Fetva Meclisi
Soru
Mü'minun suresinin 14. ayetinin son kısmında Rabbimiz, “Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir.” buyuruyor. Buradaki “yaratanlar” ifadesinden ne anlamamız gerekiyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. 'Yaratma' eylemini, yoktan var etme anlamında kullandığımızda Allah'tan başkası için yaratma eylemini kullanamayız. 'Yaratma' eylemini, ortaya bir iş koyma anlamında kullandığımızda ise, Allah Teâlâ'yı iş yapanların en en güzeli şeklinde ifade etmek caiz olur. 'Yaratma' fiilinin Arap örfünde kullanımı bu anlamda olduğu için Kur'an-ı Kerim'de de(Mü'minûn, 14; Saffât, 125) bu şekilde kullanılmıştır.
Selamünaleyküm. 'Yaratmak', Allah Teâlâ'ya mahsustur; kullar yaratamazlar. Kullar için yaratma ifadesi kullanıldığında 'iyi yapma' anlamında mecazen geçerli olur. Bu sebeple kullanmamak doğru olandır. Kullanılsa da şirk gibi ağır bir günahın doğmayacağını zannederiz.
YARATMA işinin sadece Allah Teâlâ'ya mahsus olduğunda kimsenin şüphesi yoktur. Bu nedenle insan eylemleri için yaratma kökünden bir kelimenin kullanılması en azından kulağa hoş gelmeyen bir ifade tarzıdır. Sözlük bilgisi olarak ya da Kur'an'ımızdaki kullanımı incelendiğinde bu kelimenin kullanılmasının haram olmayacağına dair bir ipucu da çıkabilir. Bu nedenle de sakıncalı kullanımlar arasında zikredilmemiş olabilmektedir. Şu kadar ki, bu kelimenin Arapça karşılığı olan HALAKA ya da Türkçe'deki YARATMA kelimesini insan için kullanmak haramdır diyemeyiz ama kullanılmamasını tercih etmek gerektiğini söyleriz.
Bu sorunun iki türlü cevabı vardır. Bu cevapların birincisi felsefe üzerinden yürür ki sayfalar dolu sürer ve kimse kimseyi ikna edemez. İkinci cevap ise şudur: Allah Teâlâ, pek çok insanı ve cini ateşte yakmak için yaratmıştır. Allah Teâlâ'nın bu maksatla yarattığının hiçbir çaresi yoktur. Bu cevabın da içinden 'neden?' tarzında bir sürü soru çıkabilir. Bu nedenlerin de net bir cevabı yoktur. İman teslim olmaktır. Bu hakikate teslim olur zihnimizi rahatlatırız.
Selamünaleyküm. Bu, Arapça'ya dair ayrıntıdır. 'Biz' ifadesi azamet gösterir. Kur'an'da da bu maksatla kullanılmaktadır.
Bu sözde kişinin sevdiğine sevgisini abartarak anlatma vardır. Allah Teâlâ'ya karşı imanı zarara uğratacak bir saygısızlık yoktur. Bu nedenle bunu söyleyenin dinden çıkacağı iddia edilemez. Yalnız şunu da bilmeliyiz: Mümin, içinde Allah geçen sözcükleri kullanırken çok dikkat etmelidir. Mesela bu söz, kullanılmasa daha iyi olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kaç sayfa kitap okunacağı doğru bir ölçü değildir. İnsan hangi kitabı okuduğu ve ne anladığı önemlidir. Bir sayfa bile yetebilir. Yüz sayfa da boş olabilir. Ölçüyü bu şekilde kuralım. Allah yardımcımız olsun.
Hukuk bir ilim dalıdır. Fıkıh da bir ilim dalıdır ama iki ilim dalı arasında menşeleri itibariyle büyük farklılıklar vardır. Belli noktalarda kesiştikleri söylenebilirse de yönleri ve alanları farklı olduğu için iki ilim dalından ortak bir sonuç çıkarmak zordur. Ben hukuk tahsili görmediğim için iki branşı bir arada tahayyül edemiyorum. Netice olarak her birinin diğerinin tahsiline veya kavramasına yardımcı olabileceğini düşünürüm.
Telif hakları konusunda kadim ulemamızın direkt yazılmış müstakil bir çalışması yoktur. Yeni konuşulan konulardan olduğu için bu asır uleması tarafından müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır. O çalışmalardaki bilgilerin hulasası ise telif hakkının dinimizde korunmuş olduğu şeklindedir.
Böyle bir safsatadan Allah'a sığınırız. Maazallah, Peygamber aleyhisselam efendimizle alakalı bu tür sözler sadece cahillik yansıması olabilir. Bunları dinlemeyin, duymayın. Konuşulan yerden uzak durun.
Ali bin Ebi Talib radıyallahu anhın Fatıma radıyallahu anhanın ilk gece ayağını yıkadığına dair sahih bir bilgiye sahip değilim. Ayrıntısını bilmiyorum.
Bizim mezhebimizden önce dinimiz vardır. Mezhebimiz sadece dinimizi yaşamada öğretmen olarak gördüğümüz ekolün adıdır. Evet, mezhebimiz dinimiz değildir ama mezhep üzerinden dinimizi istediğimiz tarza, zevkimize uygun şekle sokarsak bunun adı din olmaz. O zaman herkes kolayına gelecek olan mezhep koleksiyonu ile dindar olarak yaşasın mı diyeceğiz? Herkes genelde hangi mezhebe uyuyorsa ya da hangi ilim adamlarının yolundan gidiyorsa onu sürdürmelidir.