Fetva Meclisi
Soru
Sayın hocam, ağabeyimin lisede okuyan iki çocuğu var. Normal şartlarda geçinebileceği maaşı var. Ancak nasıl ve nereye yaptığını anlatmadığı çok yüklü borcu olduğunu öğrendik. Borcun bir kısmını babam kapattı. Ancak hala aylık taksitlerle ödediği kredi borcu var. Eşi altın borçlarının da olduğunu hatta elden aldıkları bazı borçlar olduğunu söylüyor. Ağabeyim bu borçları bize söylemiyor. Çok müsrifçe harcamaları oluyordu. Babam borcu kapatmak için kirası ile geçindiği evini sattığı için mahcuplar. Sıkıntıları olsa da söylemiyorlar. Geçiniyoruz diyorlar. 1) Ben ağabeyime zekât verebilir miyim? 2) Eşim müsrifliklerinden dolayı bu hale geldiklerinden ve eninde sonunda borçlarını ödeyeceklerinden zekâtı onlara verme taraftarı değil. Buna rağmen ben kendi zekâtımı ( çalışıyorum ve nisap miktarı altınım var) ağabeyime verebilir miyim? Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Annenizin elindeki nisap miktarı altını yanında Bağkur veya başka yerlere borçlarının toplamını o mevcut altınlardan düşmeniz gerekir. Borçlar ve bu aydaki elektrik, su ve benzeri ödemelerin toplamı düştükten sonra kalan nisap miktarını geçiyorsa zekât farz olur. Şu anda veremiyor durumda ise ne kadar zekât düşeceğini hesap etsin, eli rahatlayınca versin. Borcunu bilsin, vermeye niyet etsin. Eli rahatlayınca verebilir. Altınların zekâtının altınların içinden verilmesi de şart değildir. Kaç gram altın ediyor onu bilip onun karşılığı olan para da verebilir. Allah kabul etsin.
Namazı ayrı ayrı kıldığınız gibi zekâtı da herkesin kendisi hesaplayıp verecektir. Kime zekât gerekiyorsa o zekât verir. Size bu anlattığınıza göre zekât gerekecek bir durum yoktur.
Selamünaleyküm. Birikmiş parası olmayanın zekât vermesi gerekmez. En az altı bin lira civarında yedekte bekleyen paranız olması gerekir ki zekât verin.
Selamünaleyküm. Borçlarınız bittikten sonrasına kadar, bir başka borç olan zekâtınızı vermeyi erteleyebilirsiniz. Ne kadar zekât borcunuz olduğunu hesap edin, durumunuz düzelince verirsiniz.
Borçlarınızı düştükten sonra elinizde nisap miktarı dediğimiz seksen bir gram altın veya değerinde bir birikim kalıyorsa o kalan miktarın yüzde iki buçuğunu zekât olarak verin. Bu oluşmuyorsa zekât ermenizi gerektiren bir durum yoktur. Endişelendiğiniz sıkıntılar, bilhassa sabah namazının ihmalinden de olabilir. Anne babanızın duasını almayı ihmal etmeyin. Küçük de olsa sadakalar verin. Yaptığınız işleri ehline danışmadan yapmayın. Allah yardımcınız olsun.
Fakir olan bir kardeşe zekât verilebilir. Bu, fıkhen câizdir. Hatta kişinin en yakınına zekât vermesi, akrabalık bağı sebebiyle daha sevaplıdır. Burada önemli olan şu iki nokta: Kardeşin nisap miktarı mala sahip değilse, yani yıllık giderlerini karşılayacak kadar malı yoksa ve borçları varsa zekât alabilir. Ahlaki veya kulluk zaafları, onu “zekât alamaz” hâle getirmez. (Namaz kılmıyor olması, zekât verilemeyecek kişi statüsüne sokmaz.) Sen parayı annenin eline verir, “Bu benim zekâtım, oğluna okul taksiti olarak öde” dersen ve annen de kardeşine bu paranın kaynağını söylemeden ona haber verdikten/izin aldıktan sonra onun borcunu öderse, zekât geçerli olur. Çünkü burada iki şart sağlanmış olur: Zekât, hak sahibine ulaşmış olur. Kardeşin, paranın senin tarafından verildiğini bilmediği için ne incinir ne de reddetmiş olur. Fakihler, "fakir olsa bile, zekât verdiğimiz kişi parayı israf ediyorsa yine de verilebilir ama en güzel olanı onun yerine doğrudan ihtiyacını karşılamaktır" der. Bu da senin yaptığın gibi parayı nakit vermek yerine, onun ihtiyaçlarını (okul aidatı gibi) izin alarak doğrudan ödemekle olur. Böylece hem israfın önüne geçilir hem de zekât maksadına ulaşır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. 250 gramın yüzde iki buçuk kadarını bulun. O ne yapıyorsa sizin zekât vermeniz gereken altın miktarı odur. İsterseniz onun kendisini zekât olarak verin isterseniz de bedelini para olarak verin.
Selamünaleyküm. Ölmeden önce mal paylaşımı yapıldı ise mesele bitmiştir. Haksızlık yapılması durumunda onu yapan vebale girer ama taksimat bitti, teslimat yapıldı ise miras da yok demektir. Dedeniz: 'Ben öldükten sonra şöyle taksim edin' deyip gitti ise onun anlamı yoktur. Taksimat normal şartlarda yapılacaktır.
Selamünaleyküm. Sizin duaya değil biraz akla ihtiyacınız var; deli misiniz, deli oyunu mu oynuyorsunuz? Çıldırdınız mı? Sadece kendinizi değil, mü'min bir toplumun ahlâkını çukura itiyorsunuz. Ateşle oynamayın. Allah'tan korkun. Ölümü unutmayın. Kabirde ne yapacaksınız? Orada yalnız kalmayacak mısınız?
Selamünaleyküm. O kadar altın zekât düşmesi için yeterlidir ama altınları geri alıncaya kadar zekâtını erteleyebilirsiniz. Geri gelince geçen zekâtı toptan verirsiniz. Durumunuz uygun ise de şimdi de verirsiniz ama altınlar geri gelmezse zekât sadakanız olarak kalır, onu geri isteyemezsiniz.
Selamünaleyküm. Teheccüd namazı sekiz rekâta kadar kılınır. Hanefî mezhebi fıkhında nafile namazlardan teravih hariç cemaatle kılmak yoktur.
Selamünaleyküm. Bir şey yapmanız gerekmez.