İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Düğünlerde bir süre takıp sonra geri vermek üzere kolye, bilezik gibi altının kiraya verilmesi caiz midir?

Cevap

Altın kolye, bilezik gibi ziynetin (süs eşyasının), bozdurulmadan bizzat kendisini (aynını) geri vermek şartıyla düğün gibi münasebetlerde kullanmak için kiralanması caizdir. Çünkü burada altın bozdurulmadan iade edileceğinden, verilen bedel süs eşyasının (aynının) karşılığında değil, bu eşyanın kullanılmasıyla elde edilecek menfaatin karşılığındadır (Şeybanî, Asl, (Katar baskısı) III, 521; Sahnun, el-Müdevvenetü’l-Kübrâ, III, 428; Serahsi, Mebsut, XV, 170; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, VIII, 153; Nevevi, el-Mecmû’, VI, 46; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 143; Ali Haydar, Dürerü’l-Hükkâm, I, 581). Bununla birlikte maddi imkânı olmayan kişilerin toplum nezdinde kendilerini varlıklı gibi gösterme temayülünde olması ve gerçekte olmayanı varmış gibi göstermesi ahlaki açıdan doğru bir davranış değildir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadınların kullandığı altın veya gümüş süs eşyalarının kiralanması caiz görülmüştür. Örnek olarak kuyumcuya veya bilezikleri olan birine gidip şu kadar bileziği şu kadar kira ödemek üzere bir haftalığına kiralayabilirsiniz. Bu caizdir.

Hocam kızımın düğününde garip kalmasın diye bilezik kiraladım. Bilezik kiralayıp
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir Müslüman, haram olan iş, mal veya hizmet üretimini kendisi yapamayacağı gibi bunları yapacak kişiye de gayrimenkulünü kiraya veremez. (bk. Şeybanî, el-Asl, 3/465; Serahsî, el-Mebsût, 16/38-39; İbn Nüceym, el-Bahr, 8/230; İbn Kudâme, el-Muğnî, 5/407) Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İyilik ve takvada yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” (el-Mâide, 5/2) “Kim iyi bir işe aracılık yaparsa, onun da o işten nasibi/sevabı vardır. Kim de kötü bir işe aracılık yaparsa onun da o günahtan bir nasibi/sorumluluğu vardır.” (en-Nisâ, 4/85) Ayrıca hadislerde de haram olan bir şeyin kullanımı, üretimi ve bu konuda başkasına yardımcı/destek olunması kesin olarak yasaklanmıştır. Resûlullah (s.a.s.) faizi yiyene, yedirene, (sözleşmesini) yazana ve şahitlik edene lanet etmiş, ‘Onlar (bu günahta) eşittirler.’ buyurmuştur. (Müslim, Müsâkât, 106 [1598]) Resûlullah (s.a.s.) aynı şekilde içki konusunda da sekiz kişiye Allah tarafından lanet edildiğini belirtmiş; bunlardan birinin de taşıyıcısı olduğunu ifade etmiştir. (bk. Ebû Dâvûd, Eşribe, 2 [3674]; İbn Mâce, Eşribe, 6 [3380-3381]; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/316 [2899]; 2/25 [4787]) Sonuç olarak, bir Müslüman’ın ücret mukabilinde haram iş yapması veya yaptırması caiz olmadığı gibi içinde haram iş yapacağı kesin olarak bilinen kişi ya da kurumlara gayrimenkulünü kiraya vermesi de zaruret olmadıkça caiz değildir.

