İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam sosyal medyada bir sayfa açtım. Dini konulara değiniyorum. Kısa zamanda beklemediğim kadar ilgi gördü. Ben de yoğunluğumu artırdım. Şimdi düşünüyorum da ben Allah için yaptığımı zannettiğim bir iş bir tür benim mutluluk sebebim oluyor yani ilgi arttıkça takipçim çoğaldıkça ben zevk alıyorum. Böyle bir hissimin olması bu işten sevap kazanmama engel olur mu?

Cevap

Allah için yapılacak işlerden hatta ibadetlerden biri de insanların dini anlamalarına yardım etmektir. Herkes bilgisi ve imkânı kadar bu işle görevlidir aslında. Bu bir ibadettir. Bütün ibadetler gibi bunun da en temel şartı ihlastır. İhlas bir işi sadece Allah için yapmak demektir. Yalnız Allah için yapılan bir işten Müslüman’ın mutluluk hissetmesi sakıncalı değildir. Yeter ki riya ve gösterişe dönüşen bir sonuca gidilmesin. Genelde insanların takdiri ve övgüsü ihlası azaltır ama işi yapanın kalbi kaymadığı sürece övgü ve takdir bir engel değildir. Bilakis övgü arttıkça gayret de artıyorsa bu güzel bir durum kabul edilir. Şüphesiz şeytanın ve nefsin kışkırtması açısından riskli bir durum oluşur ama genel olarak bunu bir sakınca göremeyiz. Kendimizi test edeceğimiz ölçü olarak şunu belirleyebiliriz: Allah için olan niyetimiz ve maddi beklentiden uzak kalışımız devam ediyordur. İnsanların takdiri olsun veya olmasın biz aynı heyecanla devam edebiliyoruz. Bunu sağlayabildiğimizde sakınca da yok demektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme sorulan benzer bir soruya verdiği cevap bizim için çok önemlidir: “O mü'mine bu hayattaki bir müjdedir!” İnsanların takdir etmesini ve bu takdirin mü'mini mutlu etmesini ahiretteki sevaptan önce dünyadaki bir müjde olarak görmüştür aleyhisselam efendimiz. Elbette insanın hoşlanması, övgü beklemesi belki de kendisine şöhret yolu açılması kalbin ifsadı açısından tehlikedir, kişinin uzak kalma gayreti içinde olması gerekir ama bu durum tek başına bir kötülük değildir. Kişiden kişiye ve konudan konuya farklı bir sınav olarak anlaşılmalıdır. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel bir iş yaptıktan sonra insanların takdirinden memnun olmak, doğaldır. Her insan teşekkür, takdir duymaktan hoşlanır. Yapılan işi insanlar beğensin, takdir etsin diye yapmak sıkıntılıdır. Riya dediğimiz kavram da budur. Yaptığınız işi insanların beğenisi için yapmadıkça sıkıntı yoktur. Takdir ve övgü, kalbi kaydırıp insanların beğenisini merkez edinmek, ihlası azaltmak bakımından herkes için bir tehlike oluşturur. Ama takdirle beraber Allah için yapma gayreti artıyorsa bu güzel bir durum olarak kabul edilmiştir. Kendimizi test edebileceğimiz bir ölçü olarak şunu söyleyebiliriz: Allah'ın rızası için yapma niyetimiz, maddi manevi bir beklentisiz oluşumuz insanların takdiri ile değişmiyor, takdir edilsek de edilmesek de aynı heyecanla devam edebiliyorsak bir sıkıntı yok demektir. Riya, her insanın mücadele etmesi gereken bir duygudur. Bu duygu ile mücadele edeyim derken bir vesveseye dönüşmesi ise şeytanın tuzaklarından biridir. Hedefimiz ihlas için mücadele olmalı, niyetlerimizi muhasebe etmeyi es geçmemeli ama bunu da bir takıntıya dönüştürmeden, salih ameli terk edecek boyuta düşmeden yapmalıyız. İnsanız her işimizde niyetimize riyanın hiç bulaşmaması her zaman mümkün olmayabilir. Bunun için istiğfar eder, dua eder, gayret ederiz. Buna takılıp kalmadan salih amellerimizi arttırmak üzerimize düşendir. Siz gayret edin, Allah'tan yardım istemeyi bırakmayın. Yaptığınız salih amellere devam edin. Allah kendi yolunda çabalayan kullarını zayi etmeyecektir. Rabbim hepimizin niyetlerini ihlastan ayırmasın. Kalbimizi kaydırmasın. Allah'a emanet olun.

