İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, fetva ve hüküm nedir? Bir şeyin hükmü onun fetvası demek değil midir?

Cevap

İkisi arasında şu farklardan söz edebiliriz: Fetva bağlayıcı değildir. Fetva alan kişinin kabul edip etmemesi kendisi ile alakalıdır. Buna bağlayıcı olmaması şeklinde de not düşebiliriz. Hüküm yani kadı tarafından verilen karar ise bağlayıcıdır. İmam Karafi bunu şu şekilde tarif eder: “Müftü sadece bilgi verir. Kadı ise karar verir ve uygular.” Bir fetva genel olarak dinin emrini veya yasağını ortaya çıkarır. Bu da fetva ile ilgili olanı da olmayanı da kapsar. Kadı’nın hükmü ise hakkında hüküm verilen ile sınırlı kalır. Fetva ibadetler ve diğer konuları da ihtiva eder ama Kadı’nın hükmü ibadet konularında yoktur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kurban eti ile alakalı hüküm tıpkı namaz ve benzeri ibadetlerle ilgili hüküm gibi anlaşılır. Kur'an'ımız emreder Peygamber aleyhisselam da nasıl uygulanacağını gösterir. Namaz ve bütün ibadetler böyledir. Kurban ibadetinin nasıl anlaşılması gerektiğini de o izah etmiştir. Onun izahında da dağıtma veya yemede serbestlik vardır.

Hocam kurban ile ilgili fetva videolarınızı indirdim, onları dinleyip paylaşıyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Sizin bu tür kararlarınız, dinin emri durumunda olmaz. Ahlâken kendinizi bağlamış sayılırsınız. Karar verirken herkes yapabileceği şeyleri söz vermelidir. Verdiği sözünde de durmalıdır.

Selamünaleyküm . Hocam vakıfta istişare ekibimiz var. Burada kararlar alıyoruz b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ulema arasında hakem olmaya cüretiniz var ama e-mail adresinizde isim yok, adınızı bile yazmıyorsunuz. Bırakın ulema hakkında Allah hükmetsin. Ben ve siz kulluğumuza bakalım.

Hocam, ben soru sormayacağım. Yusuf El Karadavi'nin mezhepsiz olduğunu ve verdiğ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İşlerimiz MASLAHAT veya MEFSEDET olmak üzere iki çeşittir. İyi ve kötü bu anlamı yansıtıyor. Başka bir ifade ile faydalı ve faydasız da denebilir. Fetva verilirken de maslahat neyi gerektiriyorsa ona göre fetva verilir. Bazı durumlarda fetva veren müftü maslahat ile mefsedeti dengeleyemeyebilir. Şöyle örneklendirebiliriz sizin için: İkisi de maslahat yani Müslüman için uygun olan bir şeyin birini alıp diğerini bırakmak gerekebilir. Bu durumda daha üstün ve uygun olanı tercih edilir. Fetva da ona göre verilir. Farz ve nafilenin bir araya gelmesi, farzı ayın ile farzı kifayenin bir araya gelmesi böyledir. Aileye yapılacak harcama ile farzı ayın olmayan cihada yapılacak harcama böyledir. Bir başka durumda iki kötüden biri alınmak zorunda kalınır, alternatif yoktur. Bu durumda da kötülüğü daha az olan tercih edilir. Fetva ona göre verilir. Hicret etmeye mecbur kalmış bir kadının beraberinde mahremi olmadan hicret yolculuğuna çıkması bunun örneği olarak alınabilir. Farklı bir örnek de iyi ile kötü arasında bir tercih yapmanın mümkün olmadığı yani farklı tutulamayacakları durum oluşur. İyi olanı yapsan da kötü olanın içinde olman gerekir gibi bir durumdur bu. Kötüyü terk ederken iyi de bırakılmış olabilir. Meşhur bir örnek olarak ölmemek için domuz etinden yemek gibi bir durum anlaşılabilir. Görülüyor ki fetva verilirken bir dengeleme yapılmaya çalışılmaktadır. Buna fıkıh dilinde MUVAZENE adı verilir. Mesela haram dediğimizde tek bir kavramı konuşuyoruz ama haramlar arasında da bir sıralama ve ağırlık farklılığı bulunmaktadır. İnsan öldürmek de haramdır insanın malını çalmak da. İkisi arasında ağırlık farkı vardır. Fetva verilecekken de bu farklılık gözetilir. Şüphesiz böyle bir tercih asla keyfi isteklere, beklentilere göre yapılmıyor. Neyin nerede nasıl tercih edileceği fıkıh âlimlerinin üzerinde yıllarca ilim tahsili yaparak öğrendikleri bir branştır.

Hocam diyorlar ki hocalar, iyi ile iyi olmayan arasında dengeleme yaparak fetva
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir mesele ancak bilirkişi ile çözülebilir. Benzer alanda aktif birisinin kanaati ile fetva alabilirsiniz. Sizin anlattığınız kadarıyla ortada sizin bir hakkınızın varlığı görülmüyor.

Selamünaleyküm hocam. Benim sorum biraz karışık ama umarım derdimi anlatabilirim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'minin asıl fetvası kalbinden gelir. Müftüler 'olur' deseler de o, kalbine sormalıdır. Allah'a emanet olun.

