Fetva Meclisi
Soru
1980 İhtilali zamanında evinde Kur'an-ı Kerim bulundurmaktan korkan biri evindeki el yazması Kur'an-ı Kerim'i yakındaki caminin dış bahçe duvarına bırakır. Sabah ezanını okumaya giden müezzin onu fark edip alır ve bugüne kadar evinde muhafaza edip okur. 1) Bu Kuran-ı Kerim camiye mi verilmiş sayılır yoksa tıpkı cami kapısına terk edilen bir çocuk gibi görenlerden biri alsın diye mi bırakılmış sayılır? 2) Bu kişi o Kur'an-ı Kerim'i sahiplenip evinde tutabilir mi ya da satıp parasını kullanabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Camideki kitaplar veya mushaflar büyük ihtimalle vakıftır. Vakıf bir nesne vakfedildiği yerde kalır, cami görevlisinin onu size vermeye hakkı olmaz.
Önce şunu düzeltelim: Siz EVİMDE BİR MUSHAF VAR demek istediniz. Kur'an, Allah’ın indirdiği ayetlerin adıdır. Onun kâğıda yazılıp kitap gibi basılmış şekline MUSHAF denir. Evet, eskiyen Mushafların ne yapılacağı konusu eskiden beri merak edilir. Kadim âlimlerimiz, temiz ayak basılmayacak bir yere defnedilmesini tavsiye etmişlerdir. Şu anda pek çok mü'min öyle bir yer bulmakta zorlanacaktır. Artık bulundurulamaz, saklanmasında (okunamayacağı için) fayda kalmamış Mushafları ve âyet hadis yazılı kitapları, kâğıt parçalarını yakıp külünü temiz bir yere gömmek de caiz görülen uygulamalardandır. Yapabilirsiniz.
Camilere konan şeyler genellikle vakıftır. Vakıf olan bir şey yerinden alınamaz. Alınmış ise iade edilmesi gerekir.
Selamünaleyküm. Bu nedenle camiyi terk etmeniz doğru olmaz. İkaz edin, onu ikaz edin. Emribilmaruf yapın ama camiyi terk etmeyin.
Evet, haklısınız, yaşadığımız çağın sıkıntıları arasında bu da bir sıkıntıdır. Gitgide kâğıt kullanımı azalıyor olsa da biiznillah Kur'an tilavetimiz için Mushaflar camilerimizi, evlerimizi ve medreselerimizi doldurmaktadır. En çok basılan matbuat arasında Kur'an-ı Kerim ilk sırayı alıyordur zannederiz. Elhamdülillah. Bu konuda sizin sorunuz üzerine kısa bir inceleme yaparak âlimlerimizin en son neleri konuştuklarını tespit etmeye çalıştık. Elde ettiğimiz bilgileri sizinle paylaşabiliriz: Hanefi mezhebi fukahasına göre Kur'an ayetlerinin yazılı olduğu kitaba MUSHAF denmiştir. Mushaf adı kullanıldığında âyetlerin yazılı olduğu bölüm, sayfa kenarlarında kalan beyaz boş alanlar, kitap görüntüsünün oluşması için yapılmış olan cilt ve cilde yapışık olan diğer aksesuar hepsi Mushaf kavramı içine dâhil olmaktadır. Mushaf ile ilgili mesela abdestli tutmak ve benzeri bir hüküm konuşulurken bütün bu ayrıntılar kastedilmektedir. Mushaf makul ve dinen kabul edilebilir bir nedenle imha edilebilir. Fukahanın bu konuda ittifakı olduğunu söyleyebiliriz. Buradaki makul neden okunamayacak kadar eskimiş olma, ciltlenemeyecek kadar yırtılmış olma, yazısının silinmesi gibi nedenlerdir. Mobilya değiştirmedeki düzeyde bir neden için Mushaf’a imha etme ruhsatı oluşturulamaz. Bu anlamda makul olmayan bir nedenle Mushaf’ı imha etmek haram görülmüştür. Çünkü Kur'an’a tazim farzdır. Âlimler eskiyen ve kullanılamaz olan Mushafları defnetmeyi