Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Allah nasip ederse abim bu sene evlenmeyi planlıyor. Devletin evlenecek gençlere yönelik sunduğu 150.000 TL’lik evlilik destek kredisinden faydalanmayı düşünüyor. Ancak bu yardımı dinî açıdan almak caiz midir, değil midir? Bu konuda bilgi almak istiyoruz.
Cevap
Benzer fetvalar
Devletimizin faizsiz geri ödeme olarak sunduğu teşviklerden yalan beyan veya hile söz konusu olmadığı sürece yararlanabilirsiniz.
Değerli kardeşim, memleketimiz ve bütün dünya çetin bir fırtınanın içinde can ve mal derdine düşmüştür. Allah Teâlâ akıbetimizi hayır etsin. Bütün insanlığı kötü sonlardan muhafaza buyursun, gelişmelerden ibret almayı hepimize nasip etsin. Piyasada büyük bir para daralması olduğu ve daha da artarak devam edeceği muhakkaktır. Bunun sonucu olarak da bankalar üzerinden çare arayışları olacaktır. Faiz, Allah’ın en büyük haramlarından biridir. Normal piyasa şartlarında kuruşu için bile ruhsat verilemez. Mevcut olağan üstü ve ulusal hatta evrensel durum karşısında devlet bankalarının vatandaşları rahatlatmak için vereceği kredilerin caiz olması ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: a- Böyle büyük ve yaygın bir afetle bağlantılı konuda DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU’nun vereceği fetva ile amel eden biiznillah vebale girmez. Sıkışmış olanlar kurulun kararlarını izleyebilir. b- Bizim şahsi kanaatimiz ise AÇ VE AÇIK denecek düzeye düşmeden faizli bir kurumun kapısında olmak caiz değildir. Dinimiz mesela domuz etini de haram etmiştir ama ölümle burun buruna gelene bir ruhsat vermektedir. Bu da ona benziyor zannederiz. Herkes kendi durumunu ve zaruretin oluşup oluşmadığını takdir etmelidir. Birbirimizin vebali ile ahirete gitmenin anlamı yoktur.
Faizin her çeşidinin büyük günahlardan biri olduğu tartışılamaz bir konudur. Kıyamete kadar faiz için kesin haram olma ilkesi değiştirilemeyecektir. Bunu birinci ilkemiz olarak belirleyebiliriz. Neyin faiz nedeniyle haram olduğu neyin de olmadığı ise başka bir ayrıntıdır. Bu ayrıntı fakihlerin üzerinde asırlardan beri çalıştığı bir mesele olarak önümüzde bulunmaktadır. Ekonomik menfaatlerin dinden ve insandan daha değerli tutulduğu bir zamanda Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Müslümanlar açısından bazı zaruri ihtiyaçların temini için ‘o kadarı caiz olabilir’ denecek faiz ruhsatları bulunabilir mi sorusu git gide yaygınlaşmaktadır. Bir tarafta haram helal ayırmadan yaşayan kitleler bulunurken diğer taraftan kuruştan bile faiz ihtimali nedeniyle uzak durmaya çalışan dar bir kesimin zaruri ihtiyaçlarını dahi gidermekte zorlandığı da bir gerçektir. Bu çerçevede şu tespiti yapabiliriz: a- Bizim kanaatimiz normal şartlarda faizin hiçbir çeşidinin helal olmayacağıdır. Bazı ilim adamları ise Türkiye gibi ev edinmenin çok zor olduğu ortamlarda İLK EVİNİ satın alacak birinin başka bir çaresi kalmamış ise kredi ile ev alabileceğini söylemektedirler. Genel bir fetva değilse de gerçek bir zorunluluk yaşayan için değerlendirilebilir bir fetva olarak görülebilir zannederiz. b- Hangi şartların zorunluluk/çaresizlik olacağı herkesin kendi iman ağırlığına göre verebileceği bir karardır. Yöneticilerin yıllar süren gafleti, suiistimali veya vurdum duymazlığı nedeniyle ortaya çıkan fakirliği dinden taviz kopararak kapatmaya çalışmak elbette kabul edilemez. Ortadaki durum bir iman ve takva mücadelesidir. Takvadan yana olmaya dikkat edilmelidir. Ağır bir zaruret hâlinde ise zaruretler için verilen fetvalardan istifade edilebilir ama ZARURETİN ne olduğunu tespit herkes için farklı olabilir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.
a- Faiz, Allah'ın haramlarından bir haramdır. Zina gibidir, alkol gibidir. Olağanüstü şartlarda alkole bir nebze geçici ruhsat oluştuğu gibi faize de ruhsat oluşabilir. Bu konudaki ruhsat, hayatî fonksiyonları icra etmede oluşabilecek bir tıkanma ile ancak söz konusu olabilir. Faiz illetinde, faizin birinci ve ikinci tarafları kadar ona hizmet eden bütün taraflar da o günaha ortak olurlar. Bu zarutetin daha aşağısı için var kabul edilebilecek bir ruhsat gayet tehlikeli bir tutum olur. b- Sözünü ettiğiniz felaketin ardından devletin vatandaşlara sağladığı yardım, faizi devletin ödeyeceği bir yardımdır. Neticede faizli bir işlemdir. Faiz için geçerli kurallar orada da geçerlidir. hayatî işlevlerinde sıkıntı oluşacak bir Müslüman bu imkândan yararlanabilir. Bu düzeyde olmayanlar için FAİZİNİ BİR BAŞKASI ÖDÜYOR diye helallik şartlarının oluşmayacağı kanaatindeyiz. c- Kimin hayatî sıkıntısı vardır kiminki de o düzeyin altında bir durumdur buna, herkesin imanı devreye girecek ve kararı kendisi verecektir.
