İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Satın alınan bir eşyanın garanti müddetini ücret karşılığında uzatmak caiz midir?

Cevap

İhtiyari (ek) garanti, alışverişlerde yasal garanti süresinden sonra başlamak üzere belli bir ücret karşılığında, satıcı tarafından müşteriye sunulan ilave bir hizmet taahhüdünü ifade eder. Alışverişlerdeki yasal garanti, belirlenen süre içerisinde malın bozulması halinde satıcının tamir, değişim gibi taahhütleri, İslam’ın genel prensiplerine aykırı olmayan ve örf haline gelen bir şart olarak kabul edilebilir. Nitekim bu yasal garanti alışverişin zorunlu bir unsuru halinde uygulanmaktadır. Satın alınan bir eşyanın ücret karşılığında ihtiyari olarak garantisinin uzatılmasına gelince; yasal garantideki amaca binaen söz konusu ihtiyari garantiyi yaptırmak aynı kapsamda değerlendirilebilir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Satıcının belli bir fiyat üzerinden garanti süresini artırmasında bir sakınca yoktur.

Satın alınmış olan ürünü para karşılığı garanti süresini uzatmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Satıcı ile alıcı arasındaki anlaşmanın uzaması iki tarafın onayı ile olduktan sonra sakıncası yoktur.

Selamünaleyküm. Garanti süresini uzatmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sorunuzda müphemlik var, size şu şekilde cevap verelim: Bir müteahhidin ileride belli bir tarihte teslim edeceğini vaat etiği bir daireyi belli bir fiyata satın almak caizdir. Bu satın alma peşin para ile de olabilir, taksitlendirme ile de olabilir. Dairenin şekli belli, fiyat da belli ise bir sıkıntı yoktur. Fiyatı daha sonra değişecek bir alışveriş ise caiz olmaz. Dairenin ayrıntıları ve fiyat sabit ise sıkıntı yoktur. Meselenin özeti böyledir.

Müteahhidin yapacağı, henüz ortada olmayan bir daireyi satın almak caiz midir? Y
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir satışın bir sigorta olmadığını düşünüyorum.

Hocam, birçok beyaz eşya firması ürünlerini satarken şöyle bir alternatif sunuyo
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir malı peşin olarak satmak caiz olduğu gibi vadeli ya da taksitle satmak da caizdir. Peşin veya çeşitli vadelere göre taksitlendirilerek satışa sunulan bir malın, değişik alternatifleri gözden geçirdikten sonra bunların birini tercih edip, akdi onun üzerine kurmak suretiyle vadeli veya taksitli olarak satımında dinen bir sakınca yoktur. Alışverişte önemli olan, pazarlığın bittiği sırada satış bedelinin belirlenip akdin bu bedel üzerinden kesinlik kazanmış olmasıdır. (Serahsî, el-Mebsût, 13/7-8) Bu şartlara uymak kaydı ile veresiye alışveriş fiyatının peşine göre daha fazla olmasında bir sakınca yoktur. Ancak akit bittikten sonra banka ya da finans kuruluşları gibi üçüncü şahıslar tarafından zimmetteki peşin borcun vadeli olarak yeniden yapılandırılması faizli işlem sayılacağından caiz değildir.

