Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam, Sizi yakinen takip ediyor ve sohbetlerinizden çok istifade ediyoruz. Allah sizlerden ebeden razı olsun. Bu aralar sosyal ağlarda sizin Mustafa İslamoğlu ile bir masa etrafından otururken çekilmiş fotoğraflarınız dolaşıyor. Taziye ziyareti olduğunu paylaşımlarınızda belirtmişsiniz. Meraklı ve şüpheci zihinlerin daha iyi anlayabilmesi amacıyla bu konu hakkında bir açıklama getirebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kere ilahiyat fakültesi düşmanlığımız olamaz, yoktur da. Ama ilahiyat fakültesinin Şeriat ilimlerini öğreten bir yer olduğunu iddia etmenin yanlış olduğunu söylüyoruz. İkincisi, insanlar ilahiyat fakültesini, iffet açısından güvenli zannediyorlar ki bu bir tuzaktır. İnsanın şeytana karşı güvenli bir yer bulunabileceğini zannetmesi tuzağa düşme nedenidir. Bu iki hassasiyete dikkat edilip gerekli tedbir alındıktan sonra ilahiyat da okunabilir. Boş yakalanma tehlikesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Mesela sizin emelinizle ilahiyatlar uyuşan yerler değildir. Siz, Diyanette veya MEB'de görev almak için okuyacak olsaydınız diyeceğimiz yoktu. İlahiyat yerine ne yapılabilir sorusu ise herkes için değişkendir. Sizin yaşınız, kapasiteniz, ailenizin durumu, size verecekleri iznin niteliği gibi soruların cevabına bağlı olarak sizin ne yapabileceğinize de cevap verebiliriz. Ama her şeyden önce gereken şey olan ALLAH’A ADANMIŞLIĞA HAZIR OLMAK sizde samimi ise mesele yoktur, sizin aşamayacağınız yoktur, elinize geçmeyecek nimet olamaz.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim; Dertliyiz ama çaresiz değiliz. Umutluyuz, dikiz biiznillah. Kardeşlerimizin varlığı içimizi açıyor, kendimizi göklerde meleklerle yarışır zannediyoruz. Size dualar ederim, dualarınızı beklerim. Unutmayın bizi, ayaklarımız kaymasın, dilimiz keke olmasın. Mü'minlerin gönlünde yer bulmak; ne büyük nimettir Rabbim, ne büyük!
Aleykümselam. Mü'min, her çiçeği izleyen arı gibi olmalıdır. Kovanını unutmadığı sürece çiçekten çiçeğe dolaşmasında da sakınca yoktur. Bulunduğu çiçeğin üzerinde yapışıp kalan arı ise bal yapamaz. Kendinizi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemden başka kimsenin bağımlısı görmemelisiniz. Kimseyi de hor görmemelisiniz. Hepimiz kuluz, kulluk yapmaya çalışıyoruz. Birbirimizin farklılıklarına tahammül etmeye de mecburuz. Sözünü ettiğiniz yerden size fayda olarak ne gelecekse onu alın. Biiznillah zarar da gelmez. Ortalama bir yol tutturmalısınız. Sabırlı ve sebatlı gidilen her yol neticede hayra ulaşır. Allah yardımcınız olsun.
Zeynep kızım, selamünaleyküm. Yazını okudum. Allah senden razı olsun. Seni payidar kılsın. Annene babana afiyetler versin. Sonra da hepimizi cennetlerinde buluştursun. Seni tebrik ederim. Sakın unutmayasın. Bu uygulamaların şeytanı delirtebilir ve sana bin bir tuzak kurabilir. Ona göre de sen iradenle güçlü ol, ibadetlerinle, sürekli Kur'an okumanla kendini canlı tut. Senin için dualar ederim kızım, senden de dua beklerim. Selamünaleyküm.
