Fetva Meclisi
Soru
Anneannemin hayrına kuyu açtırmak istiyorum. Yabancı ülkelerde açtırırsak o kuyuların kapanma ihtimali oluyormuş. Kapandığı zamanda sevabı devam ediyor mu? Takip edip kapandığı zaman tekrar açabilme imkânımız olduğu için, Türkiye’de açtırmak daha mı doğru? Yoksa Hafızlık kurslarına bağış yapmak daha mı doğru?
Cevap
Benzer fetvalar
Kefaretin yeri başkadır, fakirin kendisine temlik edilmesi gerekir. Yine vakıflar yöntemiyle değerlendirilebilir ama vakıf görevlisine paranın yemin kefareti olduğu ikaz edilmelidir.
Zekâtın ibadet olarak gerçekleşmesinin şartlarından biri, zekât olarak verilecek şeyin fakire bizzat verilmesi yani eline konmasıdır. Anonim hizmetler bu açıdan zekât olarak kabul edilemez; o tür hizmetlerde fakire vermek yani teslim etmek gerçekleşmemiş olur. Açılan kuyu, bir yandan fakirlerden birinin değil hepsinindir. Bu bir manidir. Bir mani de kuyudan zengin fakir herkesin içeceği meselesidir. Bu sebeple kuyu açmada zekât fonunun kullanılmışa “olabilir” denmesi zor bir durumdur. Bazı âlimler bunu olur görmeye başlamış iseler de biz kadim ulemanın içtihadının korunması gerektiğini düşünüyoruz.
Hiç şüphesiz her kuruşu sözü edilen yere harcamak esas olmalıdır. Ne var ki, bugünkü vakıf hizmeti uygulamalarında bunu sağlamak zorlaşmıştır. Bu nedenle bir ayrıntıyı açmamız gerekmektedir: A- Toplanan yardımların size verilmesi esnasında önünüze “tamamı kuyu için olacak” şeklinde bir şart varsa o şarta aynen uymanız gerekir. Aksi takdirde farkı tazmin etmeniz üzerinize düşer. B- Böyle bir şart getirilmeden vakfa verilen paraları vakfın kuyu açmada kullanması ama o harcamalardan vakıf giderleri için de pay ayırması ya da artandan vakfa harcaması, şartsız bağışlar açısından mümkündür. Zira insanlara “kuyu açmak için” para makbuzu gösterilirken ayrıca “vakfın ayakta kalması için de” bir makbuz gösterilmesi zordur. Bağış yapanlar, şartlı bir bağış yapmadıkça bu giderlerin onun bağışından alınacağını bilmekte veya takdir etmektedirler. Bu sorunuzun cevabına “vakıf parasının suistimalini” dâhil etmediğimi bilmelisiniz. Allah Teâlâ rızasına uygun olarak iş yapmayı hepimize muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Anneannenizin yanlışı, annenize helallik getirmez. Asla almamalıdır.
Adak etini değerlendirebilecek bir kuruma bağışlayabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Sizin mesleğinizde başka bir sorun mesela hile yalan gibi bir durum karışmadıkça haramlık yoktur. Müşterilerinizin para kaynaklarını araştırmak zorunda değilsiniz. Allah'a emanet olunuz.
dini soru konusundaki diğer fetvalar
Şöyle anlamaya çalış: Meal ve hadis, din bilgisi olarak adeta bizim ham maddemiz gibidir. Senin muhatap olacağın kızlar, ham madde kullanacak kıvamda iseler zaten sana ihtiyaçları yoktur. O kıvamda değilseler sen onlara zihinlerini karıştıracak, belki de istemeyeceğin mecraya kaymalarına neden olacak bir iş yapmış olacaksın. Meal ve hadisin belli bir kıvamdan sonra sıradan insanlara sunulması gerekir. Bütün ilim dalları böyle değil midir? Şimdi dinimiz sahipsiz, yön vericisiz gibi algılandığı için kaynakları herkesin kullanabileceği durumda zannediliyor. Size tavsiyemiz matematik bilgisinin ilkokuldan üniversiteye doğru yükselerek öğrenildiği tarzda bir bilgilendirme yapın. Öncelikle bir ilmihal okuyun/okutun. Tahareti garanti olmayandan ne beklenebilir? İlmihalden sonra da bayanlara yönelik hadislerin açıklandığı bir kitabı okutun. Daha hazmettire ettire yol alırsınız. Allah yardımcınız olsun.
Bu mantıkla insanlar namaz kılmıyor diye namazdan da mı soğuyacaksınız? Böyle düşünmeyin. Bunun yerine tam cihadın ortasına düşmüşüz diyerek sevabınızı artırmaya çalışın. Öncelikle imanınızı ve insanlığınızı koruyun. Bu sizin birincil hedefiniz olsun. İkinci olarak da siz bulunduğunuz yere ağırlığınızı koymaya çalışın. En azından bunun için çırpının. Allah sizi gayret ederken görsün. Ayrıca bulunduğunuz şehirde sizin derdinizle dertlenmiş vakıflar dernekler var. Sırayla onları da takip edebilir ve erimekten kurtulabilirsiniz. İbadetlerinizi yoğunlaştırın. Orada kimse yoksa siz varsınız biiznillah.
Dua edin ama duanız, onun size nasip olmasından önce BİR İNSANA KİLİTLENİP KALMA zilletine düşmemeniz üzerine olsun. Siz TUS düşünmelisiniz şu anda. O nasip ise gelir. Hiçbir insan uğruna helak olunacak biri değildir. Kaldı ki sizin böyle bir arzuyu biri vasıtası ile de olsa dillendirmenizde sakınca yoktur. Sizi bilen biri sizin adınıza aracı olabilir.
Kullanılan kemikler tabak olacak şekilde yeni bir maddeye dönüşmüş olmaktadır. Yeni bir maddeye dönüşmüş madde için ‘kemik’ dememiz mümkün değildir. O malzemeden üretilen tabak da porselen niteliğinde kabul edilebilir. Şu kadar ki, mü'min insan sadece kırılmıyor diye kalbini rahatsız eden bir tabağı, ortada zaruret yokken mutfağına koymayarak takvaya daha yakın olanı yapmalıdır.
Kur'an'ımızın azametini düşürecek bir okuyuşun caiz olmayacağını düşünürüz. Yaptığınız benzetmenin tasviri bile ürkütücüdür. Allah'ın emaneti olan Kur'an'ımızı en büyük tazim ile okumak, ona en büyük saygıyı göstermek imanımızın gereğidir. Selefimizin yapmadığını yapmamız yanlıştır.
Önce, yaptığın işin Şeriat'a uygun olup olmadığına bak. Şeriat'a uygun ise yaptığın, yaptığında ihlas kalitesini kollamaya çalış. Bunun ötesinde vesveseye düşmeyesin.