Fetva Meclisi
Soru
Hocam, benim çok şükür, işim var ve kendi ayaklarım üzerinde duruyorum. Fiziksel olarak da çirkin biri değilim. Çevremdekiler tatlı, iyi biri olduğumu söyler. Kötü bir alışkanlığım yok ama çok geniş bir sosyal çevrem de yok. Babamı iki yıl önce kaybettim, annemle yaşıyorum, o da genelde hep evde. Karşıma çıkan insan sayısı çok az. Yıllar önce biriyle tanışmıştım, evlenme niyetiyle ama nasip olmadı. O dönemde bir hocaya danıştım, kendisinin âlim olduğunu söylediler. O da, görüştüğüm kişinin ailesinin bizi ayırmak için muska yaptığını söyledi. Muska gibi şeyler kaderimi kapatır mı? Bu durum beni çok üzüyor. Kaç yaşına geldim, anne olmak, hayırlı bir eşle güzel bir aile kurmak, iyi bir nesil yetiştirmek istiyorum. Bunun için sadaka veriyorum, dua ediyorum, Kur’an okuyorum, nafile namazlar kılıyorum ama hâlâ olmuyor. Acaba bahtım mı kapalı, nasibim mi yok gibi evhama kapıldığım oluyor. Bu durumda bana ne önerirsiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Yaşadığımız topraklar Müslümanların çoğunlukta olduğu, her yandan ezan seslerinin yankılandığı mekânlardır elhamdülillah. Mü’min olarak ibadetlerimizi yerine getirdiğimiz gibi kadere imanımız da tamdır, tastamam olmalıdır. Evlilik hususu tamamen kadere imanla ilgili bir husustur. Böyle önemli bir mecranın imtihan süreci de ağır olacaktır elbette. Şeytan bu açıdan genç birinin kulağına vesveseler verecektir. Evlilik kader ile ilgili bir husus olduğu için kişinin boyuna posuna, tesettürüne, gülüşüne, iyi bir meslek sahibi olmasına bakmamaktadır. Bunlar vesilelerdir ama evlilik ya da bekârlık sebeplerinden değildir. Allah’ın çizdiği kader birisinin yaptığı bir muska ile bitecek bir husus değildir. Ki bu söylenen kesin olmayıp zan üzere bir söylentidir. Gaybı bilen Allah’tır. Siz hedefi olan, ibadetlerini yerine getiren, sadakasını veren, dua edip Kur’an-ı Kerim okuyan, nafile namaz kılan mü’min bir hanımefendisiniz. Allah’ın koruması altında olana kimse zarar veremez. Kalbinize böyle vesveseler doğduğunda; Euzu besmelenizi çekin, Ayetel Kürsinizi, Felak ve Nas surelerinizi okuyun. Bu sığınmalarınız kâfidir ve her kötülükten üstündür. Bunun yanında evlilik hayattaki en gerekli ihtiyaçlardandır ama hayatın ta kendisi değildir. Evlenmeyen bir insan kendi ayakları üzerinde sağlamca durup yaşayabilir. Bunu hayatın yegâne amacı haline getirmemelisiniz. Kadere teslim olarak yaşar Rabbimiz takdir ettiği vakitte evliliğinizi gerçekleştirirsiniz. Kendinizi vesveseye ve çevrenin baskılarına, fısıltılarına bırakmamalısınız. Rabbimden sizin için hayırlı ve güzel olanı istemeye devam ediniz. Hayatını yoğunlaştırmanız, mesleğinizle meşgul olmanız, okuyup yazmanız sizin için en güzel olanıdır. İbadetlerini artırmak, Ramazan şuurunu bir adım daha ileriye taşımak en büyük başarıdır, kalitedir. Sırası geldiğinde de Rabbimiz hayırlı ve güzel olana sizi sevk edecektir. Rabbim afiyetler versin.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
a- Kadere iman ettiğimizi unutmayalım. Cennete, cehenneme iman ettiğimiz gibi kadere de iman ediyoruz. Kader şu demektir: Rabbimiz, biz yaratılmadan önce bize ait her şeyi yazmıştır, yazdığı da gerçekleşecektir. O'nun yazısını bozacak bir güç yoktur. Eğer Allah size bir evlilik yazdı ise muhakkak o yazdığı vakitte evleneceksiniz. Yazmadı ise de kesinlikle evlenemezsiniz. Sudan bahanelerle, her tuttuğunuz elinizde kalır, bir türlü düzelmeyen terslikler hiç eksik olmaz. b- Ne evlenmek kurtuluştur ne de bekâr kalmak helâk olmaktır. Herkes imtihan halindedir. Hangi halin kıymetini bilip imtihanı kazanabilirsek bizim için hayırlı olan odur. c- İnsan olarak biz, üzerimize düşeni eksiksiz yapmaya mecburuz. Evlenmemiz gerekiyorsa evlilik yollarını kullanırız. Hasta olursak tedavi sürecini işletiriz. Sonra da kendimizi Rabbimizin koruması altında huzur içinde hissederiz. d- Şüphesiz evlilik, bedenlerin birleşmesinin adıdır. Eşler kesinlikle körü körüne evlenmemelidirler. Beyinlerinin ve gözlerinin doyduğu bir evlilik daha doğru olandır. Sizin, evleneceğiniz eş adayında güzellikten vesaireye kadar bazı şartlar aramanız pek tabiidir. Şu kadar ki, yeri geldiğinde aradığınız şartlar arasında öncelikli ve vazgeçilmez gibi bir düzenleme yapmalısınız. Mesela yaşınız ilerlediğine göre dün aradığınız şartlardan bazılarını hafifletebilirsiniz. e- Kesinlikle kendinizi güzellik ve çekicilik bakımından helallik sınırları içinde bakımlı tutmalısınız. Siz, bazı şartlar aradığınız gibi erkeklerin de aradığı şartlar vardır ve bu şartların önemli bir bölümü sizin elinizle sunulabileceklerdir. Allah'a tevekkül edin, çok dua edin, sabredin; son gülen iyi güler bunu unutmayın.
