İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Maaş ve ücret gibi gelirlerin zekâtı nasıl hesaplanır ve ne zaman verilir?

Cevap

Zekâtın farz olması için kişinin Müslüman, akıl baliğ; yıllık borcu ve temel ihtiyaçlarından fazla “nisap miktarı” hakikaten ya da hükmen artıcı nitelikte mala/paraya sahip olması gerekir. Ayrıca söz konusu malın/paranın üzerinden, edinme anından itibaren bir kamerî yılın geçmesi ve bu birikimin yıl sonunda nisap miktarının altına düşmemesi gerekir. Kişinin maaş ve ücret gibi gelirinin olması tek başına zekât mükellefiyeti doğurmaz; asıl olan yukarıda belirtilen şartların gerçekleşmesidir. Bu gelirlerin zekâtı, zekât yılı başında malik olunmayan ancak yıl içerisinde edinilen mallar (mâl-i müstefâd) kapsamında değerlendirilir. Söz konusu malların zekat yılının (havl) ne zaman başlayacağı konusunda içtihat farklılıkları bulunmaktadır. Hanefî mezhebine göre zekât yılı içerisinde sonradan elde edilen gelirler, yıl hesabı itibarıyla zekâta tabi mevcut mallara dahil edilir ve onlarla birlikte zekâtı verilir. (Serahsî, el-Mebsût, 3/31-32; Merğînânî, el-Hidâye, 1/100-101) Şâfiî mezhebine göre ise sene içerisinde hayvanın yavrulaması ve ticaret malının artması gibi durumlarda oluşan fazlalık, yıl hesabı açısından mevcut malla beraber değerlendirilirken; miras, hibe vb. yollarla müstakil olarak elde edilen mal/para ise mevcut birikime dahil edilmez, her mal/para kendi kamerî yılını tamamladığında zekâtı verilir. (Nevevî, Ravza, 2/269-270; Nevevî, el-Mecmû’, 5/365) Din İşleri Yüksek Kurulu, zekât yılı içerisinde sonradan elde edilen gelirlerin yıl şartı bakımından mevcut mallara/paralara dâhil edilerek zekâtının verileceği görüşündedir. Buna göre maaş ve ücret gibi gelirlerin zekât durumu şu şekildedir:
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Malın zekâtı verilmesi için iki şart önemlidir. Birincisi mal NİSAB miktarına ulaşmış olmalıdır. İkincisi de nisab miktarına ulaşmış malın üzerinden bir HİCRİ YIL (355 gün) geçmelidir. Nisab altın üzerinden belirlenir, diğer zekât mallarına da o değer uygulanır. Bu ölçü 81 gramdır. (Net rakamla 80.18 gram.) Bu kadar altın veya bu kadar altının karşılığı olan para, ticaret malı zekât için nisaba ulaşmış demektir. İkinci şart olan yıl geçmesi de hicri yıl üzerinden hesaplanır. O da 355 gündür. Zekât için hesaplanan malın sahibinin elinde bir yıl beklemiş bir mal olması gerekir. Nisaba ulaştığı andan itibaren bu bir yıl başlamış olur, yıl bitince de zekât gerekir. Nisab miktarı mal ile zekât sürecini başlatan bir Müslüman yıl içinde o maldan harcar veya bir yolla mal azalırsa yıl sonunda elindeki kalanın zekâtını verir sadece. Eğer elinde kalan nisaptan daha az ise zekât vermez. Aynı şekilde yıl içinde mala katılmış ve çoğalmış ise o katılanın yılı dolmadığı halde onu da yılı dolmuşa katarak zekâtını vermiş olur. Uygulama böyledir.

Hocam zekât vereceğim malın bir kısmı nisaba ulaşmamış oluyor. Örneğin bin liram
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât, dinen zenginlik ölçüsü kabul edilen miktarda (nisap) mala sahip olan kimselerin Allah rızası için muayyen kişilere vermesi gereken belli miktarı ifade eder. Zekâtın farz olması için; malların nisaba ulaşması yanında nâmî (hakikaten ya da hükmen üreyici/artıcı) olması, sahip olunduğu andan itibaren üzerinden bir yıl geçmesi, bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlardan fazla olması gerekir. Nisap, zekâtla yükümlü olmak için esas alınan zenginlik ölçüsüdür. Bu ölçü, altında 20 miskal (80.18 gr.), devede 5, sığırda 30, koyun ve keçide 40 adettir. Zekâtın kimlere verileceği Kur’ân-ı Kerîm’de ayrıntılı şekilde açıklanmış (et-Tevbe, 9/60), nisabı da hadislerde belirtilmiştir. (Buhârî, Zekât, 32, 38, 56 [1447, 1454, 1484]; Müslim, Zekât, 1-6 [979-980]) Buna göre temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişinin, yukarıda belirtilen diğer şartlar da yerine gelmişse bu mallarının zekâtını vermesi gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/4-6.)

