Fetva Meclisi
Soru
Selamün aleyküm hocam,İstanbul üniversitesi sosyoloji yüksek lisans öğrencisiyim. Sorum, Maturidilik ve eşariliğe dairdir. Maturidiliği aklı öncelemesi hasebiyle savunurken eşariliği terakkiye engel olarak dillendiren eden bir tavır bulunmaktadır. Hassaten Kemalist taifeden de böyle tipler çıkmaktadır. Hatta eşariliğin başta mutezile ile beraber olduğu üzerinden tu kaka yapılmaya çalışılıyor. Ben konuların ilim sahibi kişilerce değerlendirilecek düzeyde olduğunu düşünüyorum. Söz söylemekten de imtina ediyorum. Lakin bulunduğum ortamdaki cahilliği def etmek adına ehlisünnetin tavrına uygun davranacak tavrın ne olduğunu sizden öğrenmek istiyorum. Bu konular benim haddim değil diyerek kenara çekilecek imana sahibim ama en azından batılın ve fitnecilerin tehlikeli söylemlerini susturmak adına sizden yardım bekliyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu ve benzeri hususlarda kimsenin kimseyi tatmin etmesi mümkün değildir. Tatmin olmak için sizden cevap isteyen yoktur zaten. Herkes kendi görüşünün en doğrusu olduğuna inanıyor. Siz, kalbinizin tatmin olduğu tarafa dikkat edin, başkalarının kanaatlerini önemsemeniz gerekmez. Allah'ın hükümleri ile hükmetmeyen hatta o hükümleri yok sayan bir sistemi, Müslüman'ın kendisine ait görmesi elbette kabul edilemez bir hatadır. Hatta bu kabullenmede samimiyet varsa bunu imandan kayma olarak da görebiliriz. Yalnız tevil ederek yani esasen o sistemi benimsemediği hâlde, bazı tevillerle içinde bulunanlar için aynı şeyleri söylemek gayet tehlikelidir. Bundan Allah'a sığınırız. Olsa olsa bir hatadan söz edebiliriz. Bir başka husus da biz Müslümanlar olarak, vazifemizi yanlışları bulma ve ikaz etme ile sınırlandıramayız. Asıl vazifemiz bize ait olanı ihya etmektir. Bunun için herkes çalışmalıdır.
Selamünaleyküm. Benzer bir soruya daha önce verdiğimiz cevabı size tekrar yazmak istiyorum. Meselemiz, dinimize hizmet etmek midir yoksa dinimizden hizmet görmek midir? Bunu tespit etmeliyiz. Ne yazık ki bu konuda kalbimiz huzurlu değildir. Ashabı kiramdan başka mükemmel denebilecek örneğimiz neredeyse yoktur. Siz mümkün olduğunca ashabı kiramı okuyun, inceleyin, değerlendirim. Allah yardımcınız olsun. Size önceki bir cevabımızı tekrarlıyoruz: 'İslam’ı bir bütün olarak gören; cihadı namazdan, eğitimi zekâttan, seyahati hacdan, siyaseti takvadan ayırmayan, mü’minleri kardeşler olarak görüp ırk ayrımı yapmayan, kendisini davası önünde yok sayan, biriktirmeyen, zühd içinde yaşayan, gündüzü hizmetle gecesi ibadetle geçen, televizyon ile vakit israf etmeyen, Kur’an okurken haşyet içinde eriyip giden, infak eden, ümmetin dertleri ile dertli yaşayan, affeden bağışlayan, küfre ve kâfire karşı ğayz dolu olan, Kur’an ve hadis ilimlerini can bilen, fıkıh öğrenen ve öğreten, şehadeti özleyip duran, kendisine ashabı kiramı örnek alan, çok çocuk sahibi olup her birini şeriatına adayan bir cemaat önderi bulur bulmaz onun peşine takılmakta kurtuluş vardır biiznillah. Bu ölçüleri yakalayamayan biri ise ne kadar ise ona bağlanmak da o kadar olur.'
Selamünaleyküm. Allah'ın yasaklarından bir yasakla yüzleşeceğimiz bir yerde hayır ummayız. Zaruret olmadıkça orada bulunmayız. Zaruret ise keyfililiğin üstünde bir noktadır. İslâm'ın adının bulunup hükümlerinin bulunmaması bir tehlikedir. En azından kendimizi bu tehlikeye karşı korumamız gerekir.
Selamünaleyküm. Mesleklerin adı önemli değildir. İcra edilirken ne kadar Şeriat'a uyulduğu önemlidir. O mesleğin hakkını verebilecekseniz ve icra ederken harama düşmeyecekseniz yapabilirsiniz. Bunu da siz belirlersiniz. Mesela bir 'Kur'an Kursu Hocalığı' görünüş itibariyle mübarektir. Öyledir de şüphesiz. Ne var ki, sadece başörtüsü takmaya uygundur diye mübarek olması gerekmez. Kur'an'a hizmet liyakati taşımadıktan sonra, o hocanın önündeki talebeler, Kur'an'dan alınacak şeyleri almadıktan sonra hocalık bir anlam ifade etmez. Bu açıdan bakmaya çalışın; içini doldurabilecek misiniz? Eşliğinizde bir aksama olacak mı? Bunları düşünün.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Selamünaleyküm. Kalbinizin rahat etmediği bir yerde bulunmanız doğru değildir. 1- Muhakkak camiye cemaate gidin. 2- Bir cemaate gitmeye mecbur değilsiniz, arı olan bal olan her çiçeğe konun. Hangisinde ne yarar buluyorsanız ona o yarar kadar katılın. 3- Birini diğerine benzetmeyin, kıyas etmeyin. 4- Onların hiç birinin İslam olmadığını iyi bilin. İslâm sadece kendisidir, onlar olsa olsa İslam'ın içinde bir noktadırlar.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu sadece bir felsefe oyunu, işimize bakmalıyız biz.
Selamünaleyküm. Şu anda okumayın yeter, yapacak bir şey yok.
Selamünaleyküm. Bir namazın ikinci rekâtında Fatiha'dan sonra zammı sure vardır. O rekâtı kaçıran onu tamamlarken olduğu gibi yani zammı sure ile tamamlar. Teheccüdü, ikindinin sünneti gibi kılın.
Selamünaleyküm. Bir de böyle düşünen bir bayanı atıp kurtulabilsen daha iyi yaparsın.
Selamünaleyküm. Anneniz veya benzeri biri ile bu işi görün, diğerleri kaçamak türünden oluyor.
Selamünaleyküm. Birinci bölümdeki müzik için 'müzik' denmeyebilir. Futbol, filan mezhepten önce insanca izlenebilir mi ki, başka bir gerekçe arayacaksınız?