Fetva Meclisi
Soru
Ben üniversite 4. sınıf öğrencisiyim. Bulunduğum çevrenin uzaktan yakından İslamiyet'le bir alakası yok. İçimdeki İslamiyet ateşinin devam edebilmesi için televizyon yerine her akşam Hayat Rehberi sohbetlerinizden birini dinliyorum; çok şey öğrendim ve eksiklerimle beraber tamamlamaya çalışıyorum. Tesettürlü biri değilim ama istiyorum ki sabah akşam secdeden kafamı kaldırmayayım. Bir taraftan okul ve iş sorumluluğu yükleniyor üstüme. Çok geç buldum bu maneviyatı, bir daha kaybetmek istemiyorum, korkuyorum. Acaba sadaka, namaz, oruç, dua... bunlardan başka beni bu yoldan şeytanın caydıramayacağı bir şey varsa söyler misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Biz Allah’ın kullarıyız. Bizi yaratan, kaderimizi yazan odur. Böyle inanıp böyle yaşayan için hayat kısa bir imtihandır. O imtihanda elinden geleni yapar, gerisini Rabbine bırakır kul. Böylece de her durumda kalbi huzur içinde olur. Asla bugünkü durumunuza size son on dakikanızdır denecek durum arasında fark görmeyin. Şimdi de o on dakikada da siz Allah’ın kulusunuz, sizin için bir şey değişmemelidir. Allah tamam demedikçe sizi kimse bu dünyadan çıkaramaz. Adına hastalık dönemi demeyin, hayatınızın bir anı deyin, öyle görün, şeytan sizinle oynamasın, ona fırsat olacak dalgınlıklar içine girmeyin. İşinizi ve meşguliyetinizi hiç bırakmayın. Gücünüz yettikçe çalışın. Doktor izin vermeyince kenara çekilin. İbadetler ve sadaka için son nefes engeldir. Son nefesinize ise sizin bilmediğiniz kadar uzun bir zaman vardır. İki şeye dikkat edin. Birincisi size moral kırıcı telkinlerde bulunacak arkadaştan uzak durun. İkincisi de, başta Kur'an ve zikir olmak üzere manevi takviyeyi eksik etmeyin. Kur'an okuyun. Hayat sizi sıkıştırdıkça Kur'an’a sarılın. Dua edin. Allah Teâlâ’dan size afiyetler dilerim, sıhhatiniz için dua ederim.
Selamünaleyküm. Önce sizi binlerce kere tebrik ederim. Ne mutlu size, ne mutlu ne mutlu! Yolunuz nur olsun, Allah yardımcınız olsun. Elbette böyle bir vesveseye gireceksiniz; kolay mı şeytan eski bir müşterisini kaybetmektedir. Kahrolup kahretmek onun hakkı değil mi? Sakın yılmayın. Kalktığınız yerden düşmeyin bir daha. Beş kere daha düşerseniz beş kere kalkmaya hazır olun. Sürekli yenilikler yapın kendinizde ki geri dönüşünüz olmasın. Ara sıra inişler çıkışlar herkeste olur. Ashap bile böyle durumlar gördüler. Önünüze bakın, ileriye bakın, cennete bakın. Yok artık günah ve geçmiş. Onlar gitti. Ğafûr olan Allah, onları temizledi. Yeni hayatınıza bakın. Sizi tekrar tebrik ederim, kutlu olsun cihadınız.
Kıymetli kardeşim, öncelikle daha kendilerini bile tanımakta aciz ve yetersiz insanların senin hakkında gelişigüzel söyledikleri sözlere inanıp neden bütün hayatını silebilecek kadar büyük bir düşünceye gidiyorsun. Bu kadar ehil olmayan insanların, öylesine konuşmuş olmak için konuşup söyledikleri sözlerin senin hayatında bu kadar önemli bir yer alabilmelerine asla izin verme. Öncelikle bu işlerde uzman olan biriyle özgeçmişinle beraber bir istişare yap. Neleri eksik yaptığını öğren, nerelerde yetersiz olduğunu öğren, neyin yanlış olduğunu öğren. Bunları hallettikten sonra yapman gerekenleri en güzel şekilde yapıp gerisini tamamen Allah'a bırak. Allah'a tevekkül et. O senin için hayırlı olanı sana nasip edecektir. Ne bilirsin belki de istemekte acele ettiğin şey senin için hayır değil de şerdir ve bu yüzden Allah azze ve celle seni bu işten uzak tutuyordur. Zamanı gelince belki sana da içini ferahlatacak kapılar açacaktır. Bunların bir imtihan olup senin bu imtihanlardan güzelce geçmen gerektiğini unutma. Ve kendine, etiketleyici ve umut kırıcı değil de umut verici, yol gösterici saliha arkadaşlar edinmeye önem ver. Dualarını da Allah'tan yardım istemeye, hidayet istemeye, rahmet istemeye göre yap. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Sizin bu şikâyetiniz neredeyse her Müslüman'ın öyle veya böyle şikâyetidir. Çünkü biz, bir kulluk savaşı veriyoruz. Şeytana mağlup olmadan Rabbimize kavuşmayı diliyoruz. Kesinlikle bu bir mücadeledir; temenni ile, umutla elde edilir bir şey değildir. Sizi bu hâlinizle, başkasını da bir başka şey ile oyalayacaktır şeytan. Biz ise, imtihanımız her ne ise onu başarmak için uğraşacağız. Peygamberlerden bir peygamber bile olsak durum bu olacaktı. Siz, 1- İmanınızı tartışma konusu yapmayın, öyle bir ortamda bulunmayın, 2- Asla, Allah'tan ve rahmetinden umut kesmeyin. 3- Fasıklarla beraber bulunmayın, onların gündemlerine katılmayın. 4- Yaptığınız ibadetleri az bile olsa asla küçük ve basit görmeyin. Bir kere 'Sübhanellah' demenin cennet demek olduğunu bilin. 5- Sizden daha iyi olduklarına itimat ettiğiniz bir grubun içinde bulunun. Onlarla programlı bir şekilde işler yapın. 6- Dengeli işler yapın; sadece zikir, sadece siyaset, sadece oruç gibi işler yapmayın. Farzların bütününü, nafilelerin de yapabildikleriniz kadarını yapmaya çalışın. Gerisini de Allah'a bırakın; şeytan, tevazu kılıfı ile sizi tuzağa düşürmesin. İyi haberlerinizi bekleriz. Allah'a emanet olunuz.
