Fetva Meclisi
Soru
Bir erkek hanımının yeğenini ikinci eş olarak alabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Nikâhın şartlarından biri ilk hanımın ikinci hanımdan haberdar olması değildir ama ortada bir ahlâk zafiyeti veya ciddiyeti vardır. O açıdan meseleye bakılmalıdır.
Bir erkeğin iki, üç, dört hanımla aynı anda nikâhlanması fıkhen mümkündür. Bu hanımların birbirlerinden haberdar olmaları ise nikâhın şartlarından değildir. Bunu bir iç huzur meselesi olarak görebiliriz. Nikâha değil ama huzura etki edebilir. O da erkeğin halletmesi gereken bir meseledir.
Konuştu iseniz iki taraf da ona uymak zorundadır. Eğer bir söz sarf etmedi iseniz yani nikâhta ayrıntı konuşmadı iseniz o takdirde de örfe göre hareket edersiniz. Örf de, iki kadın arasında adil davranmaktır. Eşiniz adil davranmıyorsa ondan adalet istemek hakkınızdır. Yapabileceğiniz şudur: Nikâh akdinizde kimler şahit idilerse onları veya ailenizden iki olgun kişiyi eşinizle beraber hakem yapın. Durumu anlatın. Fıkıh bilen birine sonuçları arz edin. Neticeye eşiniz razı olmuyorsa ayrılmayı teklif edebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Nikâhın sahih olması için erkek taraf açısından bir izin şartı yoktur. Nikâhlanmak isteyen erkek, babasından veya eşinden izin almak durumunda değildir. Kaçak gibi bir nikâh ise geçerli olsa da ahlâkî değildir. Eşinizin duyurmama yönündeki talebi ise onun gönül hoşnutluğu açısından sizi bağlayıcıdır. En az iki şahidin huzurunda mehir tespit ederek ve sizin de hanımızın da özel şartları şahitlerin huzurunda konuşularak nikâhlanmanız hâlinde sakıncalı bir iş yapmış olmazsınız. Ancak ikinci hanımızın, birinci hanımınızdaki her şeyi eşit bir şekilde sahiplenmesi gerekiyor. Geceyi paylaşmadan, ekonomik imkânlara kadar her hususta aynı şartları sahiplenme hakkı vardır. Bunlardan bir kısmından feragat etmek de onun hakkıdır. Bunları da genişçe şahitler huzurunda beyan edin. Allah'a emanet olun.
Nikâhın sahih olmasının en önemli şartı iki şahidin huzurunda icra edilmesidir. Erkeğin nikâhlı bulunduğu eşinden izin alması diye bir şart yoktur. Bu, onun ahlâki yapısıyla ilgili bir durumdur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bayanın kendi nikâhına karar vermesini kastediyorsanız, Hanefi mezhebi dışındaki mezheplerin içtihadına göre bu caiz değildir. Hanefi mezhebinde ise caizdir. Başkasının nikâhını kıyan kişi olarak kastediyorsanız, mesela iki erkeğin şahit olarak bulunduğu bir ortamda kadının nikâhlanmayı tescil etmesinde sakınca olmaz. Çünkü nikâh kıyan diye bir görevlinin nikâha etkisi yoktur. Örf olarak bu görev erkeklere tevdi edilmiş olarak bilinir, bunu korumak gerekir. Kadının nikâh şahidi olmasını kastediyorsanız o takdirde de nikâhın sahih olması için bir erkek iki kadının şahitliği gerekmektedir. Allah'a emanet olun.
evlilik konusundaki diğer fetvalar
Nişanlılık süreci evliliğe adımda en önemli süreçlerden, evliliğin nasıl geçeceğini işaret eden göstergelerden biridir. Aynı zamanda iki tarafın birbirini tanıma sürecinde, birbirlerine karşı muhabbetin artma sürecidir. Sizin bu süreçte birbirinize karşı saygıyı zedelemeniz doğru olmaz. Mü'min, onurlu işler yapmalıdır. Taraflar olarak onurunuzu zedelememeniz gerekir. Bu süreçte hastalanacak kadar durumlar yaşamanız yahut karşı tarafı talepleriniz karşılanmadığı için yoracak duruma getirmeniz ciddi olumsuzluklara götüren bir durum olur. Nişanlılık süreci keyifli bir şekilde evin düzenlendiği, ihtiyaçlar için irtibatın sağlandığı, ailelerle birlikte mutluluk içerisinde geçirilmesi gereken bir süreçtir. -İki kişi bu süreçte birbirini daha net anlamalı ve açık bir şekilde konuşmalıdır. Taleplerinizi ‘evlenince anlaşırız, düzeliriz’ gibi bir sürece asla erteleyemezsiniz. Onurunuzu zedelediğiniz bir durum evlilik sonrasına ertelenmemelidir. -Tartışmaların sık yaşandığı, mutluluğun, tebessümün az olduğu bir süreç sizlere ve ailelere zarar verir, sonrasında unutulmaz yaralar açar. Belli konuları büyüklerle beraber yahut kaliteli bir evlilik yapan çiftler varsa onlarla istişare etmeniz gerekir. -Sosyal medyada resim paylaşmak hususunda: Böyle bir durumda kriz meydana geliyorsa bunda da doğru olanı yapmanız gerekir. Nişanlınızın böyle bir duruma tepki göstermek gibi bir hakkı vardır,. -‘Görülmek, önemsenmek’ hususu hakkında: Bu konudaki talebiniz ve sınırlarınız nelerdir? Bunların da abartıya kaçıp kaçmadığını anlayabilmek için muhakkak bir büyükle, olgunluğuna güvendiğiniz kişiyle konuşun. Arkadaşlarınızla konuşmanız fayda sağlamayabilir. Onların da sizin gibi aynı süreçlerden geçen, aynı isteklerde bulunan, duygusal açıdan bakan kişiler olması muhtemeldir. Bu konuda dengeli ve tarafsız davranamayabilirler. Allah hayırlı ve güzel kararlar vermenizi nasip etsin.
