Fetva Meclisi
Soru
Hocam, dün bir sohbetinizi dinledim israflarla ilgili ve şunu kendimce sordum kütüphanemizde beklettiğimiz kitaplar da israf olabilir mi? Sonuçta o kitapları okumak isteyenler de olabilir ve evimizde kendi kütüphanemizin olması sakıncalı mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Bizim kitaplığımız evimizin temel köşelerindendir. Adeta olmazsa olmazımızdır kitaplığımız. Kitaplığımızın muhtevası ise ikiye ayrılır. Birinci bölümü temel kitaplardan oluşur. İkinci bölümü de ev halkının aldığı eğitim düzeyine göre değişir. Birinci bölümde yani her mü'minin evinde bulunması gereken kitaplar şunlardır: -Ailenin kültür seviyesine göre bir tefsir, -İyi bir meal, -Bir ilmihal (Diyanet İşleri’nin ilmihali dil bakımından iyidir), -Riyazussalihin şerhi, -İhyauulumuddin tercümesi, -Genel konuların bulunduğu bir ansiklopedi, -Diyanet ansiklopedisi, -Aile küçüklerinin okuma zevkini geliştirmeleri için bulundurulacak yazarı Müslüman olan romanlar, -Müslümanların yazarlarına ait genel kitaplar. Herkesin aile kültürü düzeyine göre belirlenecek kitaplar ise kitabı edinecek kişinin birikimine bakılarak tavsiye edilebilir.
Bir eserde açık şekilde ortaya konmuş hatalar biliyorsanız onu geri dönüşüme vermelisiniz. Hata ihtimalinden dolayı ise geri dönüşümü kullanırsak o israf olabilir. Bunun için de çevrenizdeki bir hocaya kitapları bizzat göstererek karar verin.
İlmi araştırmalar yapanların alanları ile alakalı ise kitaplıklarında İncil veya benzeri bir kitap bulunabilir ama mümin bir insan, hiçbir kelimesine iman etmediği bir kitabı hangi maksatla evinde bulundurabilir? Bunu düşünmeyi bile boş görmeliyiz. Allah’ın lanetine uğramışların kitap dedikleri şeyleri bulundurmak, onların şarkı türkülerini terennüm etmek maazallah kalpteki erimenin ve yuvarlanılabilecek bir uçurumun işareti olabilir. İstiğfar edip uzak durmak gerekir.
Bunu dert etmeyin. Çözülebilir bir sorundur bu. Bir kere dinlemek de okumak gibi olabilir. Kaliteli dinlemeler aynı zamanda okumadır da. Kaliteli ve kalıcı şeyler dinleyin. Anladığınızı aynen anlatmak zorunda değilsiniz. İşini doğallığına bırakın. Zamanla bunu da aşarsınız. Bardağınız dolmadığı için taşmıyor. Dolunca o da taşar biiznillah. Evinizde muhakkak bir İLMİHAL kitabı bulunsun. Ama muhakkak bulunsun. Diyanet İşleri Başkanlığının bir ciltlik ilmihal kitabı vardır. Onu gayet rahat anlarsınız. Alın ve sayfa sayfa hızlı gitmeden okuyun. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Seviyenizi, geçmiş okuma birikiminizi bilmeden size kitap tavsiye etmemiz doğru olmaz.İkinci olarak da, muhakkak bir okuma grubunun içine katılın, daha kolay kavrarsınız.İlke olarak herkesin okuması şart olan ilmihal ilgisini ihtiva eden sizin seviyenize uygun bir ilmihal ile başlayabilirsiniz. Riyazussalihin ve şerhini okuyabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Önce İLMİHAL kitabı okumalısınz. Fikri Yavuz ilmihali olabilir. Diyanet ilmihali olabilir. İlmihali hazmederseniz gerisini rahat anlarsınız. Ardından Erkam Yayınlarından sekiz ciltlik RİYAZUSSALİHİN ŞERHİ'ni okuyabilirsiniz. Tefsir olarak bir tavsiyede bulunabilmem için kültür seviyenizi bilmem gerekiyor. Onun yerine Riyazussalihin geçici de olsa size yeter.
israf konusundaki diğer fetvalar
Su tabancası alabilirsiniz. Çocuğun yaptığının günahı olmaz.
Fakir olan bir kardeşe zekât verilebilir. Bu, fıkhen câizdir. Hatta kişinin en yakınına zekât vermesi, akrabalık bağı sebebiyle daha sevaplıdır. Burada önemli olan şu iki nokta: Kardeşin nisap miktarı mala sahip değilse, yani yıllık giderlerini karşılayacak kadar malı yoksa ve borçları varsa zekât alabilir. Ahlaki veya kulluk zaafları, onu “zekât alamaz” hâle getirmez. (Namaz kılmıyor olması, zekât verilemeyecek kişi statüsüne sokmaz.) Sen parayı annenin eline verir, “Bu benim zekâtım, oğluna okul taksiti olarak öde” dersen ve annen de kardeşine bu paranın kaynağını söylemeden ona haber verdikten/izin aldıktan sonra onun borcunu öderse, zekât geçerli olur. Çünkü burada iki şart sağlanmış olur: Zekât, hak sahibine ulaşmış olur. Kardeşin, paranın senin tarafından verildiğini bilmediği için ne incinir ne de reddetmiş olur. Fakihler, "fakir olsa bile, zekât verdiğimiz kişi parayı israf ediyorsa yine de verilebilir ama en güzel olanı onun yerine doğrudan ihtiyacını karşılamaktır" der. Bu da senin yaptığın gibi parayı nakit vermek yerine, onun ihtiyaçlarını (okul aidatı gibi) izin alarak doğrudan ödemekle olur. Böylece hem israfın önüne geçilir hem de zekât maksadına ulaşır.