Fetva Meclisi
Soru
Hocam bildiğimiz üzere ilahiyat eğitiminde ve eğitimcilerde göz ardı edilemeyecek kadar sıkıntılar var. İlmihal kitap tavsiyesi listeniz arasında Diyanet’in kitabı da var. Ben bu kitabı tavsiyeniz üzere edindim ancak kafamda bu vesvese oluştu. Hocam sizden ricam; siz bu ilmihal kitabına sıkıntı yok okunur deyin, ben de gönül rahatlığı ile okumaya devam edeyim. Allah sizden razı olsun, duacınızız, dualarınıza da muhtacız.
Cevap
Benzer fetvalar
Bunu dert etmeyin. Çözülebilir bir sorundur bu. Bir kere dinlemek de okumak gibi olabilir. Kaliteli dinlemeler aynı zamanda okumadır da. Kaliteli ve kalıcı şeyler dinleyin. Anladığınızı aynen anlatmak zorunda değilsiniz. İşini doğallığına bırakın. Zamanla bunu da aşarsınız. Bardağınız dolmadığı için taşmıyor. Dolunca o da taşar biiznillah. Evinizde muhakkak bir İLMİHAL kitabı bulunsun. Ama muhakkak bulunsun. Diyanet İşleri Başkanlığının bir ciltlik ilmihal kitabı vardır. Onu gayet rahat anlarsınız. Alın ve sayfa sayfa hızlı gitmeden okuyun. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Önce İLMİHAL kitabı okumalısınz. Fikri Yavuz ilmihali olabilir. Diyanet ilmihali olabilir. İlmihali hazmederseniz gerisini rahat anlarsınız. Ardından Erkam Yayınlarından sekiz ciltlik RİYAZUSSALİHİN ŞERHİ'ni okuyabilirsiniz. Tefsir olarak bir tavsiyede bulunabilmem için kültür seviyenizi bilmem gerekiyor. Onun yerine Riyazussalihin geçici de olsa size yeter.
Selamünaleyküm, Allah Teâlâ rızasına muvafık salih ameller yapmaya sizi de bizi de muvaffak kılsın. İyi bir ilmihali en az üç kere not tutarak, kenarını çizerek okuyun. Bilhassa ibadet bölümlerini dikkatle okuyun. Tefsirden de merak ettiğiniz ayet veya sureleri özellikle seçerek okuyun. Hadis olarak da Riyazussalihin ve şerhini muhakkak notlar tutarak okuyun. (Erkam Yayınları arasındaki sekiz ciltlik baskıyı seçebilirsiniz.) Genel kültür olarak da dikkatinizi çeken, yazarı hakkında şaibe olmayan kitapları okumaya çalışın. Bunlardan daha önemlisi ise muhakkak bir ilim halkasına katılmalısınız. Haftada bir ilim halkası görmeniz şarttır. İstişare etmeye devam edebiliriz. Allah'a emanet olunuz.
Değerli kardeşim, Dinimiz İslam sayesinde ebedi cennetler göreceğiz biiznillah. Dünya ve ahiret saadetimizdir dinimiz. Dinimiz bize cennet verecekken biz ona neden bir şeyler vermeyelim? Çok doğru ve hassas düşünmüşsünüz, Allah sizden razı olsun. Dinimize hizmet asla ilahiyat okumuşların veya hocaların tek başına yapacağı bir iş değildir. Maalesef, diyebilirim ki o zikrettikleriniz umumiyetle dinden geçinmekle bilinirken sizin gibi büyük düşünenler dinlerini ayakta tutuyor olabilmektedir. Allah Teâlâ sizi de bizi de dinine hizmette muvaffak kılsın. Size özet olarak şu noktaları yazabilirim, inşaallah başarılı olur ve meleklerin defterlerinize salih ameller yazmasına vesile olur. Her şeyden önce bu mesele İSLAM İÇİN VE İSLAM İLE YAŞAMA meselesidir. Zihniniz ve hissiyatınız bununla dolu olmalıdır. İslam için yaşamayı bir ideal olarak görmelisiniz. Size bu düşünceyi veren ya da bunu artıran kitapları okuyun, arkadaşlar edinin, sohbetler dinleyin. Kendi ekseninde kalmayı yoğunlaştıran kitapları okumayın, sohbetleri dinlemeyin, o tür arkadaşlardan ve ortamlardan uzak durun. Siz Müslümansınız, İslam için var olacaksınız elbette. Hiç kimse kalmasa da siz var olacaksınız. Dininize hizmet heyecanınız rüyalarınıza kadar sirayet etsin. Yapabileceğini bir işin muhakkak var olduğuna inanın her zaman. İslam için bir şeyler yapmak sıradan bir iş hatta bir ibadet değildir. Bilakis en şerefli amellerden biridir. Zira İslam’a hizmetin diğer bir adı da ‘Allah’a davettir.’ Allah’a davet en şerefli ve en kazançlı iştir. Allah’a yani tevhide davet etmek peygamberlerin başını çektiği büyük bir mesleğe sahip olmak demektir. Fussilet suresinin otuz üçüncü âyeti bunu gayet açık bir dille beyan etmektedir. Sahih bir hadiste Peygamber aleyhisselam efendimiz, bir kişinin hidayetine sebep olmayı dünyadaki pek çok şeyden daha hayırlı göstermiştir. İslam’a hizmet etmek yani ona davet etmek elbette bir uzmanlık, belli bir ilim birikimi ister ama bu durum, bildiğin kadarının hocası olmaya mani değildir. Doğru olarak bildiğini bilmeyene öğretmek, bir ibadetin yapılmasına vesile olmak, kendisi bilemeyenin bir bilene gitmeyi öğretmesi âlim olmadan da yapılabilecek işlerdendir. Alkolün haram olduğunu söylemek mesela âlim olmayı gerektirecek çapta bir bilgi değildir. Herkes Kur'an öğretemeyebilir ama Kur'an öğretmeyi teşvik edebilir, propagandasını yapabilir. Herkes bir cami yaptırma kudretinde olmayabilir ama yapabileceği teşvik edebilir. Bununla da hayra vesile olduğu için o hayrı yapan gibi sevap kazanır. Herhangi bir hayır çeşidi için durum böyledir. İyi iş yapmak ve bunu İslam için değerlendirmek sadece insanlara ‘Müslüman ol!’ demekle sınırlı tutulabilecek düzeyde değildir. Öyle bir din tebliği şüphesiz önemli ve gereklidir ama insanlar arasındaki dargınlıkları gidermek, yetimlere sahip çıkmak, yemek yedirmek, kimsesizlerin kimsesi olmaya çalışmak da yapılabilecek işler arasındadır. Herkesin mesleğini ve işini dinine hizmete dönüştürmesi mümkündür. İyi bir niyet ve örnek insan olma gayreti bu alanda yapılabilecek işlerdendir. İslam’a yapılabilecek en büyük hizmetlerden biri de ona zarar vermemektir. Müslümanlar arasında parçalanma nedeni olmamak, bireysel hayatta kötü örnek olmaktan kaçınmak gibi hassasiyetlere dikkat edilmesi bile din için yapılabilecek ve yapılması gereken işlerdendir.
Selamünaleyküm. İleri derecede bir ilim çalışması yapmayacaksanız RİYAZUSSALİHİN isimli hadis kitabı şerhiyle beraber size yeterli olur. Fıkıh olarak da ilmihallerden birini birkaç kere okumalısınız.
Allah Teâlâ sizi razı olacağı işlere muvaffak kılsın. İlim başlığı altında size şunları tavsiye edebiliriz: a- Bir ilmihal kitabını kavrayacak şekilde okumalısınız. Onu okumadan Kur'an okumanız bile yerini bulmamış olabilir. Diyanet'in ilmihali güzeldir, okuyabilirsiniz. Okuduktan sonra da temel kaynağınız olarak başucu kitabı şeklinde yanınızda olmalıdır. b- İkinci olarak da Riyazussalihin hadis kitabını şerhi ile beraber okuyabilirsin. Erkam Yayınları arasında çıkan şerh sizin için ömür boyu yeterli olur. c- Tefsir olarak da M. Toptaş'ın Şifa tefsiri size yeterli olur. d- Mesleğinizle alakalı olarak yapacağınız karşılaştırmalar için binlerce kitap yerine size tavsiyem şu olur: Kendinize bir ilim danışmanı bulun. Onunla yazışın, görüşün. O sizi fıkıh dünyasına taşısın. Daha rahat ve daha kalıcı bir yöntem olur bu. Allah yardımcınız olsun.
dini konusundaki diğer fetvalar
Müslümanlar veya millet gibi ideallerden önce sizin çocuğunuz önceliğiniz olsun. Çocuğunuzla savaşarak onu bir noktaya getiremezsiniz. Ortayı bulun. Sabırlı olun. Allah yardımcınız olsun.
