Fetva Meclisi
Soru
Telif hakkı ile ilgili her açıklama, kul hâkkı hükümleriyle eş tutularak yapılıyor. Bu noktada bir ayrıma gitmek adına, "İslamiyet’te kul hakkının felsefesi" neden yola çıkarak, size bazı sormak istediklerim var. Sorularımı ayrı ayrı ele alırsanız çok memnun olurum. Öncelikle; İslamiyet’in, "kişilerin birbirleri üzerine olan hakları" arasında, ayetler ve hadislerde geçenlerin hep; kişinin şahsına ve toplumdaki vasfına zarar veren, çalma veya zulüm neticesinde; canına, itibârına ve malına zarar gelen konular üzerine olduğunu okuyoruz. Oysa ki, İslamiyet’in kul hakkı olarak nitelendirdiği konular arasında, telif sahibinin elindeki bilgiyi ve emeğini eksiltmeksizin; izlemek, okumak, dinlemek, kullanmak suretiyle istifade etmek ve bedelsiz olarak nakletmek ile ilgili hükümlere, hiç bir yerde rastlayamıyoruz. Aksine bilgiyi paylaşmakla ilgili teşvikler olduğunu görüyoruz. Nitekim kişi, bir bilgiyi başkalarına satmak için değil, paylaşmak üzere çoğaltarak ve naklederek, telif sahibinin malına ve şahsiyetine zarar vermiş olmuyor. Sadece ilgili kişi veya kurumun kârı azalmış oluyor. 1- Bir bilginin mülkiyet sınırı nedir ve "Bunu başka kimseye anlatmayacaksın" şartıyla satışı, İslamiyet’te hâk mıdır? 2- Telif sahibi kişiler, belki de hiç kazanmayacağı bir paradan dolayı, ahirette nasıl kul hâkkına sahibi oluyorlar? 3- Yukarıda değinmiş olduğum; "Kişinin zaten hiç sahibi olmadığı bir parayı kazananamaması" konusu, neden "Nasip ve Rızık" başlığı altında değerlendirilmiyor? 4- Koşullandırılmış bir satış tipine imkân sağlayan ve telif sahiplerinin hâklarını, yasalarıyla korumak mesuliyetinde olan ve bu vaatle bilgi satışından vergi alan devletler ve yetkilileri, bilginin kişiler arasında ücretsiz paylaşımından doğduğu iddia edilen kul hâklarının, tek sorumlusu olmaz mı? Konuyu ayetler ve hadislerle açıklarsanız çok memnun olurum. Allah'a emanet olun.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Telif hakkına saygılı olunması temel prensibimiz olmalıdır. Sahibinin kanunen gerekli olan koruma tedbirini almamış olması, örfen kullanıma belli ölçüde izin veriliyor sayılması gibi nedenlerle sözünü ettiğiniz ürünler kullanılabilir. Muhtevasında haramlık bulunan bu tür ürünler için korunmuşluk fıkhen söz konusu olmaz. Bunu da bilelim.
Dijital ürünler (font, yazılım, tema vb.) mülkiyet hakkı kapsamındadır. Sahibi tarafından “izinsiz kullanılamaz, satılamaz” denmişse bu ürünü izinsiz çoğaltmak ve satmak kul hakkına girer ve haramdır. Tıpkı bir kitabın fotokopisini izinsiz çekip satmak gibi bu da emek hırsızlığıdır. Mümkünse ürünü yapan kişiden helallik istenmelidir. Helallik alınamıyorsa, satışlardan elde edilen kazanç tahmini olarak hesaplanmalıdır. Bu kazanç, hak sahibine ulaşılamıyorsa, onun adına bir hayır kurumuna veya ihtiyaç sahibine sadaka olarak verilmeli. Verirken şöyle dua edilebilir: “Allah’ım, bu sadakayı hakkını ihlal ettiğim kişi adına kabul eyle. Beni onun hakkından dolayı sorumlu tutma.” Allah, samimi tövbe eden kulunu asla mahcup etmez. Vicdanın seni rahatsız ediyorsa, bu seni Allah’a götürüyordur. Devam et bu yolda, Allah seni muhafaza etsin.
