Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben on yedi yaşındaki bir kız olarak dinimi daha yeni araştırmaya başladım. Kafama takılan bir şey var ve çok kişiye sordum bana "Ayetleri inkâr etmezsen, Müslüman birisini tekfir etmezsen, dinden çıktım demezsen ve küfre rıza göstermezsen dinden çıkmazsın." dediler. Ben de bunu böyle kabul ediyorum ama başka şeylerden de hep bir şeyi inkâr mı ediyorum acaba diye düşünüyorum. Mesela sizin kabul ettiğinizden başka bir görüş bana daha mantıklı geldiyse bu mantıklı gelmenin bile inkâr olduğunu düşünüyorum. Dinden çıkıp çıkmadığımı kesin olarak anlamanın bir yolu var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Yok dinimizde böyle bir şey. Uzak durun. İmanınızı ve aklınızı koruyun. Şeytan sizi de milim milim bu tuzağa çekmeye başlamış aman dikkat edin. Tek bir kelime ve tek bir nefes yaklaşmayın bunlara.
Selamünaleyküm. Dinin herkesçe bilinmesi gereken temel konularında bilmemek özür sayılmaz. Mesela namazın önemini bilmemek ancak hiçbir İslam emaresi bulunmayan yabancı ortamlarda özür olabilir. Ezan okunan yerlerde herkes dininin en temel ilkelerini bilmeye mecburdur. Bu husustaki cahillikten din üzerinden maaş alan ama insanlara dini tebliğ etmeyen kitle en başta mesuldür.
Siz, bir hususu merak edip araştırdığınızda bunu cevabına iman etmeniz gereken birinden öğrendi iseniz kesinlikle risk alırsınız itiraz ederek. Mesela internetten bir cevap öğrendi iseniz buna şüphe etmenizde bir sakınca olmaz.
Tekfir, bizde yani dinimizde olmayan bir şey değildir. Dinden çıkana dinden çıktığı elbette söylenecektir ancak bu, önüne gelenin yapabileceği iş olarak görüldüğünde sakınca oluşur. İnsanlar birbirlerinin dini hakkında karar vermemelidirler. Bir mahkeme yoksa ilim heyeti gibi bir kurulun üslenmesi gereken işi önüne gelen yaptığında fikir terörü oluşur. Bu da mü'min insanları parçalar. Netice olarak başkalarının imanını irdelemeyi kendinize görev gibi görmenizin ne kadar ağır bir riskle oynadığınızı size anlatması gerekir. Cenneti kazanmak varken, başkasının cehennemi ile neden alakadar oluyorsunuz? Bir de bunu düşünün.
Bir kere böyle bir meselede uzman olmayanın konuşması ne kadar doğru bir iştir, önce bunu düşünmelisiniz. Sıradan bir insan beyin ameliyatı yapabilir mi? Bu da öyledir. Bu konularda söz söylemenin büyük bir vebale girmek olabileceğini unutmayınız. İkinci olarak belirttiğiniz konuda insanın durumu şudur: Allah’ın dinine karşı tez olarak demokrasiyi tercih edenin imanı tehlikededir. Bunun tartışılabilir tarafı da yoktur. Bunun ötesinde şu veya bu yorumla ya da çaresizlikten, alternatifsizlikten ötürü bir araç olarak görmenin ise aynı sonuca götüreceği söylenemez. Bu ikisi ortasında bir yere yerleşmek gerekiyor. Kendinizi bu konuya daraltılmış durumda hissetmeyiniz, rahat olun, ibadetlerinizi yapın ve yolunuza devam edin. Zira çözebileceğiniz bir konuya dalmıyorsunuz bu sözlerle, bilakis kendinizi bunaltıyorsunuz. Allah yardımcımız olsun.
Bugüne kadar hiç kimse bir başkasını tartışarak ikna etmemiştir. Bu bir nevi kaşıyarak yarayı iyileştirmeye benzer; hiç kaşıttığın için iyi olan yara gördün mü? Size tavsiyem şudur: Tartışma ortamını terk edin. Böylece şeytan ezilsin, iman güçlensin biiznillah. Sadece o, tartışma anındaki “anlatma, ikna etme heyecanı” ne kadar tatlı oluyor, şeytan o anda ne kadar hız katıyor insana, bu bile incelense anlaşılır demek istediğim. Dinimiz tartışma dini değildir. Hele hele Kur'an ayetleri, hadisle asla tartışma konusu yapılmamalıdır. Evet, şeytan çok daha cazip gerekçeler üretebilir ama sorum şudur: Bugüne kadar tartışıp birisini ikna edeni gören var mı? İblis’in milyon kere düşürdüğü tuzağa bir kere de bizim düşmemizin ne anlamı olacak?
