İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Kuyumcuların işçilik ödemedikleri ürünün üzerine, yeni bir işçilik ücreti koyarak satmaları caiz midir?

Cevap

Altın veya gümüş gibi ziynet eşyalarının satışında kuyumcunun müşteriden işçilik ücretini tahsil etmesinde bir sakınca yoktur. Ancak kuyumcu vatandaştan satın aldığı bu tür ziynet eşyalarını herhangi bir işlemden geçirmeksizin, satın aldığı şekliyle vitrine koyup satışa sunması halinde; şayet bu eşyayı satın almak isteyen yeni müşterilere malın fiyatının yanı sıra ayrıca işçilik ücretini de beyan ederek satması, hem yalan söyleme hem de müşterinin güvenini kötüye kullanma sayılacağından caiz değildir. Şu kadar var ki kuyumcu müşteriden aldığı ziynet eşyasını satarken yeni bir işçilik ücreti gündeme getirmeden, söz konusu mala bir kâr ilave ederek satmasında bir sakınca olmaz. Öte yandan satın alınan ziynet eşyası herhangi bir işlemden geçirilmeksizin satışa sunulacaksa, bu malın işçilik ücretinin altını bozdurandan düşülmemesi ahlaken uygun olur.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kuyumcular arasındaki yaygın teamüle göre, ücreti daha sonra ödenmek üzere atölye veya toptancıdan ziynet eşyası satın alınabilmektedir. Uygulama bu şekilde olsa da altın veya gümüşün veresiye olarak satın alınması caiz değildir. Nitekim Hz. Peygamber altın ve gümüşün veresiye satışını yasaklamıştır (Buhari, Büyu’, 74-82; Müslim, Müsakat, 81; Tirmizi, Büyu’, 23). Zira altın ve gümüş para kabul edildiğinden veresiye satışı faizdir. Dolayısıyla kuyumcu satın aldığı ziynet eşyasının bedelini peşin ödemek zorundadır. Öte yandan kuyumcu, atölye veya toptancıya yaptırdığı ziynet eşyasının işçilik ücretini peşin veya veresiye ödeyebilir.

Kuyumcuların, atölye veya toptancıdan veresiye olarak altın veya gümüş ziynet eş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kuyumculuk özel fıkhı olan bir meslektir. Altın ve gümüşün satışı diğer malların satışı ile aynı değildir. Bilhassa kredi kartı ile satışın yaygınlaştığı bir ortamda helal bir kuyumculuk çok daha zor hale gelmiştir. Size kolay anlaşılabilecek bir özet yapayım: Altın ve gümüşün ticareti helal olması için ticaretin, satışın yapıldığı anda teslimat ve ödemesi ile bitmiş olması gerekmektedir. Kredi kartı ile yapılan satışta ise ödeme daha sonra teslim alınacağından sakınca ortaya çıkmaktadır. Kuyumculuk dışında bir meslekten rızkınızı temin etmenizi tavsiye ederim. Allah yardımcınız olsun.

Ben sarrafım. Ticaret gereği de pos cihazı kullanıyorum. Tek çekimde ve taksitli
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman, Müslüman kardeşini aldatmaz, aldanmasına vesile olmaz. Artan fiyatlardan haberi olmayan bir satıcıdan eski fiyat üzerinden mal satın almak onu aldatmaktır. Bu da caiz olmayan bir iştir. Fiyatların arttığını söyleyerek eski fiyattan almanızda ise sakınca yoktur ya da o bunu önemsemiyor, elindekini çabuk bitirmek gibi bir gaye ile satıyorsa yine sakınca yoktur.

Çarşı fiyatlarının arttığını bilmeyen bir satıcıdan ona fiyatların arttığını söy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Altın kolye, bilezik gibi ziynetin (süs eşyasının), bozdurulmadan bizzat kendisini (aynını) geri vermek şartıyla düğün gibi münasebetlerde kullanmak için kiralanması caizdir. Çünkü burada altın bozdurulmadan iade edileceğinden, verilen bedel süs eşyasının (aynının) karşılığında değil, bu eşyanın kullanılmasıyla elde edilecek menfaatin karşılığındadır (Şeybanî, Asl, (Katar baskısı) III, 521; Sahnun, el-Müdevvenetü’l-Kübrâ, III, 428; Serahsi, Mebsut, XV, 170; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, VIII, 153; Nevevi, el-Mecmû’, VI, 46; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 143; Ali Haydar, Dürerü’l-Hükkâm, I, 581). Bununla birlikte maddi imkânı olmayan kişilerin toplum nezdinde kendilerini varlıklı gibi gösterme temayülünde olması ve gerçekte olmayanı varmış gibi göstermesi ahlaki açıdan doğru bir davranış değildir.