Dinen haram olan işlemler için bir gayrimenkulün kiraya verilmesi caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Öncelikle bilmen gerekir ki mehir senin özel mülkündür. Evlilik esnasında sana verilen bilezikler ister “peşin” mehir olarak verilmiş olsun ister “verilecek” diye sözleşilmiş olsun senin malındır. Şu hâlde Eşin senin iznin olmadan altınlarını ticarette kullanamaz. Mehir, kadının kendi tasarruf hakkına sahip olduğu maldır. Koca, karısının malını onun açık izni olmadan kullanırsa gasp etmiş olur. Zarar oluşmuşsa, tazmin etmesi gerekir. Altınları alıp birine verdiyse ve o kişi de dolandırıcı çıktıysa, eşin mehir olan bu malın bedelini sana ödemekle yükümlüdür. Çünkü sen ne izin verdin ne de bu işe ortak oldun. “Niyeti kötü değildi” denilmesi durumu değiştirmez. İyi niyetle de olsa, izinsiz yapılan bir işlem sonucunda mal ziyan olursa, bu zararı yapan kişi telafi eder. Niyet sevap kazandırır ama kul hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda ne yapmalısın? Önce sakin kal. Eğer bu mesele eşinle aranda büyük bir kırgınlığa yol açtıysa, haklarını bil ama evini dağıtmadan çözüm bulmaya çalış. Bu tür meselelerde şeytan tarafları doldurur, evleri yıkar. Buna fırsat verme. Eşinle ciddi ve sakin bir şekilde konuş. Ona, bu altınların senin özel malın olduğunu, hiçbir bilgilendirme olmadan böyle bir riske atmasının kul hakkı olduğunu izah et. Tazmin sorumluluğu olduğunu hatırlat. Eşin pişmansa, elinden geldiği kadarıyla bu zararı telafi etmeye çalışmalı. Borç alıp ödemesi, peyderpey tamamlaması, bu konuda gayret göstermesi gerekir. Çünkü bu sadece aranızdaki bir mesele değil kul hakkı ve ahiret sorumluluğudur. Eğer eşin bu durumu hafife alıyor, telafi yoluna gitmiyor, pişmanlık göstermiyorsa, bu durumda aile büyüklerinden veya güvendiğiniz bir âlimden ya da müftülükten arabuluculuk istemek uygun olur. Bacım, sen sabrını kaybetme. Hakka dayalı bir çözüm arayışında ol. Eşin hatalı ama bu hatası evlilik kurumunu yıkmadan, adil bir şekilde telafi edilebilir.

Kocam mehir olan altın bileziklerimi (yaklaşık 150 gr. kadar) haberim olmadan al
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam’da altın, gümüş, döviz ve TL gibi para cinsinden olan bedellerin değişiminin (sarf) peşin olması gerekir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 39; Mergınânî, el-Hidâye, III, 81). Bedellerden birinin vadeli olması halinde yapılan işlem faize dönüşür (Buharî, Büyu’, 74-82; Müslim, Müsâkât, 79-104; Tirmizî, Büyu’, 23). Günümüzde internet üzerinden yapılan altın ve gümüş alım/satım işlemlerinde yapılan ödemeler havale, EFT, kredi kartı ve banka kartıyla yapılmakta, ancak altın veya gümüş emtia ise anında müşteriye teslim edilmemektedir. Bu tür alışveriş şekilleri sarf akdinin şartlarından biri olan her iki bedelin peşin olması kuralını ihlal ettiğinden dinen caiz değildir. Ancak her iki bedelin kapıda peşin olarak teslim edilmesiyle gerçekleştirilecek olan altın veya gümüş alım-satımı caizdir. Bu alışverişte malın peşin teslim edilmesi karşılığında bedel ya nakden veya anında satıcının hesabına geçecek şekilde kart ile tek çekim olarak ödenmelidir. Para cinsinden olmayan değerli taşlar (elmas, pırlanta vb.) ve ayarı düşük (çoğunluğu karışım olan) altın veya gümüşün ise vadeli olarak satışında dinen bir beis yoktur.

Kapıda teslim almak üzere internet üzerinden altın ve gümüş satın almak caiz mid
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tahvil, orta ve uzun vadede borç sağlamak amacıyla anonim şirketler, devlet ya da kamu kuruluşları tarafından çıkarılan, yatırımcıların anaparasını garanti altına almasının yanında belirli vadelerle hamiline faiz getirisi sağlayan borç senetleridir. İslam’da verilen borcun belli bir senetle teminat altına alınmasında herhangi bir sakınca yoktur. Ancak anaparanın dışında herhangi bir ücret almak ya da menfaat sağlamak faiz kapsamındadır. Buna göre altın tahvili, altına endeksli bir iç borçlanma senedi olması hasebiyle vade sonunda anaparaya ilaveten belli oranda faiz getirisi sağladığından dinen caiz değildir. Altına dayalı kira sertifikası uygulaması ise, belli miktarda altın birikimine sahip bir kimsenin, bu meblağ karşılığında bir varlığı (gayrimenkul) ya da hissesini belli süre sonra geri satabilme ya da devir hakkı saklı kalmak kaydıyla devletten satın alması ve ardından devlete kiralaması işleminden ibarettir. Dolayısıyla altın kira sertifikasına sahip olan bir kimse; devletten satın alıp yine devlete kiralamış olduğu bir varlığa ait mülkiyeti temsil eden belgeye sahip olmakta ve belirlenen kira bedelini almaktadır. Üzerinde anlaşılan vadenin bitiminde ise devlet, sertifika karşılığında almış olduğu altını sertifika sahibine aynı miktarda fiziki olarak teslim etmek, hesabına yatırmak ya da o günkü değeri üzerinden nakit olarak geri vermek suretiyle malı ondan satın almaktadır. Buna göre işleyişi yukarıda anlatıldığı gibi olmak kaydıyla, altına dayalı kira sertifikası uygulaması fıkhen caizdir. Bu muamelenin cevazı Hanefiler tarafından meşru görülen “bey’ bi’l-istiğlâl” akdine dayanmaktadır. Bey’ bi’l-istiğlâl, satıcının bedelini ödediğinde sattığı malı geri almak ve bu süre zarfında kiralayarak kullanmak üzere yapılan satışa denir. (Mecelle, md. 119) Vefâ yoluyla satış ve icareden mürekkep bir akit olarak kabul edilen bu muamele hakkında farklı yaklaşımlar ileri sürülmüş olmakla birlikte, akde konu taşınmazın satışı ve tahliye yoluyla müşteriye teslimi sonrasında müşteriden kiralanması halinde söz konusu muamelenin caiz olacağı bazı âlimler tarafından kabul görmüştür. (Haskefî, ed-Dürrü’l-muhtar, 449; Çatalcalı Ali Efendi, Fetâvâ-yı Ali Efendi, 1/300-301; Ali Haydar Efendi, Dürerü'l-Hükkâm, 1/781; Bilmen, Kâmus, 6/127-128)

Altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Mü'minlerin nikâhlanmaları, bizim deyimimizle evlenmeleri bir mahalleye mescit yapılmasından aşağı bir iş değildir. Maza Allah Teâlâ'nın rızasının kazanılacağı veya kaybedileceği bir iştir nikâh. Bu nedenle nikâha destek olmak maddi ve manevi gereken her şeyle imanî bir görevdir. Bu görev, yerine göre ebeveynin, devlet sorumlusunun, mü'min cemaatin üzerine yüktür. Düğünlerdeki yardımlaşmanın muhtevası da bu olmalıdır. Mevcut yardımlaşma iki türlü yürümektedir. Biri, düğünde takı şeklinde olmaktadır ki, git gide bunun sulandığını ve riyakâr bir hâl aldığını zannediyorum. Sırf bu nedenle de insanların pahalı salonlar kiralayarak -salon masrafını da çıkaracakları- yardım toplama peşinde olduklarını söyleyebiliriz. İkinci yardımlaşma ise eve taşındıklarında götürülen hediyelerden oluşmaktadır. Her iki durumda da yardımlaşmanın tahakkuk ettiğini söyleyebiliriz. Gerek yardım etmenin ve gerekse yardım çeşidinin sınırlandırılması söz konusu olamaz. Nihayetinde bu bir gönül ve kudret meselesidir. Durumu değerlendirip kendi şartlarınıza uygun olanı yapmanızda bir sakınca yoktur. Allah mübarek kılsın.

Selamun aleyküm. Düğünde takı töreni yapmasak olur mu? Altın fiyatı çok fazla za

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İşletmeler ticari ilişki içerisinde bulundukları kişilerle yaptıkları anlaşma çerçevesinde, belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak prim ödemektedirler. İskonto uygulaması olarak da değerlendirilebilen ciro primindeki amaç pazar payını arttırmaktır. İslam hukukunda taraflarca öne sürülen şartlar akdin sıhhati açısından ele alınmıştır. Bu bağlamda Hanefilere göre alım-satım akdinde taraflardan birine fayda sağlayan şartlar akdi fasit kılar (Merğînânî, el-Hidâye, V, 123; Kâsânî, Bedâi‘, VI, 117). Mâlikî ve Hanbelîlere göre ise, akdin gereği olmayan, ancak akdin gereklerine de aykırı düşmeyen bir şeyin şart koşulması caizdir (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, III, 178-179; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 166). Bununla birlikte fukahanın çoğunluğuna göre satış akdinin amacına uygun olan, tarafları anlaşmazlığa götürmeyen ve ticari örf haline gelen şartlar sahih kabul edilmiştir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 57; İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik, VI, 195; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, VI, 389). Netice itibariyle ciro primi; satış akdinin amacına uygun olması, ticari örfte yaygın olarak kullanılması ve tarafları anlaşmazlığa götürmemesi durumunda caizdir.