dinden çıkmak konusundaki diğer fetvalar
Senin durumun bir takıntıyı gösteriyor. Bu konular seni zihin kargaşasına götürdüğüne göre bunlarla ilgilenme. Dinden çıktığına kendi kendine karar verme. Başka işlerle meşgul olmaya bak. İbadetlerini yap, işine gücüne bak.
Haram olan bir işin haramlığını yok kabul ederek veya önemsiz bularak “hayırlı olsun” demek elbette din ile köprüleri atmak olabilir. Bunun ne demek olduğunu bilmeyen için tevbe edilmesi gerekli bir günah olarak görürüz bunu.
ŞERİAT tam anlamı ile İslam yani Allah'ın dininin pratik bölümü demektir. Bir müminin Allah'a iman ettiğini söyledikten sonra Allah'ın kulları için gönderdiği dininin şeriatını kabul etmemesi akılla yorumlanabilecek bir durum değildir. Dolayısıyla İslam'a karşı çıkan yani reddeden ne ise İslam'ın hayatı düzenleyen pratiği olan şeriatı bilerek ve anlayarak reddeden de o olmalıdır. Bir insanın ne dediğini fark ederek “Ben Şeriat'ı kabul etmiyorum.” demesi veya bu anlamı net olarak çağrıştıran bir söz söylemesi dinden çıkmasıdır. Bunun tartışılacak bir boyutu da yoktur. Bu kuralı Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin koyması da gerekmiyor; aklımız var düşünüyoruz, gözümüz var görüyoruz.
Allah Teâlâ aklımızı ve dinimizi korusun. Ne büyük bir musibet bu. Bir insana veya insanlara kızıp intikamını dininden alır mı bir insan! Maazallah büyük bir cahillik, çok büyük! “Ben Müslüman değilim” şeklindeki bir söz, başka türlü yorumlanamayacak kadar açık bir dinden çıkma sözüdür. Ama sonra tevbe etmek veya hemen ardından namaza durmak gibi dönüş söz konusu değilse sözün sahibi dinden çıkmıştır. Dinden çıkanın karısı eşinden ayrılmış olur yani nikâhları düşer. Eğer karı koca olmadan önce böyle bir şey oldu ise yani nikâhları var ama karı koca olmamışlar ise ayrılık tamamen gerçekleşmiş olur. Erkek tekrar Müslüman olursa yeni bir nikâhla bir araya gelebilirler. Karı koca olduktan sonra dinden çıkma söz konusu ise kadın iddet beklemeye başlar. İddet üç aybaşı dönemi demektir. Üçüncü aybaşı bittiğinde kocası dine dönmedi ise nikâh tamamen bitmiş demektir. İddet içinde iken İslam’a geri dönse yani tevbe etse nikâhları devam ediyor olacaktı. İddetten sonra ise ancak tekrar Müslüman olmak şartı ile yeni bir nikâh ile bir araya gelebilirler.
Gözü olmayanın kulağı da olmasa olur denebilir mi? Namaz dinimizin bir direği zekât öbür direğidir. Bu tür münakaşalar dinden daha fazla soğuma nedenimiz olur. Allah muhafaza buyursun. Evet, namazı hiç kabul etmediği için kâfir olup dinden çıkanın zekât vermesine gerek yoktur. Çünkü zekât Müslüman olana emredilmiştir, namazı inkâr eden ise Müslüman değildir. Tembelliğinden dolayı namaz kılmayan ise hâlâ Müslümandır, bari zekât sorumluluğundan kurtulmaya bakmalıdır.
Dinimizin hayatı tanzim eden hükümlerine ŞERİAT denmektedir. Bunu kastederek şeriata karşı olduğunu söyleyen birinin dini İslam değildir şüphesiz. Lakin insanlar, neyi neden söylediklerini bilmeden konuşmaktadırlar. Bu sebeple mümkün olduğu kadar kasıtlarının öyle olmadığını düşünmeye çalışmalıyız. Mümkün olduğu kadar da bu konuları tartışmayınız. Her tartışma şeytanın işini biraz daha kolaylaştırmaktadır.