Fetva Meclisi
Soru
Kocam mehir olan altın bileziklerimi (yaklaşık 150 gr. kadar) haberim olmadan al sat yapan birine vererek ticaret yapacağını ummuş fakat dolandırılmış. Bundan benim haberim olmadı. Ne yapmalıyım? Benden habersiz bütün mehrim, birikimlerim bir anda yok oldu.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sizin anlatmanıza göre cevap veriyorum: Sizin elinizdeki bir mala eşinizin müdahale etmesi mümkün değildir. O tamamen sizin malınızdır. Rızanız olmadıkça onu sizden alamaz. Darılmaya da hakkı yoktur. Mehrinizi de başka bir şeyle karıştırmamalıdır. Yine de siz, huzurunuzu esas alarak hareket etmelisiniz.
Evet, size vaat ettiği mehri vermek zorundadır. Size ait olan altınları almaya hakkı yoktur. Nikâh akdinde geçerli olan yalnız yaşama sözünüzde hakkınız vardır. Bunlar sizin hakkınız ama sırf bu nedenle boşanmaya kalkarsanız yarın içiniz yanar ve yaptığınıza pişman olabilirsiniz. Sabrı sonuna kadar zorlasanız daha iyi edersiniz.
Bunun için belirli bir rakam yoktur. Eşinizle aynı hayatı yaşayacağınıza göre onun zorlanacağı bir şey sizin de zorlanmanız olacaktır. Mehir ise dinimizin bir emridir. Ortalama bir şey isteyebilirsiniz. Mesela yirmi gram altın veya benzeri bir şey ile başlayabilirsiniz. Bu hususta pazarlık yapmanız da caizdir. Peşin almanız gerekmez. Aranızda neye ittifak ederseniz o geçerlidir. Allah mübarek etsin.
Aleykümselam. Evet, sizin mehrinizden eşiniz sorumludur. Er geç o, ödemesi gereken bir borç olarak onun üzerinde kalmıştır. Yine de siz böyle bir meseleden ötürü huzurunuzu bozmamaya dikkat edin. Dikkat ederek ve kırmadan hakkınızı isteyebilirsiniz. Hiçbir maddi kazanç huzurunuz kadar değerli olamaz.
Evlilik imtihanını basit göremeyiz. Siz, bu konuda ilk değilsiniz. Pek çok evlilik bu şekilde sonlanmaktadır. Şöyle bir takvim izleyebilirsiniz: a- Eğer sizin anlattıklarınız doğru ise (Eşinizi dinlemeden sizin tam doğruyu söylediğinizi saymamız mümkün değildir.) eşiniz, sizi erkek olarak beğenmemiştir. Anne babası, yemek mazeretin görünen yüzüdür. Yapılacak bir şey yoktur; böyle bir evlilik uzun yıllar sürmez. Eğer eşinizin yaşı, yirminin altında ise bu bir çocukluktur. Nasihat ettirerek düzeltebilirsiniz. Ama annesi babası onu teşvik eder durumda ise bu da zordur. Ayrılmaya razı olacaksınız. Bırakın ayrılma dilekçesini o versin de bari mahkeme size nafaka cezası vermesin. b- Boşanma gibi ağır bir konuda sizin yaptığınız gibi maddi kayıplar düşünülmez. Sizinki de bir çocukluk. Hayatınızın en ağır darbelerinden birini yiyorsunuz ve şu kadar lirayı düşünüyorsunuz. Size şunu söyleyeyim: Uyuyacağınız tek bir huzurlu gece bile o yedi buçuk milyardan daha değerli olmalıdır sizin gözünüzde. c- İlerde pişman olmamak için yeteri kadar istişare edin; onun ve sizin aile büyüklerinizi devreye sokun. Aklı başında büyükleriniz sana bu evlilik devam etmez derlerse hiç tereddüt etme. Boşa ve yeniden evlenmeye çalış. Asla bekâr kalma. Erkeğin dul iken bekâr kalması tehlikelidir. d- Gerdek gecesini aştığınıza göre mehir kadının hakkıdır. Eğer siz zorlamadan bilezikleri yani mehri size iade etti ise onlar da sizin oldu demektir. Geri vermeniz gerekmez. Yaşınızı yazmadığınız için daha kısıtlı cevap vermek durumundayım. Sabırlı olun. Allah'tan korkun, aceleci ve istişaresiz karar vermeyin. Kadına ait hiçbir hakkı ezmeyin; sizden gitsin ama kimsenin hakkı sizde kalmasın. Ve kesinlikle sürüncemede bir gün geçirmeyin; istişare edin, kalbiniz rahat edince de karar verin. Sonra da yolunuza devam edin. Ve sıhhatinizi, iffetinizi, şerefinizi, erkekliğinizi parayla asla ölçmeyin.