Zekât nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ticaret yapmak için bekletilen hazır veya hammadde türünden emtianın zekât malı olarak hesaplanması gerekir. Gayrimenkuller de satılmak için bekletiliyorsa aynı durumdadır, onların da hesaplanması gerekiyor. Ne kadar malın zekâtını vereceğimizi hesaplamak için de elimizdeki hazır veya hammadde türünden emtianın maliyetini hesaplarız. Bize maliyetleri itibarıyla mesela beş yüz ise beş yüzünü zekâtını vereceğiz. Zekât vereceğimiz zaman, üzerimize tahakkuk etmiş bulunan borçların düşülmesi gerekiyor. Çünkü tahakkuk etmiş borç kadar olan mal aslında bizim değildir. Aylık ödeme takvimimiz de böyledir. Mesela Ramazan ayında zekât verecek olan mümin, o ay içinde tahakkuk etmiş faturalar ve tahakkuk etmiş işçi bordrolarını eldekinden düşebilir. Zira yirmi gün çalışmış bir işçinin, çalışmasına karşılık olan miktar onun malı değildir. Her ne kadar teslim edilmemişse de o para işçinin hakkıdır; o eldekinden düşülebilir. Elektrik, su, vergi vs. giderleri böyle hesaplayabiliriz. Yalnız müstakbel ödemeleri bu sınıftan saymamız doğru olmaz. Allah Teala infaka muvaffak kılsın.

Eldeki stok ticari teminatımızın, menkul ve gayrimenkulumuzun zekatı konusunda b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın bildiğiniz gibi bir nisabı vardır. Yani nisab belli olduktan sonra her yıl zekât verilir. Bu nisab 81 gram altın veya onun bedeli olabilecek bir maldır. Elinizde o kadar mal veya daha fazlası varsa onu başlangıç kabul edin. Bir yıl sonra (355 gün) elinizdeki mala bakın; nisabtan aşağı düşmüş ise zekât vermeyeceksiniz. Olduğu gibi duruyor veya arttı ise bütününün yüzde iki buçuğunu zekât verirsiniz. Daha sonraki yıllarda da aynı şekilde devam edersiniz. Faiz olan bölüm için zekât verilmez. Çünkü o, yok sayılan bir maldır. Malınızı hesaplarken de, - Elinizdekiler, - Bankadakiler (ilave görmüş halleri ile), - Alacaklarınız, - Ticaret yapıyorsanız satılık mallarınız hesaplanacaktır. Toplamı belli olduktan sonra da sabit borçlarınız ve o ayki ödenecek tahakkuk etmiş faturalarınız elinizdeki maldan düşürülür. Kalan netin yüzde iki buçuğunu verirsiniz. Allah'a emanet olun.

Hocam benim faizden kurtardığım bir miktar param var, nisap miktarı düşüyor. Ben
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Zekât gününüz geldiğinde elinizdeki malların maliyeti üzerinden değerini ve nakitlerin toplamını bulun. Borçlarınızı, ödeyeceğiniz faturaları, tahakkuk eden SGK gibi masrafları, vergileri toplayın, elinizdekinden düşün. Geriye kalan miktar nisap miktarından fazla ise (81 gram altın kadar) o miktarın yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin. Allah kabul etsin.

Bir kırtasiye işi ile iştigal ediyorum. Kiracıyım, sorum şu işyerimde ki giderle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Zekât için şu ölçülere dikkat edebilirsiniz: - Kendinize bir zekât günü belirleyin. Mesela bu gün, on Ramazan olabilir. Her sene o günü zekât için aşağıdaki hesabı yapma günü olarak belirleyin. - O hesap gününüzde elinizde seksen bir gram altın veya onun değerinde bir mal varsa siz zekât mükellefisiniz. Daha az ise o sene mükellef değilsiniz. - Elinizde nakit, çek-senet, alacaklar, satılık mal (maliyetleri üzerinden hesaplanacak) ne kadarsa onları toplayın. Bu toplam sizin sermayeniz olacak. - Alacaklardan geri dönmesi zayıf alacakları erteleyebilirsiniz. (Onların payını geri döndüklerinde yaparsınız.) - Varsa borçlarınızı, tahakkuk etmiş faturalarınızı toplayın; elinizdekilerin toplamından düşün. - Geriye kalan mal sizin zikat için muhatap olduğunuz maldır. Onun yüzde iki buçuğunu zekât olarak verirsiniz. - Zekât verirken kişiye veriyorsanız zekât açıklaması yapmanız gerekmez. Kuruma veriyorsanız, zekât açıklaması yapıp onları vebalden kurtarmanız gerekir. - Somali veya bir benzeri yere sizin zekâtınızı götürecek kurumun fıkhî hassasiyeti varsa rahatlıkla gönderebilirsiniz. Allah'a emanet olun.

