Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Hocam, anneannem ve dedem vefat etti, annemler 4 kız 2 erkek kardeş. Büyük dayım dedemden önce öldü. Yengem ve çocukları var. Dedemden kalan mirastan ölen dayımın ailesine hak düşer mi? Onlara pay verilme durumu dinen nedir? Dedem ölmeden önce mal paylaşımını kendisi yaptı. Kimine maddi değeri yüksek tarla verdi, kimine düşük tarla verdi. Bu paylaşımdan hak sahipleri mesul müdür? Allah katında sağlıcakla kalın
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Mal sahibinden önce ölenin mirastan bir hakkı olmaz. Ama teyzeleriniz size de bir pay verirlerse onu almanızda bir sakınca olmaz.
Selamünaleyküm. Babanız vefat ettiğinde babanızın mirasını almadınız mı? Sizin o mirasta hakkınız vardır. Dedenizin torunu olarak onun hayatta olan çocukları bulundukça siz o mala mirasçı olamazsınız.
Selamünaleyküm. Ölen bir kişinin arkasından kalan mal bütün varislerinindir. Paylaşım yapılana kadar olan süredeki tasarruflar caiz değildir. Bu arada kızların aleyhine gelişen durumdan ötürü anne ve erkek kardeşin helallik talep etmesi gerekmektedir.
Aleykümselam. Annenize % 12,5; kız çocuğuna % 12,5 ve erkek çocukların her birine % 25 oranında verilmelidir kalan mal. Baliğ olan çocuklar ve anneniz sizin adınıza feragat ediyorsa sizin onu almanızda sakınca olmaz. Küçük çocuğun payına düşen ise ona bırakılacak.
Selamünaleyküm. Miras, öldükten sonra kalan malın taksimidir. Ölmeden önce mirasa müdahale etmek doğru değildir. Geriye kalanları Kur'an hükümlerine teslim olacak şekilde yetiştirip işi onlara bırakmak lazımdır. Anne baba sağ ise evladın malından belli bir oranda pay alırlar. Bu bir Kur'an hükmüdür. Mirasçılardan her hangi biri hakkından vazgeçebilir; onun payı geri kalanlara helal olur. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Babanız vefat ettikten sonra dedeniz vefat ettiği için siz, dedenize mirasçı olma durumundasınız. Amcalarınız sağ iken de size mirasçılık verilmez. Eğer amcalarınız ve halalarınız babanı da kendi rızaları ile taksime koyarlarsa sakıncası yoktur. Şu anda yapılabilecek de budur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Sizin duaya değil biraz akla ihtiyacınız var; deli misiniz, deli oyunu mu oynuyorsunuz? Çıldırdınız mı? Sadece kendinizi değil, mü'min bir toplumun ahlâkını çukura itiyorsunuz. Ateşle oynamayın. Allah'tan korkun. Ölümü unutmayın. Kabirde ne yapacaksınız? Orada yalnız kalmayacak mısınız?
Selamünaleyküm. Normalde kardeşin kardeşe zekât vermesinde sakınca yoktur. Ağabeyinizin haram olan kredi işleminden ötürü ortaya çıkan borçlarına destek olmanız anlamına gelecek şekilde ona zekât vermeniz doğru olmaz.
Selamünaleyküm. Teheccüd namazı sekiz rekâta kadar kılınır. Hanefî mezhebi fıkhında nafile namazlardan teravih hariç cemaatle kılmak yoktur.
Selamünaleyküm. 250 gramın yüzde iki buçuk kadarını bulun. O ne yapıyorsa sizin zekât vermeniz gereken altın miktarı odur. İsterseniz onun kendisini zekât olarak verin isterseniz de bedelini para olarak verin.
Selamünaleyküm. O kadar altın zekât düşmesi için yeterlidir ama altınları geri alıncaya kadar zekâtını erteleyebilirsiniz. Geri gelince geçen zekâtı toptan verirsiniz. Durumunuz uygun ise de şimdi de verirsiniz ama altınlar geri gelmezse zekât sadakanız olarak kalır, onu geri isteyemezsiniz.
