Fetva Meclisi
Soru
Ben 2 yıl önce evlatlık olduğumu öğrendim. Kendim hissettim ve nüfus müdürlüğüne dilekçe verdim. Öz annem beni doğurduktan 3 ay sonra çocuk esirgeme kurumuna bırakıp evlenip İstanbul’a yerleşiyor. Öz babamın benim varlığımdan haberi var mı bilmiyorum. Öz annemin kapısına gittim ama kapıdan kovuldum. Beni evlatlık alan ailem de öz annemle görüşmemi hiç istemedi zaten. Kötü insanlar değiller beni alan aile. Ama dinimizin emrettiği hayatı yaşamıyorlar, yaşatmıyorlar. Evlatlık olduğumu öğrendiğimden beri elimden geldiği kadar beni alan aileme asi olmamaya çalıştım. Fakat zihnim çok meşguldü. Üvey ailem, Allah beni affetsin ama sözde Müslümanlar. Beni emzirmedi annem. Babamla bir mahremiyet durumu olduğu için ben memleketimden Bayburt’a geçiş yaptım ve orda okumaya başladım. Emeklerini asla inkâr edemem ama dinimin bize çizdiği çizgileri de yok sayamam. Hocam ben ne yapacağım? Okulum tatile girdi ve memleketime döndüm. Herkesle mahremiyet durumum var. Dinimi olması gerektiği gibi yaşamama müsaade etmiyorlar. Kafalarındaki kurallarla benim güzel dinimi saçma bir hale getirip bana da beni kınayarak, ayıplayarak onu yaşatmaya çalışıyorlar. Öz annemi ve babamı bulup onlardan helallik almalı mıyım? 22 yaşındayım. Okul/diploma her şeyden önemli deseler bile dinimi koruma altına almak adına evlensem mi münasip bir beyefendi ile? Rabbimin rızası her şeyden, herkesten önemli.
Cevap
Benzer fetvalar
Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.
Şöyle yapabilirsin kızım, a- Evlilik için akraba veya değil yerine UYGUN VEYA DEĞİL kuralı getir kendin için. Uygunluk da din ve göz beğenisi üzerine kurulu olsun. Bunalır ve eleme kabiliyetini yitirecek olursan maazallah, kurallarını bir bir düşüreceğin bir evlilik yaparsın. b- Dine hizmet konusunda da önce kendi dinini ayakta tutacağın bir evlilik ilkesi peşinde ol. Sen iyi olursan din, bir kale kazanmış olur zaten ve senin bereketin sen göremeden bile çoğalır. c- Evlilik için yaşa değil de ihtiyaca takıl, ne kadar zarurettir senin için ne kadar da normaldir düzeyine bak. d- Memur olman için senin aile şartlarını bilemediğimden ne ol ne de olma diyebilirim sana. Ama bir harama bulaşmadığın sürece görev yapabilirsin derim. Allah yardımcın olsun.
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Selamünaleyküm. Siz bir düşünün; evlilik harama düşecek boyutta sizi sıkıştırıyorsa, babanızın sınırları bitmiş demektir. Allah'ın dini size yön verecek baba karışamayacaktır. Evlenir gidersiniz. Ona karşı da nezaket kusuru işlemezsiniz. Buna çok dikkat edin. Eğer bu oranda sıkışmadı iseniz, onun yumuşamasını bekleyeceksiniz. Başka türlü Allah'ın rızasını yakalayamazsınız.
Selamünaleyküm. Yüzde yüz aradığını bulma şekli nadiren gerçekleşebilir bir durumdur. Önemli olan eksi tarafın ağır basmamasıdır. Bu yaptığınız makuldür. Eğer aday olan kişi, eksi yönü ağır basan biri ise evlenmezsiniz. İstişare edebiliyorsanız istişare edin. Sonra da istihare yapın. Dua edin. Endişelenmenize gerek yoktur. Allah yardımcınız olsun.
