurban etlerinin başta ihtiyaç sahipleri olmak üzere aile efradı, dostlar ve komşular ile paylaşılmasının istenmesi bu amaca yöneliktir. Bu kapsamda kurban etlerinin bir an önce ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması da esastır. Kurban etlerinin satılıp başka amaçlar doğrultusunda kullanılması bu hikmetlere aykırılık teşkil eder. Bu nedenle bazı kişi ve kuruluşlar tarafından kesim öncesi henüz organize aşamasında kurban etlerinin satımının planlanması doğru değildir. Dolayısıyla, vekâletle kurban kesen kuruluşların kapasitelerini dikkate alarak kesip dağıtabilecekleri sayıda kurban vekâleti almaları, kesim işlemini mutlaka gerçekleştirmeleri ve buradan elde edilen etleri satışa konu etmeden öncelikle muhtaçlara dağıtmaları gerekir. Bununla birlikte kurban etlerinin ihtiyaç sahiplerine dağıtılması yönünde gerekli çaba gösterildiği hâlde farklı nedenlerle fakirlere ulaştırılma imkânı sağlanamamış ve elde kalan etlerin telef olma ihtimali ortaya çıkmışsa satılarak bedeli, kurban sahiplerinin niyetleri doğrultusunda muhtaçlara ulaştırılabilir. Bu şekilde elde edilen gelir, hiçbir şekilde organizasyon ve kesim masrafları için mahsup edilemez.
Selamünaleyküm. Kurbanların vekal yoluyla bu şekilde kesilmesinde fıkıh olarak bir sakınca yoktur. Zikrettiğiniz şekilde kurbanların bir tür vergi şeklini alması da doğru değildir. İki durumun ortasını bulmaya mecburuz. Dualar edelim.
Kurban ibadetinde esas olan, kişinin kurbanını kendisinin kesmesidir. Bununla beraber malî bir ibadet olduğu için vekâlet yoluyla da kestirilebilir. Günümüzde vekâletle kurban kesimi genellikle iki şekilde uygulanmaktadır: Birincisi: Kurban kesmek isteyen kişinin ilgili kuruluşa kurbanlık alımı ve kesimi için umumi vekâlet vermesi, söz konusu kuruluşun da müvekkili adına taahhüt ettiği bu hayvanı alıp muayyen günlerde kesmesi şeklinde gerçekleşmektedir. İkincisi: İlgili kuruluşun, kurban kesmek isteyen kimselere belirli bir bedel karşılığında kurbanlık hayvanı ya da hisseleri satması ve kesim günü geldiğinde de müşteriden vekâlet alarak onun adına kesmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Bu uygulamada, önce satım akdi yapılmakta, daha sonra da kesim için vekâlet alınmaktadır. Elde edilen etler de bazen kurbanı kestirene bazen de onun rızasıyla yoksullara ve hayır kurumlarına verilmektedir. Her iki durumda da aşağıdaki şartlara riâyet edildiği takdirde yapılan bu uygulamalar dinen caizdir: 1. Birinci uygulama esas alındığında kurban için ilgili organizasyona başvuran müşteriden, kurbanın alım-satım ve kesimi için umumi vekâlet alınması gerekir. İkinci uygulamada ise belirsizliğin oluşmaması için satıma konu olan hayvan müşteriye gösterilmeli ya da cinsi ve yaşı ile birlikte küpe numarası da belirtilmelidir. 2. Satıma konu edilen hayvan, kurbanlık hayvanda aranan şartları taşımalıdır. 3. Kurbanlık hayvana ortak olanların tamamının niyeti, ibadet olmalıdır. 4. Baştan umumi vekâletin alınmadığı uygulamada, hisse satıldıktan sonra veya satım akdi esnasında ilgili kuruluşun, müşterisinden hayvanı kurban etme vekâleti alması gerekir. Vekâlet, sözlü veya yazılı olarak verilebileceği gibi telefon, internet, faks ve benzeri iletişim araçları ile de verilebilir. 5. Hayvanı kesen kişi, kurban niyetiyle ve müvekkili adına kesmelidir. 6. Kurbanlıklar, mutlaka kurban kesim günleri içerisinde kesilmelidir. 7. Hayvan kesim ücretleri; kesilen kurbanlık hayvanların etleri, derileri veya sakatatından karşılanmamalıdır. 8. Her bir hissedar, kurban edilecek bir büyükbaş hayvanın en az yedide bir hissesine kaydedilerek belirlenmelidir. Kurban kesen kuruluşların hissedarlarını belirlemeden hayvanları topluca kesmeleri caiz değildir. Bundan dolayı her hayvanın hissedarları belirlendikten sonra kasaba vekâlet verilmelidir. Her bir hissedarın isminin kesim sırasında tek tek zikredilmesi zorunlu olmasa da şüpheden uzak olması açısından tavsiye edilmektedir. 