Selamünaleyküm. Kardeşim, Yanılan sensin. Hem de ciddi bir yanılgı içindesin. Yanılgın da iki noktada toplanıyor. Birincisi, iyi bir tesettürlü olmayı her şey zannediyorsun. Yanlış mı yanlış bu. Namaz veya tesettür; Allah'ın emirlerinden bir emirdir. Bunu yapan yapar, yapmayan da yapmaz. İnsan olmak ise bambaşka bir şeydir. Sen ikisini bir arada bulabileceğini zannediyorsun. Yanlış! Çok yanlış! Çok yanlış! Bulduğuna şükret, bulamadığını aramaya devam et. Ölünceye kadar da aramaya devam edeceksin. Tamamını bulan olmadı ki sen bulasın. İkincisi ise, ne demek susmak, küsmek, içine kapanmak? Olmaz böyle şey: İkaz edeceksin. İkazını takip edeceksin. İkinciye, üçüncüye, beşinciye hiçbir şey olmamış gibi ikaza devam edeceksin. Bütün peygamberlerin ortak taktiği ve bize bıraktıkları mirası budur. İçine kapanman, ona hatasında destek olmandır. Kabahatine de ortak olursun. Ayrıca bir iki nasihatime de kulak vermeni tavsiye ederim. Evlilik tarihinizi ve yaşlarınızı belirtmemişsiniz. Anlaşılan yirmili yaşlardasınız. Size nasihatlerimi dinleyin: a- İdeal başlayan, devam eden evlilik bu dünyada olmamıştır, olmayacaktır da... Dünya ideallerin hayalinin olduğu bir yerdir. Şeytanın en önemli ilgi alanlarından biri hatta en önemlisi olan evliliğin ideal olması mümkün müdür? Gerçekçi ol, bulduğunu ideale yakın duruma çekmeye çalış. b- Eşinin hatalarını konuştun ama faziletlerini konuşmadın. Olduğu gibi şeytan biri mi rastladı sana? Mutedil olmalısın; üç hatası bir iyiliği varsa iyiliği ile beraber an hatalarını ki şeytan, sürekli ateş ilave etmeye fırsat bulmasın. Hakkı unutma. Mesela sen, "ikaz edince bir süre düzeliyor" diye not etmişsin. Bu güzel bir şeydir. Demek ki eşinin düzelmeye istidadı var. Zaman gerekiyor, yoğun ilgi ve mesai gerekiyor. c- Eşinizin genç bir bayan olduğu anlaşılıyor. Bayanların etkilenme ve etkileme güçler çok yüksektir. Bunu da unutma. Ona iyi bir çevre oluşturmaya çalış. Kaşlarını aldırıyorsa, kaş aldıran biri ile oturmuştur, kaş aldırma muhabbetlerini dinlemiştir. Önce sazlığı kurut, sineklerle mücadelen kolay olur. d- Genç bir kadın ve genç bir erkek olarak, evliliğinizin başında bulunuyorsunuz. Bedenleriniz ateş gibi cinsellik doludur. Siz neden yatak odalarını daha aktif kullanarak, Kur'an'ımızın size gösterdiği aile modelini geliştirmiyorsunuz. Yatak odasını iyi kullanabilirseniz, bütün bu anlattıklarınız geçmişte olup bitmiş masallara dönüşür. Yanlış yerde beklemeyin, evliliğin kuruluşu, yaşaması, hayatiyeti, aktifliği, bereketi, maneviyatı yatak odasındadır. Yüzde yüz oradadır. Mutfak, oturma odası ve diğer ne biliyorsanız evlilik oralarda kâğıt üzerindedir. Dön yatak odasına doğru, oradan bak eşine. Oradan gördüğünü değerlendir. e- Bir önceki paragrafta sana anlattıklarımı düşündüğünde, beni meseleyi yanlış yönlendirdiğimi söyleyerek tenkit edeceksen o zaman sana iki sözüm olur. Birincisi, sen eşini bedensel olarak beğenmedin de bu itirazlar gözünde büyüyor. İkincisi de, evliliğin ne demek olduğunu, bedenlerin eşler üzerindeki etkisini bilmiyorsun. İki durumda da gelişmen gerekir. Allah Teâlâ seni, imandan sonra en büyük nimetlerden biri ile iç içe tutmaktadır. Beceremeyen sensin. Severek, okşayarak, gülerek, kaş çatarak, öperek, gıdıklayarak ama helal olan sınırında kalmak kaydıyla her şeyi yaparak elindeki nimeti kullanacaksın. İffeti ile alakalı bir iddian olmadığı sürece haksız sensin. Yemek yapamaması, bulaşıkları bekletmesi senin beceriksizliğindir. İş takip etmez, kenara çekilip susarsan olacağı budur. Erkekliğini kaçarak değil işini takip ederek göster. Çantasını yenilemek istiyor olabilir, çevresini kontrol et, eli senin üzerinde olsun, çantaya sokacak el bulamasın. Bilmem anlıyor musun? Hayat budur. Evlilik, tam tamına senin tarif ettiğin sorunların üreme merkezidir. Öyle evlendi insanlar, öyle yaşadılar, kazananlar öyle kazandılar. Çocuk konusunda bir süre daha bekleyebilirsin ama senin için süper ana yaratılmayacağını unutma! Sonunda ya çocuklarının anası o kadın olacak ya da yağmurdan kaçarken doluya tutulduğun bir kadın; tercihini yap... Bir de dua etmeyi unutmayasın.