Öncelikle bilmen gerekir ki mehir senin özel mülkündür. Evlilik esnasında sana verilen bilezikler ister “peşin” mehir olarak verilmiş olsun ister “verilecek” diye sözleşilmiş olsun senin malındır. Şu hâlde Eşin senin iznin olmadan altınlarını ticarette kullanamaz. Mehir, kadının kendi tasarruf hakkına sahip olduğu maldır. Koca, karısının malını onun açık izni olmadan kullanırsa gasp etmiş olur. Zarar oluşmuşsa, tazmin etmesi gerekir. Altınları alıp birine verdiyse ve o kişi de dolandırıcı çıktıysa, eşin mehir olan bu malın bedelini sana ödemekle yükümlüdür. Çünkü sen ne izin verdin ne de bu işe ortak oldun. “Niyeti kötü değildi” denilmesi durumu değiştirmez. İyi niyetle de olsa, izinsiz yapılan bir işlem sonucunda mal ziyan olursa, bu zararı yapan kişi telafi eder. Niyet sevap kazandırır ama kul hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda ne yapmalısın? Önce sakin kal. Eğer bu mesele eşinle aranda büyük bir kırgınlığa yol açtıysa, haklarını bil ama evini dağıtmadan çözüm bulmaya çalış. Bu tür meselelerde şeytan tarafları doldurur, evleri yıkar. Buna fırsat verme. Eşinle ciddi ve sakin bir şekilde konuş. Ona, bu altınların senin özel malın olduğunu, hiçbir bilgilendirme olmadan böyle bir riske atmasının kul hakkı olduğunu izah et. Tazmin sorumluluğu olduğunu hatırlat. Eşin pişmansa, elinden geldiği kadarıyla bu zararı telafi etmeye çalışmalı. Borç alıp ödemesi, peyderpey tamamlaması, bu konuda gayret göstermesi gerekir. Çünkü bu sadece aranızdaki bir mesele değil kul hakkı ve ahiret sorumluluğudur. Eğer eşin bu durumu hafife alıyor, telafi yoluna gitmiyor, pişmanlık göstermiyorsa, bu durumda aile büyüklerinden veya güvendiğiniz bir âlimden ya da müftülükten arabuluculuk istemek uygun olur. Bacım, sen sabrını kaybetme. Hakka dayalı bir çözüm arayışında ol. Eşin hatalı ama bu hatası evlilik kurumunu yıkmadan, adil bir şekilde telafi edilebilir.
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Yaşadığımız topraklar Müslümanların çoğunlukta olduğu, her yandan ezan seslerinin yankılandığı mekânlardır elhamdülillah. Mü’min olarak ibadetlerimizi yerine getirdiğimiz gibi kadere imanımız da tamdır, tastamam olmalıdır. Evlilik hususu tamamen kadere imanla ilgili bir husustur. Böyle önemli bir mecranın imtihan süreci de ağır olacaktır elbette. Şeytan bu açıdan genç birinin kulağına vesveseler verecektir. Evlilik kader ile ilgili bir husus olduğu için kişinin boyuna posuna, tesettürüne, gülüşüne, iyi bir meslek sahibi olmasına bakmamaktadır. Bunlar vesilelerdir ama evlilik ya da bekârlık sebeplerinden değildir. Allah’ın çizdiği kader birisinin yaptığı bir muska ile bitecek bir husus değildir. Ki bu söylenen kesin olmayıp zan üzere bir söylentidir. Gaybı bilen Allah’tır. Siz hedefi olan, ibadetlerini yerine getiren, sadakasını veren, dua edip Kur’an-ı Kerim okuyan, nafile namaz kılan mü’min bir hanımefendisiniz. Allah’ın koruması altında olana kimse zarar veremez. Kalbinize böyle vesveseler doğduğunda; Euzu besmelenizi çekin, Ayetel Kürsinizi, Felak ve Nas surelerinizi okuyun. Bu sığınmalarınız kâfidir ve her kötülükten üstündür. Bunun yanında evlilik hayattaki en gerekli ihtiyaçlardandır ama hayatın ta kendisi değildir. Evlenmeyen bir insan kendi ayakları üzerinde sağlamca durup yaşayabilir. Bunu hayatın yegâne amacı haline getirmemelisiniz. Kadere teslim olarak yaşar Rabbimiz takdir ettiği vakitte evliliğinizi gerçekleştirirsiniz. Kendinizi vesveseye ve çevrenin baskılarına, fısıltılarına bırakmamalısınız. Rabbimden sizin için hayırlı ve güzel olanı istemeye devam ediniz. Hayatını yoğunlaştırmanız, mesleğinizle meşgul olmanız, okuyup yazmanız sizin için en güzel olanıdır. İbadetlerini artırmak, ramazan şuurunu bir adım daha ileriye taşımak en büyük başarıdır, kalitedir. Sırası geldiğinde de Rabbimiz hayırlı ve güzel olana sizi sevk edecektir. Rabbim afiyetler versin.
Bir yalan katmadıkça eşinizle annesi nedeniyle aranızda oluşan sorunları belki bir çözüm üretebilir umudu ile konuşmanız gıybet olmaz. Zira bu konuşma hakkını aramak olarak anlaşılabilecek bir durumdur.
Nikâh akdi olmadan yalnız kalmanın tehlikesini göze almak doğru değildir. Muhakkak üçüncü bir şahsın beraberinde bulunmak gerekiyor. İyi niyet yeterli değildir.