Selamünaleyküm. Dijital ortamla alakalı sözünü ettiğiniz konuda katileşmiş bir kanaat olmadığını düşünüyorum. Burada verdiğiniz örneklerde caizlik oranı bana göre yüksektir. Sadece emek verilip basılmış bir kitabın aynen ya da tercüme edilerek basılması açık bir hak ihlali olur. Ondan kaçınmak gerekir. Artık insanlar, kitaplarını PDF şeklinde yayınlamakta sakınca görmüyorlar, bunu bir tür reklam gören de oluyor. Sulandırmadan ve ticari olarak kullanmadan sözünü ettiğiniz uygulamaların yapılabilirliğini düşünüyorum. Aynı şeyi onları internet ortamına yükleyen için düşünemiyorum. İnternet ortamında bulunanı almakla, onu internet ortamına yüklemek birbirine benzemiyor gibidir. Allah Teâlâ bereketli ilimler sahibi olmaya hepimizi muvaffak kılsın. Dua ediniz.
Müftüler caizdir dese bile mü’min kalbine danışmalıdır. Böyle bir hakkın olmayacağını iddia etmek zordur. Mümkün olduğu kadar dikkat etmek gerekmektedir. Ama dediğiniz gibi yüzde yüz uzak durmak zorlaşmıştır. Elimizden geldiği kadar dikkat edelim bari. Allah’a emanet olun.
İnternette PDF şeklinde bulunan bir eserin internet ortamında kullanılıp istifade edilmesinde sakınca olmaz. İndirilerek kullanılmasında ise özellikle bir indirme yasağı konmamış ise yine indirilebilir. Bütününün indirilmesi yasaklanıyorsa bütünü, belli bölümlerinin yasağı varsa o bölümleri, ticari maksat için indirilmesi yasaklanıyorsa o şekilde indirilmesi caiz olmaz. Telif haklarına saygı gösterilmesi dini bir vecibedir.
Evet, telif haklarına saygılı olmak gerekir. Telif hakkı da neticede bir kul hakkıdır. Ancak belirttiğiniz kadarı ile ortada bir telif hakkı ihlali bulunmamaktadır. Yayıncıların kitabı basmak, teknik bir yöntemle çoğaltmak ve benzeri ihlallere itirazları olmaktadır. Sizin yaptığınız kitaptaki bilginin bir nevi reklamı olabilir zannederiz. İleri derecede bir ihlal olmadığını zannederiz.
bilgi konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Telif hakkı sahibinin izin vermesi ile sınırlı bir durumdur bu. Paragrafının bile nakledilmesine izin vermeyen var, genel taşımaya izin vermeyen var. Üzerindeki kayıtlara göre uygulama yapabilirsiniz.
Selamünaleyküm.Böyle bir bilgi vardır ama sahih hadis kitaplarında yoktur.
Selamünaleyküm. Kabiliyeti ve talebi olan birisini eksik göremeyiz. Hepimiz kusurlu oluruz yeter ki inatla batık olarak kalmayalım. Bu tavırların size karşı bir politika olup olmadığına bakın ona göre karar verin. Tespitinizde haklısınız, imkânsız değil ama erkeğin kadından yön alması pek zordur.
Selamünaleyküm. Gerek Peygamber aleyhisselam efendimiz ve gerekse diğer peygamberler hakkında Kur'an ve hadislerde geçmeyen bilgilerin doğruluğu veya yanlışlığı hakkında hiçbir tartışma yapmayız. Doğru olması muhtemel bilgiler olarak da görebiliriz batıl hikâyeler olarak da görebiliriz. Bizi sadece Kur'an ve Sünnet bağlar.
Selamünaleyküm. Bilerek ve inatla bir hata yapmayın. Öğreteni bulunca önüne diz çökmeye hazır olun. İkaz edilince geri dönüş yapmayı bilin. Gerisine aldırmayın; şeytan sizi meşgul etmeye çalışıyor.
Selamünaleyküm. İman etme düzeyinde bilgi kaynağımız SADECE Kur'an ve Sünnet'tir. Bu iki kaynağın dışındaki bütün bilgi kaynakları, bizim için bir kültür niteliğindedir. Âlimlerin bu iki kaynaktan yola çıkarak ortaya koydukları bilgiler ise, bu iki kaynağa dayanma açısından güvenilirliği kadar bağlayıcıdır. Bir âlimin mücerret görüş belirtmesi bizim için hürmete şayan olabilir ama ASLA DİN OLMAZ. Bir âlimin görüşünün din olması başka şey, muhterem olması başka şeydir. İkisi arasındaki çizgi, iman konumuz olması veya olmaması çizgisidir. Bilhassa rüya ve benzeri bilgileri bu noktadan ele alabilirsiniz.