Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir Müslüman olarak evde İncil bulundurabilir veya okuyabilir miyim? Bir de Hristiyanların dini metinlerini ve dini şarkılarını okumamda sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Ortada bir İNCİL yoktur. İncil olması muhtemel ve muharref bir birikim vardır. Dolayısıyla böyle bir muharref kitabı Allah’ın Kitabı gibi okumak ise mesele bunu, iman açısından tehlikeli buluruz. Hayır, bir kültür nitelikli okuma ise gereksiz buluruz. Müslüman vaktini Kur'an’a ve gerekli ilimlere ayırmalıdır. İlmi ihtiyacı hallolduktan sonra kültüre yönelebilir.
Bir hanım hayızlı iken sadece Kur'an’a ve Kur'an ayeti bulunan kitaplara tutamaz. Bunun dışındaki bütün kitapları okuyabilir. Mealin içinde Kur'an da varsa o da zaten Kur'an demektir.
Her mü'minin evinde; a-Birkaç boyda mushaf, b-Bir ilmihal, c-Kolay anlaşılır bir tefsir d-Ve Riyazussalihin şerhi bulunmalıdır. Okunsun veya okunmasın bunlar israf olmaz. e-İmani konularda sakıncası olmayan bir genel kültür ansiklopedisi israf olmaz. Uzmanlık gerektiren düzyedeki kitaplar ise o alanın uzmanı olmayan için israf niteliğinde olabilir. Bu şekilde değerlendiriniz.
Selamünaleyküm.Aybaşı döneminizde internetten veya direk ağızdan Kur'an dinlemenizde, gözle okumanızda bir sakınca yoktur. Özellikle yazılı hâli olan mushafa tutmayın ve dilinizle seslendirerek okumayın.
Yaratıldığımız ülkeyi de biz seçmedik, ne yapacağız şimdi? Bu dünyada elindeki nimetlerden birini, ben bunu hak etmemiştim diyerek tepen var mı? Tuzak ve seviyesiz bir soru bu. İslam'ı seçtik veya seçmedik, Allah'a hamdolsun onunla şereflendik. Şerefimizi niye yitirelim ki? Şeytanın tuzaklarına karşı dikkatli olmalıyız. Tartışmayın, uzak durun.
Selamünaleyküm. Bir süreliğine meal okumayın, ilmihal ve benzeri kitapları inceleyin. Bu durum sizde hastalığa dönüşebilir, dikkatli olun. Kur'an'ın kendisini okuyun. Bu tür meseleleri incelemeyin.
dini konusundaki diğer fetvalar
Dini bilgi, kültür, ders gibi nedenle edinilen kitaplar zekâtı verilecek mal gibi değildir. Sadece değerinden dolayı satın alınan ya da “iş olsun” diye alınan kitaplar ise değerleri üzerinden hesaplanıp diğer mal varlığına katılır ve zekât vakti zekâtları verilir. Özellikle kitap zekâtı diye bir tür yoktur.
İkisi arasında şu farklardan söz edebiliriz: Fetva bağlayıcı değildir. Fetva alan kişinin kabul edip etmemesi kendisi ile alakalıdır. Buna bağlayıcı olmaması şeklinde de not düşebiliriz. Hüküm yani kadı tarafından verilen karar ise bağlayıcıdır. İmam Karafi bunu şu şekilde tarif eder: “Müftü sadece bilgi verir. Kadı ise karar verir ve uygular.” Bir fetva genel olarak dinin emrini veya yasağını ortaya çıkarır. Bu da fetva ile ilgili olanı da olmayanı da kapsar. Kadı’nın hükmü ise hakkında hüküm verilen ile sınırlı kalır. Fetva ibadetler ve diğer konuları da ihtiva eder ama Kadı’nın hükmü ibadet konularında yoktur.
Müslümanlar veya millet gibi ideallerden önce sizin çocuğunuz önceliğiniz olsun. Çocuğunuzla savaşarak onu bir noktaya getiremezsiniz. Ortayı bulun. Sabırlı olun. Allah yardımcınız olsun.
Müslüman robot değildir, insandır. Robotla insan arasındaki en doğal farklardan biri belki de duygusallıktır. İnsandaki duygusallık da Allah’ın nimetlerinden biridir. Duygusallığı yansıtan sevgi, kızma, üzülme, unutma ve benzeri tavırlar yaşamak için gerekli bir nimettir. Problem duygusallığın içinde kaybolmaktadır. Sıfır duygusal bir insan düşünemeyeceğimiz gibi duyguları içinde erimiş bir insan da düşünemeyiz. Erkeğin kendine mahsus duygusallığı, kadının kendine mahsus duygusallığı bu hayatın en önemli faktörlerindendir. Kıymetini bilmek ve israf etmek arasında ise ciddi bir imtihan içinde bulunuyoruz. Şöyle de diyebiliriz: Su gibi, diğer muhtaç olduğumuz nimetler gibi kabul edilip değerlendirilmesi hayatımız için gereklidir. İsraf edilmeleri ise hayatımıza zarar verecektir.
Kur'an’ımızdan başka SIFIR SIKINTILI bir kitap olmaz. Elbette vardır sıkıntısı, eksiği, tartışılır tarafı. Ancak o sıkıntı bir ihanet veya yabancı etkisi olduğu zaman kaçınmak gerekir. Diyanet ilmihali ortalama bir ilmihal kitabıdır. Biiznillah, onunla amel edenin ibadetlerinde sıkıntı olmayacağı kanaatindeyiz. Allah yardımcınız olsun.
Allah için yapılacak işlerden hatta ibadetlerden biri de insanların dini anlamalarına yardım etmektir. Herkes bilgisi ve imkânı kadar bu işle görevlidir aslında. Bu bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi bunun da en temel şartı ihlastır. İhlas bir işi sadece Allah için yapmak demektir. Yalnız Allah için yapılan bir işten Müslüman’ın mutluluk hissetmesi sakıncalı değildir. Yeter ki riya ve gösterişe dönüşen bir sonuca gidilmesin. Genelde insanların takdiri ve övgüsü ihlası azaltır ama işi yapanın kalbi kaymadığı sürece övgü ve takdir bir engel değildir. Bilakis övgü arttıkça gayret de artıyorsa bu güzel bir durum kabul edilir. Şüphesiz şeytanın ve nefsin kışkırtması açısından riskli bir durum oluşur ama genel olarak bunu bir sakınca göremeyiz. Kendimizi test edeceğimiz ölçü olarak şunu belirleyebiliriz: Allah için olan niyetimiz ve maddi beklentiden uzak kalışımız devam ediyordur. İnsanların takdiri olsun veya olmasın biz aynı heyecanla devam edebiliyoruz. Bunu sağlayabildiğimizde sakınca da yok demektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme sorulan benzer bir soruya verdiği cevap bizim için çok önemlidir: “O mü'mine bu hayattaki bir müjdedir!” İnsanların takdir etmesini ve bu takdirin mü'mini mutlu etmesini ahiretteki sevaptan önce dünyadaki bir müjde olarak görmüştür aleyhisselam efendimiz. Elbette insanın hoşlanması, övgü beklemesi belki de kendisine şöhret yolu açılması kalbin ifsadı açısından tehlikedir, kişinin uzak kalma gayreti içinde olması gerekir ama bu durum tek başına bir kötülük değildir. Kişiden kişiye ve konudan konuya farklı bir sınav olarak anlaşılmalıdır. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.