caiz görmüşlerdir. Bu konudaki defnetme şöyledir: Temiz ve ayak basılmayacak bir toprağa mümkün olduğu kadar derin kazılarak gömülür ve üstü örtülür. Ulemanın büyük bölümü ve muasır âlimler bu yöntemi caiz görmüşlerdir. Özellikle şehirlerde bu yöntemin uygulanabilirliği gitgide zorlaştığı için ikinci bir yöntem arayışı söz konusudur. Mushaf mümkün olur da yıkanarak ayetler kâğıt veya yazılı olduğu nesne üzerinden giderilirse bu yöntem de caiz olur. Bir başka yöntem de yakarak imha etmektir. Bu yöntemi Hanefi mezhebi fukahası uygun bulmamışlardır. Mushaf’ı parçalayarak imha etme yöntemi de araştırılmış ama Hanefi fukahası başta olmak üzere bu yöntem sakıncalı bulunmuştur. Bu parçalamada bazı âyet veya kelimelerin okunabilir oranda kalacağı riskinden bu sakıncalı bulunmuş olabilir. Çağdaş bir yöntem olarak kâğıt mikseri denebilecek bir alet ile çok küçük parçalara (adeta ağaç talaşına benzer bir şekilde) bölünmesi ile oluşacak imha yöntemi bazı muasır âlimlerce caiz görülmüştür. Kanaatimiz o dur ki, bu yöntem bu yaşam tarzı içinde en az sakıncalı yöntemdir. Bu yöntem bir nevi yakma gibi sonuç getirmektedir. Tek bir kelime bile hatta harf bile anlaşılacak şekliyle kalmamaktadır. Mushaf’ın dönüşüm sistemi ile imha edilmesi de yeni bir sistem olarak düşünülebilmektedir. Bu dönüşüm sistemi özellikle dikkat edilmediğinde ya da özellikle Mushaf için oluşturulmadığında Kur'an’a tazim bakımından sıkıntılı durmaktadır. Atık kâğıtlar çöp mantığı ile bir yerde toplanmakta ve çöp mantığı ile fabrikalara götürülüp yeni bir kâğıda dönüştürülmektedir. Bu noktada haramlık olduğu gayet açıktır. Böyle bir işlem Mushaf için yapılamaz. Eğer Mushaflar için özel bir sistem oluşturulabilir ve diğer çöp nitelikli kâğıtlarla ya da muhtevası benimsenemez kâğıtlarla aynı anda harmanlanmaz ise caiz olabilir. Bu da uygulanabilirliği en azından çok zor görülmektedir. Allah yardımcımız olsun.
Bir kere senin bu durumu bağlı olduğun müftün ile görüşmen gerekir. Onun yönlendirmesi önemli. Ciltlettirilip tamir edilmesi mümkün olanı tamir ettir. Eski kitaplarımızda okunamaz duruma gelen Mushaf için temiz ayak basmaz bir yere gömülür denmekte idi. Şu anda böyle bir yer bulmakta zorlanılabilir. Onun yerine yakılıp külü temiz bir yere gömülebilir. Bu dönemde üretilmiş eski kâğıtları talaş haline getiren cihazlarda da itlaf edebilirsin. Bunları yaparken insanların gözü önünde yapmamanı tavsiye ederiz ki, yorumlayamayacakları şeylerden ötürü fitne üretmelerine sebep olmayasın.
buluntu konusundaki diğer fetvalar
Değerli bir şey bulan onu ilan etmek zorundadır. İlan standardı nasıl ise öyle ilan eder. Bir yıl bekler. Bir yıl sonra sahibi çıkmazsa ve kendisi fakir ise onu alabilir. Fakir değilse bir fakire verir. Bu dönemde en iyisi bulunan eşyayı resmi makamlara teslim etmektir.
Kesinlikle böyle bir alma doğru olmaz. Bulduğunu almak yoktur. Bilhassa site gibi yönetimi olan bir yerde yönetimin bilgisi ve izni olması gerekir. Siz bu duruma rıza göstermeyin, nezaketiniz dahilinde tepkiniz olsun buna.