Hocam, ben her işimde insanların onayına ve takdirine çok fazla ihtiyaç duyuyoru
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Her şeyin başlangıcı ve sonu Allah’a bağlıdır. Kısmet ve talih dediğimiz kavramlar aslında, Allah’ın takdiridir ve insanlar için çok farklı yollarla görünür. Bazen işler yolunda gitmez fakat Allah bu durumu bizim için bir iyiliğe dönüştürür. Hayatımızda zor bir dönem geçirdiğimizde, biz bu dönemi yanlış algılayabiliriz. Ancak unutma ki Allah’ın rahmeti sonsuzdur ve O, senin hayrını en iyi şekilde bilir. Böyle anlarda, Allah’a sığınmalı, sabırlı olmalı ve tevekkül etmelisin. İşlerin ters gitmesi, bazen bir nevi Allah’ın seni koruması, yanlış yollardan uzak tutması olabilir. Bu yüzden zor zamanlarda, dua ve sabırla kalmak seni Allah’a daha yakın kılacaktır. Dua etmek, Allah’a yönelmek, O'na içten bir şekilde yalvarmak, her zaman doğru bir yoldur. İslam’da dualarımızın ya hemen kabul olacağını ya da Allah’ın takdiri doğrultusunda bir şekilde bizlere fayda sağlayacağına inanılır. Bazen, bizler dua ettiğimizde, beklediğimiz şey hemen gerçekleşmez. Çünkü Allah, bizim için en hayırlısını bilir. Şerre çevrildiği iddia edilen dualar, yanlış anlaşılmalar olabilir. Belki de yanlış yerden, yanlış bir inançla yapıldığında, zorluklar yaşanabilir. O yüzden dua ederken, Allah’a olan güvenin tam olmalı ve dualarını doğru niyetle yapmalısın. Allah, hiçbir zaman kulunu zarar uğratmak istemez. Aksine O'nun dileği kulunun hayrına olandır. İçinde bulunduğun bu durumlarda, şunu unutma: İman etmek ve sabretmek, hayatın gerçek sınavıdır. Zorluklar geçici ama sabrın ve Allah’a olan güvenin kalıcıdır. Dua et ama sabret ve her şeyin sonunda Allah’ın en güzel takdirine rıza göster. Allah’a emanet ol, sabrın mükâfatını versin.

Hocam benim işlerim bir süredir ters gidiyor. Bu yüzden birkaç kişiye baktırdım
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sizi tebrik ederim, güzel bir noktadan tutunmuşsunuz. Allah’ın yardımı olmadan ne başarılabilir ki onun dinine hizmet etmek başarılabilsin? Bu noktaya iyi tutunun ve asla taviz vermeyin. Sizi tekrar tebrik ederim. Bir çalışma programı olarak değil ama öncelikli olarak dikkat edilecek başlıklar olarak şunları zikredebilirim: İhlas şarttır. İhlas ise Allah için yapılan bir işi sadece onun rızasını ve ecrini umarak o işi yapmak demektir. İnsanların övgüsü ve yergisine itibar etmemektir. Bunu yasalara ve örfe karşı savaşmak olarak anlamak isabetli olmaz. İbadetten insanların etkisini kaldırmak olarak anlamak yeterlidir. Sizi muvaffak etsin diye dua edeceksiniz. “Bize yardım et Allah’ım” demek gerekir. Herkes yaptığı iş ne ise o işle ilgili dua edecek. Allah’ın rızasını kazanmak bir tuşa basmakla elde edilen bir sonuç olmayacaktır. Uzun süren bir mücadele, bıkmayan ve usanmayan bir azimet sahibi olmak şarttır. Gelişmeler karşısında dökülmeden yola devam etmeyi becermek şarttır. Allah kibirli kullarını sevmez. Tevazu sahibi olacağız, alçak gönüllü ama vakur olarak bilineceğiz. Özelde yaptığımız işle ve genelde de Allah’a kulluğumuz ile iftihar edeceğiz. Onun rızasını kazanmak bizim için her şeyden daha değerli olacak. Çalışmalarımızda fıtratla yani insan tabiatıyla ters düşmeyeceğiz. Mesela uykuyu engelleyerek bir iş yapmaya çalışmayacağız. Çünkü uyku insan fıtratının tabii bir sonucudur, onu engellemek bile bile önünü kesmek olabilir. Hedefe yürürken sayıya takılmayacağız; kaç kişi kazandık değil ne kadar Şeriata uyduk diye hesap yapacağız. Şeytanın tuzakları ve yolun zorluklarına karşı sürekli istiğfar edeceğiz. Allah ile olan ahdimizi tazeleyeceğiz. Başardığımız işler için Allah’a şükretmesini bileceğiz. Her başarının onun bir nimeti olduğunu bilirsek, şükretmenin de tabii bir görev olduğunu bilmiş oluruz. Şükretmenin birinci şartı da eldeki nimetin sahibinin Allah olduğunu bilmek ve itiraf etmek olacaktır. Allah için yaptığımız işte bir görevden diğerine geçmek vardır ama emekli olmak yoktur diye bileceğiz.

