İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Faizli kredi almak isteyen kişiye kefil olmak veya aracılık yapmak caiz midir?

Cevap

İslam, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yoldan temin etmelerini emreder ve her türlü faizi kesin olarak haram kılar (Âl-i İmrân, 3/130; Nisâ, 4/161). Şahıslar veya kurumlarla yapılacak faizli kredi işlemleri de bu kapsamdadır. Bu itibarla haram olan bir işlemi yapmak caiz olmadığı gibi ona aracılık yapmak ve destek olmak da caiz değildir (Mevsili, el-İhtiyar, II, 406). Nitekim konuyla ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.s.); faizi yiyene, yedirene, yazana ve buna şahitlik edenlere lânet etmiş ve hepsinin (günahta) eşit olduğunu bildirmiştir (Müslim, Müsâkât, 106). Dolayısıyla faizli kredi alacak bir kişinin borcuna kefil olmak veya aracılık yapmak caiz değildir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam’a göre faizin her çeşidi haramdır (Bakara, 2/275-279; Buhari, Libas, 96; Müslim, Müsâkât 105, 106). Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak veya vermek caiz değildir. Bununla birlikte faizle borçlanan kimse faizli kredi kullanarak menkul veya gayrimenkul bir mal satın aldığında, sorumluluk bu malı satanda değil faizli kredi kullanarak satın alandadır. Bu bakımdan bir kişinin, malını faizli kredi kullanarak satın almak isteyen kişiye satmasında bir sakınca bulunmamaktadır.

Bir kişinin, malını faizli kredi kullanarak satın almak isteyen kişiye satması c
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişi veya firmanın bankadan alacağı faizli krediye aracılık edilmesi karşılığında komisyon adı altında ücret alınması helal olmaz. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s.), faiz alan ve verenin yanı sıra yazmak, şahit olmak ve vekil olmak suretiyle faiz işlemine yardımcı olan herkesi sorumlu tutmuştur. (Müslim, Müsâkât, 106 [1598]) Eğer kredi faizsizse ve aracı olan kişi, bu işlemleri takip edip sonuçlandırmak için ücretle tutulmuşsa verdiği emeğin ve yaptığı hizmetin karşılığı olarak vekâlet/rehberlik ücreti alabilir.

Banka kredisi almaya aracılık eden kişinin komisyon alması helal olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. KREDİ, para karşılığı borç almak demektir. Faiz de budur ve haramdır.

Selamünaleyküm. Kıymetli hocam ben serbest meslekle uğraşan bir esnafım. Ticaret
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Mü'min, kalbinin rahat etmediği işi yapmaz insandır. Borsayı bu şekilde görüyorsanız ondan uzak durmalısınız. Bir şirketin: İşinin haram bir iş olması, Helal bir iş yapıyor olsa da faiz alıp veriyor olması ve bunu şirket hesabı üzerinden yapması o şirketin hissesini almayı din olarak engeller. Zorunlu bir borçlanmadan kaynaklanan geçici bir faizli ilişki için o şirketin haram iş yapan şirket olduğunu söyleyemeyiz. Hiçbir şekilde faiz almak ve vermek arasında fark göremeyiz. Böyle bir bakış bizi maazallah ZİYA YAPAN MI YAPILAN MI sorusuna da götürebilir.

Borsada birçok şirketin gelir gider tablosunu inceledim ve istisnasız hepsinde f
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Devletin evlilik desteği, hibe ya da faizsiz geri ödemeli bir yardım ise ve içinde faiz, kumar, haram bir unsur bulunmuyorsa bu yardımdan faydalanmak dinen caizdir. Ama eğer verilen destek geri ödemeli ve üzerine faiz ekleniyorsa, o zaman bu faizli borç olur, bu da caiz olmaz. Yani faizsiz geri ödeme varsa veya tamamen karşılıksızsa caizdir. Faizli borçlandırma varsa caiz değildir. Detaylı şartları görmeden kesin hüküm vermek zor ama devletin “faizsiz destek” olarak sunduğu projeler genelde caizdir. Gönlünüz rahat olsun ama sözleşmesini dikkatle okuyun.

Hocam, Allah nasip ederse abim bu sene evlenmeyi planlıyor. Devletin evlenecek g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Maalesef, faiz ve faizin bağlantıları konusunda hadislerde belirtilen afet dönemine girdik ya da o süreçteyiz. Allah bizi, O'nun haramlarına düşmekten muhafaza buyursun. Adına 'finans kurumu' ya da başka bir şey denen kurumların İslam'a göre olmadığını tartışmaya bile gerek yoktur. Herhalde sahipleri de bunu iddia etmezler. Fakat diğerleriyle aynı demeyi zorlaştıracak bir durumdan da söz edebiliriz. O nedenle yüzde yüz helaldir demediğimiz gibi saf haram olduğunu da iddia edemiyoruz. İlla bir banka ile çalışılacaksa onlarla çalışılmasını söyleyebiliyoruz. Takva yönü ile bakıldığında uzak durulması gerekmektedir. Tenkitte ölçülü davranmamızın nedeni, o kurumların Türkiye'de saygın ilim adamı olarak bilinen isimlerle danışarak iş yaptıklarını beyan etmiş olmalarıdır. Allah'a yalvarır, bizi nefislerimize esir etmemesini dileriz.

