Fetva Meclisi
Soru
İslam fıkhıyla, günümüz hukukunun kuralları birbirinden farklı olsa da meselelere yaklaşma metotları benzer midir? Yani hukuk öğrenimi almış birinin fıkıh öğrenimi, diğer insanlara göre daha kolay mı gerçekleşir? Hukuk öğrenimi almış birinin fıkıh alanında ilerlemesi mümkün müdür?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Herkesin âlim olmasını beklemek cahillikten başka bir şey değildir. Herkes, yaratıldığı alanı doldurmalıdır. Fıkıh için yaratılan da fıkhın hakkını versin. Fizik için yaratılan da fiziğin içini doldursun. Şu kadar ki bir ilim, diğerinin alternatifi görülmemelidir. Bizim açımızdan ilimler olmaz sadece ilim olur. Fıkıh ve fizik bizim ilmimizdir. Matematik ile tefsir birbirinin yabancıları veya rakipleri değildir. Böyle bir kavga zaten yoktur. Bunu varmış gibi gösterenler bu ümmetin düşmanları ya da bu ümmetin âlimi olmayı hak etmeden âlim gibi görünenlerdir.
Selamünaleyküm. Kur'an ne ise odur. Müfessirlerin ve fukahanın medreselerde öğrenebildiği, yazılan ve okunan şeyler. Bizim Kur'an'dan öğrenmemiz gereken şeylerdir. Bunun dışında öğrenilebilecek, öğrenilmesi gereken bir ilim yoktur.
Aleykümselam. Sizin için kolaylık olması bakımından KADIN FIKHI OKULU ve FIKIH OKUMALARI derslerini izleyebilirsiniz. İlmihal olarak ise size A.FİKRİ YAVUZ İLMİHALİNİ tavsiye edebilirim. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bir fıkıh şematiği üzerinden olmayan bilgi aklınızı karıştırabilir.
Selamünaleyküm. 1- Sözünü ettikleriniz yeterlidir. 2- İhlâs, saflık, karışıksız olma demektir. Allah için yapılacak bir işe başka bir amaç karıştırmamak olarak anlayabiliriz. Bir eğitim meselesidir ihlâs. Bu eğitim de yıllar sürebilir ve okulda, medresede öğrenilmez; hayat pratiğinde öğrenilir. Beraber bulunulan çevre, okunan kitap, dinlenen sohbetler... her biri bu eğitimin olgunlaştıran destekleridir.
Okuduğunuz ilmihal kitabından daha fazla akaid bilgisi sizin için bile bile kafa karıştırmaktır. Siz dininizi yaşamak için öğreniyorsanız, size gerekmez. Hayır, tartışmak ve felsefesini yapmak için ise bulduğunuzu dinleyin, gördüğünüzü izleyin o zaman. Allah yardımcımız olsun. Bize bizi cennete götürecek bilgiler gerekiyor.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
'Yaratanlar' ifadesi Kur'an'ımızda mahlukat için de kullanılmıştır. Bu kullanma 'ortaya koyanlar' anlamında olduğu için de bize yönelik bir sakınca yoktur. Şu kadar ki biz mü’minler, edeben ‘yaratma’ fiilini sadece Allah Teâlâ için kullanmayı tercih ederiz.
Telif hakları konusunda kadim ulemamızın direkt yazılmış müstakil bir çalışması yoktur. Yeni konuşulan konulardan olduğu için bu asır uleması tarafından müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır. O çalışmalardaki bilgilerin hulasası ise telif hakkının dinimizde korunmuş olduğu şeklindedir.
Böyle bir safsatadan Allah'a sığınırız. Maazallah, Peygamber aleyhisselam efendimizle alakalı bu tür sözler sadece cahillik yansıması olabilir. Bunları dinlemeyin, duymayın. Konuşulan yerden uzak durun.
Kaç sayfa kitap okunacağı doğru bir ölçü değildir. İnsan hangi kitabı okuduğu ve ne anladığı önemlidir. Bir sayfa bile yetebilir. Yüz sayfa da boş olabilir. Ölçüyü bu şekilde kuralım. Allah yardımcımız olsun.
Bizim mezhebimizden önce dinimiz vardır. Mezhebimiz sadece dinimizi yaşamada öğretmen olarak gördüğümüz ekolün adıdır. Evet, mezhebimiz dinimiz değildir ama mezhep üzerinden dinimizi istediğimiz tarza, zevkimize uygun şekle sokarsak bunun adı din olmaz. O zaman herkes kolayına gelecek olan mezhep koleksiyonu ile dindar olarak yaşasın mı diyeceğiz? Herkes genelde hangi mezhebe uyuyorsa ya da hangi ilim adamlarının yolundan gidiyorsa onu sürdürmelidir.
Yaratıldığımız ülkeyi de biz seçmedik, ne yapacağız şimdi? Bu dünyada elindeki nimetlerden birini, ben bunu hak etmemiştim diyerek tepen var mı? Tuzak ve seviyesiz bir soru bu. İslam'ı seçtik veya seçmedik, Allah'a hamdolsun onunla şereflendik. Şerefimizi niye yitirelim ki? Şeytanın tuzaklarına karşı dikkatli olmalıyız. Tartışmayın, uzak durun.