Sorudaki sıkıntının nedeni “evlenmekten uzak kalma kararı” değildir. Senin için evlenme vakti gelmemiştir de sen bu duyguların etkisi altındasın. Bunu dert etmemelisin. Vakti geldiğinde göreceksin ki bu duyguların yerine önce “şu olmaz, bu olabilir” hissiyatı alacak. Ardından da “şu olsun” diyeceksin biiznillah. Dert edilecek bir durumun yoktur. Derslerine bak. İbadetlerini ihmal etme. Sılayırahimi başta ebeveynin olmak üzere koru. Çok Kur'an okumaya çalış. Gereksiz yere endişelenme. Senin gibilerin sıkıntısı şundan kaynaklanıyor: Kızlar umumiyetle yirmi iki yaşlarında nişanlanıyor, evleniyorlar. Senin de yaşın ona yaklaştı, henüz evlenemedim. Bu gereksiz bir düşüncedir. Senin için evlilik yaşı belki yirmi beştir, sen yersiz bir arayış içinde olursan vakti gelmemiş meyveyi ısırman gibi bir durum oluşur. İşine bak, kaderine teslim ol, huzurlu ol.
Aleykümselam. Eşinizin o denli uzun bir zaman evden uzak kalması normal değildir. Belli bir noktadan sonra dayanamamanız tabiidir. Eşinizle durumu konuşun, gerekiyorsa ülkenize dönün, daha ucuz bir iş bulun ama tabii ortamda aileniz sürsün.
Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şu tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.
evlilik konusundaki diğer fetvalar
Annenle babanın yıllar içinde geldikleri bu nokta, senin çözmen gereken bir mesele değil. Sen sadece evlatsın, arabulucu değil… Babanın namaz kılmaması, annenin güçsüzlüğü, evin maddi-manevi yükü… Bunların hepsini bir genç kızın sırtına yüklemek ne insanîdir ne de dînîdir. Sana rehber olacak maddeler yazacağım. Dikkatle okumanı tavsiye ederim: Annenin duygusal bağımlılığına karşı sağlıklı sınırlar koymalısın. Annenin “sensiz ayakta duramam” demesi seni duygusal olarak bağlasa da senin hayatını kilitlememeli. Senin de bir ömrün, bir geleceğin, umutların ve ihtiyacın var. Annelik hakkı kutsaldır ama “evladını kendine kurban etmek” bu hakkın sınırlarını aşar. Babanın tavırları karşısında mesafeli ama saygılı ol: Namaz kılmıyor, iletişim kurmuyor, sorumluluk almıyorsa bu onun kendi imtihanı. Senin görevin nasihat etmek değil, terbiyeni koruyup sınırını çizmektir. Babana düşmanlık etmeden ama sorumluluğunu da yüklenmeden yaşamalısın. Kendine evlenme hakkını çok görme: Evlilik, senin de hakkın. “Ben gidersem bu ev dağılır” endişesiyle sen de yıkılma. Sen bu evin direği değilsin, sen bir evlatsın. Annenin yükünü biraz paylaş, gerekirse diğer kardeşlerine danış. Ama kendi geleceğini ertelerken yılların gidişini izleme. Evlilik tekliflerini oturup değerlendir, kaçma: Gelen teklifleri “evde işler kötü, ben nasıl evleneyim” diyerek hepten geri çevirme. Her gelen teklifin içine doğmuyorsa reddet ama “evlilik beni kurtarır mı?” düşüncesiyle değil, “ben hayırlı bir eş olur muyum?” diye düşünerek karar ver. Görüşmelerde ailenin durumunu anlatmak mecburiyetinde değilsin. Sorulursa dürüstçe ama ifşa etmeden bilgi verilebilir. Bir manevi danışman edin: Yakın çevrende bir hoca hanım, bir mürşide gönül vermiş bir abla yahut ehil bir psikolojik