Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben devlette diş hekimliği yapan bir kadınım. Burada kısa sürede çok hasta bakmamız isteniyor, kaliteye önem verilmiyor. Bizim meslekte de işlem yapmak gerektiği için çok yorucu ve stresli oluyor. Açıkçası maddi ihtiyacım olmasa hiç çalışmak da istemiyorum. İş hayatında genelde seküler insanlar bulunuyor ve hayat tarzlarımız bambaşka, kendimi hem bedenen hem ruhen yıpranmış ve yalnız hissediyorum. Gelen hastaları memnun bir şekilde göndermeye çalışıyorum ama çalışma şartlarından dolayı bu meslek bana göre değilmiş diye düşünüyorum. Uzmanlık diş hekimliğinde de var ama benim artık ders çalışma isteğim kalmadı. Şu anda bekârım ama ileride aile kursam ne eşim ne çocuğum için gereken ilgiyi gösteremem. Böyle düşünüp ev hanımlığına özeniyorum. Mesleği bıraksam eşim geçimimi sağlasa evde eşime çocuğuma hizmet etsem daha hayırlı olur düşüncesi geliyor. Sizin sağlık alanına ehemmiyet verdiğinizi biliyorum ama ben artık bunu hizmet değil de külfet olarak görmeye başladım. Bu hayat tarzı benim mizacıma uymuyor. Ben sakinliği seven bir insanım, iş temposunu kaldıramıyorum. Bunlar tembellikten mi onu da bilmiyorum. Nasıl bir yol izlemeliyim sizce?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kere bu tutumunzda hiçbir aşırılık yoktur, tam bir müslüman erkeğin düşünmesi gerekenleri düşünüyorsunuz. Allah sizi sevsin, sizden razı olsun. Keşke bütün Müslüman erkekler sizin gibi düşünebilseler! Fakat, tababet dalında bizim bazı ruhsatları kullanmamız mümkündür. Buna göre eşinize şunları tavsiye ederiz: - Bir kere çocuk ve kadın üzerine çalışması ideal olandır. Hedefte bu bulunsun. - Hastahane şartlarında iken HALVET olacak şekilde bir erkekle başbaşa kalmasın. (Halvet, kapalı bir odada yabancı bir erkekle başbaşa kalmaktır.) - Mümükün olduğunca erkek hastaya bakmasın. Zaruret durumlarında mesela acil sancıdan kıvranan bir erkeğe bakabilir. Bu bakmada da yakın olma hususuna özellikle beden değmesine çok dikkat etsin. Bilhassa eldiven ve maske kullansın ki bunlar zaten gereklidir. Erkek hastalarla uzun cümleler kurup konuşmasın. Size de tavsiyem, doktor hanımla bu konuyu bir tartışma konusu durumuna getirerek aranıza fitne sokmayın. O da ikna olarak yapsın yapacağını. Allah işinizi kolay etsin.
Selamünaleyküm. Bir kere bu tutumunuzda hiçbir aşırılık yoktur, tam bir müslüman erkeğin düşünmesi gerekenleri düşünüyorsunuz. Allah sizi sevsin, sizden razı olsun. Keşke bütün Müslüman erkekler sizin gibi düşünebilseler! Fakat, tababet dalında bizim bazı ruhsatları kullanmamız mümkündür. Buna göre eşinize şunları tavsiye ederiz: - Bir kere çocuk ve kadın üzerine çalışması ideal olandır. Hedefte bu bulunsun. - Hastahane şartlarında iken HALVET olacak şekilde bir erkekle başbaşa kalamsın. (Halvet, kapalı bir odada yabancı bir erkekle başbaşa kalmaktır.) - Mümükün olduğunca erkek hastaya bakmasın. Zaruret durumlarında mesela acil sancıdan kıvranan bir erkeğe bakabilir. Bu bakmada da yakın olma hususuna özellikle beden değmesine çok dikkat etsin. Bilhassa eldiven ve maske kullansın ki bunlar zaten gereklidir. Erkek hastalarla uzun cümleler kurup konuşmasın. Size de tavsiyem, doktor hanımla bu konuyu bir tartışma konusu durumuna getirerek aranıza fitne sokmayın. O da ikna olarak yapsın yapacağını. Allah işinizi kolay etsin.