Kredi kartı ile yapılan taksitli alışverişlerde peşin fiyata göre bir miktar faz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinimizce yenilmesi, içilmesi ve kullanılması haram kılınan içki, domuz eti, akıtılmış kan, leş ve putların (el-Mâide, 5/3, 90; el-En‘âm, 6/145) satışı da yasaktır. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/326 [14535]) Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) genel bir ilke olarak şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ bir topluma bir şeyin yenilmesini haram kılmışsa, ondan elde edilecek kazancı da haram kılmıştır.” (Ebû Dâvûd, Büyû‘ (İcâre), 66 [3488]) Buradan hareketle fukaha; Müslüman bir kimsenin haram kılınan şeyleri Müslüman veya gayrimüslim bir kişiye satmasının caiz olmadığını ifade etmişlerdir. Zira alışveriş iki taraflı hukukî bir işlemdir. Buna göre taraflardan birisi için caiz olmayan hususun karşı taraf açısından caiz olmasıyla hüküm değişmez. Müslüman açısından ise bir alışverişin caiz olması, alışverişe konu olan şeyden yararlanmanın helal olmasına bağlıdır. (İbn Mâze, el-Muhît, 6/349) Öte yandan Hz. Peygamber (s.a.s.), ashâbına, ellerinde bulunan haram olan şeylerden faydalanmak için bunları gayrimüslimlere satma gibi bir yol göstermemiş, onların itlaf edilmesini talep etmiştir. Bu bağlamda Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Yüce Allah ve O’nun Resulü; şarap (içki), leş, domuz ve putların satışını haram kıldı.” Kendisine, “Ya Rasulullah, ölmüş hayvanların iç yağları(nın satılması) konusunda ne dersiniz? Onlarla gemiler boyanıyor, deriler yağlanıyor, (kandillerde yakılmasıyla) insanlar aydınlanıyor”, dediler. Resûlullah (s.a.s.), “Hayır, haramdır.” buyurdular. (Buhârî, Büyûʽ, 112 [2236]; Müslim, Müsâkât, 71 [1581]) Başka bir rivâyette de şöyle bir olay geçmiştir: “Bir adam Hz. Peygamber’e (s.a.s.) bir tulum şarap hediye etmiş, Hz. Peygamber, “Allah’ın bunu haram kıldığını biliyor musun?” diye sorunca adam “hayır” cevabını vermiştir. Adam da yanındaki birine bir şeyler fısıldamış, Hz. Peygamber, “Ona ne fısıldadın?” diye sorunca adam, “Şarabı satmasını emrettim” demiştir. Bunu duyan Allah Resûlü (s.a.s.) “Onun içilmesini haram kılan (Allah), satılmasını da haram kılmıştır.” buyurmuştur. Bunun üzerine adam, şarap tamamen akıp bitinceye kadar tulumun ağzını açmıştır.” (Müslim, Müsâkât, 68 [1579]) Sonuç olarak dinimizce haramlığı kesin hükümlerle sabit olan şeylerin gayrimüslimlere de olsa satışı caiz değildir. Böyle bir şey caiz olsaydı Allah Resûlü (s.a.s.) Müslümanlara haram olan şeylerin kendilerince iktisadî değeri olan gayrimüslimlere satılmasına ve böylece değerlendirilmesine izin verirdi.

İslam’ın haram kıldığı şeylerin gayrimüslimlere satışı caiz midir?

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yoldan temin etmelerini emreder ve her türlü faizi kesin olarak haram kılar (Âl-i İmrân, 3/130; Nisâ, 4/161). Şahıslar veya kurumlarla yapılacak faizli kredi işlemleri de bu kapsamdadır. Bu itibarla haram olan bir işlemi yapmak caiz olmadığı gibi ona aracılık yapmak ve destek olmak da caiz değildir (Mevsili, el-İhtiyar, II, 406). Nitekim konuyla ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.s.); faizi yiyene, yedirene, yazana ve buna şahitlik edenlere lânet etmiş ve hepsinin (günahta) eşit olduğunu bildirmiştir (Müslim, Müsâkât, 106). Dolayısıyla faizli kredi alacak bir kişinin borcuna kefil olmak veya aracılık yapmak caiz değildir.

Faizli kredi almak isteyen kişiye kefil olmak veya aracılık yapmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bankaların, belirlenen vade sonunda kendilerine yatırılan paraya belli bir oranda fazlalık/faiz vermek üzere açtığı hesaplara “vadeli mevduat hesabı” denir. Müslümanlar faizli mevduata bilerek ve isteyerek para yatırmamalıdırlar. Çünkü bu tür mevduat hesaplarına tahakkuk ettirilen fazlalıklar faiz olup dinen haramdır. Söz konusu faiz oranlarının enflasyonun altında ya da üstünde olması, bu işlemi faiz olmaktan çıkarmaz. Bu itibarla bankaların vadeli mevduat hesaplarına para yatırmak caiz değildir. Bununla birlikte vadeli mevduat hesaplarından bir fazlalık herhangi bir şekilde elde edilmiş ise, kişinin bu gelirleri kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu yakınları için kullanması caiz olmayıp sevap beklemeksizin ihtiyaç sahiplerine vermesi gerekir.