danışman bulabilirsen ona içini dök. Yalnız kaldıkça meseleler büyür. Paylaştıkça hafifler, istişare ettikçe doğrular netleşir. Kendini heder etme. Bu evde olanları gözlemle ama aynısını yaşamaktan korkma. Çünkü sen uyanıksın, farkındasın ve istişareye açıksın. Bu bile senin aynı hataları yapmayacağının bir işaretidir. Sen Rabbine tutunmuş, duyarlılığı olan bir evlatsın. Bu acılarla şekillenmiş kalbinin karşılığı boş kalmaz. Sen Allah’a sığınırsan, O seni dünyaya da ahirete de hazırlar. Güçlü olmak zorunda değilsin, ama sabreden olmak zorundasın. Rabbim seni zayi etmesin, dualarını kabul buyursun, hayırlı bir eş, huzurlu bir yuva ve güçlü bir istikamet nasip eylesin. “Allah’ım, bu kızımızın kalbime ferahlık ver. Ona çıkış yolu göster. Ailesiyle arasına sınırlar koy, onu isyandan koru. Ona hayırlı bir eş, hayırlı bir yuva nasip eyle.”
Öncelikle bilmen gerekir ki mehir senin özel mülkündür. Evlilik esnasında sana verilen bilezikler ister “peşin” mehir olarak verilmiş olsun ister “verilecek” diye sözleşilmiş olsun senin malındır. Şu hâlde Eşin senin iznin olmadan altınlarını ticarette kullanamaz. Mehir, kadının kendi tasarruf hakkına sahip olduğu maldır. Koca, karısının malını onun açık izni olmadan kullanırsa gasp etmiş olur. Zarar oluşmuşsa, tazmin etmesi gerekir. Altınları alıp birine verdiyse ve o kişi de dolandırıcı çıktıysa, eşin mehir olan bu malın bedelini sana ödemekle yükümlüdür. Çünkü sen ne izin verdin ne de bu işe ortak oldun. “Niyeti kötü değildi” denilmesi durumu değiştirmez. İyi niyetle de olsa, izinsiz yapılan bir işlem sonucunda mal ziyan olursa, bu zararı yapan kişi telafi eder. Niyet sevap kazandırır ama kul hakkını ortadan kaldırmaz. Bu durumda ne yapmalısın? Önce sakin kal. Eğer bu mesele eşinle aranda büyük bir kırgınlığa yol açtıysa, haklarını bil ama evini dağıtmadan çözüm bulmaya çalış. Bu tür meselelerde şeytan tarafları doldurur, evleri yıkar. Buna fırsat verme. Eşinle ciddi ve sakin bir şekilde konuş. Ona, bu altınların senin özel malın olduğunu, hiçbir bilgilendirme olmadan böyle bir riske atmasının kul hakkı olduğunu izah et. Tazmin sorumluluğu olduğunu hatırlat. Eşin pişmansa, elinden geldiği kadarıyla bu zararı telafi etmeye çalışmalı. Borç alıp ödemesi, peyderpey tamamlaması, bu konuda gayret göstermesi gerekir. Çünkü bu sadece aranızdaki bir mesele değil kul hakkı ve ahiret sorumluluğudur. Eğer eşin bu durumu hafife alıyor, telafi yoluna gitmiyor, pişmanlık göstermiyorsa, bu durumda aile büyüklerinden veya güvendiğiniz bir âlimden ya da müftülükten arabuluculuk istemek uygun olur. Bacım, sen sabrını kaybetme. Hakka dayalı bir çözüm arayışında ol. Eşin hatalı ama bu hatası evlilik kurumunu yıkmadan, adil bir şekilde telafi edilebilir.
Bir erkeğin hanımı ile nikâhı devam ederken ikinci eş olarak hanımının yeğenini alamaz. Hanımı ile nikâhı ortadan kalktıktan sonra onunla nikahlanması mümkün olur. Bunun fıkıhtaki adı, biri diğerinin teyzesi/halası olan iki hanımla aynı anda nikahlanmak olarak geçer. Caiz değildir.