Hocam biz bir grup arkadaş dini konularda faydalı işler yapmak istiyoruz. Allah
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elhamdülillah Allah’a ve onun iman edin dediklerine iman ediyorsunuz. Hayat buradadır. Bu iman var oldukça sizde can var demektir. Can varken de umutsuz kalmayız. Evet, namaz kılmak ve namaza âşık olmak mesela gerekli olandır ama bu gerekliliği bir seviye olarak görüp o seviyeye henüz tırmanamadığınızı da düşünebilirsiniz. Gayret ederseniz bir gün o seviyeye de tırmanırsınız biiznillah. Şeytan mevcut durumu takıntınız hâline getirip sizi yoldan çevirmesin sakın. Bilin ki, bu durumunuz imanınıza zarar vermemektedir. İnsan olarak iş yapmaktan, yük kaldırmaktan uzak durmak istiyor olabiliriz ama yüreğimiz dinimizi içine bastıktan sonra biiznillah yoldayız demektir. Gayret ve dua ile bu engel de aşılabilir. Allah yardımcınız olsun.

Hocam benim bir sorum, aslında daha doğrusu endişem var. Elhamdülillah mü'minim.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ hepimizi bir kabiliyet üzere yarattı. Hepimiz için de bir iş belirledi. İmanımız ve ibadetlerimiz hepimizde aynıdır ama farklı olarak yaşadığımız bu hayatta hepimizin aynı işi yapması gerekmiyor. Kimimiz ilimle meşgul olacak kimimiz de fiili cihadı gerçekleştirecek. Bir başkası da filan işi yapacak. Öbürü nesil yetiştirecek ama herkes bir işi yaparak bu hayatı doldurmadaki görevini icra edecek. Elbette âlim değerli bir iş yapıyor ama her şey âlimin elinden beklenmeyecektir. Âlimin de yapamadığı işler vardır, onları yapabilen de o boşluğu dolduracak. Kendimizi gereksiz ve işlevsiz görmemiz şeytan tuzağıdır. Mesela ekmek buğday unundan yapılır ve ekmeğin aslı odur. Yalnız su olmasa hamur olmaz, ateş olmasa ekmek pişmez. Bakıyoruz ki asıl buğday ama buğdayı ortaya çıkaran başka buğday kadar gerekliler de var. Kendinizi daha gerçekçi değerlendirin. Kabiliyetiniz olmayan alana göz dikerek tembelliğinize gerekçe bulmayın. Kabiliyetiniz başka bir iştedir, onu keşfetmeye bakın. Hiçbir şey yapamadığınızda gece teheccüde kalkıp kendiniz ve âlimler için dualar edemez misiniz mesela?

Hocam ben üniversite talebesiyim, sohbetlerinizi dinlemeye gayret ediyorum. Özel
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şeytanın bizimle mücadelesi uzun geçmişli ve derin planlıdır. Sizi hayırdan kökten engellemeye çalışması onun ilk hedefidir. Onu beceremediğinde ise belirttiğiniz gibi makul kılıklı bir gerekçe ile üzerinize gelir ve neticede siz KAŞ YAPARKEN GÖZ ÇIKARABİLİRSİNİZ. Dininizin size emrettiklerini, tavsiyelerini kuralına göre yapın. Uç takıntılara takılmamaya çalışın. Allah yardımcınız olsun.