Bankaların vadeli mevduat hesaplarına para yatırmanın dini hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam’a göre faizin her çeşidi haramdır (Bakara, 2/275-279; Buhari, Libas, 96; Müslim, Müsâkât 105, 106). Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak veya vermek caiz değildir. Bununla birlikte faizle borçlanan kimse faizli kredi kullanarak menkul veya gayrimenkul bir mal satın aldığında, sorumluluk bu malı satanda değil faizli kredi kullanarak satın alandadır. Bu bakımdan bir kişinin, malını faizli kredi kullanarak satın almak isteyen kişiye satmasında bir sakınca bulunmamaktadır.

Bir kişinin, malını faizli kredi kullanarak satın almak isteyen kişiye satması c
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Altın kolye, bilezik gibi ziynetin (süs eşyasının), bozdurulmadan bizzat kendisini (aynını) geri vermek şartıyla düğün gibi münasebetlerde kullanmak için kiralanması caizdir. Çünkü burada altın bozdurulmadan iade edileceğinden, verilen bedel süs eşyasının (aynının) karşılığında değil, bu eşyanın kullanılmasıyla elde edilecek menfaatin karşılığındadır (Şeybanî, Asl, (Katar baskısı) III, 521; Sahnun, el-Müdevvenetü’l-Kübrâ, III, 428; Serahsi, Mebsut, XV, 170; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, VIII, 153; Nevevi, el-Mecmû’, VI, 46; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 143; Ali Haydar, Dürerü’l-Hükkâm, I, 581). Bununla birlikte maddi imkânı olmayan kişilerin toplum nezdinde kendilerini varlıklı gibi gösterme temayülünde olması ve gerçekte olmayanı varmış gibi göstermesi ahlaki açıdan doğru bir davranış değildir.

Düğünlerde bir süre takıp sonra geri vermek üzere kolye, bilezik gibi altının ki
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İşletmeler ticari ilişki içerisinde bulundukları kişilerle yaptıkları anlaşma çerçevesinde, belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı olarak prim ödemektedirler. İskonto uygulaması olarak da değerlendirilebilen ciro primindeki amaç pazar payını arttırmaktır. İslam hukukunda taraflarca öne sürülen şartlar akdin sıhhati açısından ele alınmıştır. Bu bağlamda Hanefilere göre alım-satım akdinde taraflardan birine fayda sağlayan şartlar akdi fasit kılar (Merğînânî, el-Hidâye, V, 123; Kâsânî, Bedâi‘, VI, 117). Mâlikî ve Hanbelîlere göre ise, akdin gereği olmayan, ancak akdin gereklerine de aykırı düşmeyen bir şeyin şart koşulması caizdir (İbn Rüşd, Bidâyetü’l-müctehid, III, 178-179; İbn Kudâme, el-Muğnî, VI, 166). Bununla birlikte fukahanın çoğunluğuna göre satış akdinin amacına uygun olan, tarafları anlaşmazlığa götürmeyen ve ticari örf haline gelen şartlar sahih kabul edilmiştir (Mevsılî, el-İhtiyâr, II, 57; İbn Nüceym, el-Bahru’r-Râik, VI, 195; İbn Mâze, el-Muhîtu’l-Burhânî, VI, 389). Netice itibariyle ciro primi; satış akdinin amacına uygun olması, ticari örfte yaygın olarak kullanılması ve tarafları anlaşmazlığa götürmemesi durumunda caizdir.

Alım satım akdinde taraflarca belli bir miktarda ciro primi istenmesi caiz midir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İstenildiğinde çekilmek üzere para yatırılan ve herhangi bir faiz getirisi olmayan banka hesaplarına “vadesiz mevduat hesabı” denir. Herhangi bir faiz getirisi olmayan vadesiz mevduat hesapları, faize dayalı açılan vadeli mevduat hesaplarıyla aynı kapsamda değerlendirilemez. Bununla birlikte vadesiz mevduat hesabına yatırılan paranın faiz gibi dinen meşru olmayan işlemlerde kullanılması da söz konusu olabileceğinden, bu hususta meşru seçenekler olduğu sürece, zorunluluk olmadıkça paranın böyle bir hesapta tutulması dinen uygun değildir.

Bankaların vadesiz mevduat hesaplarına para yatırmanın dini hükmü nedir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.