Selamünaleyküm. Kalbinizin rahat etmediği bir yerde bulunmanız doğru değildir. 1- Muhakkak camiye cemaate gidin. 2- Bir cemaate gitmeye mecbur değilsiniz, arı olan bal olan her çiçeğe konun. Hangisinde ne yarar buluyorsanız ona o yarar kadar katılın. 3- Birini diğerine benzetmeyin, kıyas etmeyin. 4- Onların hiç birinin İslam olmadığını iyi bilin. İslâm sadece kendisidir, onlar olsa olsa İslam'ın içinde bir noktadırlar.
Değerli Kardeşim. Daha önce hocamıza gönderilmiş olan benzer soruya verdiği cevabı sizinle paylaşayım; Aziz kardeşim. İmkânınız olsa da İslam tarihini başından itibaren bugüne kadar satır satır inceleseniz. Ne yazık ki bu ümmetin en ağır imtihanı iç imtihanı olmuştur. Sözünü ettiğiniz tartışmalar sadece şu anda bulunan sıkıntılar değildir. Tarih, benzer sürtüşmeler, tartışmalar ve ithamlarla doludur. Ama o muhteşem kullukları yaparak bu imtihanı kazanıp gidenler de o tartışmaların arasından sıyrılarak gitmişlerdir. Yani şunu söylemek istiyorum: Bizim imtihanımız müşrikleri, Yahudileri ve bize düşmanlığını bildiğimiz kitleleri aşarak Rabbimize gitmek değildir. Allah Teâlâ, önümüze neyi çıkarırsa onu kazanmaya mecburuz. Ashabı kiram başta olmak üzere bütün nesiller bu imtihana tabi tutulmuşlardır diyebiliriz. Bize düşen bundan ibret almaktır. Kâfirin önünde ceketini düğmeleyen ama mü'min kardeşinin önünde kaplan kesilen mü'min kendisi ile çelişen bir tavır içindedir. Bu üzücü ama gerçektir. Bu dini böyle yaşayacak ve Rabbimizin rızasını kazanacağız. - Mü'min değerlidir. Hiçbir günah mü'mini atma nedenimiz olamaz. - Mü'minler Allah'ın kitabı, Peygamber aleyhisselamın sünnetini katiyetle tartışamazlar. Âyetler ve hadisler bizim imanımızdır. - Ümmet'imizin büyükleri olanlar, ulemamız, fukahamız, meşayıhımız, mücahitlerimiz önderlerimiz ve örneklerimizdir. Ama putlarımız değildirler. - Kur'an ve Sünnet ölçülerinde içtihat ederek önümüzü açan, bize yol gösteren müçtehitlerimizi hürmet ve takdirle anmaya mecburuz. Allah'ın şeriatını anlamamıza katkı sağlayan her içtihat bizim için bir nimettir; kıymetini biliriz. - Müçtehidi peygamber gibi göremeyiz elbette. Onun makamı hiçbir şekilde nübüvvet makamının şu kadarı bile sayılamaz. Dolayısıyla peygamberlik makamına göre durumu belli olan bir müçtehidin sözü de hadislerin yanında kendisinin peygamberlik makamındaki yeri gibidir. Ve elbette bir müçtehidin sıradan bir mü'mine göre mevkii ölçülemeyecek kadar farklıdır. Müçtehidin sözü ile sıradan bir mü'minin sözü arasında da bu mesafe vardır. - Mü'minlerin nefislerini tatmin için dinimize ait konuları kullanmaları en iyi ifadeyle bir çirkinliktir. Birbirimizi ezmek için dinimiz dışında bir şeyi kullanmalıydık. - Aklı olan, mü'minle uğraşmaz. Uğraşılacak şirk ehli, dalalet ehli mi kalmadı? Aynı şekilde, mü'minle uğraşanla uğraşmak da akıllılık değildir. - Fitneden uzak durun. Mescitlere gidip namazlarınızı eda edin. Evinizin kıymetini bilin. Mü'min kardeşlerinizi cennet arkadaşları olarak bilin. İslam'ı cemaatinden, tarikatından ibaret görenlerin kısırlığı sizi boğmasın. İslam, bütün kâinatı kuşatacak güçtedir. Sürtüşerek değil kuşatarak Allah'a ulaşabiliriz. Kötüleri örnek görmeyin. Yılmayın, usanmayın. Allah'a emanet olun.