Mehir, yüzde yüz kadının hakkıdır, mehir olarak verilen onun malıdır. Erkeğin hiçbir şekilde o mala müdahale hakkı yoktur. Ancak borç olarak alması veya kadının gönül rızası ile bağışlaması şeklinde erkek o mala dokunabilir. Bunun tabii bir gereği olarak da mehir olan malın zekâtı kadının sorumluluğundadır. Ancak erkek, gönül rızası ile o malın zekâtını verebilir. Eğer bir evin anlaşması yapılmış, taksitleri belirlenmiş ise eldeki mehir veya benzeri mal, o borcun bütününü karşıladıktan sonra artmıyorsa o zaman onun zekâtını vermek gerekmez. Fakat ileride ev almayı düşünmek bir borçlanma değildir. Elimizdeki malın gerekiyorsa zekâtını veririz. Allah'a emanet olun.
evlilik konusundaki diğer fetvalar
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Bir erkeğin hanımı ile nikâhı devam ederken ikinci eş olarak hanımının yeğenini alamaz. Hanımı ile nikâhı ortadan kalktıktan sonra onunla nikahlanması mümkün olur. Bunun fıkıhtaki adı, biri diğerinin teyzesi/halası olan iki hanımla aynı anda nikahlanmak olarak geçer. Caiz değildir.
Nişanlılık süreci evliliğe adımda en önemli süreçlerden, evliliğin nasıl geçeceğini işaret eden göstergelerden biridir. Aynı zamanda iki tarafın birbirini tanıma sürecinde, birbirlerine karşı muhabbetin artma sürecidir. Sizin bu süreçte birbirinize karşı saygıyı zedelemeniz doğru olmaz. Mü'min, onurlu işler yapmalıdır. Taraflar olarak onurunuzu zedelememeniz gerekir. Bu süreçte hastalanacak kadar durumlar yaşamanız yahut karşı tarafı talepleriniz karşılanmadığı için yoracak duruma getirmeniz ciddi olumsuzluklara götüren bir durum olur. Nişanlılık süreci keyifli bir şekilde evin düzenlendiği, ihtiyaçlar için irtibatın sağlandığı, ailelerle birlikte mutluluk içerisinde geçirilmesi gereken bir süreçtir. -İki kişi bu süreçte birbirini daha net anlamalı ve açık bir şekilde konuşmalıdır. Taleplerinizi ‘evlenince anlaşırız, düzeliriz’ gibi bir sürece asla erteleyemezsiniz. Onurunuzu zedelediğiniz bir durum evlilik sonrasına ertelenmemelidir. -Tartışmaların sık yaşandığı, mutluluğun, tebessümün az olduğu bir süreç sizlere ve ailelere zarar verir, sonrasında unutulmaz yaralar açar. Belli konuları büyüklerle beraber yahut kaliteli bir evlilik yapan çiftler varsa onlarla istişare etmeniz gerekir. -Sosyal medyada resim paylaşmak hususunda: Böyle bir durumda kriz meydana geliyorsa bunda da doğru olanı yapmanız gerekir. Nişanlınızın böyle bir duruma tepki göstermek gibi bir hakkı vardır,. -‘Görülmek, önemsenmek’ hususu hakkında: Bu konudaki talebiniz ve sınırlarınız nelerdir? Bunların da abartıya kaçıp kaçmadığını anlayabilmek için muhakkak bir büyükle, olgunluğuna güvendiğiniz kişiyle konuşun. Arkadaşlarınızla konuşmanız fayda sağlamayabilir. Onların da sizin gibi aynı süreçlerden geçen, aynı isteklerde bulunan, duygusal açıdan bakan kişiler olması muhtemeldir. Bu konuda dengeli ve tarafsız davranamayabilirler. Allah hayırlı ve güzel kararlar vermenizi nasip etsin.
