İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Zekât âyetinde geçen “fî sebîlillâh”ın kapsamına okullar, Kur’ân kursları, camiler ve benzeri hayır kurumları girer mi?

Cevap

Zekâtın sarf yerleri, Kur’ân-ı Kerîm’de (et-Tevbe, 9/60) belirlenmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.)de toplanan zekâttan kendisine hisse verilmesini isteyen bir zata hitaben, “Yüce Allah, zekât (taksimi) hususunda bir peygamberin veya başkasının hükmüne razı olmadı, onunla ilgili hükmü bizzat kendisi verdi ve onu sekiz sınıfa taksim etti. Eğer o sınıflardan isen sana hakkını veririm.” (Ebû Dâvûd, Zekât, 23 [1630]) buyurmuştur. Bu itibarla, belirli şartları taşıyan Müslümanların yükümlü oldukları zekât ve fıtır sadakasının, Kur’ân-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hak tarafından belirlenen yerler dışında herhangi bir yere verilmesi veya cami, köprü, yol, okul, yurt, çeşme gibi yerlere sarf edilmesi caiz değildir. Zira zekât ve fıtır sadakasının sahih olmasının şartlarından biri de bunların zekât alması caiz olan gerçek kişilere temlik edilmesidir. İlgili âyetteki “Allah yolunda” anlamına gelen “fî sebîlillâh” ifadesi, orduyla birlikte savaşa gitmek istediği halde maddî imkân bulamayan mücahitleri içermektedir. Hac yoluna çıkıp fakir duruma düşen hac yolcularını da bu kapsamda değerlendirenler vardır. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/188) Buna göre okullar, Kur’ân kursları, camiler ve benzeri hayır kurumları, zekât verilecek yerler bağlamında “fî sebîlillâh” kapsamına girmez.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın verileceği yerler, Tevbe sûresinin 60. âyetinde belirlenmiştir. Buna göre zekât, ilke olarak fakirlerin ve ihtiyaç sahibi bireylerin hakkıdır. Bu itibarla, belirli şartları taşıyan Müslümanların yükümlü oldukları zekât ve fıtır sadakasının, Kur’ân-ı Kerîm’de belirlenen yerler dışında herhangi bir yere verilmesi veya cami, köprü, yol, okul, su gibi hayır işlerine sarf edilmesi caiz görülmemiştir. Bu esas gözetilmeksizin zekât niyeti ile yapılan ödemeler zekât yerine geçmez. Zekât, kendilerine zekât verilmesi caiz olan kimselere doğrudan teslim edilebileceği gibi aracı vasıtası ile de ulaştırılabilir. Bu aracının birey olması ile kurum olması arasında fark yoktur. Buna göre hayır kurumu veya sivil toplum kuruluşu, toplayacağı zekâtları Kur’ân’da belirlenen yerlere/fakir ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyorsa aracı konumunda olan bu kuruluşlara zekâtı fakir vb. alacaklılara ulaştırma vekâleti verilebilir. Zekâtı hak sahiplerine ulaştırmayıp, inşaat, aydınlatma, büro masrafları gibi genel hizmetleri içinde değerlendirecek olan kuruluşlara ise zekât verilmez. Halka hizmet veren bu gibi kurumların varlıklarını sürdürmeleri için desteklenmeleri önemlidir. Ancak bu, zekât dışında gönüllü yardımlar yolu ile yapılmalıdır. Bunun yanında kamusal ve bireysel denetimler de ihmal edilmemelidir.

Sivil toplum kuruluşlarına zekât verilebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın, Kur'ân-ı Kerîm’de belirlenen yerler dışında herhangi bir yere verilmesi caiz değildir. Bu anlamda olmak üzere cami, köprü, yol, okul, yurt, çeşme vb. hayır işlerine zekât verilemez. Zira zekât ve fıtır sadakasının sahih olmasının şartlarından biri temlikin zekât alması caiz olan kişilere yapılmasıdır. Temlik, eşya üzerindeki mülkiyet hakkını başka bir kişiye devretmek demektir. Zekât ve fıtır sadakasının tüzel kişilere, binalara, camilere veya kuyu gibi yerlere verilmesi durumunda zekât ve fitre, zekât alması caiz olmayan yerlere verilmiş olur. Bu bilgilere göre herhangi bir hayır kurumu aracılığıyla su kuyusu açılması için zekât verilemez. Bu tür faaliyetler zekât dışındaki hayır ve hasenattan karşılanır.