Öncelikli hedefin MESLEĞİNDE KALİTEYİ YAKALAMAK olmalıdır. İyi bir doktor olduktan sonra gerisini kolay çözebilirsin. İkinci olarak da bir hanım kız olarak şunu bilmenizi isterim: Bu duygularınızı tam anlamı ile MÜBAREK duygulardır, Allah Teâlâ sizden razı olsun. Pek güzel düşünüyorsun. Yalnız daha önce bu ve benzeri hissiyatlarını bana aktaran özellikle hanım doktor adayları, mesleklerine dalınca bu sözleri çabuk unutuyorlar. Temenni ederim siz farklı olun. Şunu söylemek istiyorum: Şimdi bunları hissediyor olmanız güzel ama vakti gelince bunları korumanız daha da güzel olacak! Hanım doktor olacak dünyanın her yerinde dua alırsınız. Her yerde ibadet durumunda olabilirsiniz. Yeter ki niyetiniz baki olsun. Yeter ki ihlasınız var olsun. Doktorlukta muhakkak uzmanlaşın, kabiliyetinize göre bir alanda uzmanlaşın. Ve çalışın. İffetiniz açısından riske girmediğiniz sürece çalışın. Tıp ibadet nitelikli bir alandır, kaçırmayın fırsatı.
Tam bir imtihana tutulmuşsunuz, Allah yardımcınız olsun. Eşinizin derdini bilmedikçe net bir şey söylememiz mümkün olmaz. Ancak büyük ihtimalle geçici bir sıkıntıya benziyor. Siz bir şey olmamış gibi davranmaya, çok da üzerine gitmemeye, soruşturmamaya çalışın. Ev dışında beraberlik pozisyonları oluşturun. Sorun sadece kadın sorunu olmaz. Hayattan genel bir soğukluk da olabilir. Neticede bir kadına dayanması da mümkündür. Sabredin, tatlı konuşun. Bu konuyu sürekli irdeleyip durmayın, derinleşmesine sebep olursunuz. Dualar edin, Kur'an okuyup kendinizi rahatlatın. Konuyu bilen sayısının fazlalığı çözümü zorlaştıracaktır, ona göre derdinizi yaymaya önem verin. Allah kalbinizi rahatlatsın.
Değerli kardeşim, kazandığınız para ile bayan hastaya bakmanın helallik açısından bir bağlantısı yoktur. İşiniz mübarek bir iştir. Kaliteli yaptığınız sürece Allah’ın izniyle helaldir. Kalite de işinizde süreklileştikçe oluşacaktır. Kimse mezun olduğu gün uzman olmuyor. Uzmanlaşanlar hata yapa yapa o noktaya geldi. Kaldı ki ehil olanlar bile hatadan uzak değildir. Yeter ki kasten olmasın. Siz de bir dönem uzman hekimlerle birlikte çalışarak bu açığı kapatacaksınız inşallah. Bayan hastaya bakma meselesi kendi içinde bir konudur. Örneğin; bayan hastaya bakmanızın varsayalım ki caiz olmaması, kazancınızı haram yapmaz. Konuyu şöyle değerlendirebilirsiniz: • İlke olarak bayan hastaya bayan hekim bakar. • Size gelen bayan hastaya bakmanızda sakınca yoktur. • Bayan hastayı tedavi ederken en üst düzey takva ayarları ile muamelede bulunursunuz. • Bunlara rağmen nefsiniz sizi sıkıştırıyorsa bayan hasta almazsınız.
