Fetva Meclisi
Soru
Hocam haram olan bir işe hayırlı olsun demenin hükmü nedir? Mesela kız arkadaşı olan birine veya krediyle ev alana hayırlı olsun demek gibi. Bu insanı dinden çıkarır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Helal olan bir şeyi yapmamaya dair konuşulan sözler yemin hükmündedir. Bir tür siz yemin etmiş gibisiniz. Bu sözü farklı zamanlarda tekrar etmiş olsanız da durum aynıdır. Şu anda YEMİN KEFFARETİ yaparak o eve gidebilirsiniz. Yani bu bir yemin gibi sayılacaktır.
Sadece haram olan bir işi yapıyor olmak orada işçi bile olsa kişi kazancını haram yapar. Geneli haram olmayanlardan oluşan ama haram olanın da bulunduğu mesela bir markette çalışan kişi, bizzat o haram olan bölümde çalışmıyorsa kazancı için haram demeyiz. Elbette en helal olanı aramak ve bulmak asıl hedefimiz olmalıdır.
Flört dediğiniz şeyle içinde zina da bulunan durumu kastediyorsanız ve bunu bilerek yapıyorsa söz konusu kişiler, bu durumda evlilik değil iman bile tehlikeye girer. Tek kurtuluş, bu işin fiilinden veya düşünülmüş olmasından bile ciddi bir tevbe etmektir. Zina değil de gezip tozmak ise kastedilen, o durumda da bile bile bir bereketsiz zemin üzerine evlilik kurulmuş olur ki adı üstünde bereketsiz bir zemin olur o zemin. Bu durumda da tevbe ve istiğfar nihai çaredir. Sonra da tevbeyi korumak. Bütün bunlara rağmen ciddi bir tevbe gerçekleşirse umarım Allah Teâlâ rahmetini indirir kuluna.
“Hayırlısı olsun” sözü, biz üzerimize düşeni yaptıktan sonra doğrudur. Üzerimize düşün görevleri yapmadıktan sonra ise anlamsız bir sözdür. Mümin, görevlerini yerine getiren biri ise önüne çıkan kaderin ne olduğu onu etkilemez artık. Tembellerin ve ihmalkârların sıkıntısı ise “ne geldi, nereden geldi..?” soruları ile ömür tüketmektir. Fertler olarak ve ümmet olarak, üzerimize düşen gayreti, ibadet veya cihat her ne ise yapıyor olalım, gerisini dert etmeyiz. Her gelen hayırdır bizim için. Tembeller için ise hayır zaten yoktur. Allah yardım etsin bize.
Önce faizli işten tevbe edilir. Faizli bölümün kazançtan çıkarılması için plan yapılır. İnşaallah geri kalanında haramlık olmaz.
Haram bir iş yapanın yaptığı haramı teşvik etmemiz, tebrik etmemiz asla olamaz. Haram işledi diye de insanlarla bağımızı tamamen koparamayız. Böyle bir karar sıfır insanlı bir dünya denecek kadar yalnızlaştırabilir bizi. Ortasını bulmaya mecburuz. Etkilenmeden, hakkı söyleyerek komşuluk ilişkimizi, sosyal bağlarımızı sürdürürüz.
dinden çıkmak konusundaki diğer fetvalar
ŞERİAT tam anlamı ile İslam yani Allah'ın dininin pratik bölümü demektir. Bir müminin Allah'a iman ettiğini söyledikten sonra Allah'ın kulları için gönderdiği dininin şeriatını kabul etmemesi akılla yorumlanabilecek bir durum değildir. Dolayısıyla İslam'a karşı çıkan yani reddeden ne ise İslam'ın hayatı düzenleyen pratiği olan şeriatı bilerek ve anlayarak reddeden de o olmalıdır. Bir insanın ne dediğini fark ederek “Ben Şeriat'ı kabul etmiyorum.” demesi veya bu anlamı net olarak çağrıştıran bir söz söylemesi dinden çıkmasıdır. Bunun tartışılacak bir boyutu da yoktur. Bu kuralı Ebu Hanife rahmetullahi aleyhin koyması da gerekmiyor; aklımız var düşünüyoruz, gözümüz var görüyoruz.
Bir insanı Müslüman yapan inanç bütünü ne ise onu reddetmedikçe kimse dinden çıkmaz. Bütünü veya bir parçasını reddederek o bütünü bozan biri için dinden çıktı denir. Sizinki aşırı hassasiyetten kaynaklanıyor. Siz ince düşünen birisiniz anlaşılan. Şeytan da sizin bu yapınızı oyuna çeviriyor. İlgilenmeyin, zihninizden geçenleri gelip geçen rüzgâr gibi görün. En kötü bildiğin şey bile sadece içinizden geçti diye size zarar vermez. Yeter ki onu konuşmayın, yazmayın. Bunu böyle bilin.
Senin durumun bir takıntıyı gösteriyor. Bu konular seni zihin kargaşasına götürdüğüne göre bunlarla ilgilenme. Dinden çıktığına kendi kendine karar verme. Başka işlerle meşgul olmaya bak. İbadetlerini yap, işine gücüne bak.
Allah Teâlâ aklımızı ve dinimizi korusun. Ne büyük bir musibet bu. Bir insana veya insanlara kızıp intikamını dininden alır mı bir insan! Maazallah büyük bir cahillik, çok büyük! “Ben Müslüman değilim” şeklindeki bir söz, başka türlü yorumlanamayacak kadar açık bir dinden çıkma sözüdür. Ama sonra tevbe etmek veya hemen ardından namaza durmak gibi dönüş söz konusu değilse sözün sahibi dinden çıkmıştır. Dinden çıkanın karısı eşinden ayrılmış olur yani nikâhları düşer. Eğer karı koca olmadan önce böyle bir şey oldu ise yani nikâhları var ama karı koca olmamışlar ise ayrılık tamamen gerçekleşmiş olur. Erkek tekrar Müslüman olursa yeni bir nikâhla bir araya gelebilirler. Karı koca olduktan sonra dinden çıkma söz konusu ise kadın iddet beklemeye başlar. İddet üç aybaşı dönemi demektir. Üçüncü aybaşı bittiğinde kocası dine dönmedi ise nikâh tamamen bitmiş demektir. İddet içinde iken İslam’a geri dönse yani tevbe etse nikâhları devam ediyor olacaktı. İddetten sonra ise ancak tekrar Müslüman olmak şartı ile yeni bir nikâh ile bir araya gelebilirler.
Gözü olmayanın kulağı da olmasa olur denebilir mi? Namaz dinimizin bir direği zekât öbür direğidir. Bu tür münakaşalar dinden daha fazla soğuma nedenimiz olur. Allah muhafaza buyursun. Evet, namazı hiç kabul etmediği için kâfir olup dinden çıkanın zekât vermesine gerek yoktur. Çünkü zekât Müslüman olana emredilmiştir, namazı inkâr eden ise Müslüman değildir. Tembelliğinden dolayı namaz kılmayan ise hâlâ Müslümandır, bari zekât sorumluluğundan kurtulmaya bakmalıdır.
Dinimizin hayatı tanzim eden hükümlerine ŞERİAT denmektedir. Bunu kastederek şeriata karşı olduğunu söyleyen birinin dini İslam değildir şüphesiz. Lakin insanlar, neyi neden söylediklerini bilmeden konuşmaktadırlar. Bu sebeple mümkün olduğu kadar kasıtlarının öyle olmadığını düşünmeye çalışmalıyız. Mümkün olduğu kadar da bu konuları tartışmayınız. Her tartışma şeytanın işini biraz daha kolaylaştırmaktadır.