Düğünlerde bir süre takıp sonra geri vermek üzere kolye, bilezik gibi altının ki
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir Müslüman, haram olan iş, mal veya hizmet üretimini kendisi yapamayacağı gibi bunları yapacak kişiye de gayrimenkulünü kiraya veremez. (bk. Şeybanî, el-Asl, 3/465; Serahsî, el-Mebsût, 16/38-39; İbn Nüceym, el-Bahr, 8/230; İbn Kudâme, el-Muğnî, 5/407) Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İyilik ve takvada yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” (el-Mâide, 5/2) “Kim iyi bir işe aracılık yaparsa, onun da o işten nasibi/sevabı vardır. Kim de kötü bir işe aracılık yaparsa onun da o günahtan bir nasibi/sorumluluğu vardır.” (en-Nisâ, 4/85) Ayrıca hadislerde de haram olan bir şeyin kullanımı, üretimi ve bu konuda başkasına yardımcı/destek olunması kesin olarak yasaklanmıştır. Resûlullah (s.a.s.) faizi yiyene, yedirene, (sözleşmesini) yazana ve şahitlik edene lanet etmiş, ‘Onlar (bu günahta) eşittirler.’ buyurmuştur. (Müslim, Müsâkât, 106 [1598]) Resûlullah (s.a.s.) aynı şekilde içki konusunda da sekiz kişiye Allah tarafından lanet edildiğini belirtmiş; bunlardan birinin de taşıyıcısı olduğunu ifade etmiştir. (bk. Ebû Dâvûd, Eşribe, 2 [3674]; İbn Mâce, Eşribe, 6 [3380-3381]; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/316 [2899]; 2/25 [4787]) Sonuç olarak, bir Müslüman’ın ücret mukabilinde haram iş yapması veya yaptırması caiz olmadığı gibi içinde haram iş yapacağı kesin olarak bilinen kişi ya da kurumlara gayrimenkulünü kiraya vermesi de zaruret olmadıkça caiz değildir.

Dinen haram olan işlemler için bir gayrimenkulün kiraya verilmesi caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Altın ve gümüş satın alınırken işlemin o oturumda bitmesi gerekmektedir. Örnek olarak satın aldığınız bileziğin ücretini orada ödemiş olmalısınız. Kullandığınız kart eğer kuyumcunun hesabına bileziğin ücretini anında geçiriyorsa yani taksit veya erteleme gibi bir durum söz konusu değilse bu alışverişte sakınca yoktur. Siz bileziği aldığınız halde kuyumcu ücretini daha sonra alacaksa (hemen hesabına geçmedi ise) alışverişte sakınca vardır. Bu kural normal ticaret için değildir. Altın ve gümüş içindir. Buna da SARF AKDİ denmektedir.

Kuyumcudan kartla altın satın almak günahtır deniyor, doğru mu?

