Fetva Meclisi
Soru
Mezhep taklidi nasıl yapılır? Örneğin zekât konusunda Maliki ve Hanbeli mezhebinde kadının altın bilezik, küpe, yüzük gibi ziynet eşyalarının zekâtı verilmiyormuş. Biz de ev almayı düşündüğümüz için bu konuda o mezheplerden birine uyabilir miyiz? Uyabilirsek zekât ile ilgili o mezhebin sadece bu dediğim maddesine, zekâtın diğer hususlarında da kendi mezhebime göre hareket edebilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Fitre konusunda mevcut uygulama Hanefi mezhebine göre yapılmaktadır. Müslüman, keyfini gütme maksadı taşımadıkça mezheplerden birine uygun bir iş yaptığında biiznillah hakka uymuş olur. Allah yardımcımız olsun.
Hüküm olarak özellikle de Hanefi mezhebi içtihadında ticaretle iştigal eden bir Müslüman’ın nakit veya sattığı maldan zekâtını verebilir. Bunun için şu inceliklere dikkat etmesi gerekir: Eşyadan zekât verirken verdiği malı toptan piyasa fiyatı üzerinden hesaplamalıdır. Çünkü satış fiyatı tacirin kendisinin belirlediği bir fiyat olarak hileye neden olabilir. Mümkün olduğu kadar da fakirin lehine olanı tercih etmelidir. Yani fakirin işine yarayacak olan hangisi ise onu yapmalıdır. Özellikle fakirin işine yaramayacak eşyayı zekât olarak vermek uygun olmaz. Zekât veren Müslüman, nakit sıkışıklığı gibi makul bir nedenle bunu yapabilir ama mesela elde kalmış mallardan kurtulmak gibi bir hile için bunu yapmamalıdır. Zira zekât bir ibadettir, ibadetler Allah katında niyetlere göre değerlendirilir.
Biz dinimize tabiyiz; dinimiz önemlidir. Mezhep ise bizim dinimizi yaşarken ki okulumuzun adıdır. Bir mezhebe bağlı olmak, bizim dernek seçer gibi seçerek girdiğimiz bir sistem demek olmaz. Dinimizi öğrendiğimiz yöntemin adı mezheptir. Bugüne kadar bu ümmetin “haktır” dediği mezheplerden biri üzerinde olanın, başka bir yerden görüş ithal etmesini gerektirecek bir daralma hiçbir mezhepte yoktur. Umumen tıkanılan noktaları âlimler zaten açmaktadırlar. Siz de, tabi olduğunuz âlimlerin size tavsiyelerine uyarak dininizi yaşamalısınız. Hiçbir âlime tabi değilseniz bu daha riskli bir sonuç getirir. Allah korkusu ile yaşayan bir âlim sizin önderiniz ise zaten sorun kalmamış demektir. Allah’a emanet olunuz.
Böyle bir şeyi sıkışınca yapan mü’minle, tadına bakmak için yapan mü’min arasındaki farka dikkat edersek meseleyi anlarız. Bir mezhep, tek başına din değildir. Mezheplerin bütünü dindir. Neyi neden yaptığımıza bakalım, gerisi kolay. Allah’a emanet olun.
Selamünaleyküm. Varsayım üzerinden din yaşanmaz. Mezhep taklit etmek şu demektir: Siz, bir ramazan gününde oruçlu iken bir iş yaptınız. Öğrendiniz ki o işin yapılması sizin mezhebinize göre orucunuzu bozuyor. Aradan geçen yıllardan sonra oruç yemiş biri olmak sizi kahrediyordu. Sonra dendi ki size, 'şu mezhebe göre de orucunuz bozulmuş sayılmaz.' Siz de bu duruma göre kendinizi rahat hissedersiniz. Ancak böyle bir geçiş, geçiş olabilir. Ne mezhepler din demektir ne de mezheplerle oyun oynayabiliriz.
