Fetva Meclisi
Soru
İslam fıkhında fikri mülkiyet hukuku gibi bir alan var mı? Yani fikir üzerinde mülkiyet hakkı tesis edilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evet, şu andaki 'telif hakkı' mantığını eski kitaplarımızda bulmak mümkün değildir. Yeni bir mesele olarak, kitaplarımıza girmiştir. Bu husus, muasır ulemanın görüş beyan ettiği, içtihat etmeye çalıştığı konulardandır. Bu nedenle âyet veya hadisle direk desteklenmesi mümkün değildir. Ama dolaylı yollarla âyet ve hadis desteği ile belgelendirilmektedir. Sizin belirttiğiniz yönü ise, size göre doğru olan bir mantığa dayanmaktadır. Nihayetinde bir içtihat meselesidir bu, ehli olan içtihat eder. Allah'a emanet olunuz.
Tarih, fıkıh gibi bir ilim değildir ama İslam bilgisi olarak önemlidir.
Müftüler caizdir dese bile mü’min kalbine danışmalıdır. Böyle bir hakkın olmayacağını iddia etmek zordur. Mümkün olduğu kadar dikkat etmek gerekmektedir. Ama dediğiniz gibi yüzde yüz uzak durmak zorlaşmıştır. Elimizden geldiği kadar dikkat edelim bari. Allah’a emanet olun.
Bu mushaf LUKATA (buluntu) hükmündedir. Bir yıl sonra bulanındır. O bir yıl içinde ilan etmesi gerekirdi ama bu durumda ilanın da bir anlamı yoktu zannederim.
Üzerinde telif haklarının korunduğuna dair kayıt bulunan eserleri indirmemek gerekir. Bunun dışındaki eserler konusu sakıncalı değilse indirilip kullanılabilir.
Hukuk bir ilim dalıdır. Fıkıh da bir ilim dalıdır ama iki ilim dalı arasında menşeleri itibariyle büyük farklılıklar vardır. Belli noktalarda kesiştikleri söylenebilirse de yönleri ve alanları farklı olduğu için iki ilim dalından ortak bir sonuç çıkarmak zordur. Ben hukuk tahsili görmediğim için iki branşı bir arada tahayyül edemiyorum. Netice olarak her birinin diğerinin tahsiline veya kavramasına yardımcı olabileceğini düşünürüm.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir safsatadan Allah'a sığınırız. Maazallah, Peygamber aleyhisselam efendimizle alakalı bu tür sözler sadece cahillik yansıması olabilir. Bunları dinlemeyin, duymayın. Konuşulan yerden uzak durun.
Bizim mezhebimizden önce dinimiz vardır. Mezhebimiz sadece dinimizi yaşamada öğretmen olarak gördüğümüz ekolün adıdır. Evet, mezhebimiz dinimiz değildir ama mezhep üzerinden dinimizi istediğimiz tarza, zevkimize uygun şekle sokarsak bunun adı din olmaz. O zaman herkes kolayına gelecek olan mezhep koleksiyonu ile dindar olarak yaşasın mı diyeceğiz? Herkes genelde hangi mezhebe uyuyorsa ya da hangi ilim adamlarının yolundan gidiyorsa onu sürdürmelidir.
'Yaratanlar' ifadesi Kur'an'ımızda mahlukat için de kullanılmıştır. Bu kullanma 'ortaya koyanlar' anlamında olduğu için de bize yönelik bir sakınca yoktur. Şu kadar ki biz mü’minler, edeben ‘yaratma’ fiilini sadece Allah Teâlâ için kullanmayı tercih ederiz.
Yaratıldığımız ülkeyi de biz seçmedik, ne yapacağız şimdi? Bu dünyada elindeki nimetlerden birini, ben bunu hak etmemiştim diyerek tepen var mı? Tuzak ve seviyesiz bir soru bu. İslam'ı seçtik veya seçmedik, Allah'a hamdolsun onunla şereflendik. Şerefimizi niye yitirelim ki? Şeytanın tuzaklarına karşı dikkatli olmalıyız. Tartışmayın, uzak durun.
Kaç sayfa kitap okunacağı doğru bir ölçü değildir. İnsan hangi kitabı okuduğu ve ne anladığı önemlidir. Bir sayfa bile yetebilir. Yüz sayfa da boş olabilir. Ölçüyü bu şekilde kuralım. Allah yardımcımız olsun.