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerim’de haram kılınan hayvan kökenli gıdalar içerisinde açıkça ismi belirtilen tek hayvan domuzdur. (Bakara, 2/173; Mâide, 5/3; Enâm, 6/145; Nahl, 16/115) Ayetlerde “domuzun etinin” vurgulanması, bu hayvandan beklenilen en önemli yararın etine yönelik olması nedeniyledir. Literatürde domuzun yalnızca etinden değil, kemikleri ve yağı da dâhil bütün cüzlerinden faydalanmanın haram olduğu açıkça belirtilmiştir. Domuzdan kaçınmanın kapsamı konusunda ulaşılan görüş birliğini Cessâs, “ümmetin domuzla ilgili ayetlerin metninde ittifak ettiği gibi, muhtevası ve yorumlanmasında da ittifak ettiği” tespitiyle vurgulamaktadır. Yalnızca domuz kılının deri vb. mamullerin dikişi için kullanılabileceği, bazı fıkıhçılar tarafından bir takım çekincelerle birlikte kabul görmüştür. (Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, Beyrut 1992, I, 153; III, 296-297; Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, Beyrut 1986, I, 63; İbn Kudâme, el-Muğnî, Riyad 1997, I, 109) Fıkıh kitaplarındaki açık ifadelerden anlaşıldığı üzere (Bedreddin el-Aynî, Minhatü’sülûk fi şerhi Tuhfeti’l-mulûk, Katar 2007, s. 48; İbn Nüceym, el-Bahrü’r-râik, Beyrut 1993, VI, 87-88) bu görüşler de o dönemde ilgili işler için alternatif malzeme sıkıntısı çekilmesinden kaynaklanmakta ve zaruret kavramıyla ilişkilendirilmektedir. Dolayısıyla bu ruhsatın da döneminin şartlarına bağlı olduğu dikkatten kaçmamalıdır. Domuz mahiyeti (aynı) itibarıyla necis kabul edildiği için, domuz derisinin de tabaklama ve benzeri işlemlerle temiz hale gelemeyeceği İslam âlimlerinin tamamına yakını tarafından benimsenmiş ve bu ittifaka aykırı yaklaşımlar “şâz” olarak değerlendirilmiştir. (Zeylaî, Tebyînü’l-hakâik, Bulak 1313, I, 26; İbn Abdülber, el-İstizkâr, Kahire 1993, XV, 347, 349; Dusûkî, Hâşiyetü’d-Dusûkî ale’şŞerhi’l- Kebîr, Mısır ts., I, 54) Çoğunluğun bu yaklaşımına mukabil Zahirîler, “tabaklanan deri temiz olur” (Müslim, Hayz, 105; Ebu Davud, Libâs, 38) hadisinin kapsamına girdiği gerekçesiyle domuz derisinin de tabaklandığı takdirde kullanılabileceğini savunmuşlardır. (İbn Hazm, el-Muhallâ, Mısır 1347, I, 118, 123, 124; VII, 390) Bunun yanında Hanefî fakîh Ebu Yusuf’tan da tabaklandığı takdirde domuz derisinin temiz olacağına dair bir rivayet bulunmakla birlikte ilgili rivayet, “zâhirürrivâye” kapsamındaki mezhebin temel görüşü ile uyuşmamaktadır. (Serahsî, el-Mebsût, İstanbul 1983, I, 202; Kâsânî, Bedâiu’s-sanâî, I, 86; İbrahim el-Halebî, Gunyetü’lmütemellî (Halebî-i Kebîr), İstanbul 1295, s. 147-148; Tahtâvî, Hâşiyetü’t-Tahtâvî alâ merâkı’l-felâh, Kahire 1356, s. 90) Bu rivayetin “şâz” olduğu ve Ebu Yusuf’tan “zahirürrivâye” kapsamında aktarılan görüşle uyuşmadığı da Hanefi fıkıhçılarca tasrih edilmiştir. (İbn Emîr el Hâc, Halbetü’l-mücellî ve buğyetü’l-mübtedi fî şerhi Münyeti’l-musallî, Beyrut 2015, I, 560; İbrahim el-Halebî, Gunyetü’l-mütemellî (Halebî-i Kebîr), s. 197)

Domuz Derisinin Dibagatla Temizlenmesinin Dini Hükmü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sigorta, meydana gelen zararın yalnızca riske maruz kalanın üzerinde kalması yerine, sigortalıların ödedikleri primlerden ödenen tazminat yoluyla bütün sigortalılara dağıtılmasını ve böylece felaket ve kazaların zararının hafifletilmesini gaye edinmiş karşılıklı taahhüt ve yardımlaşmaya dayanan bir sistemdir. İslâm'ın, sosyal ve iktisadî hayata dair bütün düzenlemelerinin hedefi, hak ve görevlerde, mutlak manada karşılıklı yardımlaşma ve kefâlet esasına dayanan bir toplum meydana getirmektir. Buna göre sigorta İslâm dinindeki bu yüce hedefe aykırı değildir. Başta ticaret olmak üzere pek çok ilişkinin globalleştiği günümüz dünyasında ticarî sigortanın bulunmaması başlı başına bir risk teşkil eder ve Müslümanların ekonomik açıdan mağlubiyetini sonuç verir. Buna göre;

Sigortanın Dini Hükmü Nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Pazarlık yapmak öteden beri alışverişte uygulanagelmiştir. Ancak bu uygulamanın dürüstlük, karşılıklı rıza, hakkaniyet, güvenilir olma gibi ilkeler gözetilerek yapılması gerekir. Rasulullah (s.a.s.)’in (Ebû Dâvûd, Buyû’, 7) ve ashabının (Buhârî, Buyû’, 67, Hiyel, 14; Ebû Dâvûd, Akdiye, 20) alışverişlerde pazarlık yaptığı bilinmekle birlikte bu husus bağlayıcı bir kural haline getirilmemiştir. Bu itibarla alışverişlerde pazarlık yapmak mubahtır. Öte yandan nasıl olsa pazarlık yapılacak diye malın fiyatını fahiş olarak yüksek tutmak dinen uygun bir davranış olmadığı gibi pazarlık sünnet diyerek malın değerini çok aşağıya düşürmek için uğraşmak da uygun değildir.