Allah yardımcınız olsun. İnsan sağlığı ile alakalı bir iş yapmak sürekli sevap kazanma durumunda olmak demektir. Belirttiğiniz bu ayrıntı ile alakalı olarak şunu söyleyebiliriz: - Elbette gücünüzün yetmediği işten sorumlu olmazsınız. Sizin üstünüz olan yöneticilerin esnek bıraktığı konuda sizin zorlanmanız gerekmez. Neticede siz bir memursunuz, amirinizin emrettiğini yapmanız yeterlidir. Siz elinizden geleni yapmaya çalışın. Yazdığınızda yalan ve aldatma olmasın. En azından normlara yakın olduğuna kanaatinizle karar vermelisiniz. Tamamen yanlış bir bilgi hem o insana zarar vermek hem devleti aldatmak olabilir ki bunu caiz göremeyiz. Üst amirlerinizi bu konularda uyarın, yetişmiyor diyerek bilgilendirin ki vebal sizde olmasın.
devlet konusundaki diğer fetvalar
Çalıştığınız kurumun yetkilisinin normal olarak izin verdiği şey sizin için caiz olur. Göz yumma şeklinde ise bir izin olmaz.
Bir sendikaya üye iseniz, o sendika da yasal kimliği olan bir sendika ise sendikanın eylemleri de yasaldır. Devletin “bunu yapamazsınız” demediği bir iş yapılabilir.
Evet, buna normal bir faiz gibi FAİZ demesek de, neticede alan bir el sahibi olacağı için mü'minin böyle şüpheli bir işten uzak durmasını tavsiye ederiz.
Allah Teâlâ sizi de bizi de helal rızıkla rızıklandırsın. Âmîn. Mü'minin kalbi filtre gibidir, haram ve şüpheli şey oraya takılır. Yaşadığımız ülkede memur olmanın devlete hizmet etmekten çok devletin kasasına anahtar uydurup garantili bir hayat yaşama sevdasından başka bir şey olmadığını görüyoruz. Yönetenler ve bu alanda yönetilenler kıyamet günü hiçbir şekilde hesabını veremeyecekleri bir kul hakkı dosyası ile dirileceklerdir. Yöneticiler seçimlerini etkilemesin diye bile bile devletten geçinen ama devlete hizmet etmeyen memurlarını bir halkın geleceği pahasına beslemektedirler. Onlar da sömüren ve yan yatan memur kadar vebal altındadırlar hatta daha da ağır bir vebal taşımaktadırlar. Yöneticilerin her türlü eğilip bükülebilir yönetmelikler çıkarmaları haramı helal yapmaz. Sendikalar da helalleştirme araçları olamaz, aksine sendikalar harama ve şüpheye katık olurlar bu durumda. En azından kanunda açıkça yazan kurallara uyulmalıdır ki kazanç helal olabilsin. Tarımın hâli ortada iken görevini savsaklayan memurların mesela namaz kılıyor olmaları kazandıklarının helal olmasını gerektirmez. Siz kalbinizin sesine kulak verin ve tek de kalsanız haramdan/şüpheden uzak durun. Allah yardımcınız olsun.
Bu durum bir hile ile özellikle oluşturulmuş ve ardından da yasal bir ihaleye çıkılmış gibi bir durum değilse normal şartlarda devletin o tür satışları ile bir malı satın almakta sakınca olmaz.
Sigorta prensip olarak dinimizin yasak saydığı şeyler ihtiva ettiği için sakıncalı görülmüştür. Bu nedenle ulema umumen sigorta caiz değildir demektedirler. Ancak devletin yaptırmayı mecburi tuttuğu sigortalara ruhsat verilmiştir. Mevcut hayat şartlarına göre zorunlu olan ve keyfilik ihtiva etmeyen sigortalar yaptırılabilir. Buradaki keyfilik/zorunluluk ise herkesin kalbindeki imana göre karar verebileceği bir durumdur. Bir mü'min için anlamsız gibi duran diğer mü'min için ölümcül görülebilir. Herkes imtihan olmaktadır bu hayatta. Sigorta da imtihan alanlarımızdan biridir.