Fetva Meclisi
Soru
Ben üniversite öğrencisiyim. Bazen sınıfta hocalarla din konusunda tartışmalarımız oluyor. Örneğin hocamız şöyle bir soru sordu: “Hanginiz dünyadaki dinleri araştırdıktan sonra İslam’ı seçti?” Hocamıza göre Müslüman bir ailede dünyaya geldiğimiz için Müslümanız. Eğer Hıristiyan bir ailede dünyaya gelseydik Hıristiyan, Yahudi bir ailede dünyaya gelseydik Yahudi olurduk. Açıkçası hocamıza cevap veremedik bu sorusunda. Biz Müslümanız elhamdülillah. Diğer dinleri araştırıp ondan sonra mı İslam’ı seçmeliyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman olduğunu ilan et. Kimse ile tartışma. En iyi Müslüman olma mücadelesini sürdür. İman ederek kapattığın eski işlerini yok say. Allah’a güven ve devam et. Asla tartışma!
Dolu olmayan kabtan taşma beklenemez. Siz önce kendinizi yetiştirmeyi becermelisiniz. Dolu dolu bir din bilgisi sahibi olmayı hedefleyin. Bunun için uğraşın. İnsanları ikna etmek gibi engin bir hedefi de küçümsemeyin. Ne iknayı bitirebilirsiniz ne de sizin gücünüz o denli sınırsız denebilecek çapta olur. Haddinizi bilerek iş yapın. Kalbinize gelen vesveselere de aldırmayın. Onlar fırtınalardaki şimşekler gibidir, gelir geçer. Birine takılıp kalırsanız kendinizi helake sürüklersiniz.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Mü'min bir erkek, mü'min bir kadınla evlendiği hâlde huzur bulamadığı bir zamanda yaşıyoruz. Sizin oğlunuz ipe un seriyor. Tavsiye etmemenizi doğru buluruz. Oğlunuz, sizi dinliyorsa bu işi uzatmasın. İnşaallah, evlenmeleri zorunlu bir durum yoktur da sizi boşuna oyalamıyorlardır.
Bir insanı Müslüman yapan inanç bütünü ne ise onu reddetmedikçe kimse dinden çıkmaz. Bütünü veya bir parçasını reddederek o bütünü bozan biri için dinden çıktı denir. Sizinki aşırı hassasiyetten kaynaklanıyor. Siz ince düşünen birisiniz anlaşılan. Şeytan da sizin bu yapınızı oyuna çeviriyor. İlgilenmeyin, zihninizden geçenleri gelip geçen rüzgâr gibi görün. En kötü bildiğin şey bile sadece içinizden geçti diye size zarar vermez. Yeter ki onu konuşmayın, yazmayın. Bunu böyle bilin.
İnsanlık bu cevabı en az on bin senedir arıyor, sen de arayabilirsin. İnşaallah bütün cevaplar cennette bulunacak, oraya hazır olmalıyız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bizim mezhebimizden önce dinimiz vardır. Mezhebimiz sadece dinimizi yaşamada öğretmen olarak gördüğümüz ekolün adıdır. Evet, mezhebimiz dinimiz değildir ama mezhep üzerinden dinimizi istediğimiz tarza, zevkimize uygun şekle sokarsak bunun adı din olmaz. O zaman herkes kolayına gelecek olan mezhep koleksiyonu ile dindar olarak yaşasın mı diyeceğiz? Herkes genelde hangi mezhebe uyuyorsa ya da hangi ilim adamlarının yolundan gidiyorsa onu sürdürmelidir.
1- Sana yıllarca iyilik yapan iki insana karış iyi davranman gerekir. Onların insanlık boyutunu sen de insanlıkla karşıla. 2- Onlar kesinlikle senin annen veya baban değildirler. Öyle olamazlar da. Bu konuda iyi düşünmüşsün. 3- Öz anne babanı bulabilirsen ne güzel. Bulamazsan veya seni almak istemezlerse bunu da dert etmemelisin. Çocuk değilsin artık. Allah'a güvenip yoluna devam etmeye bakacaksın. Kendi hayatını kendin sürdüreceksin. Bir geçiş dönemi belirle kendin için. Bu dönemde gelecek planları yap ama mevcut iki insanı da yok sayma. Aklı başında ve Allah'tan korkan birileri ile istişareler et. Kararların sonra üzüleceğini şeyler olmasın. 4- Evlenip kendi yuvanı kurman en güzel karar olur. Bu, yaşın itibariyle de en güzelidir ama şunu bil ki, senin mevcut zafiyetin kararlarında duygusallığı getirebilir beraberinde. Bir de senin bu zafiyetini kullanmak isteyecek bir erkeğe rastladığını düşün… Çok dikkatli ve hassas davranmalısın. Bu döneminde özellikle başta namaz olmak üzere ibadetlerini ihmal etmemeye bak. Manevi gücün senin silahındır. Allah yardımcın olsun.
Ucb, kişinin yaptığı ibadeti ve kendini beğenmesi, yeterli görmesidir. Bunun ucu da Allah Teâlâ'ya karşı kulluğun sınırlarını aşmış olmaya götürmektedir. Bu bir hastalıktır. Özgüven ise, kişinin elindeki imkânı kullanabileceğine, elindeki nimetleri takdir ettiğine dair itimadıdır. Belki bir noktada özgüven abartılarak ucbe kayılmış olabileceği için küçük bir temas kurulmuş olabilir iki kavram arasında ama esasen ikisi farklı şeylerdir.
Böyle bir safsatadan Allah'a sığınırız. Maazallah, Peygamber aleyhisselam efendimizle alakalı bu tür sözler sadece cahillik yansıması olabilir. Bunları dinlemeyin, duymayın. Konuşulan yerden uzak durun.
Psikiyatri uzmanı onun hakkında karar vermelidir. İlaç kullanması gerekecek durumda ise onu karşı taraf bilmelidir. Değilse eğer, siz evliliğini onun kararlaştıracağı bir zemin hazırlayın, karşı taraf görüp, beğensin ve evlensin.
Telif hakları konusunda kadim ulemamızın direkt yazılmış müstakil bir çalışması yoktur. Yeni konuşulan konulardan olduğu için bu asır uleması tarafından müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır. O çalışmalardaki bilgilerin hulasası ise telif hakkının dinimizde korunmuş olduğu şeklindedir.