Alışverişte pazarlık yapmak sünnet midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Akitlerde bedeller arasındaki denksizlik ve bundan kaynaklanan aldanma “gabn” terimiyle ifade edilir. Alışveriş ve kiralama gibi ivazlı/bedelli akitlerde söz konusu olan gabn, fakihler tarafından gabn-ı yesir ve gabn-ı fahiş olmak üzere ikiye ayrılarak ele alınmıştır. Gabn-i yesîr, bedelde önemsiz sayılan ve makul karşılanan eksiklik veya fazlalıktır. Gabn-i fâhiş ise piyasa koşullarında normal karşılanmayan eksiklik veya fazlalıktır. (Kâsânî, Bedâ‘i‘, 6/30; Mergīnânî, el-Hidâye, 3/145-146; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 3/243) Gabn-i fâhişin sınırı hakkında İslâm âlimlerinin bir kısmı örf ve âdetin ölçü alınması gerektiğini belirtmişlerdir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 3/243; Hattâb, Mevâhibu’l-celîl, 4/472) Hanefî mezhebinde ise bir malın, bilirkişilerce belirlenen kıymetin üst sınırını aşan bir fiyata satılması veya satın alınması gabn-i fâhiş sayılmıştır. Pratik bir ölçü olarak da insanların sıkça alıp sattıkları mallarda piyasa fiyatına göre %5, hayvanlarda %10 ve taşınmazlarda %20’yi aşan fiyat farkı gabn-i fâhiş kapsamında değerlendirilmiştir. (Kâsânî, Bedâ’i‘, 6/30; Mergīnânî, el-Hidâye, 3/145-146; Mecelle, md. 165) Gabn-ı fâhişi doğrudan akdin fesih sebebi olarak gören âlimler olduğu gibi bunu aldatma (tağrîr) şartına bağlayan âlimler de vardır. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 5/143; Râfiî, el-‘Azîz, 4/233; Haraşî, Şerhu Muhtasar, 5/152; Mecelle, md. 356-357) Günümüzde gabn-i fâhişin belirlenmesinde bilirkişi ve yetkili merciler tarafından piyasa şartları çerçevesinde yapılan tespitlerin esas alınması uygun olur. Bu şekilde belirlenen gabn-i fâhiş fesih sebebi olarak kabul edilir.

Alışverişte fiyattan kaynaklanan aldanmanın sınırı nedir? Bu nedenle bir alışver
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslümanlar ticari ve finansal işlemlerde İslam’ın koymuş olduğu ilke ve prensiplere bağlı kalmaları esastır. Bu bakımdan her türlü ticari muamelede helal-haram ölçülerine riayet edilmelidir. İslam âlimleri; kazancının tamamı haram olduğu bilinen kişi ve kurumlarla alışveriş, borçlanma vb. muamelelerde bulunmanın haram, kazancının çoğu haram olduğu bilinen kişi veya kurumlarla bu tür işlemler yapmanın mekruh olduğunu ifade etmişlerdir. Kazancının çoğu helal olan kişi veya kurumlarla ticari muamelede bulunmanın ise caiz olduğunu belirtmişlerdir (Desûkî, Hâşiye, III, 277; Nevevî, Mecmu, IX, 343-344; XIII, 178; İbn Müflih er-Râminî, Kitabu’l-furû’, IV, 390-392; Tahtavî, Haşiye, 35).

Kazancında haram olduğu bilinen kişi veya kurumlarla ticari muamele yapmak caiz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İstenildiğinde çekilmek üzere para yatırılan ve herhangi bir faiz getirisi olmayan banka hesaplarına “vadesiz mevduat hesabı” denir. Herhangi bir faiz getirisi olmayan vadesiz mevduat hesapları, faize dayalı açılan vadeli mevduat hesaplarıyla aynı kapsamda değerlendirilemez. Bununla birlikte vadesiz mevduat hesabına yatırılan paranın faiz gibi dinen meşru olmayan işlemlerde kullanılması da söz konusu olabileceğinden, bu hususta meşru seçenekler olduğu sürece, zorunluluk olmadıkça paranın böyle bir hesapta tutulması dinen uygun değildir.

Bankaların vadesiz mevduat hesaplarına para yatırmanın dini hükmü nedir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.