Allah için yapılacak işlerden hatta ibadetlerden biri de insanların dini anlamalarına yardım etmektir. Herkes bilgisi ve imkânı kadar bu işle görevlidir aslında. Bu bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi bunun da en temel şartı ihlastır. İhlas bir işi sadece Allah için yapmak demektir. Yalnız Allah için yapılan bir işten Müslüman’ın mutluluk hissetmesi sakıncalı değildir. Yeter ki riya ve gösterişe dönüşen bir sonuca gidilmesin. Genelde insanların takdiri ve övgüsü ihlası azaltır ama işi yapanın kalbi kaymadığı sürece övgü ve takdir bir engel değildir. Bilakis övgü arttıkça gayret de artıyorsa bu güzel bir durum kabul edilir. Şüphesiz şeytanın ve nefsin kışkırtması açısından riskli bir durum oluşur ama genel olarak bunu bir sakınca göremeyiz. Kendimizi test edeceğimiz ölçü olarak şunu belirleyebiliriz: Allah için olan niyetimiz ve maddi beklentiden uzak kalışımız devam ediyordur. İnsanların takdiri olsun veya olmasın biz aynı heyecanla devam edebiliyoruz. Bunu sağlayabildiğimizde sakınca da yok demektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme sorulan benzer bir soruya verdiği cevap bizim için çok önemlidir: “O mü'mine bu hayattaki bir müjdedir!” İnsanların takdir etmesini ve bu takdirin mü'mini mutlu etmesini ahiretteki sevaptan önce dünyadaki bir müjde olarak görmüştür aleyhisselam efendimiz. Elbette insanın hoşlanması, övgü beklemesi belki de kendisine şöhret yolu açılması kalbin ifsadı açısından tehlikedir, kişinin uzak kalma gayreti içinde olması gerekir ama bu durum tek başına bir kötülük değildir. Kişiden kişiye ve konudan konuya farklı bir sınav olarak anlaşılmalıdır. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
İkisi arasında şu farklardan söz edebiliriz: Fetva bağlayıcı değildir. Fetva alan kişinin kabul edip etmemesi kendisi ile alakalıdır. Buna bağlayıcı olmaması şeklinde de not düşebiliriz. Hüküm yani kadı tarafından verilen karar ise bağlayıcıdır. İmam Karafi bunu şu şekilde tarif eder: “Müftü sadece bilgi verir. Kadı ise karar verir ve uygular.” Bir fetva genel olarak dinin emrini veya yasağını ortaya çıkarır. Bu da fetva ile ilgili olanı da olmayanı da kapsar. Kadı’nın hükmü ise hakkında hüküm verilen ile sınırlı kalır. Fetva ibadetler ve diğer konuları da ihtiva eder ama Kadı’nın hükmü ibadet konularında yoktur.
İlmi araştırmalar yapanların alanları ile alakalı ise kitaplıklarında İncil veya benzeri bir kitap bulunabilir ama mümin bir insan, hiçbir kelimesine iman etmediği bir kitabı hangi maksatla evinde bulundurabilir? Bunu düşünmeyi bile boş görmeliyiz. Allah’ın lanetine uğramışların kitap dedikleri şeyleri bulundurmak, onların şarkı türkülerini terennüm etmek maazallah kalpteki erimenin ve yuvarlanılabilecek bir uçurumun işareti olabilir. İstiğfar edip uzak durmak gerekir.
Dini bilgi, kültür, ders gibi nedenle edinilen kitaplar zekâtı verilecek mal gibi değildir. Sadece değerinden dolayı satın alınan ya da “iş olsun” diye alınan kitaplar ise değerleri üzerinden hesaplanıp diğer mal varlığına katılır ve zekât vakti zekâtları verilir. Özellikle kitap zekâtı diye bir tür yoktur.
Müslüman robot değildir, insandır. Robotla insan arasındaki en doğal farklardan biri belki de duygusallıktır. İnsandaki duygusallık da Allah’ın nimetlerinden biridir. Duygusallığı yansıtan sevgi, kızma, üzülme, unutma ve benzeri tavırlar yaşamak için gerekli bir nimettir. Problem duygusallığın içinde kaybolmaktadır. Sıfır duygusal bir insan düşünemeyeceğimiz gibi duyguları içinde erimiş bir insan da düşünemeyiz. Erkeğin kendine mahsus duygusallığı, kadının kendine mahsus duygusallığı bu hayatın en önemli faktörlerindendir. Kıymetini bilmek ve israf etmek arasında ise ciddi bir imtihan içinde bulunuyoruz. Şöyle de diyebiliriz: Su gibi, diğer muhtaç olduğumuz nimetler gibi kabul edilip değerlendirilmesi hayatımız için gereklidir. İsraf edilmeleri ise hayatımıza zarar verecektir.