Yasa gereği finans kurumları bankacılık sistemine geçerek, 'katılım bankacılığı'

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Altın kolye, bilezik gibi ziynetin (süs eşyasının), bozdurulmadan bizzat kendisini (aynını) geri vermek şartıyla düğün gibi münasebetlerde kullanmak için kiralanması caizdir. Çünkü burada altın bozdurulmadan iade edileceğinden, verilen bedel süs eşyasının (aynının) karşılığında değil, bu eşyanın kullanılmasıyla elde edilecek menfaatin karşılığındadır (Şeybanî, Asl, (Katar baskısı) III, 521; Sahnun, el-Müdevvenetü’l-Kübrâ, III, 428; Serahsi, Mebsut, XV, 170; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, VIII, 153; Nevevi, el-Mecmû’, VI, 46; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 143; Ali Haydar, Dürerü’l-Hükkâm, I, 581). Bununla birlikte maddi imkânı olmayan kişilerin toplum nezdinde kendilerini varlıklı gibi gösterme temayülünde olması ve gerçekte olmayanı varmış gibi göstermesi ahlaki açıdan doğru bir davranış değildir.

Düğünlerde bir süre takıp sonra geri vermek üzere kolye, bilezik gibi altının ki
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İhtiyari (ek) garanti, alışverişlerde yasal garanti süresinden sonra başlamak üzere belli bir ücret karşılığında, satıcı tarafından müşteriye sunulan ilave bir hizmet taahhüdünü ifade eder. Alışverişlerdeki yasal garanti, belirlenen süre içerisinde malın bozulması halinde satıcının tamir, değişim gibi taahhütleri, İslam’ın genel prensiplerine aykırı olmayan ve örf haline gelen bir şart olarak kabul edilebilir. Nitekim bu yasal garanti alışverişin zorunlu bir unsuru halinde uygulanmaktadır. Satın alınan bir eşyanın ücret karşılığında ihtiyari olarak garantisinin uzatılmasına gelince; yasal garantideki amaca binaen söz konusu ihtiyari garantiyi yaptırmak aynı kapsamda değerlendirilebilir.

Satın alınan bir eşyanın garanti müddetini ücret karşılığında uzatmak caiz midir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İşletmeler ticari ilişki içerisinde bulundukları kişilerle yaptıkları anlaşma çerçevesinde, belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak prim ödemektedirler. İskonto uygulaması olarak da değerlendirilebilen ciro primindeki amaç pazar payını arttırmaktır. İslam hukukunda taraflarca öne sürülen şartlar akdin sıhhati açısından ele alınmıştır. Bu bağlamda Hanefilere göre alım-satım akdinde taraflardan birine fayda sağlayan şartlar akdi fasit kılar (Merğînânî, el-Hidâye, V, 123; Kâsânî, Bedâi‘, VI, 117). Mâlikî ve Hanbelîlere göre ise, akdin gereği olmayan, ancak akdin gereklerine de aykırı düşmeyen bir şeyin şart koşulması caizdir (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, III, 178-179; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 166). Bununla birlikte fukahanın çoğunluğuna göre satış akdinin amacına uygun olan, tarafları anlaşmazlığa götürmeyen ve ticari örf haline gelen şartlar sahih kabul edilmiştir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 57; İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik, VI, 195; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, VI, 389). Netice itibariyle ciro primi; satış akdinin amacına uygun olması, ticari örfte yaygın olarak kullanılması ve tarafları anlaşmazlığa götürmemesi durumunda caizdir.

Alım satım akdinde taraflarca belli bir miktarda ciro primi istenmesi caiz midir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bankaların, belirlenen vade sonunda kendilerine yatırılan paraya belli bir oranda fazlalık/faiz vermek üzere açtığı hesaplara “vadeli mevduat hesabı” denir. Müslümanlar faizli mevduata bilerek ve isteyerek para yatırmamalıdırlar. Çünkü bu tür mevduat hesaplarına tahakkuk ettirilen fazlalıklar faiz olup dinen haramdır. Söz konusu faiz oranlarının enflasyonun altında ya da üstünde olması, bu işlemi faiz olmaktan çıkarmaz. Bu itibarla bankaların vadeli mevduat hesaplarına para yatırmak caiz değildir. Bununla birlikte vadeli mevduat hesaplarından bir fazlalık herhangi bir şekilde elde edilmiş ise, kişinin bu gelirleri kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu yakınları için kullanması caiz olmayıp sevap beklemeksizin ihtiyaç sahiplerine vermesi gerekir.

Bankaların vadeli mevduat hesaplarına para yatırmanın dini hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Vadesinde ödenmemiş borçlar tahsil edilirken paranın değer kaybının borca eklenip eklenemeyeceği konusunda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır (Serahsi, Mebsût, XIV, 29-31; Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’, VII, 395; İbn Abidin, Reddü’l-Muḥtâr, VII, 389). Özellikle enflasyonist ortamlarda paranın değer kaybının tahsil edilebileceği şeklinde Hanefilerden İmam Ebu Yusuf’un benimsemiş olduğu ve daha sonra mezhepte müftâbih haline gelen bir görüş bulunmaktadır (el-Fetâva’l-Hindiyye, IV, 510; İbn Abidin, Reddü’l-Muḥtâr, VII, 390; İbn Abidin, Mecmuatu’r-resail, II, 58-67). Buna göre demir, çimento, mazot, un, vb. standart emtianın alışverişinden kaynaklanan para borcunun gününde ödenmeyerek geciktirilmesi halinde, bu maddelerin piyasa değerinin değişken olması sebebiyle bir takım anlaşmazlıklara kapı aralayacağı için, paranın değer kaybının devlet tarafından açıklanan enflasyonun dikkate alınarak tahsil edilmesi daha doğru olur.

Demir, çimento, mazot, un, vb. standart emtianın alışverişinden kaynaklanan para

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.