Aldığı fetvaya göre hareket eden bir kişinin yaptığı iş aslında caiz olmayan bir

dini konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanlar veya millet gibi ideallerden önce sizin çocuğunuz önceliğiniz olsun. Çocuğunuzla savaşarak onu bir noktaya getiremezsiniz. Ortayı bulun. Sabırlı olun. Allah yardımcınız olsun.

Hocam sekizinci sınıfa giden bir kızım var ve bu sene lise sınavına hazırlanıyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımızdan başka SIFIR SIKINTILI bir kitap olmaz. Elbette vardır sıkıntısı, eksiği, tartışılır tarafı. Ancak o sıkıntı bir ihanet veya yabancı etkisi olduğu zaman kaçınmak gerekir. Diyanet ilmihali ortalama bir ilmihal kitabıdır. Biiznillah, onunla amel edenin ibadetlerinde sıkıntı olmayacağı kanaatindeyiz. Allah yardımcınız olsun.

Hocam bildiğimiz üzere ilahiyat eğitiminde ve eğitimcilerde göz ardı edilemeyece
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İlmi araştırmalar yapanların alanları ile alakalı ise kitaplıklarında İncil veya benzeri bir kitap bulunabilir ama mümin bir insan, hiçbir kelimesine iman etmediği bir kitabı hangi maksatla evinde bulundurabilir? Bunu düşünmeyi bile boş görmeliyiz. Allah’ın lanetine uğramışların kitap dedikleri şeyleri bulundurmak, onların şarkı türkülerini terennüm etmek maazallah kalpteki erimenin ve yuvarlanılabilecek bir uçurumun işareti olabilir. İstiğfar edip uzak durmak gerekir.

Hocam bir Müslüman olarak evde İncil bulundurabilir veya okuyabilir miyim? Bir d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah için yapılacak işlerden hatta ibadetlerden biri de insanların dini anlamalarına yardım etmektir. Herkes bilgisi ve imkânı kadar bu işle görevlidir aslında. Bu bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi bunun da en temel şartı ihlastır. İhlas bir işi sadece Allah için yapmak demektir. Yalnız Allah için yapılan bir işten Müslüman’ın mutluluk hissetmesi sakıncalı değildir. Yeter ki riya ve gösterişe dönüşen bir sonuca gidilmesin. Genelde insanların takdiri ve övgüsü ihlası azaltır ama işi yapanın kalbi kaymadığı sürece övgü ve takdir bir engel değildir. Bilakis övgü arttıkça gayret de artıyorsa bu güzel bir durum kabul edilir. Şüphesiz şeytanın ve nefsin kışkırtması açısından riskli bir durum oluşur ama genel olarak bunu bir sakınca göremeyiz. Kendimizi test edeceğimiz ölçü olarak şunu belirleyebiliriz: Allah için olan niyetimiz ve maddi beklentiden uzak kalışımız devam ediyordur. İnsanların takdiri olsun veya olmasın biz aynı heyecanla devam edebiliyoruz. Bunu sağlayabildiğimizde sakınca da yok demektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme sorulan benzer bir soruya verdiği cevap bizim için çok önemlidir: “O mü'mine bu hayattaki bir müjdedir!” İnsanların takdir etmesini ve bu takdirin mü'mini mutlu etmesini ahiretteki sevaptan önce dünyadaki bir müjde olarak görmüştür aleyhisselam efendimiz. Elbette insanın hoşlanması, övgü beklemesi belki de kendisine şöhret yolu açılması kalbin ifsadı açısından tehlikedir, kişinin uzak kalma gayreti içinde olması gerekir ama bu durum tek başına bir kötülük değildir. Kişiden kişiye ve konudan konuya farklı bir sınav olarak anlaşılmalıdır. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.

Hocam sosyal medyada bir sayfa açtım. Dini konulara değiniyorum. Kısa zamanda be
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dini bilgi, kültür, ders gibi nedenle edinilen kitaplar zekâtı verilecek mal gibi değildir. Sadece değerinden dolayı satın alınan ya da “iş olsun” diye alınan kitaplar ise değerleri üzerinden hesaplanıp diğer mal varlığına katılır ve zekât vakti zekâtları verilir. Özellikle kitap zekâtı diye bir tür yoktur.

Hocam biz çeşit çeşit dini kitaplar alıyoruz. Bu kitapların zekâtının verilmesi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman robot değildir, insandır. Robotla insan arasındaki en doğal farklardan biri belki de duygusallıktır. İnsandaki duygusallık da Allah’ın nimetlerinden biridir. Duygusallığı yansıtan sevgi, kızma, üzülme, unutma ve benzeri tavırlar yaşamak için gerekli bir nimettir. Problem duygusallığın içinde kaybolmaktadır. Sıfır duygusal bir insan düşünemeyeceğimiz gibi duyguları içinde erimiş bir insan da düşünemeyiz. Erkeğin kendine mahsus duygusallığı, kadının kendine mahsus duygusallığı bu hayatın en önemli faktörlerindendir. Kıymetini bilmek ve israf etmek arasında ise ciddi bir imtihan içinde bulunuyoruz. Şöyle de diyebiliriz: Su gibi, diğer muhtaç olduğumuz nimetler gibi kabul edilip değerlendirilmesi hayatımız için gereklidir. İsraf edilmeleri ise hayatımıza zarar verecektir.

Hocam insandaki duygusallığın dini bir boyutu olabilir mi? Duygusallığımız bizim

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.