Nişanlılık süreci evliliğe adımda en önemli süreçlerden, evliliğin nasıl geçeceğini işaret eden göstergelerden biridir. Aynı zamanda iki tarafın birbirini tanıma sürecinde, birbirlerine karşı muhabbetin artma sürecidir. Sizin bu süreçte birbirinize karşı saygıyı zedelemeniz doğru olmaz. Mü'min, onurlu işler yapmalıdır. Taraflar olarak onurunuzu zedelememeniz gerekir. Bu süreçte hastalanacak kadar durumlar yaşamanız yahut karşı tarafı talepleriniz karşılanmadığı için yoracak duruma getirmeniz ciddi olumsuzluklara götüren bir durum olur. Nişanlılık süreci keyifli bir şekilde evin düzenlendiği, ihtiyaçlar için irtibatın sağlandığı, ailelerle birlikte mutluluk içerisinde geçirilmesi gereken bir süreçtir. -İki kişi bu süreçte birbirini daha net anlamalı ve açık bir şekilde konuşmalıdır. Taleplerinizi ‘evlenince anlaşırız, düzeliriz’ gibi bir sürece asla erteleyemezsiniz. Onurunuzu zedelediğiniz bir durum evlilik sonrasına ertelenmemelidir. -Tartışmaların sık yaşandığı, mutluluğun, tebessümün az olduğu bir süreç sizlere ve ailelere zarar verir, sonrasında unutulmaz yaralar açar. Belli konuları büyüklerle beraber yahut kaliteli bir evlilik yapan çiftler varsa onlarla istişare etmeniz gerekir. -Sosyal medyada resim paylaşmak hususunda: Böyle bir durumda kriz meydana geliyorsa bunda da doğru olanı yapmanız gerekir. Nişanlınızın böyle bir duruma tepki göstermek gibi bir hakkı vardır,. -‘Görülmek, önemsenmek’ hususu hakkında: Bu konudaki talebiniz ve sınırlarınız nelerdir? Bunların da abartıya kaçıp kaçmadığını anlayabilmek için muhakkak bir büyükle, olgunluğuna güvendiğiniz kişiyle konuşun. Arkadaşlarınızla konuşmanız fayda sağlamayabilir. Onların da sizin gibi aynı süreçlerden geçen, aynı isteklerde bulunan, duygusal açıdan bakan kişiler olması muhtemeldir. Bu konuda dengeli ve tarafsız davranamayabilirler. Allah hayırlı ve güzel kararlar vermenizi nasip etsin.
Bu durumu bir rahatsızlık olarak görmeniz ve sağlığınıza kavuşmak için de doğru tedaviyi seçmeniz gerekir. Bunun için; - İbadetlerinizi ihmal etmeyin hatta elinizden geldiğince çoğaltın. - Meşguliyetlerinizi arttırın, boş vakit bırakmayın. Kabiliyetlerinizin olduğu yeni ve mübah alanlar keşfedin. Aklınızı bu yönde çelebilecek kötü alışkanlıklardan uzak durun. - Spor ve sağlıklı beslenme gibi sıhhatinize iyi gelecek alanlarda kendinizi geliştirin. - Evliliği bir çözüm olarak kabul edin ve büyüklerinizle istişarelerinize göre bir karar verin.
Nişanlılık sürecine girmeniz ciddi bir adım attığınızın göstergesi. Her ne kadar böyle olsa da evlilikten önce hala istişareler edebilir ve bu istişarelere binaen en sağlıklı karar hangisi ise onu hayata geçirebilirsiniz. İçinizi kemiren durumların yarın evlendiğinizde ne sonuçlar doğurabileceğini çok iyi hesap edin. Daima buruk bir gönülle baktığınız bir evlilik, şüpheler ile büyüttüğünüz bir ilişki yarın bir gün her ikiniz için de tatsız sonuçlar doğurabilir. Emin olmadan, kesin ve net bir karara kalbinizin en derinlerinde varmadan daha ciddi adımlar atmaktan imtina etmenizi tavsiye ederim. Kalbinizde atmanız gereken bu adımlar öyle olmalı ki yarın bir gün, istenmedik durumlarda bu eski dosyaları açma ihtiyacı hissetmeyip yeni olayları yeni gibi görebilecek. Çünkü eski defterleri gerçekten kapatmış olabilecek. Çünkü gerçekten kapanmış defterler açılmak için fırsat aramaz. Kalbinizde açılmak için fırsat arayan defterler varken ciddi adımlar atmadan önce kalbinizdeki açılmaya fırsat arayan defterlere bir çare bulun. Bu çareler ister kalbinize yönelik müdahaleler olsun, ister dış dünyada alacağınız kararlara yönelik müdahaleler olsun. Kalbinizin ritmi ile doğru kararların ritminin uyumuna dikkat edin. Öte türlü daima hormonlu bir yolculuk, hormonlu bir büyüme olur. Bu süreçte gerekirse bir psikologdan yardım alabilirsiniz de. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.