Psikoloji okuduğun iyi oldu, derdimi sana daha iyi izah edebilirim zannederim. Kızım, Allah hepimizi bir plan üzere yarattı ve hepimizle alakalı asla şaşmaz bir kaderi vardır. Baban veya başka bir insan, herkes imtihan durumundadır. Baban sana din ve ahlâk aşılaması gerekirken sen ona ahlâk vermeye çalışıyorsun. Garip, değil mi? İşte hayat böyle bir sınavdır. Kimi yokuş yukarı tırmanır, kimi iner, kimi de düz yolda sürçer. Hayat bu. Sana düşen şudur: Kendi imanını ve ahlakını önemse öncelikle. Kendini düşün; İmanlı bir hayat ve akıbeti cennet olan bir imtihan. Ana stratejin bu olsun. Baban, annen veya kardeşlerin senin en yakınların olarak ilgi alanında bulunsun. Onlarla ilgilen ama kendinden öne geçirme onları. Bu şu demektir: Onlara bir ikaz yapılacağı zaman yap. Tekrar edilecekse et ama üzerlerine yığılıp kalma. İşine bak. Hayatı bir iki sömestrden ibaret görme. Enerjini ve sabrını bir ömre yaymayı bil. Böyle yapamazsan kendini bitirirsin fark etmeden. Allah yardımcın olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Ucb, kişinin yaptığı ibadeti ve kendini beğenmesi, yeterli görmesidir. Bunun ucu da Allah Teâlâ'ya karşı kulluğun sınırlarını aşmış olmaya götürmektedir. Bu bir hastalıktır. Özgüven ise, kişinin elindeki imkânı kullanabileceğine, elindeki nimetleri takdir ettiğine dair itimadıdır. Belki bir noktada özgüven abartılarak ucbe kayılmış olabileceği için küçük bir temas kurulmuş olabilir iki kavram arasında ama esasen ikisi farklı şeylerdir.
Yaratıldığımız ülkeyi de biz seçmedik, ne yapacağız şimdi? Bu dünyada elindeki nimetlerden birini, ben bunu hak etmemiştim diyerek tepen var mı? Tuzak ve seviyesiz bir soru bu. İslam'ı seçtik veya seçmedik, Allah'a hamdolsun onunla şereflendik. Şerefimizi niye yitirelim ki? Şeytanın tuzaklarına karşı dikkatli olmalıyız. Tartışmayın, uzak durun.
Psikiyatri uzmanı onun hakkında karar vermelidir. İlaç kullanması gerekecek durumda ise onu karşı taraf bilmelidir. Değilse eğer, siz evliliğini onun kararlaştıracağı bir zemin hazırlayın, karşı taraf görüp, beğensin ve evlensin.
Bizim mezhebimizden önce dinimiz vardır. Mezhebimiz sadece dinimizi yaşamada öğretmen olarak gördüğümüz ekolün adıdır. Evet, mezhebimiz dinimiz değildir ama mezhep üzerinden dinimizi istediğimiz tarza, zevkimize uygun şekle sokarsak bunun adı din olmaz. O zaman herkes kolayına gelecek olan mezhep koleksiyonu ile dindar olarak yaşasın mı diyeceğiz? Herkes genelde hangi mezhebe uyuyorsa ya da hangi ilim adamlarının yolundan gidiyorsa onu sürdürmelidir.
Öncelikli olarak finans kurumlarının da kendi aralarında titizlik açısından farklı olabileceklerini belirtmeliyiz. Biz bir isim belirtemeyiz ama sizin bunu araştırarak tespit etmeniz mümkündür. Şu andaki isimleri ile katılım bankalarının üzerinden ev almanın haram olduğunu söylemiyoruz ama alın teri ile ev almak gibi olmayacağını söyleyebiliriz.
Böyle bir safsatadan Allah'a sığınırız. Maazallah, Peygamber aleyhisselam efendimizle alakalı bu tür sözler sadece cahillik yansıması olabilir. Bunları dinlemeyin, duymayın. Konuşulan yerden uzak durun.