Fakir Müslümanların yaşadığı bölgelerde “su kuyusu” açılması için zekât verilebi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın verilebileceği yerler Kur’ân-ı Kerîm’de ismen sayılarak belirtilmiştir. Bunlar; fakirler, yoksullar (miskinler), zekât toplamakla görevlendirilen memurlar, müellefe-i kulûb, hürriyetlerini elde etmeye çalışan köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler (fî sebîlillah) ve yolda kalmış olanlardır. (et-Tevbe, 9/60) Bu âyette belirtilenler kurum değil, bireylerdir. Buna göre zekât bizzat bireye veya onun vekiline verilmelidir. Bu genel ilkeye göre adı ne olursa olsun kurumlara zekât verilmez. Âlimlerin çoğunluğunun görüşü bu istikamettedir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/43-46; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/272; İbn Kudâme, el-Muğnî, 2/497-498) Ancak halka hizmet veren bu gibi kurumlara gönüllü yardımlar yapılabilir.

Hastanelere alınan sağlık cihazları zekât yerine geçer mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekât, fakirin şahsına verilebilen bir ibadettir. Kur’an kursu şahıs değildir; kurumdur. Kuruma zekât verilemez. Allah’a emanet olunuz.

Kur’an kursunda kullanılmak üzere alınan tül ve perdeler veren tarafından zekata
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekâtın verileceği kimseler Kur’ân-ı Kerîm’de belirtilmiştir. Bunlar; fakirler, miskinler, zekât toplamakla görevlendirilen memurlar, müellefe-i kulûb/kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenen kimseler, hürriyetlerini elde etmeye çalışan köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış olanlardır. (bk. et-Tevbe, 9/60) Fakir ve miskin; temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olmayan kimsedir. Ancak temel ihtiyaçları dışında, ister artıcı (nâmî) vasıfta olsun ister olmasın, nisap miktarı mala sahip olan kimse fakir veya miskin kapsamında olmadığından ona zekât verilmez. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/261) Zekât toplamakla görevlendirilenler (âmilûn); Müslüman devlet başkanı (ülü’l-emr) tarafından zekât toplama görevi için tayin edilen memurlardır. Devlet başkanı tarafından zekât memuru olarak tayin edilmeyen fertler veya sivil kuruluşlar, bu kapsamda değildir. Müellefe-i kulûb; kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenen kimselerdir. Hz. Peygamber (s.a.s.), gerek zekâttan gerekse devlet gelirlerinden kalplerini İslam’a ısındırmak istediği kişilere pay vermiştir. (Buhârî, Farzu’l-humus, 19 [3143]; Tirmîzî, Zekât, 30 [666]). Hulefâ-i râşidîn döneminde bu gruba girenlere, zekât verme şartları ortadan kalktığı gerekçesiyle zekât verilmemiştir. Müçtehitlerin bir kısmı bu uygulamayı benimserken, diğer bir kısmı müellefe-i kulûba zekât verme uygulamasının şartlara ve maslahata bağlı olarak devam ettiği görüşündedir. Bu sınıfa zekât verilebileceğini savunan âlimler, bu yönde bir tasarrufun devlet yetkililerinin takdirine bağlı olduğunu söylemişlerdir. (Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, 1/43;2/351; 3/24) Hürriyetlerini elde etmeye çalışan köleler; âzat olmak üzere belli bir bedel üzerine anlaşma yapmış ve bu gayeyle yardıma muhtaç olmuş kölelerdir. Borçlu; kul hakkı olarak borcu olan ve borcunu ödeyeceği maldan başka nisap miktarı malı bulunmayan kimsedir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 2/263) “Allah yolunda” anlamına gelen “fî sebîlillah” ifadesi; orduyla birlikte savaşa gitmek istediği halde maddî imkân bulamayan mücahitleri içermektedir.Hac yoluna çıkıp fakir duruma düşen hac yolcularını da bu kapsamda değerlendirenler vardır. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/188) Yolda kalmış kimse; normalde zengin sayılacak miktarda malı bulunsa bile, çıktığı yolculukta parasız kalıp parasına ulaşma imkânı bulamayan, başka bir deyişle, parasızlıktan yolda kalmış ve memleketine dönemeyen kimsedir. Bu kimseye, malına ulaşıncaya kadarki ihtiyaçlarını gidermesine yetecek miktarda zekât verilebilir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/46) Günümüzde yolcu olan kişi istediği zaman memleketindeki parayı banka kartı veya başka bir yöntemle alma imkânına sahipse ona zekât verilmez.