Yaşadığımız topraklar Müslümanların çoğunlukta olduğu, her yandan ezan seslerinin yankılandığı mekânlardır elhamdülillah. Mü’min olarak ibadetlerimizi yerine getirdiğimiz gibi kadere imanımız da tamdır, tastamam olmalıdır. Evlilik hususu tamamen kadere imanla ilgili bir husustur. Böyle önemli bir mecranın imtihan süreci de ağır olacaktır elbette. Şeytan bu açıdan genç birinin kulağına vesveseler verecektir. Evlilik kader ile ilgili bir husus olduğu için kişinin boyuna posuna, tesettürüne, gülüşüne, iyi bir meslek sahibi olmasına bakmamaktadır. Bunlar vesilelerdir ama evlilik ya da bekârlık sebeplerinden değildir. Allah’ın çizdiği kader birisinin yaptığı bir muska ile bitecek bir husus değildir. Ki bu söylenen kesin olmayıp zan üzere bir söylentidir. Gaybı bilen Allah’tır. Siz hedefi olan, ibadetlerini yerine getiren, sadakasını veren, dua edip Kur’an-ı Kerim okuyan, nafile namaz kılan mü’min bir hanımefendisiniz. Allah’ın koruması altında olana kimse zarar veremez. Kalbinize böyle vesveseler doğduğunda; Euzu besmelenizi çekin, Ayetel Kürsinizi, Felak ve Nas surelerinizi okuyun. Bu sığınmalarınız kâfidir ve her kötülükten üstündür. Bunun yanında evlilik hayattaki en gerekli ihtiyaçlardandır ama hayatın ta kendisi değildir. Evlenmeyen bir insan kendi ayakları üzerinde sağlamca durup yaşayabilir. Bunu hayatın yegâne amacı haline getirmemelisiniz. Kadere teslim olarak yaşar Rabbimiz takdir ettiği vakitte evliliğinizi gerçekleştirirsiniz. Kendinizi vesveseye ve çevrenin baskılarına, fısıltılarına bırakmamalısınız. Rabbimden sizin için hayırlı ve güzel olanı istemeye devam ediniz. Hayatını yoğunlaştırmanız, mesleğinizle meşgul olmanız, okuyup yazmanız sizin için en güzel olanıdır. İbadetlerini artırmak, ramazan şuurunu bir adım daha ileriye taşımak en büyük başarıdır, kalitedir. Sırası geldiğinde de Rabbimiz hayırlı ve güzel olana sizi sevk edecektir. Rabbim afiyetler versin.
Bir yalan katmadıkça eşinizle annesi nedeniyle aranızda oluşan sorunları belki bir çözüm üretebilir umudu ile konuşmanız gıybet olmaz. Zira bu konuşma hakkını aramak olarak anlaşılabilecek bir durumdur.
Bu durumu bir rahatsızlık olarak görmeniz ve sağlığınıza kavuşmak için de doğru tedaviyi seçmeniz gerekir. Bunun için; - İbadetlerinizi ihmal etmeyin hatta elinizden geldiğince çoğaltın. - Meşguliyetlerinizi arttırın, boş vakit bırakmayın. Kabiliyetlerinizin olduğu yeni ve mübah alanlar keşfedin. Aklınızı bu yönde çelebilecek kötü alışkanlıklardan uzak durun. - Spor ve sağlıklı beslenme gibi sıhhatinize iyi gelecek alanlarda kendinizi geliştirin. - Evliliği bir çözüm olarak kabul edin ve büyüklerinizle istişarelerinize göre bir karar verin.