Saygıdeğer hocam müsaadenizle zekat ile ilgili bir sualim olacak. Ben kamu kurum

ZEKAT ve SADAKA konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fitre, yemin keffâreti ve oruç fidyesi gibi dinî yükümlülüklerin fakirlere ulaştırılması için günümüzde çeşitli yöntemler gündeme gelmektedir. Bu bağlamda gündeme gelen yöntemlerden biri de askıda ekmek uygulamasıdır. Fitre, yemin keffâreti ve oruç fidyesinin, fakirin bir günlük gıda ihtiyacını karşılayacak miktarda ve vasıfta olması gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/366) Yemin keffâreti ve oruç fidyesinin miktarı da bir fitre miktarıdır. Askıda ekmek uygulamasında zekât, fitre ve fidyenin, verilmesi gereken yerlere ulaşıp ulaşmadığının tespit edilmesi oldukça zordur. Dolayısıyla bu uygulamada verilen ekmeğin fitre verilebilecek yere ulaştığı garanti edilemediğinden fitre, yemin keffâreti ve oruç fidyesi, askıda ekmek uygulaması yöntemiyle ödenmiş sayılmaz. Bu tür uygulamalar, genel hayır ve hasenât kabilinden olup diğer bağışlar yoluyla yaşatılmalıdır.

Fitre, yemin keffâreti ve oruç fidyesinin askıda ekmek uygulaması yoluyla verilm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın verileceği kimseler Kur’ân-ı Kerîm’de belirtilmiştir. Bunlar; fakirler, miskinler, zekât toplamakla görevlendirilen memurlar, müellefe-i kulûb/kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenen kimseler, hürriyetlerini elde etmeye çalışan köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış olanlardır. (bk. et-Tevbe, 9/60) Fakir ve miskin; temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olmayan kimsedir. Ancak temel ihtiyaçları dışında, ister artıcı (nâmî) vasıfta olsun ister olmasın, nisap miktarı mala sahip olan kimse fakir veya miskin kapsamında olmadığından ona zekât verilmez. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/261) Zekât toplamakla görevlendirilenler (âmilûn); Müslüman devlet başkanı (ülü’l-emr) tarafından zekât toplama görevi için tayin edilen memurlardır. Devlet başkanı tarafından zekât memuru olarak tayin edilmeyen fertler veya sivil kuruluşlar, bu kapsamda değildir. Müellefe-i kulûb; kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenen kimselerdir. Hz. Peygamber (s.a.s.), gerek zekâttan gerekse devlet gelirlerinden kalplerini İslam’a ısındırmak istediği kişilere pay vermiştir. (Buhârî, Farzu’l-humus, 19 [3143]; Tirmîzî, Zekât, 30 [666]). Hulefâ-i râşidîn döneminde bu gruba girenlere, zekât verme şartları ortadan kalktığı gerekçesiyle zekât verilmemiştir. Müçtehitlerin bir kısmı bu uygulamayı benimserken, diğer bir kısmı müellefe-i kulûba zekât verme uygulamasının şartlara ve maslahata bağlı olarak devam ettiği görüşündedir. Bu sınıfa zekât verilebileceğini savunan âlimler, bu yönde bir tasarrufun devlet yetkililerinin takdirine bağlı olduğunu söylemişlerdir. (Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, 1/43;2/351; 3/24) Hürriyetlerini elde etmeye çalışan köleler; âzat olmak üzere belli bir bedel üzerine anlaşma yapmış ve bu gayeyle yardıma muhtaç olmuş kölelerdir. Borçlu; kul hakkı olarak borcu olan ve borcunu ödeyeceği maldan başka nisap miktarı malı bulunmayan kimsedir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/263) “Allah yolunda” anlamına gelen “fî sebîlillah” ifadesi; orduyla birlikte savaşa gitmek istediği halde maddî imkân bulamayan mücahitleri içermektedir.Hac yoluna çıkıp fakir duruma düşen hac yolcularını da bu kapsamda değerlendirenler vardır. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/188) Yolda kalmış kimse; normalde zengin sayılacak miktarda malı bulunsa bile, çıktığı yolculukta parasız kalıp parasına ulaşma imkânı bulamayan, başka bir deyişle, parasızlıktan yolda kalmış ve memleketine dönemeyen kimsedir. Bu kimseye, malına ulaşıncaya kadarki ihtiyaçlarını gidermesine yetecek miktarda zekât verilebilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/46) Günümüzde yolcu olan kişi istediği zaman memleketindeki parayı banka kartı veya başka bir yöntemle alma imkânına sahipse ona zekât verilmez.

