Fetva Meclisi
Soru
Hocam, birçok beyaz eşya firması ürünlerini satarken şöyle bir alternatif sunuyorlar; mesela, ürünün fiyatı 600 lira ve iki yıl garantisi var ama haricen 100 lira daha verildiği taktirde, ürünün garantisi iki yıldan yedi yıla çıkıyor. Bu sigorta-kasko gibi bir şey midir? Eşya alırken böyle yapmak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Satıcının belli bir fiyat üzerinden garanti süresini artırmasında bir sakınca yoktur.
Pazarlık yapılırken taksitle ve daha yüksek fiyata geri alma şartı konması durumunda o alışveriş caiz olmaz. Bunun bir benzeri olan taksitle satıp peşin fiyatı ile aynı kişiye satmak da caiz değildir. Her iki durumda da faize kılıf uydurmak vardır.
Bir alım satımın caiz olması için gerekli şartlardan biri de, satılan şeyin fiyatının belli olmasıdır. Satımı yapıp ödemeyi ileride belirleme anlamındaki satışlar caiz değildir. Böyle bir işlem faiz değildir. Ticarette yasak olan sadece faiz değildir. Buradaki sakınca belli olmayan fiyatın ileride sıkıntı oluşturmasındandır.
Anlattığınızda bilgi yeterli olmamakla beraber, bu tür bir iade sigorta sayılmaz. Defolu malı geri alan bir satıcı gibi davranmış olmaktadır. Allah'a emanet olun.
Böyle bir anlaşmaya razı olmak bir zayıflıktır. “Ben zaten geciktirmeyeceğim” diyerek yapılırsa inşaallah sakıncası olmaz.
Mesela yüz liralık alışverişlerini siz ödeyip onlardan yüz lira artı bir rakam alıyorsanız bu bir faizdir, yapılması da caiz olmaz. Şöyle yaparsanız caiz olur: Siz onların alacakları şeyi orada kendiniz için satın alın. Sonra da onlara dilediğiniz fiyattan satın. Ama bunu gizli yapmayın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bu üyelik sisteminin üzerinde net bir fikir oluşmadığını düşünüyorum. Her ne kadar haram olduğu yönünde bir delil yoksa da şüpheler giderilebilmiş değildir. Ama, sattığınız mal eğer direkt haram olan bir şey değilse, onu kullananın yanlış kullanabilme ihtimali sizin onu satmanıza mani değildir. Ancak o işi bırakmanız kadınlık karakterinize daha uygundur. Allah'a emanet olun.
Devletin narh koyduğu yani fiyatını sabitleştirdiği ürünler dışında bir kâr haddi yoktur. Yasak olan aldatmak, hile yapmaktır.
Sekerat anında kelime-i şehadet ya da imana delalet eden bir söz ile bitirmek büyük bir işarettir. Ama şart olan imanın gereği üzere yaşarken ölüme yakalanmaktır. Şeytanın o anda müdahale edebileceğine dair bilgiler vardır. Bunun için de Allah'tan imanlı bir ölüm için sürekli niyazda bulunmak gerekmektedir. Birbirimize HÜSNÜ HATİME için dualar edelim.
Kâfirlere benzeşmeyi gerektirmeyen ve gusle/abdeste mani olmayan bir tırnak bakımı caizdir. Tırnağa sürülen bazı süs maddelerinin yağlı bir tabaka oluşturduğu, bunun da suyun geçmesine mani olduğu bilinmektedir. Ona göre karar verebiliriz. Allah'a emanet olun.
Osmanlı Devleti, bir İslam devletidir. Bunda bir ihtilafa mecal yoktur. Ancak Osmanlı Devleti, Şeriat'ın örneği değildir. Şimdiki halimizle kıyas edildiğinde büyük bir güzellik potansiyelinden söz edilecek olsa da Raşid Halifeler Dönemi ile kıyas edilmesinin bile mümkün olmadığı açıktır. Bu nedenle Osmanlı Devleti esas alınarak bir hüküm verilemez. Esas alınacak olan kaynaklar arasında o dönem yoktur. Bir başka husus ise, Osmanlı sarayındaki kıyafetin ne olduğuna dair net bir bilgimiz de yoktur. Çizme resimlerle ve tarihçilerin tasvirlerine dayanarak karar vermemiz doğru olmayabilir. Ancak, Müslümanların avamı için geçerli olan hüküm onlar için de geçerlidir. Buna göre karar verebiliriz. Allah'a emanet olun.
Evliliğiniz bereket kaynağınız olsun, Ümmet'in çoğalmasına, güçlenip sesinin yükselmesine sebep olacak bir yuvaya sahip olmanızı dilerim. İnsanlar düğünlere giderken, günlük kıyafetleriyle gitmiyorlar. Gelin-damat kadar süslenip düğüne gitmek adettir. Belki de gelinin yakınları, gelinden de daha alımlı hale gelip düğüne katılıyorlar. Buna göre, düğündekilerin mahremiyet kurallarına uymamaları halinde bile bile harama teşvik söz konusu olacaktır. Onun için Müslüman, erkeklerle kadınların birbirlerine muttali olabilecekleri bir yerde düğün yapmamalıdır. Böyle bir düğün talebinde ısrar edilmesi durumunda da evlilikten vazgeçilmesinin doğru olacağını düşünüyorum. Müslüman bir hanımefendi ister düğününde olsun isterse başka bir yerde, daha sonra kimlerin izleyeceği belli olmayan bir filmde görülmemelidir. O esnada akraba ve benzeri isimlerle yanında bulunanların korumaları mümkün olamayan bir filmde görülmek doğru değildir. Kaldı ki, çok geçmeden eşi olarak filmde görülenle de iki yabancı durumuna düşmeleri olası bir durumdur. Allah Teala bize dünya nimetlerinden tamamen uzak kalmamızı emretmiyor ama bizim de haramlara dikkat etmemiz gerekir. Evlilik gibi bir mübarek müessesenin haramlarla iç içe kurulmasını nasıl kabul edebilir de sonra da Allah'tan bereket dileriz? İnsanların üç beş günlük tebriklerine kanarak Rabbimizden uzak kalamayız.