Zekât kimlere verilir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Zekat fakir Müslüman’ın hakkıdır. İslam uğruna iş görüyor olsalar bile kurumlara zekat verilemez. Kursta netice de bir kurumdur. Kur’an’a hizmet ediyor olması bu hükmü değiştirmez. Bu başlığı, KUR’AN KURSU TALEBESİNE şeklinde değiştirmemiz durumunda ise mümkündür. Çünkü talebe bireydir, zekat bireyin hakkıdır.

Kur’an kursuna zekat istediler, versem bir sıkıntı olur mu?

ZEKAT ve SADAKA konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fukahâ arasında toprak ürünlerinin öşründe nisabın aranıp aranmamasıyla ilgili olarak iki temel görüş bulunmaktadır. Hanefilerden İmâmeyn ve diğer mezheplerden fakihlerin çoğu, beş “vesk” miktarına ulaşmadıkça öşür gerekmediğini ifade eden hadislere (Buhârî, Zekât, 42 [1459]; Müslim, Zekât, 1-6 [979-980]) dayanarak toprak ürünlerinde nisabı gerekli görmüşlerdir. (Mergînânî, el-Hidâye, 1/107, İbn Cüzey, el-Kavânîn, 72; Şîrâzî, el-Mühezzeb, 1/284; İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/5) İmam Ebû Hanîfe gibi fakihler ise bu konudaki âyet ve bazı rivayetlerin umumî oluşunudikkate alarak toprak ürünlerinin öşründe nisap aranmayacağını söylemişlerdir. (Serahsî, el-Mebsût, 3/2-3; Kâsânî, Bedâ’i, 2/59) Yüce Allah; “Ey İnananlar! Kazandıklarınızın helâl/temiz olanlarından ve size yerden çıkardıklarımızdan infak edin.” (el-Bakara, 2/267) ve “Hasat edildiğinde ürünün hakkını verin.” (el-En’âm, 6/141) ayetlerinde herhangi bir nisap kaydı olmadan topraktan elde edilen ürünlerden infak edilmesini emretmektedir. Aynı şekilde konuyla ilgili bazı hadislerde (bk. Muvatta', Zekât, 33; Buhârî, Zekât, 55 [1483]; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 2/371 [10028]) nisap kaydı olmadan ister az ister çok olsun topraktan çıkan üründen öşür verilmesinin gerektiği ifade edilmektedir. Din İşleri Yüksek Kurulu İmâm Ebu Hanife’nin görüşünü esas almaktadır. Buna göre mülk arazilerinde yetişen bütün toprak ürünleri, üzerinden yıl geçme şartı ve nisap aranmaksızın öşre tâbîdir. Ancak kişilerin evlerinin çevresinde bulunan küçük bahçe/bostan/arsalarda yetiştirilen ürünlerden veya bu yerlerdeki ağaçların meyvelerinden öşür verilmesi gerekmez. (bk. İbn Mâze, el-Muhît, 2/327; Bilmen, İlmihâl, 351)

Toprak ürünlerinin öşründe nisap var mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fıtır sadakasının geçerlilik şartlarından biri de fitre alması caiz olan kimselere temliktir. Cami, okul, köprü, yol vb. yerler fitre ve zekât alabilecek yerler olmadığından bu tür yerlere fıtır sadakası verilemez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/368-369) Bu tür yerlerin ihtiyaçları fitre, fidye ve zekât dışındaki hayır ve hasenattan karşılanmalıdır.

Fıtır sadakası cami inşaatı için verilebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslam âlimlerine göre, öşürde borçlar düşülmez. Buna göre elde edilen ürün ne ise borçlar çıkarılmadan öşrü verilir. Doğrudan üretimle ilgili borçlanma söz konusuysa bunlar masraf kalemine dâhil olup oranı onda birden (% 10) yirmide bire (% 5) düşürdüğünden öşür hesabında ayrıca dikkate alınmaz.

Öşür hesaplamalarında borçlar düşülebilir mi?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.