Düğündeki takılarınız şu anda eşlerin ortak malı gibi görünüyor. Bu durumda seksen bir gram altın veya o değerde bir miktarı buluyorsa yüzde iki buçuk kadarı zekât olarak verilecektir. Siz, takılarınızı bölüştürün. Bölüştürdükten sonra kimin hissesi seksen bir gramdan fazla altın tutarında oluyorsa o zekât verir. Bu arada bir yıl dolduğunda (355 gün) zekât hesabı yapacağınız zaman tahakkuk etmiş faturalar, o ay ki kira, imzaladığınız taksitlerinizi de elinizdeki sermayeden düşerek hesap yapın. Allah kolay getirsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yaratıldığımız ülkeyi de biz seçmedik, ne yapacağız şimdi? Bu dünyada elindeki nimetlerden birini, ben bunu hak etmemiştim diyerek tepen var mı? Tuzak ve seviyesiz bir soru bu. İslam'ı seçtik veya seçmedik, Allah'a hamdolsun onunla şereflendik. Şerefimizi niye yitirelim ki? Şeytanın tuzaklarına karşı dikkatli olmalıyız. Tartışmayın, uzak durun.
Böyle bir safsatadan Allah'a sığınırız. Maazallah, Peygamber aleyhisselam efendimizle alakalı bu tür sözler sadece cahillik yansıması olabilir. Bunları dinlemeyin, duymayın. Konuşulan yerden uzak durun.
Telif hakları konusunda kadim ulemamızın direkt yazılmış müstakil bir çalışması yoktur. Yeni konuşulan konulardan olduğu için bu asır uleması tarafından müstakil bir başlık olarak ele alınmıştır. O çalışmalardaki bilgilerin hulasası ise telif hakkının dinimizde korunmuş olduğu şeklindedir.
1- Sana yıllarca iyilik yapan iki insana karış iyi davranman gerekir. Onların insanlık boyutunu sen de insanlıkla karşıla. 2- Onlar kesinlikle senin annen veya baban değildirler. Öyle olamazlar da. Bu konuda iyi düşünmüşsün. 3- Öz anne babanı bulabilirsen ne güzel. Bulamazsan veya seni almak istemezlerse bunu da dert etmemelisin. Çocuk değilsin artık. Allah'a güvenip yoluna devam etmeye bakacaksın. Kendi hayatını kendin sürdüreceksin. Bir geçiş dönemi belirle kendin için. Bu dönemde gelecek planları yap ama mevcut iki insanı da yok sayma. Aklı başında ve Allah'tan korkan birileri ile istişareler et. Kararların sonra üzüleceğini şeyler olmasın. 4- Evlenip kendi yuvanı kurman en güzel karar olur. Bu, yaşın itibariyle de en güzelidir ama şunu bil ki, senin mevcut zafiyetin kararlarında duygusallığı getirebilir beraberinde. Bir de senin bu zafiyetini kullanmak isteyecek bir erkeğe rastladığını düşün… Çok dikkatli ve hassas davranmalısın. Bu döneminde özellikle başta namaz olmak üzere ibadetlerini ihmal etmemeye bak. Manevi gücün senin silahındır. Allah yardımcın olsun.
Ucb, kişinin yaptığı ibadeti ve kendini beğenmesi, yeterli görmesidir. Bunun ucu da Allah Teâlâ'ya karşı kulluğun sınırlarını aşmış olmaya götürmektedir. Bu bir hastalıktır. Özgüven ise, kişinin elindeki imkânı kullanabileceğine, elindeki nimetleri takdir ettiğine dair itimadıdır. Belki bir noktada özgüven abartılarak ucbe kayılmış olabileceği için küçük bir temas kurulmuş olabilir iki kavram arasında ama esasen ikisi farklı şeylerdir.
Hukuk bir ilim dalıdır. Fıkıh da bir ilim dalıdır ama iki ilim dalı arasında menşeleri itibariyle büyük farklılıklar vardır. Belli noktalarda kesiştikleri söylenebilirse de yönleri ve alanları farklı olduğu için iki ilim dalından ortak bir sonuç çıkarmak zordur. Ben hukuk tahsili görmediğim için iki branşı bir arada tahayyül edemiyorum. Netice olarak her birinin diğerinin tahsiline veya kavramasına yardımcı olabileceğini düşünürüm.