Alım satım akdinde taraflarca belli bir miktarda ciro primi istenmesi caiz midir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yoldan temin etmelerini emreder ve her türlü faizi kesin olarak haram kılar (Âl-i İmrân, 3/130; Nisâ, 4/161). Şahıslar veya kurumlarla yapılacak faizli kredi işlemleri de bu kapsamdadır. Bu itibarla haram olan bir işlemi yapmak caiz olmadığı gibi ona aracılık yapmak ve destek olmak da caiz değildir (Mevsili, el-İhtiyar, II, 406). Nitekim konuyla ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.s.); faizi yiyene, yedirene, yazana ve buna şahitlik edenlere lânet etmiş ve hepsinin (günahta) eşit olduğunu bildirmiştir (Müslim, Müsâkât, 106). Dolayısıyla faizli kredi alacak bir kişinin borcuna kefil olmak veya aracılık yapmak caiz değildir.

Faizli kredi almak isteyen kişiye kefil olmak veya aracılık yapmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vadesinde ödenmemiş borçlar tahsil edilirken paranın değer kaybının borca eklenip eklenemeyeceği konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır (Serahsi, Mebsût, XIV, 29-31; Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’, VII, 395; İbn Abidin, Reddü’l-Muḥtâr, VII, 389). Özellikle enflasyonist ortamlarda paranın değer kaybının tahsil edilebileceği şeklinde Hanefilerden İmam Ebu Yusuf’un benimsemiş olduğu ve daha sonra mezhepte müftâbih haline gelen bir görüş bulunmaktadır (el-Fetâva’l-Hindiyye, IV, 510; İbn Abidin, Reddü’l-Muḥtâr, VII, 390; İbn Abidin, Mecmuatu’r-resail, II, 58-67). Buna göre demir, çimento, mazot, un, vb. standart emtianın alışverişinden kaynaklanan para borcunun gününde ödenmeyerek geciktirilmesi halinde, bu maddelerin piyasa değerinin değişken olması sebebiyle bir takım anlaşmazlıklara kapı aralayacağı için, paranın değer kaybının devlet tarafından açıklanan enflasyonun dikkate alınarak tahsil edilmesi daha doğru olur.

Demir, çimento, mazot, un, vb. standart emtianın alışverişinden kaynaklanan para
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İhtiyari (ek) garanti, alışverişlerde yasal garanti süresinden sonra başlamak üzere belli bir ücret karşılığında, satıcı tarafından müşteriye sunulan ilave bir hizmet taahhüdünü ifade eder. Alışverişlerdeki yasal garanti, belirlenen süre içerisinde malın bozulması halinde satıcının tamir, değişim gibi taahhütleri, İslam’ın genel prensiplerine aykırı olmayan ve örf haline gelen bir şart olarak kabul edilebilir. Nitekim bu yasal garanti alışverişin zorunlu bir unsuru halinde uygulanmaktadır. Satın alınan bir eşyanın ücret karşılığında ihtiyari olarak garantisinin uzatılmasına gelince; yasal garantideki amaca binaen söz konusu ihtiyari garantiyi yaptırmak aynı kapsamda değerlendirilebilir.

Satın alınan bir eşyanın garanti müddetini ücret karşılığında uzatmak caiz midir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bankaların, belirlenen vade sonunda kendilerine yatırılan paraya belli bir oranda fazlalık/faiz vermek üzere açtığı hesaplara “vadeli mevduat hesabı” denir. Müslümanlar faizli mevduata bilerek ve isteyerek para yatırmamalıdırlar. Çünkü bu tür mevduat hesaplarına tahakkuk ettirilen fazlalıklar faiz olup dinen haramdır. Söz konusu faiz oranlarının enflasyonun altında ya da üstünde olması, bu işlemi faiz olmaktan çıkarmaz. Bu itibarla bankaların vadeli mevduat hesaplarına para yatırmak caiz değildir. Bununla birlikte vadeli mevduat hesaplarından bir fazlalık herhangi bir şekilde elde edilmiş ise, kişinin bu gelirleri kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu yakınları için kullanması caiz olmayıp sevap beklemeksizin ihtiyaç sahiplerine vermesi gerekir.

Bankaların vadeli mevduat hesaplarına para yatırmanın dini hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Faktoring firmalarının, yurtiçi veya yurtdışında vadeli satış yapan şirketlerin fatura edilmiş alacaklarını iskontolu olarak peşin satın aldıkları ve vadesi geldiğinde bu alacakları tahsil ettikleri bilinmektedir. Bu işlemde, aynı cins paranın daha düşük bir parayla mübadelesi söz konusu olduğundan, faizli bir işlem gerçekleşmektedir. (Merğinani, el-Hidaye, V, 180-181; Mevsıli, el-İhtiyar, II, 73). Dolayısıyla böyle bir işlem dinen caiz değildir. Zira İslam dininde faizin her türlüsü haram kılmıştır.

Faktoring firmalarının, vadeli satış yapmış şirketlerin alacaklarını iskontolu o

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.