Böyle bir sıkıntı hissetmeniz, aktif bir iman sahibi olmanızdandır Allah’ın izni ile. Demek ki, insanlık ve din sizi ilgilendiriyor. Ne mutlu size. Bu günler de yarınlar da Allah’ındır. Dünya da onundur Samanyolu da. Biz de kullarıyız. O dilediğini yapıyor ve bizi sınıyor. Evet, bin bir komplonun içinde yaşıyoruz bu hayatı ama umudumuz bütün komplolardan daha büyük olmalıdır. Kırk kere ölsek de kırk birinciye imanla yaşama heyecanı taşıyacağımız gibi gözümüzün önünde cereyan eden bu olayları da kırk katı olsa bile zihnimizi teslim etmeyeceğimiz bir basiretle izleyeceğiz. İman ederek yaşamak bunu gerektirir. İnsanlık ve ümmet için yapılacak en büyük iş, tek kalmaya hazır bir mümin olmaktır. Mümin kadın profilini kaybolmaktan kurtarabilir bir örnek olarak kalmanız büyük bir nimettir sizin için ve yapmanız gereken en önemli görevdir. Erimeyen çekirdek, kaybolmayan Âsiye örneği olarak kalın. Siz Kur'an okurken sesinizi dinleyen melekler sizi o Rabbi ile konuşur gibi Kur'an okuyan kadın sesi olarak göklere taşısın. Siz daha istersiniz, daha ne yapacaktınız? Namaz öyle, sadaka öyle, iffetinizi korumanız öyle, yuvanız öyle... Siz umutsunuz varlığınızla, gerisi ayrıntıdır. Allah’a emanet olunuz.
Kadın ve erkek savaşının bir sahnesini görmüşsün. Elhamdülillah bir sıkıntı olmamış. Yüz verme, yalnız gezme. Cevap bile verme. Gerekiyorsa yakındaki bir emniyet mensubuna şikâyette bulun ama bu konuyu afet gibi abartmana da gerek yoktur. Sen kulluğunu yaşamana bak. Allah yardımcın olsun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İşlem görmüş deriden yapılan kayışı kullanabilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Mü'min nehyi anilmünkeri imanî bir görev olarak görür. Tepkisiz mü'min eksik mü'mindir.
Kulluk şu demektir: - Allah Teala'nın her şeyi tamamıyla bildiğine inanacaksın, - Her şeyin O'nun dilediği gibi gerçekleşeceğine inanacaksın, - Sana, yapabileceklerinle ilgili sınırlar çizdiğine inanacaksın, - Yapmak istediğini, elde etmeyi arzuladıklarını o sınırlara dikkat ederek yapacaksın, - Sonuç olarak O'nun senin kaderine yazdıkları gerçekleşecek, yazmadığı gerçekleşmeyecek, - Sen ise sonuç O'ndan geldiği için teslimiyet göstereceksin. İman budur. Huzur buradadır. Allah'a emanet olun.
Kadının eşi üzerindeki meşru hakkını erkek verdikten sonra yapacağı hiçbir harcamada erkeğin eşinden izin alması gibi bir şey söz konusu olamaz. İstişare etmek ise ayrı bir konudur.
Fatiha'nın yarıdan fazlasını okumakla namaz için zorunlu olan okunmuş olur.
Ölümden döner gibi olmuşsunuz. Allah sizi kurtarmış. Şükredin. Büyük ve samimi bir tevbe yapın. Bir daha öyle işlere dönmemeye Uhud dağı gibi büyük bir azminiz olsun. Dönün Rabbinize. Yapacak başka bir şey yok. Ama bataklığa dönmeyin. Şeytan bir kere daha sizi yakalarsa salmaz bilesiniz. Allah'a dönün ve O'nun kapısında sadık kalın.