9. Kurban edilecek hayvanın henüz kesimi yapılmadan önce hissedarların belirlenmesi gerekir. Buna göre önceden belirlenen hissedarlar adına kesilen bir hayvana kesimden sonra başkası ortak olamaz. Mesela altı kişi adına kesilen bir büyükbaş hayvana, kesimden sonra yedinci kişi dâhil edilemez. 10. Büyükbaş hayvan kesildikten sonra vekâlet veren yedi kişi için etleri eşit hisselere ayrılarak hazırlanmalı, isteğe göre sakatatı da eklenmeli ve vekâlet veren kişiye/kişilere teslim edilmelidir. Küçükbaş hayvan da bir kişi için kesilmeli ve sahibine teslim edilmelidir. 11. Hisseleri belirlendikten sonra kesilen kurbanlıklardan elde edilen etlerin karıştırılmaması ve her hissedara kendisi adına kesilen hayvanın etlerinden verilmesi gerekir. Çünkü bu hisseler, vekâlet verenlerin mülkiyetinde olduğundan yapılacak her türlü tasarruf onların izni ve onayına bağlıdır. 12. İlgili kuruluşlar, vekâletlerini aldıkları kişiler adına kesecekleri kurbanlıkların etlerinin tamamını hissedarlara ya da sahibinin rızasıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırmalıdır. Bunların bir kısmını et olarak satmamalı veya belirlenen kilogram üzerindeki et miktarlarını bir araya getirerek yeni bir hisse oluşturmamalıdır. 13. Hayvanın deri ve sakatatı hisse sahibine/sahiplerine ait olduğundan, bunların ya kendisine ya da kendisinin izniyle dinen bağışlanması caiz olan şahıs veya hayır kurumlarına ulaştırılması gerekir. 14. Kurban ibadetinin, et satın alımını çağrıştırmaması için belli kiloda et miktarının kurban sahiplerine verilmesi taahhüt edilmemeli, bunun yerine tahmini bir kilo aralığı belirlenerek çıkan et ne ise o teslim edilmelidir.
Selamünaleyküm. Elbette vekâlet verebilirsiniz. Ancak şimdi kurban vakti geçti. Bir dahaki kurbanda inşaallah bunu yaparsınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Namazların camide cemaatle kılınması olması gerekendir. İş yerinde veya evde de kılınan namazlar caizdir. Namaz olarak kabul olması açısından bir sakıncası yoktur. Mümkün olduğunca camiye gitmeyi prensip edinin ama iş yerinde kıldığınız da namazdır biiznillah. Caminin tamamı haram bir kaynakla yapılmış olsaydı farklı bir şey söyleyebilirdim ama o camiyi terk edin diyemem size. Başka bir camiye gitmeniz ise olabilir. Allah Teâlâ sizi de bizi de namaz ehli olarak yaşamaya muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Verdiğiniz ölçüler, saniyelerle ifade edilebilecek kadar yakın ölçüler olduğu için imsakı geçtiğinizi söyleyemeyebiliriz. İnşaallah orucunuzda sıkıntı yoktur. Allah kabul etsin. Daha sonra bir gün kaza orucu tutarsanız kalbiniz rahat eder.
Aleykümselam. Önce tevbe edin. Tevbenizi koruyun. Sonra da o mağazaya bir yolla bugünkü fiyatlara benzeterek o elbiselerin bedelini ödeyin. İnşaallah kurtulmuş olursunuz.
Selamünaleyküm. Biz, Rabbimizin rızasını en önde tutacağız. İnsanî ilişkilerimizi de önemseyeceğiz. İkisi bir arada yürürse sıkıntı yok. İnsanî ilişkilerimiz Rabbimize karşı bizi hatalı duruma düşürecekse tercihimiz Rabbimizden yana olur. Kıran döken taraf olmak yok. Sabreden oluruz. Dinden ve özellikle de kesin emirler ve yasaklardan taviz veren ise olmayız.
Aleykümselam. Şahsi kanaatim, devletin bu hizmetinin piyasadaki sigorta mefhumu ile aynı olmadığı şeklindedir. Devlet, vatandaşa bir hizmet vermektedir. Hizmetinin karşılığında da bir bedel talep etmektedir. O bedeli önceden ödemeyeni de cezalandırmaktadır, zararına destek olmamaktadır. Böyle görüyorum ama bu bir hüküm değildir. Şahsi kanaatimdir. Buna göre de bununla alakalı bir işte görev almanın sakıncalı olmayacağını zannediyorum.
Selamünaleyküm. Böyle bir sorunu ancak aile büyüklerinin müdahalesi ile çözebilirsin. Senin aile büyüklerin devreye girip insanî bir şekilde çözmeye çalışsınlar.