Zekât kimlere verilir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fıtır sadakasının geçerlilik şartlarından biri de fitre alması caiz olan kimselere temliktir. Cami, okul, köprü, yol vb. yerler fitre ve zekât alabilecek yerler olmadığından bu tür yerlere fıtır sadakası verilemez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/368-369) Bu tür yerlerin ihtiyaçları fitre, fidye ve zekât dışındaki hayır ve hasenattan karşılanmalıdır.

Fıtır sadakası cami inşaatı için verilebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın, Kur'ân-ı Kerîm’de belirlenen yerler dışında herhangi bir yere verilmesi caiz değildir. Bu anlamda olmak üzere cami, köprü, yol, okul, yurt, çeşme vb. hayır işlerine zekât verilemez. Zira zekât ve fıtır sadakasının sahih olmasının şartlarından biri temlikin zekât alması caiz olan kişilere yapılmasıdır. Temlik, eşya üzerindeki mülkiyet hakkını başka bir kişiye devretmek demektir. Zekât ve fıtır sadakasının tüzel kişilere, binalara, camilere veya kuyu gibi yerlere verilmesi durumunda zekât ve fitre, zekât alması caiz olmayan yerlere verilmiş olur. Bu bilgilere göre herhangi bir hayır kurumu aracılığıyla su kuyusu açılması için zekât verilemez. Bu tür faaliyetler zekât dışındaki hayır ve hasenattan karşılanır.

Fakir Müslümanların yaşadığı bölgelerde “su kuyusu” açılması için zekât verilebi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın verilebileceği yerler Kur’ân-ı Kerîm’de ismen sayılarak belirtilmiştir. Bunlar; fakirler, yoksullar (miskinler), zekât toplamakla görevlendirilen memurlar, müellefe-i kulûb, hürriyetlerini elde etmeye çalışan köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler (fî sebîlillah) ve yolda kalmış olanlardır. (et-Tevbe, 9/60) Bu âyette belirtilenler kurum değil, bireylerdir. Buna göre zekât bizzat bireye veya onun vekiline verilmelidir. Bu genel ilkeye göre adı ne olursa olsun kurumlara zekât verilmez. Âlimlerin çoğunluğunun görüşü bu istikamettedir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/43-46; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/272; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/497-498) Ancak halka hizmet veren bu gibi kurumlara gönüllü yardımlar yapılabilir.

Hastanelere alınan sağlık cihazları zekât yerine geçer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın sarf yerleri, Kur’ân-ı Kerîm’de (et-Tevbe, 9/60) belirlenmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.)de toplanan zekâttan kendisine hisse verilmesini isteyen bir zata hitaben, “Yüce Allah, zekât (taksimi) hususunda bir peygamberin veya başkasının hükmüne razı olmadı, onunla ilgili hükmü bizzat kendisi verdi ve onu sekiz sınıfa taksim etti. Eğer o sınıflardan isen sana hakkını veririm.” (Ebû Dâvûd, Zekât, 23 [1630]) buyurmuştur. Bu itibarla, belirli şartları taşıyan Müslümanların yükümlü oldukları zekât ve fıtır sadakasının, Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak tarafından belirlenen yerler dışında herhangi bir yere verilmesi veya cami, köprü, yol, okul, yurt, çeşme gibi yerlere sarf edilmesi caiz değildir. Zira zekât ve fıtır sadakasının sahih olmasının şartlarından biri de bunların zekât alması caiz olan gerçek kişilere temlik edilmesidir. İlgili âyetteki “Allah yolunda” anlamına gelen “fî sebîlillâh” ifadesi, orduyla birlikte savaşa gitmek istediği halde maddî imkân bulamayan mücahitleri içermektedir. Hac yoluna çıkıp fakir duruma düşen hac yolcularını da bu kapsamda değerlendirenler vardır. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/188) Buna göre okullar, Kur’ân kursları, camiler ve benzeri hayır kurumları, zekât verilecek yerler bağlamında “fî sebîlillâh” kapsamına girmez.

Zekât âyetinde geçen “fî sebîlillâh”ın kapsamına okullar, Kur’ân kursları, camil

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.