Hocam mesela bir iyilik yapmak istiyorum. Niyetim Allah rızası fakat içime hemen

dini konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımızdan başka SIFIR SIKINTILI bir kitap olmaz. Elbette vardır sıkıntısı, eksiği, tartışılır tarafı. Ancak o sıkıntı bir ihanet veya yabancı etkisi olduğu zaman kaçınmak gerekir. Diyanet ilmihali ortalama bir ilmihal kitabıdır. Biiznillah, onunla amel edenin ibadetlerinde sıkıntı olmayacağı kanaatindeyiz. Allah yardımcınız olsun.

Hocam bildiğimiz üzere ilahiyat eğitiminde ve eğitimcilerde göz ardı edilemeyece
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanlar veya millet gibi ideallerden önce sizin çocuğunuz önceliğiniz olsun. Çocuğunuzla savaşarak onu bir noktaya getiremezsiniz. Ortayı bulun. Sabırlı olun. Allah yardımcınız olsun.

Hocam sekizinci sınıfa giden bir kızım var ve bu sene lise sınavına hazırlanıyor
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İkisi arasında şu farklardan söz edebiliriz: Fetva bağlayıcı değildir. Fetva alan kişinin kabul edip etmemesi kendisi ile alakalıdır. Buna bağlayıcı olmaması şeklinde de not düşebiliriz. Hüküm yani kadı tarafından verilen karar ise bağlayıcıdır. İmam Karafi bunu şu şekilde tarif eder: “Müftü sadece bilgi verir. Kadı ise karar verir ve uygular.” Bir fetva genel olarak dinin emrini veya yasağını ortaya çıkarır. Bu da fetva ile ilgili olanı da olmayanı da kapsar. Kadı’nın hükmü ise hakkında hüküm verilen ile sınırlı kalır. Fetva ibadetler ve diğer konuları da ihtiva eder ama Kadı’nın hükmü ibadet konularında yoktur.

Hocam, fetva ve hüküm nedir? Bir şeyin hükmü onun fetvası demek değil midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İlmi araştırmalar yapanların alanları ile alakalı ise kitaplıklarında İncil veya benzeri bir kitap bulunabilir ama mümin bir insan, hiçbir kelimesine iman etmediği bir kitabı hangi maksatla evinde bulundurabilir? Bunu düşünmeyi bile boş görmeliyiz. Allah’ın lanetine uğramışların kitap dedikleri şeyleri bulundurmak, onların şarkı türkülerini terennüm etmek maazallah kalpteki erimenin ve yuvarlanılabilecek bir uçurumun işareti olabilir. İstiğfar edip uzak durmak gerekir.

Hocam bir Müslüman olarak evde İncil bulundurabilir veya okuyabilir miyim? Bir d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dini bilgi, kültür, ders gibi nedenle edinilen kitaplar zekâtı verilecek mal gibi değildir. Sadece değerinden dolayı satın alınan ya da “iş olsun” diye alınan kitaplar ise değerleri üzerinden hesaplanıp diğer mal varlığına katılır ve zekât vakti zekâtları verilir. Özellikle kitap zekâtı diye bir tür yoktur.

Hocam biz çeşit çeşit dini kitaplar alıyoruz. Bu kitapların zekâtının verilmesi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman robot değildir, insandır. Robotla insan arasındaki en doğal farklardan biri belki de duygusallıktır. İnsandaki duygusallık da Allah’ın nimetlerinden biridir. Duygusallığı yansıtan sevgi, kızma, üzülme, unutma ve benzeri tavırlar yaşamak için gerekli bir nimettir. Problem duygusallığın içinde kaybolmaktadır. Sıfır duygusal bir insan düşünemeyeceğimiz gibi duyguları içinde erimiş bir insan da düşünemeyiz. Erkeğin kendine mahsus duygusallığı, kadının kendine mahsus duygusallığı bu hayatın en önemli faktörlerindendir. Kıymetini bilmek ve israf etmek arasında ise ciddi bir imtihan içinde bulunuyoruz. Şöyle de diyebiliriz: Su gibi, diğer muhtaç olduğumuz nimetler gibi kabul edilip değerlendirilmesi hayatımız için gereklidir. İsraf edilmeleri ise hayatımıza zarar verecektir.

Hocam insandaki duygusallığın dini bir boyutu olabilir mi? Duygusallığımız bizim

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.