İslam, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yoldan temin etmelerini emreder ve her türlü faizi kesin olarak haram kılar (Âl-i İmrân, 3/130; Nisâ, 4/161). Şahıslar veya kurumlarla yapılacak faizli kredi işlemleri de bu kapsamdadır. Bu itibarla haram olan bir işlemi yapmak caiz olmadığı gibi ona aracılık yapmak ve destek olmak da caiz değildir (Mevsili, el-İhtiyar, II, 406). Nitekim konuyla ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.s.); faizi yiyene, yedirene, yazana ve buna şahitlik edenlere lânet etmiş ve hepsinin (günahta) eşit olduğunu bildirmiştir (Müslim, Müsâkât, 106). Dolayısıyla faizli kredi alacak bir kişinin borcuna kefil olmak veya aracılık yapmak caiz değildir.
Verdiği kadarını geri alıyorsa faiz olmaz.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Sorunuzdan anlaşıldığına göre böyle bir imkânı size çalıştığınız kurumunuz veriyor. Aynı zamanda da devlete bağlı bir yer olduğu için direkt resmî açıdan da bir sıkıntı olmayan hatta size verilen bir hak. Böyle bir hakkı sizin uygulamanızda resmî açıdan bir engel yok ise kullanabilirsiniz. Farklı bir ayrıntı varsa dikkat edilmesi gereken onu da göz önünde bulundurmanız gerekmektedir. Bir hususa daha dikkat çekmekte fayda olabilir: Konumumuz ne olursa olsun ne iş yaparsak yapalım yaptığımız işi kaliteli yapma standardında yapalım. Böyle yapalım ki Müslüman’ın farkını işimizde de hissettirelim. Aldığımız belgeler ile konumumuz yükseldiği gibi kendimizi her an geliştirip daha güzel işler ortaya çıkaralım. Hele işimizi devlet kurumu gibi ümmet adına iş yapan bir kurumda yapmak, kılı kırk yaran bir mantıkta olmamız gerektiği anlamına geldiğini de unutmamakta fayda var. Rabbim faydalı işlere imza atanlardan olmayı hepimize nasip etsin.
Bir sendikaya üye iseniz, o sendika da yasal kimliği olan bir sendika ise sendikanın eylemleri de yasaldır. Devletin “bunu yapamazsınız” demediği bir iş yapılabilir.
Siz söylemesiniz de diş hekimliğinin böyle olduğunu biz de görüyoruz. Zor da olsa sürdürmeniz daha isabetli olur zannederim. Şimdi bırakmanız durumunda yarın şeytan sizi “keşke” bataklığında boğabilir. Devlet yerine özel bir klinikte az mesaili iş tercih etseniz olmaz mı? Birden bire bırakmayın. Özelde de dayanamazsanız bırakma yönünü tercih edersiniz. Zannederim böylesi daha isabetli olur. Allah yardımcınız olsun.
Çalıştığınız kurumun yetkilisinin normal olarak izin verdiği şey sizin için caiz olur. Göz yumma şeklinde ise bir izin olmaz.
Evet, buna normal bir faiz gibi FAİZ demesek de, neticede alan bir el sahibi olacağı için mü'minin böyle şüpheli bir işten uzak durmasını tavsiye ederiz.
Allah Teâlâ sizi de bizi de helal rızıkla rızıklandırsın. Âmîn. Mü'minin kalbi filtre gibidir, haram ve şüpheli şey oraya takılır. Yaşadığımız ülkede memur olmanın devlete hizmet etmekten çok devletin kasasına anahtar uydurup garantili bir hayat yaşama sevdasından başka bir şey olmadığını görüyoruz. Yönetenler ve bu alanda yönetilenler kıyamet günü hiçbir şekilde hesabını veremeyecekleri bir kul hakkı dosyası ile dirileceklerdir. Yöneticiler seçimlerini etkilemesin diye bile bile devletten geçinen ama devlete hizmet etmeyen memurlarını bir halkın geleceği pahasına beslemektedirler. Onlar da sömüren ve yan yatan memur kadar vebal altındadırlar hatta daha da ağır bir vebal taşımaktadırlar. Yöneticilerin her türlü eğilip bükülebilir yönetmelikler çıkarmaları haramı helal yapmaz. Sendikalar da helalleştirme araçları olamaz, aksine sendikalar harama ve şüpheye katık olurlar bu durumda. En azından kanunda açıkça yazan kurallara uyulmalıdır ki kazanç helal olabilsin. Tarımın hâli ortada iken görevini savsaklayan memurların mesela namaz kılıyor olmaları kazandıklarının helal olmasını gerektirmez. Siz kalbinizin sesine kulak verin ve tek de kalsanız haramdan/şüpheden uzak durun. Allah yardımcınız olsun.